Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 2,723
» Son Üye: Russia
» Toplam Konular: 153
» Toplam Yorumlar: 170

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 31 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 31 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Miras Hukukunda İyiniyet
Son Yorum: Admin
09.10.2017 21:05
» Yorumlar: 1
» Okunma: 319
Hükümlü ve tutuklular hak...
Son Yorum: silaredes
26.09.2017 21:20
» Yorumlar: 9
» Okunma: 619
İyi hallilik nedir
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:11
» Yorumlar: 0
» Okunma: 42
Denetimli serbestlik soru...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:08
» Yorumlar: 0
» Okunma: 49
Denetimli serbestlik şart...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:06
» Yorumlar: 0
» Okunma: 33
Denetimli serbestliğin ka...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:04
» Yorumlar: 0
» Okunma: 26
Denetimli serbestliğin am...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:04
» Yorumlar: 0
» Okunma: 26
Denetimli serbestlik infa...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 16:03
» Yorumlar: 0
» Okunma: 27
Hapis Cezasının Ertelenme...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 15:54
» Yorumlar: 0
» Okunma: 144
Adli kontrol CMK 109 nedi...
Son Yorum: Admin
26.09.2017 15:49
» Yorumlar: 0
» Okunma: 72

 
  Hapis Cezasının Ertelenmesinde Karşılaşılan Sorunlar
Yazar: Admin - 26.09.2017 15:54 - Yorum Yok

Bu yazımızda hapis cezasının ertelenmesi, infazın ertelenmesi, infaz erteleme nasıl olur, kesinleşmiş cezanın ertelenmesi, cezayı para çevirme gibi sorularınıza cevap vereceğiz.

Tedbir kararının denetim süresi içerisinde infaz edilmesi durumu;

Denetim süresi kararın kesinleşmesi ile yükümlülüğün infazı, tedbir kararında belirtilen hususun uygulanmaya başlanmasıyla başlar.
İlamlar, vakit geçirilmeksizin denetimli serbestlik müdürlüğüne iletilmelidir.
İlamlar, görevli denetimli serbestlik müdürlüklerine gönderilmelidir.

Tedbir kararının infazının mümkün olmaması durumu;

Kanunda tedbir kararının değiştirilmesi, kaldırılması veya durdurulması durumu düzenlenmemiştir.
Yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında, hükümlünün işlediği bir suç nedeniyle tutuklanması veya daha önce işlediği suç nedeni ile mahkum olduğu hapis cezasının infazına başlanması ya da askere alınması durumunda yükümlülüğün yerine getirilmesi durdurulur. (DSHY 45/3)
Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymaması halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. (TCK 51/7)

Uyarıların zamanında yapılmaması;

Ertelemede uyarılar hakim tarafından yapılmaktadır.
Uyarıların zamanında yapılmaması kararların infazını olumsuz etkilemektedir.
Uyarının geç yapılması hükümlünün olumsuz davranışının hakim tarafından fark edilmediği veya dikkate alınmadığı anlamına gelmektedir.
İlk uyarının gecikmesi durumunda, hükümlü ikinci ve üçüncü ihlalleri daha rahat yapabilmektedir.
Mahkemeden hükümlünün uyarılmasına ilişkin cevap gelene kadar denetim süresi sona ermekte veya yükümlülüğün infazı tamamlanmaktadır.

Eğitim kurumuna devam etme zorunluluğu

Eğitim kurumu kavramının bir tanımı bulunmamaktadır.
Eğitim kurumlarının kendine özel mevzuatı bulunmaktadır.
Bazı durumlarda normal eğitimine devam eden çocuklar bu tür tedbir kararlarından olumsuz etkilenmektedir.
Eğitim öğretim sezonuyla kararın infazına başlanması ve uygulanması için gereken süre farklı olabilmektedir.
Hükümlülerin, eğitim durumları ve yaşları nedeniyle kurum mevzuatına göre bir kuruma yerleştirilmesi mümkün olamamaktadır.

Ücret karşılığında çalışma yükümlülüğü


Çalışma yükümlülüğünün ücrete bağlanması, suç işleyeni ödüllendirmek gibi algılanabilmektedir.
Hükümlünün ücretli olarak bir işe yerleştirilmesi neredeyse mümkün değildir.
Kamu kurumlarında ücretli olarak kişinin bir işe yerleştirilmesinin usul ve esasları, farklı mevzuatta düzenlenmiştir.
Hem gözetim sorumluluğu üstlenmesi hem de ücret ödemesi istenerek bir başkasından hükümlüyü çalıştırmasını beklemek mümkün olmamaktadır.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Ceza erteleme teminat parasının iadesi
Yazar: Admin - 26.09.2017 15:38 - Yorum Yok

Ceza erteleme için yatırdığınız teminatın iadesi örnek dilekçe.

.................CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA

../../......

KONU : Teminatın iadesi talebim hakkında.

Ben ..... Ceza Mahkemesi'nin .....esas ve ..... karar sayılı ilamı ile verilen ... YIL HAPİS cezası aldım.
Yukarıda anılan cezam hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınıza ..... TL (....) teminat parası yatırmıştım. Cumhuriyet Başsavcılığınıza yatırmış olduğum teminat parasının ....... numaralı banka hesabıma adım not düşülerek gönderilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Adli para cezası sicile işlenir mi
Yazar: Admin - 26.09.2017 12:24 - Yorum Yok

Merhaba arkadaşlar. Bu yazımızda Adli para cezası sicile işlenir mi , adli para cezası sabıka kaydı konusunu ele alacağız. Suçlu bulunduğunuz bir konudan mahkeme tarafından dolayı adli para cezası alırsanız bu adli sicilinize adli para cezası sabıka kaydına işleyecektir. Adli para cezası memuriyete engel midir değil midir bu konuda fikir veremiyoruz fakat 6 ay hapis ve sonrası memuriyete engeldir. Adli para cezası adli sicil kaydında yani sabıka kaydında görünür.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Adli para cezası hapse çevrilmesi
Yazar: Admin - 26.09.2017 12:22 - Yorum Yok

Adli para cezasını evinize gelen tebligata göre süresinde ödenmezse veya adli para cezasını taksite bağlama zsanız, adli para cezası taksit gecikmesi olduğunda bu adli para cezası yasal süresinde hapise çevrilir. Bu şekilde adli para cezasına itiraz hakkınız bulunmamaktadır.

Adli para cezası denetimli serbestlikten faydalanamaz.

Hapise çevilridiğinde cumhuriyet başsavcılığı tarafından yakalamanız çıkar ve yakalandığınızda açık ceza infaz kurumuna alınırsınız.

Açık ceza infaz kurumunda günlüğü 20 TL den yatarsınız. Örnek vermek gerekirse adli para cezası 3.000 TL ise 3.000/20= 150 gün yatarsınız.

Adli para cezasını cezaevinde yatarken ödediğinizde tahliye edilirsiniz.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Adli para cezası ödenmezse
Yazar: Admin - 26.09.2017 12:18 - Yorum Yok

Bu yazımızda adli para cezasını ödememek, adli para cezasını ödemessem ne olur, adli para cezası nasıl taksite bağlanır, adli para cezası taksitlendirme adli para cezası hapis çevirme konularından bahsedeceğiz.

Adli para cezasını ödememek : Adli para cezası aldığınızda ve bu ceza istinaf mahkemesince veya Yargıtay tarafından kesinleştiğinde ilgili mahkeme dosyanızı infaza verilmek üzere bağlı bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderir. Cumhuriyet Başsavcılığı ilgili kanun gereği adli para cezasının ödenmesi için mernis adresinize tebligat çıkartır. Size gelen tebligatta bulunan yasal süre içerisinde hepsini peşin olarak ödeme durumunuz yoksa bağlı bulunduğunuz vergi dairesinden taksit talep edebilirsiniz. Adli para cezasında taksit yaptırmanız için maddi durumunuz ve üzerinize kayıtlı menkul ve gayrimenkuller devlet tarafından araştırılır. Eğer peşin veya taksitli ödemezseniz hapse çevrilir. Bu konud detayları forumumuz ceza hukukunda yer alan adli para cezasını hapse çevirme makelemizi okuyabilirsiniz.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  İddianame kabul kararı işlemi
Yazar: Admin - 21.09.2017 12:06 - Yorum Yok

İddianamenin kabul kararının işlem süresi
Merhabalar arkadaşlar, sizlerden öğrenmek istediğim, Mahkeme hakimlerince kabul edilen iddianamelerin işlemlerinin yapılması amacıyla kaleme gönderilmesinden sonra bu işlemin tamamlanma süresi ne kadardır? Şöyleki iddianamenin kabul edildiği gün iddianame kabul kararının da kalem personelince hazırlanması gerekirmi yoksa bunun için bir, iki yada üç gün gibi bir süre varmıdır. Bu işlem sürelerini belirleyen bir genelge yada bir mevzuat varmıdır. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
CEVAPLAR
Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda elde etmiş olduğu deliller soruşturmaya konu olan suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe uyandırıyorsa bir iddianame düzenler. Hukuk sistemimizde ceza davası, savcı düzenlediği iddianameyi ilgili mahkemeye sunduktan ve mahkeme de bu iddianameyi kabul ettikten sonra açılır. Yani soruşturmanın bitip artık bir ceza davasından bahsedebileceğimiz an, mahkemenin iddianameyi kabul ettiği andır. İddianame kendisine geldikten sonra mahkeme, 15 gün içinde savcının kendisine sunduğu iddianameyi ve dosya içeriğini inceler. Eğer bir eksiklik görürse iddianameyi savcıya iade eder, bu durumda henüz ceza davası açılmamıştır. Savcı eksiklikleri giderip yeniden iddianameyi mahkemeyi sunar ve bu iddianame kabul edildiğinde ceza davası açılmış sayılır. Eğer mahkeme, iddianameyi incelemesi gereken 15 günlük süreyi sessiz geçirirse iddianameyi kabul etmiş sayılır ve bu 15 günün sonunda ceza davası açılmış olur.

Eyüp bey vermiş olduğunuz bilgi için teşekkür ederim. Ancak benim öğrenmek istediğim bu değil evet iddianamenin mahkemeye gönderilmesinden sonra 15 günlük bir değerlendirme süresi vardır. Mahkeme hakimince bu iddianame 15 günlük süre içinde değerlendirilir sonrasında kabul edilir yada iddianameye itiraz edilerek savcılığa itiraz edilerek iade edilir. Fakat benim öğrenmek istediğim şu; Mahkeme hakimi tarafından uyap sistemi üzerinden kabulüne karar verilen iddianameler esas aldıktan sonra iş olarak katip ekranına düştüğünde katip ekranında iddianamenin kabul kararının yazılması için bekleyen işlerin (gerçekleşme süresi, başlatma süresi de diyebiliriz) yani iddianamenin kabul kararını kaç gün içinde yapılması gerekir. Bu süreyi belirleyen yazılı bir genelge yada mevzuat vardır. Teşekkürler.

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçları
Yazar: Admin - 21.09.2017 12:03 - Yorum Yok

Bu makalemizde uyuşturucu madde hakkında suçlar, uyuşturucu madde suçları, uyuşturucu madde suçları ve cezaları, uyuşturucu cezaları kaç yıl gibi konuları ele alacağız.

A) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE KAVRAMLARI:
Uyuşturucu maddenin neler olduğuna ilişkin iç hukukumuzda herhangi bir tanım yoktur, an-cak; genellikle uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder; bunlara narkotik maddeler de de-nir.
Uyarıcı madde ise, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan maddelerdir.
Tüm ülkelerde“uyuşturucu madde” kavramı, genellikle “uyarıcı maddeleri de” kapsayacak şekilde kullanılmaktadır.
1) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDENİN TANIMI:
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tanıma göre; merkezî sinir sistemini etkile-yerek fiziksel ve/veya ruhsal bağımlılık yaratan bitkisel kökenli ya da sentetik bütün maddeler uyuşturucu madde sayılır.
Uyuşturucu ile ilgili bu tanım uyarıcı maddeleri de kapsamaktadır. Başka bir anlatımla, “uyuşturucu madde” kavramı, “uyarıcı maddeyi de” kapsamaktadır.
Bağımlılık iki yönde gelişebilir:
a) Tek konulu bağımlılık: Zaman içinde, uyuşturucu maddenin dozajının artırılmasının zorunlu duruma gelmesi.
b) Çift konulu bağımlılık: Etkisinin hissedilmesi için, süreç içinde değişik uyuşturucu mad-deleri kullanma gereksinimi.
2) PSİKOTROP MADDE KAVRAMI, TANIMI
a) Psikotrop maddeler; esas etkisi ya da başlıca etkilerinden biri ruhsal durumu düzelten do-ğal ya da sentetik kimyasal maddelerdir.
b) PSİKOTROP MADDENİN TANIMI:
Psikotrop madde; "uyuşturucu madde sayılmayan, kötüye kullanıldığında uyuşturucu mad-delere benzer olumsuz etki yaratan sentetik ilaçlar ve diğer maddeler" olarak tanımlanabilir.
Bu maddeleri iki grupta toplamak mümkündür:
1- Asıl işlevi tedavi etmek olan ve az miktarda uyuşturucu madde içeren ilaçlar.
2-Uyuşturucu maddelere benzer olumsuz etki yaratan diğer doğal veya sentetik maddeler.
Türk Hukuku yönünden tanımı:
Psikotrop madde; "1971 tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesinin eki I, II, III ve IV numa-ralı cetvellerde yer alan doğal veya yapay herhangi bir madde veya doğal ürün" demektir.

B- UYUŞTURUCU, UYARICI VE PSİKOTROP MADDELERLE İLGİLİ MEVZU-AT:
1) ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER:
a) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi:
aa) İlk metin (Resmî Gazete: 11.05.1967):
Sözleşmenin 1. maddesinde kenevir, kenevir bitkisi, kenevir reçinesi, koka ağacı, koka yap-rağı, ekim, uyuşturucu madde, kaçakçılık, ithal, ihraç, imal, afyon, tıbbî afyon, afyon haşhaşı, haş-haş kellesi, haşhaş sapı, müstahzar, istihsal, stok, ülke, istihlak gibi kavramlar tanımlanmıştır.
Sözleşme ekindeki I ve II numaralı cetvellerde doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler; III ve IV numaralı cetvellerde ise uyuşturucu madde ihtiva eden müstahzarlar kimyasal formülleri ile birlikte gösterilmiş; 2. maddede bunların denetimine ilişkin kurallar öngörülmüştür.
Sözleşme ayrıca, uyuşturucu maddelerin elde edildiği doğal bitkilerin ekimi ve üretimi, uyuş-turucu maddelerin imali ve ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, uyuşturucu madde müptelâlarının tedavisi, uyuşturucu madde suçları ile ilgili ceza hükümleri ile zapt ve müsadere gibi konuları düzenlemektedir.
Aşağıda yer alan 1972 Protokolü ile, Sözleşmenin bazı maddeleri değiştirilmiş ve Sözleşmeye bazı yeni maddeler eklenmiştir.
bb) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin Tadiline İlişkin 1972 Protokolü (Resmî Gazete: 30.06.2001):
Türkiye 25.03.1972 tarihinde Protokol'ü imzalamıştır. Uzun bir gecikmeden sonra 26.04.2001 tarih ve 4659 sayılı Kanunla Protokol'ün onaylanması uygun bulunmuş; Protokol, Bakanlar Kurulu'nun 28.05.2001 tarih ve 2001/2577 sayılı kararı ile onaylanmış, 30.06.2001 tarih ve 24448 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.
Protokol ile 1961 Tek Sözleşmesi’nin bazı maddeleri değiştirilmiş; sözleşmeye bazı maddeler eklenmiştir.
b) 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (Resmî Gazete: 07.03.1981):
Sözleşme, Türkiye tarafından 22.02.1971 tarihinde imzalanmış, 2326 sayılı Kanun’la bu söz-leşmeye katılmamız uygun bulunmuş, 07.03.1981 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 30.12.1980 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile sözleşme katılmamız onaylanmış ve Sözleşme 07.03.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından da yürürlüğe girmiştir.
Psikotrop maddeler, sözleşmeye ekli 4 cetvel halinde gösterilmiş, her cetvelde yer alan psikotrop maddelerin denetimi konusunda farklı hükümler öngörülmüş, cetvellerde değişiklik ya-pılmasının koşulları ve yöntemi belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyi kullanarak, sözleşme ekindeki cetvel I’de yer alan psikotrop maddelerin tamamı ile diğer cetvellerde yer alan psikotrop maddelerin bir bölümünü 2313 sayılı Kanun kapsamına almış; böylece, bunların TCK'nın 188 ve devamı maddeleri anlamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul edilmesini sağlamıştır. Bazı psikotrop maddeler ise Sağlık Bakanlığı tarafından yeşil reçeteye tabi tutulmuştur.
c) 1988 Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Sözleşme (Resmî Ga-zete: 11.02.1996):
Sözleşme, Türkiye Hükümeti adına 20.12.1988 tarihinde imzalanmış, 22.11.1995 tarih ve 4136 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve Bakanlar Kurulunun 16.01.1996 tarihli kararı ile onaylanmış; 11.02.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından bu tarihte yürürlüğe girmiştir.
II) ULUSAL MEVZUATIMIZ:
1) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Resmî Gazete: 09.11.1982):
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır (m. 58/2).
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
TCK’nın 188-192 ve 297. maddelerinde uyuşturucu madde suçları düzenlenmiştir.
3) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve ilgili Yönet-melikler:
a) 2313 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 24 Haziran 1933):
24.06.1933 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun başlıca şu konuları düzenlemektedir:
1- Bazı uyuşturucu maddeler sayılarak bunların imali, ithali, ihracı ve satışı yasaklanmış ya da Sağlık Bakanlığı’nın denetimine bağlanmış (m. 1); bilimsel inceleme sonucu zararlı olduğu ve toksikomani (alışkanlık, tutku) yaptığı saptanan diğer uyuşturucu maddelerin Bakanlar Kurulu ka-rarı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 19).
2- Bazı uyuşturucu maddelerin ancak Devlet tekeli altındaki fabrikalarda imal edilebileceği; imal edilen uyuşturucu maddenin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine Tekel idaresince ithal edebileceği; Tekel idaresince imal edilen uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine bu idare tarafından ihraç edilebileceği belirtilmiştir (4, 5, 6, 8, 9, 10, 12, 13).
3- Devlet tekeli altında olmayan uyuşturucu maddelerin, sadece eczane veya ecza ticaretha-nesi açmış eczacılarla, ecza ticarethanesi sahipleri tarafından, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ithal veya ihraç edebilecekleri (m. 7-11); uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ülke içinde sadece bu kimseler tarafından satılabileceği; bunlardan ecza ti-carethanelerinin sadece eczanelere, resmî kurumlara ve laboratuarlara toptan satış yapabilecekleri öngörülmüştür (m. 15, 16).
4- Ecza ticarethaneleri ve eczanelerce, alım satımını yaptıkları uyuşturucu maddelerin, öngö-rülen biçimde kayıt işlemlerini yapmaları gerektiği belirtilmiş (m. 16-18); satış ve kayıtla ilgili ku-rallara aykırılık durumları suç olarak kabul edilmiştir (m. 24, 25).
5- Esrar elde etmek için kenevir ekimi yasaklanmış (m. 3), başka amaçlarla kenevir ekimi ise izne bağlanmış (23/1); yasağa aykırı ya da izinsiz kenevir ekme ayrı ayrı suç olarak düzenlenmiştir (23/4).
6- Türk Ceza Kanunu’nun 188-191. maddelerinde yazılı suçların soruşturma ve yargılaması-nın 1918 sayılı Kanun (bu Kanunun yerini 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu almıştır) hükümlerine göre yapılması öngörülmüştür (m. 27/2).
7- Uyuşturucu maddelerin zaptı, bu maddelerden örnek alınarak laboratuarlarda incelenmesi, bunların saklanması ve müsaderesi, müsadere edilenlerin ilgili yerlere teslimi ve imhası konularında hükümler konmuş; bu konuların yönetmelikle (21.11.1982 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik) dü-zenleneceği belirtilmiştir (m. 20, 21).
8- 19.11.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Kanun’la eklenen ek 1. madde uyarınca;
aa) 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ekindeki I ve II numaralı tablolar ile bu tabloların değişikliklerinde yer alan maddelerin (uyuşturucu ve psikotrop madde imalinde kullanılan kimyasal maddelerin) imali, ithali, ihracı, nakli, bulundurulması, alımı ve satımı Sağlık Bakanlığı’nın iznine bağlanmıştır (Ek m. 1/1).
bb) Sözü edilen maddelerin izinsiz olarak imali, ithali ve ihracı, nakli, bulundurulması, alın-ması veya satılması suç kabul edilmiştir (Ek m. 1/3, 1/4).
cc) Uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imalinde kullanmak amacı ile veya kullanılacağı bi-linerek gerekli teçhizat ve diğer malzemeyi imal, ithal veya ihraç etmek, nakletmek, bulundurmak, almak veya satmak suç olarak öngörülmüştür (Ek m. 1/4).
b) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Resmî Gazete.: 21.11.1982):
c) Kenevir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 21. 10.1990):
d) 2313 sayılı Kanun’un 19. Maddesi Uyarınca Çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları:
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetki uyarınca, değişik tarihlerde birçok uyuşturucu maddeyi 2313 sayılı Kanun kapsamına almıştır.
h- 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun, İlgili Yönetmelik ve Bakanlar Kurulu Kararı
4) 3298 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 19.06.1986)
19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun, başlıca aşağıdaki konuları düzenlemiştir:
Bazı uyuşturucu maddeler sayılmış, bunların alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı Bakanlar Kurulu’nun denetimine bırakılmış (m. 1/1); kullanılmasının zararlı olduğu ve toksikomani yaptığı belirlenen diğer doğal veya yapay maddelerin de Bakanlar Kurulu kararı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 1/3).
4. maddede ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbî afyon ve karışımlarının Türk Ceza Kanu-nu’nun uygulamasında uyuşturucu madde sayılacağı, izinsiz ham afyon üretenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 188 ve sonraki maddelerinin uygulanacağı açıklanmıştır.
i) Haşhaşın Ekimi, Kontrolü, Toplanması, Değerlendirilmesi, İmhası, Satılması, İhracı ve İthali Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 04.05.1988)
j) Uyuşturucu Maddelerin Alımı, Satımı, İmali, İthali ve İhracı ile İlgili Esaslara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı (Resmî Gazete: 17.05.1987)
k) Haşhaş Kapsülü ve Tohumu Destekleme Alımı ve Satışı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararları.
Sonuç olarak üst bölümde anlatılanlara göre; bir maddenin TCK’ nın 188/3 ve 191. maddeleri kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı nasıl belirlenir?
Öncelikle ele geçirilen şüpheli maddenin bilimsel analiz yapabilecek uzman bir kurum ya da kuruluşa (Adli Tıp Kurumu, Polis Kriminal Laboratuarı, Jandarma Kriminal Laboratuarı) gönderilerek; içerdiği etken maddelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bilinen kimyasal adları, bu madde yada içeriğindeki maddelerin uyuşturucu yada uyarıcı madde niteliğinde olup ol-madığı ve uyuşturucu yada uyarıcı madde sayılmasının yasal dayanakları, sorulmalı düzenlenen raporda kimyasal adı ve özellikleri belirtilen madde ;

2313 sayılı Kanun’un 1, 2 ve 3. maddelerinde; 3298 sayılı Kanun’un 1 ve 4. maddele-rinde, ülkemizin imzalayarak taraf olduğu ve kanunla onaylanıp Resmi Gazete de yayınla-narak yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmelerde yer alması nedeniyle veya 2313 ya da 3298 sayılı kanunların verdiği yetkiye dayanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alıyorsa TCK’nın 188/3 ve 191. maddesi kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddedir.
5- 2559 Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu (Resmî Gazete: 14.07.1934):
6- 2803 Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ve İlgili Yönetmelik:
7- 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu ve İlgili Tüzük:
8- 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbî Müstahzarlar Kanunu (Resmî Gazete: 26.05.1928):
9- 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun (Resmî Gazete: 24.12.1953):
10- 984 sayılı Ecza Ticarethaneleriyle Sanat ve Ziraat İşlerinde Kullanılan Zehirli ve Müessir Kimyevî Maddelerin Satıldığı Dükkânlara Mahsus Kanun ve İlgili Yönetmelik:
11- 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (Resmî Gazete: 31.03.2007- 26479)
12- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu (Resmî Gazete: 12.04.1991)
Madde 5 (Değişik: 29/6/2006-5532/4 md.)
13- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (Resmî Gazete: 12.10.1983)
14- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
15- 5584 sayılı Posta Kanunu (Resmî Gazete: 14.03.1950)
Tıbbî veya bilimsel bir amaç için yetkili kişi veya kuruluşların gönderdikleri hariç olmak üzere, uyuşturucu maddelerin posta ile gönderilmesi yasaklanmıştır
16- 4208 sayılı Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun ve ilgili Yönet-melikler:
17- 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu (Resmî Gazete: 15.05.1971):

C) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SUÇLARI TÜRK CEZA KANUNUN HANGİ MADDELERİNDE DÜZENLENMİŞTİR ?
Uyuşturucu madde suçları 5237 Türk Ceza Kanunu'nun 188-192 ve 297. maddelerinde dü-zenlenmiştir.
Bu suçları dört grupta toplamak mümkündür:
1- Uyuşturucu madde temin etme suçları,
2- Uyuşturucu madde kullanma veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde bulundurma su-çu,
3- Sahte reçete ile uyuşturucu madde alma suçu.
4- Uyuşturucu maddeyi ceza infaz kurumları veya tutukevlerine sokma ya da bu yerlerde bu-lundurma veya kullanma suçu.

1) UYUŞTURUCU MADDE TEMİN ETMEK SUÇLARI (TCK 188):
1- İmal etmek (TCK 188/1):
Kanunlarımızda uyuşturucu madde imal etmenin tanımı yapılmamıştır. Ancak, Ülkemizin ta-raf olduğu 1961 Tek Sözleşmesinin 1. maddesinde yer alan imal ve ilgili diğer terimlerin anlamla-rına bağlı kalınarak uyuşturucu madde imal etme; "en az iki farklı maddenin kimyasal tepkimeye sokulması sonucu, bunlardan değişik nitelikte ve uyuşturucu özelliği bulunan yeni bir madde elde edilmesi veya bir uyuşturucu maddenin başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi ya da bir uyuşturucu maddenin arıtılması" işlemidir. Buna göre;
Uyuşturucu madde imal etme üç biçimde olabilir:
a) Başlı başına uyuşturucu madde olmayan iki ya da daha çok maddenin, kimyasal tepkimeye sokulması sonucu, bunlardan farklı nitelikte ve uyuşturucu özelliği olan bir maddenin elde edilmesi.
Örnek: Değişik maddelerden yapay (sentetik) olarak, meperidin, metadon, sufantanil gibi uyuşturucu maddelerin elde edilmesi.
b) Yapay veya doğal olarak elde edilen bir uyuşturucu maddenin, hangi biçim ve yöntemle olursa olsun başka bir uyuşturucu maddeye dönüştürülmesi.
Örnek: Ham afyonun morfine ya da morfinin eroine dönüştürülmesi.
c) Bir karışım içindeki uyuşturucu maddenin (damıtma, elektroliz ya da flotasyon gibi yön-temlerle), arıtılması, başka bir anlatımla saflaştırılması.
Örnek: Eroinin, damıtma yöntemi ile saflaştırılması(Saflık oranının artırılması.)

NOT :1961 Tek Sözleşmesinin Tanımlar başlıklı 1. maddesindeki düzenleme:
1961 tek sözleşmesi’nin 1. maddesinin (n) bendinde “<<İmal>> deyimi: istihsal (üretim) hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder. Ve uyuştu-rucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar.”
1961 tek sözleşmesinin 1. maddesinin (t) bendinde “<<istihsal>> deyimi: afyon, koka yap-rağı, kenevir ve kenevir reçinesi veren bitkilerden bunların toplanması ameliyesini (işlemini) ifade eder.” Biçiminde tanımlanmıştır.
Sonuç:
Üstte anlatılanlara göre kenevir bitkisinin yetiştirilmesi, toplanıp kurutulup elemek suretiyle sapçık ve tohumlardan ayrılıp toz esrar haline getirilmesi imal sayılacak mıdır ?
Kenevir bitkisinin yetiştirilmesi, yapraklarının toplanıp kurutulması ya da yapraklarındaki reçinenin toplanması imal değil üretimdir. Kenevir bitkisinin yapraklarının ufalanıp elenmesi, sapçık ve tohumlardan ayrılması, sonuçta toz duruma getirilmesi sadece fiziksel durumun değiştirilmesidir, fiziksel durumu değiştirme imal sayılmaz.

2- İthal etmek (TCK 188/1):
Uyuşturucu madde ithal etme: Uyuşturucu maddenin, ülke dışından Türkiye’ye sokulması-dır.
Dairemizin kabulüne göre;
a) İthal suçu, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin havadan, denizden ve karadan belirlenen ül-ke sınırlarından içeriye sokulmasıyla tamamlanır. İthal suçu neticesi harekete bitişik bir suç olup, hareketi bölümlere ayırmak mümkün olmadığından, bu suça eksik veya tam teşebbüs mümkün değildir.
b) Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkemizden transit olarak geçirilmesi durumunda ithal suçu değil, nakletme suçu oluşur. Burada, uyuşturucunun ülkemizde bırakılıp bırakılmayacağı önem arz etmektedir. Örneğin, İran uyruklu birisinin, İran şirketine ait TIR aracı ile Hollanda’ya yük taşımakta iken afyon sakızını kullandığı TIR aracına Tahran’da yükleyen kişinin, yasal yükü ile Hollanda’ya gitmek üzere Türkiye’ye giriş yaptığı Gürbulak sınır kapısında risk kriterleri kap-samında değerlendirme yapılarak, TIR aracında yapılan aramada uyuşturucu maddenin bulunması halinde, el konulan uyuşturucu maddenin Türkiye’de bırakılacağına dair bir delil bulunmaması nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.1983 tarih ve 1983/5-30-157 sayılı kararında kabul edildiği gibi eylemi ithal olmayıp “transit geçiş” olarak değerlendirilmesi gerekecektir.
c- İthal suçunun oluşabilmesi için, uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi ithal eden kişinin bunu kendi kişisel kullanımı için değil, başkasına satmak veya vermek için ithal etmiş olması gerekir. Kişisel kullanımı için ithal etmiş ise, ithal suçu oluşmaz; kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu meydana gelir. Sanık yurt dışından kokain dahi getirse miktar itibariyle az ve kendisinin kullanımı için getirdiğinin anlaşılması gerekecektir.
Konuya ilişkin kararlar:
a) İran uyruklu sanığın bir İran şirketine ait TIR aracı ile Hollanda’ya yük taşımakta iken 54377 gram afyon sakızını kullandığı TIR aracına Tahran’da yüklediği, yasal yükü ile Hollan-da’ya gitmek üzere Türkiye’ye giriş yaptığı Gürbulak sınır kapısında risk kriterleri kapsamında değerlendirme yapılarak TIR aracında yapılan aramada uyuşturucu maddenin bulunduğu, el konulan uyuşturucu maddenin Türkiye’de bırakılacağına dair bir delil bulunmadığı, olayın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.04.1983 tarih ve 1983/5-30-157 sayılı kararında kabul edildiği gibi ‘transit geçiş olarak değerlendirilmesi gerektiği, mahkemenin eylemi nitelendirmesinin oluşa uygun olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. (10. CD, 23.11.2005, 2005/8813-16975)

b) 19.12.2002 tarihli olay tutanağı içeriğine sanığın savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın yurt dışından, on gün önce getirdiği suça konu uyuşturucu maddeyi görevli polis memuruna satmak isterken yakalandığı olayda, daha ağır cezayı gerektiren ithal suçuna ilişkin normun satma suçuna ilişkin normu tükettiğinin ve ithal etmek fiili gerçekleştirilirken ticaret kas-tının da oluştuğunun kabul edilmesi, bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi gereğince ithal suçundan cezalandırılması, satmak suçuna ilişkin eylemin cezalandırılmayan sonraki fiiller olduğu kabul edilmekle; aradan geçen süre de nazara alınarak, sanığın ithal fiilinden sonra eyleminin hu-kuki ve fiili kesintiye uğramadığı, ithal eyleminden sonra satmak suçuna yönelik yenilenen kastının bulunmadığının anlaşılmasına göre; açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi (1412 sayılı CMUK’nın 253. maddesi) uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde satmak suçundan da ayrıca hüküm kurulması, yasaya aykırı. (10. CD, 08.02.2006, 2005/17549- 2006/1699)

c) Suça konu uyuşturucu maddenin gümrük giriş ve pasaport işlemlerinden sonra, İran’dan Türkiye’ye giriş yapıp gümrük sahası içine gelen otobüsün gizli bölmesinde ele geçirilmiş olması karşısında, uyuşturucu madde ithal etmek suçunun tamamlandığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 35/2. maddesi uygulanarak cezadan indirim yapılması; karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. (10. CD, 19.12.2006, 2006/13242-14525)

d) Uyuşturucu madde ithal etme suçu, kural olarak, uyuşturucu maddenin ülke sınırından içeri sokulması ile tamamlanır. Ancak, suçun faili uyuşturucu maddeyi gizlemeden gümrük görevlilerine kendiliğinden bildirdiği takdirde, istisna olarak, failin ithal kastının bulunmadığı ve eyleminin uyuşturucu madde bulundurma ve nakletme suçunu oluşturduğu kabul edilir. (10. CD, 19.11.2008, 2007/5799- 2008/17108)

e) İran uyruklu sanıkların kullandıkları TIR aracına yükledikleri uyuşturucuyu yasal yükleri ile birlikte Türkiye’den zorunlu olarak geçip Almanya’ya götürmek isterlerken Pendik Ro-Ro liman sahasında yapılan kontrolde yakalandıkları, suça konu uyuşturucunun ülkemizde bırakılacağına dair bir kanıt bulunmadığı, uyuşturucunun Türkiye’den transit olarak geçirilmekte olduğu an-laşıldığından sanıkların eylemlerinin uyuşturucu madde nakletmek suçunu oluşturacağı gözetilme-den yazılı gerekçe ile uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 17.12.2009, 2009/11909-19481)

f) Uyuşturucu madde ithal etme suçunun ülke sınırlarına girildiği anda tamamladığı göze-tilmeden, teşebbüs aşamasında kaldığının kabulü ile eksik ceza tayini, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır... (10. CD, 17.02.2010, 2009/9716- 2010/3619)

g) Türkiye'de ikameti bulunmayıp, transit geçiş yapacak biçiminde İran'dan getirdiği uyuştu-rucu nitelikteki 1.821 gram metamfetamini maddesini Endonezya'ya götürmek isterken havaalanın-da yakalanan İran uyruklu sanığın eyleminin, uyuşturucu madde nakletme olduğu gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmesi yasaya aykırı, (10. CD, 24.05.2011, 2011/5368 E)

3- İhraç etmek (TCK 188/1):
Uyuşturucu madde ihraç etme: Uyuşturucu maddenin, Türkiye’den ülke dışına çıkarılması-dır.
Gümrük kapısı dışındaki çıkışlarda, ihraç suçuna teşebbüs mümkün değildir. Ülke sınırı ge-çilmiş ise suç tamamlanmıştır. Sınır geçilmemiş ise, ihraç suçuna teşebbüs olmaz, fiil bulundurma ve nakletme suçunu oluşturur.
İhraç suçu genel olarak 2 biçimde oluşmaktadır.
a) Götürüldüğü yerde yakalanmasından sonra, uyuşturucunun Ülkemizden ihraç edildiğinin saptanması üzerine, o yer polisi tarafından, interpol aracılığıyla yapılan bildirim ile ihraç suçunun ortaya çıkması,
b) Ülkemiz gümrüklerinden çıkış yapılacağı esnada yapılan kontroller sırasında uyuşturucu-nun ele geçirilmesi,
Genel olarak ihraca teşebbüs mümkün değil iken, gümrüklerden çıkışlarda ihraç suçuna te-şebbüs mümkündür. Buna göre;
a) Fail gümrük memuruna yasak eşyası olmadığına ilişkin beyanda bulunmuş, ancak ülke sınırından çıkmadan yakalanmış ise, ihraç suçu teşebbüs aşamasında kalmıştır.
b) Fail gümrük memuruna beyandan önce yakalanmış ise, henüz ihraç suçunun icra hareketleri başlamadığından ihraç suçuna teşebbüs söz konusu olmaz; ancak eylem bulundurma ve nakletme suçunu oluşturur.
Örneğin Bulgaristan'a götürülmek üzere aracın zulasına yerleştirilen uyuşturucu Edirne'de gümrüğe gelmeden yakalanırsa eylemin icrai hareketlerine başlanılmadığı için, ihraç değil nakil olacaktır.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Olay tutanağı ve tanık beyanlarından sanık M’nin gümrük sahasına girmeden polis kont-rolünde yakalandığı nazara alınmadan sanığın tamamlanmış olan uyuşturucu nakli suçu yerine uyuşturucu ihracına teşebbüs suçundan cezalandırılması yasaya aykırıdır. (10. CD, 15.04.1996, 1996/3644-3967)

b) Sanığın suça konu uyuşturucu madde ile Atatürk Havalimanı gidiş katı kontrol nokta-sında yakalanmış olması ve tüm dosya kapsamına göre, eyleminin uyuşturucu madde ihracına teşebbüs aşamasında kalmış olduğu değerlendirildiğinde; biri ihraca teşebbüs diğeri tamam-lanmış nakletme olmak üzere iki ayrı suçu işlemiş olacağından; TCK’nın 44. maddesi gereğince, tamamlanmış nakletme suçundan uygulama yapılıp belirlenecek sonuç ile ihraca teşebbüs suçundan yapılan uygulama ile belirlenen sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken belirtilen nitelikte somutlaştırma ve karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi Yasaya aykırıdır. (10. CD, 11.02.2010, 2010/9695-2910)

c) Suça konu uyuşturucu maddeyi kargo ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gönderdiği anlaşılan sanığın eyleminin, TCK’nın 188/1. maddesinde yazılı uyuşturucu madde ihraç etmek suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır. (12.02.2008, 2007/22546- 2008/2193)

4- Satmak (TCK 188/3):
Uyuşturucu madde satma: Bir kimsenin, maliki ya da zilyedi olduğu uyuşturucu maddeyi bedel karşılığı başkasına devretmesidir. En çok işlenen suç şeklidir.

5- Satışa arz etmek (TCK 188/3):
Uyuşturucu maddeyi satışa arz etme: Bir kimsenin, maliki ya da zilyedi olduğu uyuşturucu maddeyi, satma iradesini açığa vuran herhangi bir davranışta bulunmasıdır.

6- Satın almak (TCK 188/3):
Uyuşturucu madde satın alma: Bir kimsenin, malikinden ya da zilyedinden, uyuşturucu maddeyi, kullanma ihtiyacı dışında bir amaç için, bedel karşılığında devralmasıdır.
Konuya ilişkin karar:
Sanığın, önceden tanıştığı Trabzon’daki kişi ile anlaşarak, bildirdiği hayalî bir kişi adına oto-büsle esrar göndermesini istediği, bu kişi tarafından koli içine konulan esrarın anlaşmaya uygun biçimde otobüsle Samsun’a yollandığı, otobüs yazıhanesine telefon eden sanığın, uydurduğu bu isme gönderilen kolinin geldiğini öğrendiği, henüz sanık tarafından yazıhaneye gidilip alınmadan görevlilerce içinde esrar bulunan kolinin ele geçirildiği, böylece esrarın sanığın tasarruf alanına girdiği ve satın alma ya da devralma suçunun tamamlandığı gözetilmeden, TCK’nın 61. maddesi gereğince cezadan indirim yapılması, yasaya aykırı. (10. CD, 08.04.1996, 1996/3157-3613)

7- Bulundurmak (TCK 188/3):
Uyuşturucu madde bulundurma: Bir kimsenin, kendisine ya da başkasına ait uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla, fiil ve/veya hukukî egemenliği altında tutmasıdır.
Suçun faili, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacı ile bulunduruyorsa, TCK'nın 191. madde-sinde yazılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçu oluşur. Bu suçun kullanma dışında bir amaç için (satmak, başkasına parasız vermek gibi) bulunduruyorsa, TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunu işlemiş olur.
Kullanmak için bulundurduğu uyuşturucu maddeyi, başkasına da ikram ederek onlarla birlikte içenin kastı, maddeyi başkasına verme olmadığından, eylem uyuşturucu temin olmayıp, kullanma olacaktır. Örneğin; aynı odada esrarlı sigaranın elden ele dolaştırılması suretiyle tüketilmesinde uyuşturucu madde ticareti olmayıp, kullanma olacaktır.
Konuya ilişkin karar:
Diğer sanıklar Fırat ve Orhan ile birlikte uyuşturucu madde kullanmaya karar verdikten sonra aralarında toplamış oldukları para ile sanık Yusuf aracılığıyla satın aldığı uyuşturucu maddeyi bir otel odasında diğer sanıklarla birlikte kullanmak üzere iken yakalandığı olayda, uyuşturucu madde temin etmek ya da ticaretini yapmaya yönelik kasıtla hareket ettiği saptanamayan sanığın, uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticaret yapma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,(10. CD, 26.12.2006, 2006/3941-14975)

Failin, uyuşturucu maddeyi hangi amaçla bulundurduğu nasıl belirlenecektir ?
a- Failin, uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla bulundurduğunu gösteren hare-ketlerinin olup olmadığı,
b- Uyuşturucu maddenin miktarı,(net 1 kilo esrar yıllık kullanım miktarı olarak kabul ediliyor)
c- Uyuşturucu maddenin bulunduğu paketlerin biçimi ve sayısı,
d- Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yerin özellikleri,
e- Uyuşturucu madde kullanma alışkanlığının bulunup bulunmadığı,
f- Failin, geçimini sağladığı bir işi veya geliri olup olmadığı,
g- Failin, yasal olarak elde ettiği gelirinin üzerinde bir yaşam düzeyi olup olmaması,
h- Failin, daha önce uyuşturucu madde suçundan hükümlü olup olmaması,
Hangi amaçla bulundurduğunu gösteren bir belirti olabilir.

8- Başkasına bedelsiz vermek (TCK 188/3):
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bedelsiz verme: Bir kimsenin, kendisine ait uyuşturucu veya uyarıcı maddenin mülkiyetini ya da zilyetliğini, bedel almadan başkasına aktarmasıdır. Be-delsiz olarak verilmesi suçun sübutuna etki etmeyecek bir durumdur.

9- Bedelsiz kabul etmek (TCK 188/3):
Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bedelsiz kabul etme: Bir kimsenin, başkasına ait uyuştu-rucu maddenin mülkiyetini ya da zilyetliğini, bedel ödemeden üzerine almasıdır. Kullanım sınırının üzerindeki uyuşturucunun bedelsiz olarak alınması da suçu oluşturacaktır.

10- Sevk etmek (TCK 188/3):
Uyuşturucu maddeyi sevk etme: Bir kimsenin, maliki veya zilyedi olduğu uyuşturucu mad-deyi, kullanma dışında bir amaçla bulunduğu yerden başka bir yere, bir başkası aracılığı ile gön-dermesi, yollamasıdır.
Posta veya kargo ile gönderme de sevk etmektir.

11- Nakletmek (TCK 188/3):
Uyuşturucu madde nakletme: Bir kimsenin, kendisine veya başkasına ait uyuşturucu mad-deyi, kullanma dışında bir amaçla bulunduğu yerden başka bir yere, götürmesi, taşımasıdır.
Kısaca belirtmek gerekirse; uyuşturucu maddeyi gönderen kişi sevk eden, götüren kişi ise nakledendir.

Konuya ilişkin kararlar:
a) Sanık hakkında, İstanbul’dan Erzincan’a uyuşturucu hap getireceği ihbarında bulunulması üzerine, sanığın yolcu olarak bulunduğu otobüste yakalandığı; elinde bulunan poşette, bir çorabın içine konulmuş olarak suça konu uyarıcı hapların ele geçirildiği ve bu hapların İstanbul’da bulunan M. K. isimli kişiden alınarak H. K.’ya teslim edilmek üzere getirildiği, böylelikle sanığın yüklenen suçu işlediği dosyadaki belge ve bilgilerden anlaşıldığı halde, sanık hakkında, uyuşturucu madde nakletmek suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, beraat kararı verilmesi yasaya ay-kırıdır. (10. CD, 22.10.2008, 2006/8557- 2008/15324)
b) İnfaz koruma memuru olan sanığın, içinde esrar olan poşeti cezaevi bahçesinden alarak giriş kapısına geldiği, nöbetçi jandarma erinin şüphelenerek poşete baktığı ve içinde esrar olduğunu anladığı, bunun üzerine sanığın süratle uzaklaşarak, poşet içindeki esrarı cezaevi duvarından aşağı döktüğü, dökülen esrarın görevliler tarafından toplandığı anlaşıldığından, esrarı cezaevinde yatan hükümlü veya tutuklu kişiye götürüp teslim edeceği kabul edilen sanığın, uyuşturucu madde nakletme suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı, ancak seçimlik hareket niteliğindeki uyuşturucu madde bulundurma suçunun tamamlandığı gözetilmeden TCK'nın 61/1. maddesinin uygulanması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır. (10. CD, 08.05.2003, 2002/28274- 2003/10657)

II) BAŞKASININ UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMASINI KO-LAYLAŞTIRMAK SUÇU (TCK 190/1):
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasını kolaylaştırmak:
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlamak,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi vermek,

III) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI ÖZENDİRMEK SUÇU (TCK 190/2):
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirmek veya bu nitelikte yayın yapmak.
IIII) KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK SUÇU (TCK 191):
Uyuşturucu madde kullanma suçu son dönemde oldukça yaygınlaşmış haldedir. Bu suçtan mahkum etmek için mutlaka ya üzerinde esrar ele geçirilmeli ya da kan veya idrar tahlili sonucu kullanıcı olduğunun saptanması gerekmektedir. Ancak, mahkemeler bu duruma dikkat etmeden sadece kullandım beyanı yeterli kabul edilip, cezalandırılma yoluna gidilmektedir. Bu hususa dik-kat edilmelidir.
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurtulmak için, ele geçirilen suç konusu uyuştu-rucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanık hakkında hem kullanma hem de uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılmış ise; sübut bulan uyuşturucu madde ticareti suçunu gizlemek ve cezasından kurtulmak için söylediği kabul edilip, kullandığı da teknik yön-temlerle belirlenemez ise uyuşturucu madde kullanma suçundan açılan davadan beraat verilmelidir.
Ticaret yaparken suçüstü yakalanan sanığın, hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan soruşturma yapılmadığı aşamada, uyuşturucu madde kullandığını da belirtmesi halinde TCK'nın 192/2. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığı kararı verilmelidir. Bu husus beraat verilmesi ile karıştırıldığından dikkat edilmelidir.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sübut bulan sanığın, bu suçu gizlemek ve cezasın-dan kurtulmak için, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu belirttiği, sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de belirlenmediği gözetilmeden, atılı suçtan beraatine yerine yazılı biçimde karar verilmesi, (10. CD, 10.05.2011, 2010/32997 Esas)
b) Evinde yapılan arama sonucu bir poşet içinde 12,5 gramdan ibaret esrar bulunması ne-deniyle, sanık hakkında bu esrarı hem satmak hem de kullanmak için bulundurduğu gerekçesiyle uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dava açılmış, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraat, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ve beraat kararı temyiz edilmemiş ise de; tüm aşamalarda suç konusu esrarı satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, muhbirin soyut ihbarı dışında delil bulunmadığı, tek olan fiilin bütünüyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulması,(10. CD, 21.06.2011, 2010/28975 Esas)
a) Satın alma, kabul etme veya bulundurma amacı:
Sanık uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kişisel kullanımı için satın alır, kabul eder veya bulundurursa, TCK'nın 191. maddesinde yer alan suç oluşur. Kullanma dışında bir amaç için satın alır, kabul eder veya bulundurursa TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suç oluşur.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Evinde ele geçen 4,92 gramdan ibaret esrarı kullanmak için bulundurduğunu belirten sa-nığın savunmasının aksine, sözü edilen uyuşturucu maddenin ticaretini yaptığına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu yerine, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûmiyetine ka-rar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 21.01.2010, 2009/5405- 2010/710)

b) Sanığın, evinde ele geçirilen 25,58 gramdan ibaret esrarı, kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, X muhbirin soyut ihbarı dışında, satmak için ya da başka amaçla bulundurduğuna ilişkin, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 22.01.2010, 2010/229-714)

c) Sanıkların birlikte seyir halinde bulundukları motosiklette şüphe üzerine yapılan arama sonucu ele geçirilen 9,28 gramdan ibaret esrarı, kullanacaklarına ilişkin savunmalarının aksine, başka amaçla bulundurduklarını gösteren kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma yerine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 27.01.2010, 2009/190- 2010/1445)

d) Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık Hacı’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numara-sından aradığında, bu sırada Hacı’yı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüpheleni-lerek telefona cevap verildiği, sanığın Hacı ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce gö-revliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (15.02.2010, 2009/2548- 2010/3279)

e) Başka bir soruşturma kapsamında şikâyetçi olarak ifade veren sanığın annesinin, sanığın cebinde kınaya benzer bir madde bulduğunu ve yaktığını; sanığın da, merak ettiğinden başkasından almış olduğu esrarı annesinin cebinden alıp yaktığını belirttiği; ancak, sanığa ait herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemediği gibi, bu maddeleri kullandığına ilişkin tıbbi bir bulguya da ulaşılamadığı, böylelikle, soyut ikrarı dışında, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçunu işlediğine ilişkin şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 29.11.2010, 2008/6322- 2010/24745)

f) Dosya kapsamına göre; başka suçlardan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde, esrar kullanmakta olduğunu belirtmesi nedeniyle hakkında kamu davası açılan sanığın, kendisine ait uyuşturucu madde ele geçirilemediği gibi, uyuşturucu madde kullandığının tıbben de saptanmadığı ve soyut ikrarı dışında, yüklenen suçu işlediğini somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, yasal ve yeterli herhangi bir kanıtın da bulunmadığının anlaşılması karşısında; beraatine karar verilmesi gerekirken, mah-kûmiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı. (10.CD, 15.02.2010, 2008/834- 2010/3241)

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulun-duran sanık hakkında uygulanacak yaptırım:
1- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bu-lunduran sanık, bu maddeyi kullanmamış ise:
Bu durumda tek seçenek vardır: TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilme-yecektir.
Bir güvenlik tedbiri olan “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu karar, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde olup temyiz yasa yoluna tabidir. Karar kesinleştikten sonra denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Sanık tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrası-nın birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar da hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, Mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı da temyiz yasa yolu açıktır.
2- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bu-lunduran sanık, bu maddeyi kullanmış ise:
Bu durumda iki seçenek vardır:
a) Birinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece tedavi ve denetimli ser-bestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilmeyecektir.
Birer güvenlik tedbiri olan “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu karar, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrası uyarınca durma niteliğinde olup itiraz yasa yoluna tabidir. Karar kesinleştikten sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır. (6217 s. K. uyarınca değişiklik yapıldı)
Sanık tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrasının birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar da hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedavi ve/veya tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı da temyiz yasa yolu açıktır.
b) İkinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası gereğince sanığın cezalandırılmasına, ayrıca aynı mad-denin 2. fıkrası uyarınca sanık hakkında “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” karar verilip dava sonuçlandırılacaktır. Bu hükmün temyiz yasa yoluna tabi olduğu tartışmasızdır.
Hüküm kesinleşince, öncelikle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Aynı maddenin 7. fıkrası gereğince; tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, aynı maddenin 7. fıkrasının birinci cümlesi gereğince hükümlünün “cezası infaz edilmiş sayılacak”; uymadığı takdirde ise “cezası infaz edilecektir”.

Konuya ilişkin kararlar:
a) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191.maddesine göre;
1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanıklar Fikret ve Murat hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceğinden,
2)Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmamış olan sanık Ali hakkında ise, hapis cezasına hükmedilmeden, bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinden,
Sanıkların hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 17.01.2011, 2008/4931- 2011/392)

b) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uya-rıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; sanığın hukuksal durumunun yeniden değer-lendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 08.02.2010, 2008/540- 2010/2617)

IIIII) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDEYİ İNFAZ KURUMUNA VEYA TU-TUKEVİNE SOKMAK YA DA BU YERLERDE BULUNDURMAK SUÇU (TCK 297/1-3-4):
Suçun cezası; 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, fiil aynı zamanda TCK’nın 188 veya 191. maddesinde yazılı suçu da oluşturacağı için; fikri içtima hükümlerine göre daha ağır ce-zayı gerektiren suç esas alınarak belirlenecek ceza yarı oranda artırılır. Buna göre;
aa) Fiil aynı zamanda TCK’nın 188. maddesinde düzenlenen suçu oluşturuyorsa: 188. mad-dede düzenlenen suçun cezası daha ağır olacağı için, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası, 297. maddenin (1) numaralı fıkrasının son cümlesi uyarınca yarı oranda artırılır.
bb) Fiil aynı zamanda TCK’nın 191. maddesinde yazılı suçu oluşturuyorsa: İnfaz koşulları da dikkate alındığında 297. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen suçun cezası daha ağır ola-cağından, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası aynı fıkranın son cümlesi gereğince yarı oranda artırılır.

D) UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARINI ETKİLEYEN NEDENLER:
1) UYUŞTURUCU MADDE TEMİN ETMEK SUÇLARINDA CEZASIZLIK NEDENLERİ:
a) Uyuşturucu madde temin etmek suçlarında cezasızlık nedeni:
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi ma-kamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddele-rin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hak-kında cezaya hükmolunmaz. (TCK 192/1).

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bu-lundurmak suçunda cezasızlık nedenleri:
a) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ki-şi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman te-min ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı mad-denin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 192/2).
b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz (TCK 192/4).



E) UYUŞTURUCU MADDE TEMİN ETMEK SUÇLARINDA CEZAYI AĞIRLAŞ-TIRAN NEDENLER:
Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunda cezayı ağırlaştıran neden olmayıp, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan ise;
a) Suç konusunun Eroin , Kokain, Morfin, Baz morfin olması(TADADİ) (TCK’nın 188/4. maddesi)
b) Suçun, suç işlemek amacıyla oluşturulan bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi. (TCK’nın 188/5. maddesi)
c) Suçun, sağlık görevlileri veya kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kimseler tara-fından işlenmesi. (TCK 188/8.maddesi)
d) Suçun terör amacıyla işlenmesi. (3713 sayılı Kanun madde 5/2)
e) İnfaz kurumuna veya tutukevine uyuşturucu madde sokma suçunda fikri içtima nedeniyle cezanın artırılması, (TCK’nın 297/1.maddesinin 2. cümlesi)
f) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi infaz kurumuna veya tutukevine sokmak ya da bu yer-lerde bulundurmak suçunda suçun hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişiler tara-fından işlenmesi. (TCK’nın 297/3.maddesi)

Ham Afyon maddesinin içerdiği morfin ve türevleri nedeniyle ceza artırılamaz.
3298 sayılı Kanunun 4. maddesinde “ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbi afyon ve müstah-zarları Türk Ceza Kanununun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır” hükmünün yer alması nedeniyle içerdiği morfin ve türevlerinin esas alınamayacağı 13.1.1964 tarih 1963/2, 1964/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca “765 sayılı TCK’nın 403/6. maddesinde sayılmayan maddelerin bu bent kapsamında değerlendirilemeyeceği”; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.1995 gün 1994/10-378 esas, 1995/73 sayılı kararlarında açıklandığı üzere 765 sayılı TCK’nın 403/6. maddesinde şiddet sebebi olarak sadece eroin, kokain, morfin, baz morfin sayılmış olup benzeri ibaresine yer verilmediği nazara alınarak, “afyon”un 765 sayılı TCK’nın 403/6. maddesinde sayılan uyuşturucu maddelerden olmadığı; diğer yandan 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 188/4. maddesinde de 765 sayılı TCK’ya benzer bir şekilde düzenleme yapılıp uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması halinde artırım yapılacağı belirtilmiş bulunduğu gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nın 188. maddesinin 4. fıkrası uygulanarak fazla cezaya hükmolunması,
Yasaya aykırı, ... BOZULMASINA, (10. CD. 2012/2655 esas ve 2012/13312 karar)

E) UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARINDA CEZAYI HAFİFLETEN GENEL NE-DENLER:
1- Uyuşturucu madde temin etmek suçlarında cezayı hafifleten neden (etkin pişmanlık):
Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın nite-liğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir (TCK 192/3).
2- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bu-lundurmak suçunda cezayı hafifleten neden (etkin pişmanlık):
Bu suç haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilir (TCK 192/3)
3- Uyuşturucu maddenin infaz kurumları veya tutukevlerine sokulması ya da bu yer-lerde bulundurulması suçunda cezayı hafifleten neden (etkin pişmanlık):
Suçun konusunu oluşturan uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi yanında bulunduran veya kulla-nan hükümlü veya tutuklu, bunu kimden ve ne suretle elde ettiği hususunda bilgi verirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir (TCK 297/4).

F) UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARINDA GÖREVLİ MAHKEME:
1) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE TEMİN ETME SUÇLARI:
Suç, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenirse: CMK’nın 250. maddesinde öngörülen Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi.
2- Bireysel olarak ya da iştirak halinde işlenirse: Ağır Ceza Mahkemesi.
BAŞKASININ UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMASINI ÖZEN-DİRMEK SUÇU (TCK 190/2): Asliye Ceza Mahkemesi.
BAŞKASININ UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMASINI KOLAYLAŞTIRMAK SUÇU (TCK 190/2): Asliye Ceza Mahkemesi.
B) KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK SUÇU: Sulh Ceza Mahkemesi.
C) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDEYİ İNFAZ KURUMUNA VEYA TUTU-KEVİNE SOKMAK YA DA BU YERLERDE BULUNDURMAK SUÇU:
1- Fiil aynı zamanda, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu madde temin etme suçunu oluşturursa: CMK’nın 250. maddesinde öngörü-len Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi.
2- Fiil aynı zamanda, bireysel olarak ya da iştirak halinde uyuşturucu madde temin etme suçunu oluşturursa: Ağır Ceza Mahkemesi.
3- Fiil aynı zamanda, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunu oluşturursa: Asliye Ceza Mahkemesi.

G) SUÇLAR ARASINDA BAĞLANTI BULUNDUĞUNDA GÖREVLİ MAHKEME:
Genel Kural:
Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veya bir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı var sayılır (CMK 8/1).
Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suç sayılır (CMK 8/2).
Bağlantılı suçlardan her biri değişik mahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında bir-leştirilmek suretiyle yüksek görevli mahkemede dava açılabilir (CMK 9/1)
Kovuşturma evresinin her aşamasında, bağlantılı ceza davalarının birleştirilmesine veya ay-rılmasına yüksek görevli mahkemece karar verilebilir (CMK 10/1).
Birleştirilen davalarda, bu davaları gören mahkemenin tâbi olduğu yargılama usulü uygulanır (CMK 10/2).
İşin esasına girildikten sonra ayrılan davalara aynı mahkemede devam olunur (CMK 10/3).
Mahkeme, bakmakta olduğu birden çok dava arasında bağlantı görürse, bu bağlantı 8 inci maddede gösterilen türden olmasa bile, birlikte bakmak ve hükme bağlamak üzere bu davaların birleştirilmesine karar verebilir (CMK 11/1).

H) UYUŞTURUCU VEYA PSİKOTROP MADDELERLE İLGİSİ OLAN SUÇLAR
1- ZEHİRLİ MADDE İMAL ETMEK VEYA TİCARETİNİ YAPMAK (TCK 193):
2- İZİNSİZ OLARAK ZEHİRLİ VEYA KİMYASAL MADDE YA DA TIBBÎ ECZA VEYA MÜSTAHZAR SATMAK (6197 sayılı K. 43/1):
TCK'nın 193. maddesi kapsamı dışında kalan bu tür maddeleri izinsiz satanlar hakkında 6197 sayılı Kanunun 43/1. maddesinin yollaması ile TCK'nın 193. maddesi uygulanır.
3- ECZACILIK YAPMA HAKKI BULUNMADIĞI HALDE ECZANE, ECZA DEPOSU, ECZA DOLABI, GALENİK, TIBBÎ VE İSPENÇİYARİ MEVAT VE MÜSTAHZARAT LABORATUARI VEYA İMALATHANESİ GİBİ YERLERİ AÇMAK (6197 s. K. 40/2):
4- ESRAR ELDE ETMEK AMACIYLA KENEVİR EKMEK (2313 s. K. 23/son):
2313 sayılı Kanunun değişik maddelerinde sadece kenevirden söz edilmiş, kenevirin türü ko-nusunda bir ayırım yapılmamıştır.
Bu nedenlerle, cannabis cinsine bağlı kenevirin her türü 2313 sayılı Kanun kapsamına gir-mektedir.
Kanun failin, esrar elde etme amacını aradığı için, suç ancak bu özel kastla işlenebilir.
Kenevirin, türü ve cinsi açısından THC etken madde oranı ne kadar yüksek ise, failin o ölçü-de esrar elde etme amacı ile hareket ettiği kabul edilebilir.
Kenevir türleri içinde, hint kenevirinin dişisinde THC oranının yüksek olduğu bilinmektedir. Bu açıdan, hint keneviri eken ve erkeklerini ayıklayarak sadece dişilerini bırakan kimsenin, esrar elde etmek amacı taşıdığı kabul edilmelidir.
Kenevir bitkisi hangi aşamadan sonra esrar (uyuşturucu madde) olarak kabul edilmek-tedir?
Kenevir dikili durumda olduğu sürece, sadece esrar elde etmek amacıyla kenevir ekme suçu oluşur; TCK’nın 188 veya 191. maddesinde yazılı suçlar söz konusu olmaz (10.CD, 02.12.1996, 1996/13000-12939).

Esrar elde etmek amacı ile kenevir bitkisinin reçinesi alındığında veya tepe uçları, yaprağı, dalı ya da gövdesi koparıldığında; alınan reçine veya koparılan bölümler esrar kabul edilmektedir. Bu durumda fail, kenevir ekme suçundan başka ayrıca uyuşturucu madde bulundurma suçunu da işlemiş olur. Çünkü, kenevir herhangi bir işleme tabi tutulmasa bile esrarın etken maddesi olan THC içermektedir.
Failin amacı, elde edeceği esrarı sadece kendisi kullanmak ise, TCK'nın 191. maddesinde öngörülen kullanmak amacıyla esrar bulundurma; bunun dışında bir amaç taşıyorsa TCK'nın 188/3. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde bulundurma suçu meydana gelir.
Esrar elde etmek amacıyla kenevir eken; bitki yetiştikten sonra aynı amaçla kısmen veya bü-tünüyle söken ya da koparan fail; hem esrar elde etmek amacıyla kenevir ekmek, hem de failin sonraki amacına göre, kullanmak için esrar bulundurmak veya kullanma dışında bir amaçla esrar bulundurmak suçunu işlemiş olur. Faile her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.
Failin ektiği kenevirin bir bölümü dikili, bir bölümü sökülmüş ya da koparılmış durumda ele geçirildiğinde; kolluk görevlilerince bunların birbirine karıştırılmaması gerekir.
Fail, söktüğü veya kopardığı kenevirden kullanma dışında bir amaç için esrar elde etmek dü-şüncesinde ise; TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrası uyarınca kendisine hapis adlî para cezası veri-lecektir.
Öte yandan, dikili durumdaki kenevirlerin, 2313 sayılı Kanunun 23/2-3. maddeleri ve Kene-vir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmemelik hükümleri uyarınca, öngörülen gerekli işlemlerden sonra kolluk tarafından imha edilmesi gerektiği halde; sökülmüş ya da koparılmış durumdaki kenevirler, ancak Mahkemenin TCK’nın 54/4. maddesi uyarınca müsadere kararı vermesi üzerine imha edilebilir.
5- ESRAR ELDE ETME DIŞINDA BİR AMAÇLA İZİNSİZ KENEVİR EKMEK (2313 s. K. 23/4):
Esrar elde etme dışında, herhangi bir amaç için izinsiz ya da izne aykırı olarak kenevir eken fail ise 2313 sayılı Kanunun 23/son maddesinde düzenlenen "esrar elde etme dışında bir amaçla kenevir ekme" suçunu işlemiş olur.
6- EKİM BÖLGELERİNDE, İZİNSİZ VEYA İZNE AYKIRI OLARAK HAŞHAŞ EKMEK (3298 s. K. 4/2):
Haşhaş ekilecek yerler her yıl Bakanlar Kurulunca bir kararname ile belirlenir ve kararname ilan edilir. Bakanlar Kurulu yeni bir karar almamışsa, bir önceki kararnamenin hükümleri uygulanır (m. 2/1).
Bakanlar Kurulunca tespit ve ilan edilen yerlerde haşhaş ekimi yapmak isteyenler Toprak Mahsulleri Ofisinden izin almakla yükümlüdürler. İzin belgeleri bir üretim yılı için geçerli olup, başkasına devredilemez. (m. 2; Yönetmelik m. 4).
Haşhaş ekim bölgelerinde izin belgesi almadan veya izin belgesi almasına rağmen belgesinde belirtilen alandan fazla yerde ya da izin belgesinde kayıtlı yerden başka yerde ekim yapanlar bu suçu işlemiş olurlar.
Failin, haşhaşı hangi amaçla ektiği ve saiki önemli değildir; fail hangi amaç ve saikle ekerse eksin suç oluşur.
7- EKİM BÖLGELERİ DIŞINDA HAŞHAŞ EKMEK (3298 s. K. 4/3):
Haşhaş ekilecek yerler her yıl Bakanlar Kurulunca bir kararname ile belirlenir ve kararname ilan edilir. Bakanlar Kurulu yeni bir karar almamışsa, bir önceki kararnamenin hükümleri uygulanır (3298 2/1).
Tespit ve ilan edilen yerlerin dışında ne maksatla olursa olsun haşhaş ekilmesi yasaktır (Yön.3/5).
Bu suçun oluşması için; haşhaş, Bakanlar Kurulunca ekim alanı olarak belirlenen yerlerin dışında bir yere ekilmiş olmalıdır. Ekim bölgesi içinde izinsiz veya izne aykırı olarak ekilmişse, 4.maddenin 2. fıkrasında düzenlenen suç oluşur.
Haşhaşın hangi amaçla ekildiğinin suçun oluşumuna etkisi yoktur; ham afyon elde etmek, tohumundan yararlanmak gibi herhangi bir amaçla ekilebilir. Ancak, failin amacı ve saiki, TCK’nın 61.maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde göz önüne alınır.
8- İZİNSİZ HAM AFYON ÜRETME (3298 s. K. 4/4):
Haşhaş kapsülleri henüz yeşil ve körpeyken çizildiğinde, kabuğundan sütümsü, beyaz bir sıvı sızar. Bu sıvı havayla karşılaştığı anda sertleşir ve koyu renkli bir macuna dönüşür. Buna ham afyon ya da afyon sakızı denir.
Failin, ham afyonu hangi amaçla ürettiği ve saiki önemli değildir; fail, ham afyonu hangi amaç ve saikle üretirse üretsin suç oluşur.
Ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbî afyon ve bunların müstahzarları Türk Ceza Kanununun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır (m. 4/1). İzinsiz ham afyon üretenler hakkında Türk Ceza Kanununun 188 ve sonraki maddeleri hükümleri uygulanır (m. 4/4).
Buna göre;
Ham afyon üretenler, ham afyonu hazırlanmış afyon veya tıbbî afyon biçimine getirenler ile bunları ithal veya ihraç edenler, bulunduranlar, satışa arz edenler, satanlar, parasız devredenler, satın alanlar, parasız devralanlar, sevk edenler, nakledenler, alınıp satılmasına veya devrine ya da tedarikine aracı olanlar TCK'nın 188 ve devamı maddeleri hükümleri uyarınca,
Ürettiği ham afyonu kullanan veya kullanmak amacı ile bulunduranlar ise TCK'nın 191. maddesine göre
Cezalandırılırlar.
Haşhaş bitkisinin kapsülünden ham afyon üretilmesi, uyuşturucu madde imal etme sayılmaz.

I- USULE İLİŞKİN KARARLAR:
1) Hükmün Gerekçesi:
CMK 230/1. maddesi gereğince hükmün gerekçe bölümünde, sanıkların lehindeki ve aleyh-lerindeki delillerin belirtilmesi, bu kapsamda hangi sanığın hangi tarihte kimle ne şekilde telefon konuşması yaptığının ve bu konuşmaların nasıl yorumlandığının açıklanması ve gerçekleşen somut olgularla bağlantısının gösterilmesi, tüm delillerin ayrı ayrı tartışılarak değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin belirlenmesi, ulaşılan kanıya göre her sanığın sabit kabul edilen fiili açıklanarak bunun nitelendirilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuksal durumlarının saptanması gerektiği gözetilmeden, yetersiz ve soyut gerekçe ile hüküm kurulması yasaya aykırı. (10.CD, 29.09.2010, 2009/17351- 2010/20136)

2) Telefon Dinleme:
a) Telefon görüşmelerinin kendisine ait olmadığını, telefonunu kahvehanesine gelen kişilere verdiğini ve bunların görüşmüş olabileceğini savunan sanığa, ses kayıtları dinletilerek kendisine ait olup olmadığının sorulması, görüşmelerin kendisine ait olmadığını belirtmesi halinde ses örnekleri alınarak ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, görüşmelerin sanığa ait olduğunun belirlenmesi halinde, telefon konuşmaları ayrı ayrı irdelenip olayla ve gerçekleşen olgularla birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuksal durumunun tartışılıp saptanması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 02.11.2010, 2009/13207- 2010/23405)

b) Sanığın savunmasının aksine, hakkındaki mahkûmiyet hükmü daha önce kesinleşen diğer sanık Filit’in eylemine iştirak ettiğine ilişkin, somut olay ve olgularla ilgili olduğu anlaşılamayan telefon görüşmeleri dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı. (10.CD, 22.12.2010, 2010/34008-28762)

c) Yargılama sonucu;
1) Sanıklar A.A., S. A., İ. A., M. A., S. N. ve F. B. hakkında düzenlenen iletişim tespit tutanaklarında belirtilen ve dosyada bulunmayan iletişimin dinlenmesi ve tespitine ilişkin kararların getirtilmesi,
2) Sanıklara iletişim tespit tutanakları okunarak, konuşmaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
3) Konuşmaların kendilerine ait olmadığını söyledikleri takdirde, ses kayıtları getirtilip dinletilerek kendilerine ait olup olmadığının sorulması,
4) Görüşmelerin kendilerine ait olmadığını belirtmeleri halinde ses örnekleri alınarak, ses kayıtlarının sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması,
5)

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Uyuşturucu madde suçları
Yazar: Admin - 21.09.2017 12:03 - Yorum Yok

Uyuşturucu madde suçları ve uyuşturucu madde cezası.

Uyuşturucu madde kullanımı ve kullanımın artmasıyla birlikte uyuşturucu madde temin ve ticaretinin yaygınlaşması çağımızın en ciddi ve boyutları itibariyle en kapsamlı toplumsal sorunlarından biridir. Toplumun her kesimini etkilemesi ve bir toplumdan diğerine sınır tanımaz yaygınlığı nedeniyle insanlığın öncelikli sorunu haline gelmiştir.
Bu sorun yalnızca madde kullanan bireyi değil, o bireyin mensubu olduğu aileyi, parçası olduğu toplumu etkilemekte ve giderek toplumdaki kültürel yapı özelliklerinden ekonomik işlevlere kadar uzanan bir zincir içinde sektör olarak tüm dünyayı etkilemektedir.
Bu nedenle sosyolojik ve hukuki açıdan yapılan çalışmalarda bireyleri uyuşturucu madde kullanmaya iten nedenler tespit edilerek bireylerin madde kullanmalarını engelleyici tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeler yapılmaktadır.
Uyuşturucuya ilişkin suçların, toplumun belli kesiminde sınırlı kalmayıp, giderek farklı kesimlerde ortaya çıkması, bu farklı grupların uyuşturucu kullanma nedenlerinin çeşitliliği, meseleyi daha da karmaşık hale getirmektedir. Uyuşturucu suçları başlı başına toplumun genel sağlık ve düzenini bozucu nitelik taşıması yanında, genelde birçok adi suça geçişte basamak teşkil etmektedir.

A) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE KAVRAMLARI:
Uyuşturucu maddenin neler olduğuna ilişkin iç hukukumuzda herhangi bir tanım yoktur, ancak; genellikle uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder; bunlara narkotik maddeler de denir.
Uyarıcı madde ise, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan maddelerdir.
Tüm ülkelerde“uyuşturucu madde” kavramı, genellikle “uyarıcı maddeleri de” kapsayacak şekilde kullanılmaktadır.
1) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDENİN TANIMI:
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tanıma göre; merkezî sinir sistemini etkileyerek fiziksel ve/veya ruhsal bağımlılık yaratan bitkisel kökenli ya da sentetik bütün maddeler uyuşturucu madde sayılır.
Uyuşturucu ile ilgili bu tanım uyarıcı maddeleri de kapsamaktadır. Başka bir anlatımla, “uyuşturucu madde” kavramı, “uyarıcı maddeyi de” kapsamaktadır.
Bağımlılık iki yönde gelişebilir:
a) Tek konulu bağımlılık: Zaman içinde, uyuşturucu maddenin dozajının artırılmasının zorunlu duruma gelmesi.
b) Çift konulu bağımlılık: Etkisinin hissedilmesi için, süreç içinde değişik uyuşturucu maddeleri kullanma gereksinimi.
2) PSİKOTROP MADDE KAVRAMI, TANIMI
a) Psikotrop maddeler; esas etkisi ya da başlıca etkilerinden biri ruhsal durumu düzelten doğal ya da sentetik kimyasal maddelerdir.
b) PSİKOTROP MADDENİN TANIMI:
Psikotrop madde; "uyuşturucu madde sayılmayan, kötüye kullanıldığında uyuşturucu maddelere benzer olumsuz etki yaratan sentetik ilaçlar ve diğer maddeler" olarak tanımlanabilir.
Bu maddeleri iki grupta toplamak mümkündür:
1- Asıl işlevi tedavi etmek olan ve az miktarda uyuşturucu madde içeren ilaçlar.
2-Uyuşturucu maddelere benzer olumsuz etki yaratan diğer doğal veya sentetik maddeler.
Türk Hukuku yönünden tanımı:
Psikotrop madde; "1971 tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesinin eki I, II, III ve IV numaralı cetvellerde yer alan doğal veya yapay herhangi bir madde veya doğal ürün" demektir.


B- UYUŞTURUCU, UYARICI VE PSİKOTROP MADDELERLE İLGİLİ MEVZUAT:
1) ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER:
a) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi:
aa) İlk metin (Resmî Gazete: 11.05.1967):
Sözleşmenin 1. maddesinde kenevir, kenevir bitkisi, kenevir reçinesi, koka ağacı, koka yaprağı, ekim, uyuşturucu madde, kaçakçılık, ithal, ihraç, imal, afyon, tıbbî afyon, afyon haşhaşı, haşhaş kellesi, haşhaş sapı, müstahzar, istihsal, stok, ülke, istihlak gibi kavramlar tanımlanmıştır.
Sözleşme ekindeki I ve II numaralı cetvellerde doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler; III ve IV numaralı cetvellerde ise uyuşturucu madde ihtiva eden müstahzarlar kimyasal formülleri ile birlikte gösterilmiş; 2. maddede bunların denetimine ilişkin kurallar öngörülmüştür.
Sözleşme ayrıca, uyuşturucu maddelerin elde edildiği doğal bitkilerin ekimi ve üretimi, uyuşturucu maddelerin imali ve ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, uyuşturucu madde müptelâlarının tedavisi, uyuşturucu madde suçları ile ilgili ceza hükümleri ile zapt ve müsadere gibi konuları düzenlemektedir.
Aşağıda yer alan 1972 Protokolü ile, Sözleşmenin bazı maddeleri değiştirilmiş ve Sözleşmeye bazı yeni maddeler eklenmiştir.
bb) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin Tadiline İlişkin 1972 Protokolü (Resmî Gazete: 30.06.2001):
Türkiye 25.03.1972 tarihinde Protokol'ü imzalamıştır. Uzun bir gecikmeden sonra 26.04.2001 tarih ve 4659 sayılı Kanunla Protokol'ün onaylanması uygun bulunmuş; Protokol, Bakanlar Kurulu'nun 28.05.2001 tarih ve 2001/2577 sayılı kararı ile onaylanmış, 30.06.2001 tarih ve 24448 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.
Protokol ile 1961 Tek Sözleşmesi’nin bazı maddeleri değiştirilmiş; sözleşmeye bazı maddeler eklenmiştir.
b) 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (Resmî Gazete: 07.03.1981):
Sözleşme, Türkiye tarafından 22.02.1971 tarihinde imzalanmış, 2326 sayılı Kanun’la bu sözleşmeye katılmamız uygun bulunmuş, 07.03.1981 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 30.12.1980 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile sözleşme katılmamız onaylanmış ve Sözleşme 07.03.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından da yürürlüğe girmiştir.
Psikotrop maddeler, sözleşmeye ekli 4 cetvel halinde gösterilmiş, her cetvelde yer alan psikotrop maddelerin denetimi konusunda farklı hükümler öngörülmüş, cetvellerde değişiklik yapılmasının koşulları ve yöntemi belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyi kullanarak, sözleşme ekindeki cetvel I’de yer alan psikotrop maddelerin tamamı ile diğer cetvellerde yer alan psikotrop maddelerin bir bölümünü 2313 sayılı Kanun kapsamına almış; böylece, bunların TCK'nın 188 ve devamı maddeleri anlamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul edilmesini sağlamıştır. Bazı psikotrop maddeler ise Sağlık Bakanlığı tarafından yeşil reçeteye tabi tutulmuştur.
c) 1988 Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Sözleşme (Resmî Gazete: 11.02.1996):
Sözleşme, Türkiye Hükümeti adına 20.12.1988 tarihinde imzalanmış, 22.11.1995 tarih ve 4136 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve Bakanlar Kurulunun 16.01.1996 tarihli kararı ile onaylanmış; 11.02.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından bu tarihte yürürlüğe girmiştir.
2
II) ULUSAL MEVZUATIMIZ:
1) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Resmî Gazete: 09.11.1982):
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır (m. 58/2).
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
TCK’nın 188-192 ve 297. maddelerinde uyuşturucu madde suçları düzenlenmiştir.
3) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmelikler:
a) 2313 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 24 Haziran 1933):
24.06.1933 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun başlıca şu konuları düzenlemektedir:
1- Bazı uyuşturucu maddeler sayılarak bunların imali, ithali, ihracı ve satışı yasaklanmış ya da Sağlık Bakanlığı’nın denetimine bağlanmış (m. 1); bilimsel inceleme sonucu zararlı olduğu ve toksikomani (alışkanlık, tutku) yaptığı saptanan diğer uyuşturucu maddelerin Bakanlar Kurulu kararı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 19).
2- Bazı uyuşturucu maddelerin ancak Devlet tekeli altındaki fabrikalarda imal edilebileceği; imal edilen uyuşturucu maddenin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine Tekel idaresince ithal edebileceği; Tekel idaresince imal edilen uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine bu idare tarafından ihraç edilebileceği belirtilmiştir (4, 5, 6, 8, 9, 10, 12, 13).
3- Devlet tekeli altında olmayan uyuşturucu maddelerin, sadece eczane veya ecza ticarethanesi açmış eczacılarla, ecza ticarethanesi sahipleri tarafından, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ithal veya ihraç edebilecekleri (m. 7-11); uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ülke içinde sadece bu kimseler tarafından satılabileceği; bunlardan ecza ticarethanelerinin sadece eczanelere, resmî kurumlara ve laboratuarlara toptan satış yapabilecekleri öngörülmüştür (m. 15, 16).
4- Ecza ticarethaneleri ve eczanelerce, alım satımını yaptıkları uyuşturucu maddelerin, öngörülen biçimde kayıt işlemlerini yapmaları gerektiği belirtilmiş (m. 16-18); satış ve kayıtla ilgili kurallara aykırılık durumları suç olarak kabul edilmiştir (m. 24, 25).
5- Esrar elde etmek için kenevir ekimi yasaklanmış (m. 3), başka amaçlarla kenevir ekimi ise izne bağlanmış (23/1); yasağa aykırı ya da izinsiz kenevir ekme ayrı ayrı suç olarak düzenlenmiştir (23/4).
6- Türk Ceza Kanunu’nun 188-191. maddelerinde yazılı suçların soruşturma ve yargılamasının 1918 sayılı Kanun (bu Kanunun yerini 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu almıştır) hükümlerine göre yapılması öngörülmüştür (m. 27/2).
7- Uyuşturucu maddelerin zaptı, bu maddelerden örnek alınarak laboratuarlarda incelenmesi, bunların saklanması ve müsaderesi, müsadere edilenlerin ilgili yerlere teslimi ve imhası konularında hükümler konmuş; bu konuların yönetmelikle (21.11.1982 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik) düzenleneceği belirtilmiştir (m. 20, 21).
8- 19.11.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Kanun’la eklenen ek 1. madde uyarınca;
aa) 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ekindeki I ve II numaralı tablolar ile bu tabloların değişikliklerinde yer alan maddelerin (uyuşturucu ve psikotrop madde imalinde kullanılan kimyasal maddelerin) imali, ithali, ihracı, nakli, bulundurulması, alımı ve satımı Sağlık Bakanlığı’nın iznine bağlanmıştır (Ek m. 1/1).
bb) Sözü edilen maddelerin izinsiz olarak imali, ithali ve ihracı, nakli, bulundurulması, alınması veya satılması suç kabul edilmiştir (Ek m. 1/3, 1/4).
cc) Uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imalinde kullanmak amacı ile veya kullanılacağı bilinerek gerekli teçhizat ve diğer malzemeyi imal, ithal veya ihraç etmek, nakletmek, bulundurmak, almak veya satmak suç olarak öngörülmüştür (Ek m. 1/4).
3
b) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Resmî Gazete.: 21.11.1982):
c) Kenevir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 21. 10.1990):
d) 2313 sayılı Kanun’un 19. Maddesi Uyarınca Çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları:
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetki uyarınca, değişik tarihlerde birçok uyuşturucu maddeyi 2313 sayılı Kanun kapsamına almıştır.
h- 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun, İlgili Yönetmelik ve Bakanlar Kurulu Kararı
4) 3298 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 19.06.1986)
19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun, başlıca aşağıdaki konuları düzenlemiştir:
Bazı uyuşturucu maddeler sayılmış, bunların alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı Bakanlar Kurulu’nun denetimine bırakılmış (m. 1/1); kullanılmasının zararlı olduğu ve toksikomani yaptığı belirlenen diğer doğal veya yapay maddelerin de Bakanlar Kurulu kararı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 1/3).
4. maddede ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbî afyon ve karışımlarının Türk Ceza Kanunu’nun uygulamasında uyuşturucu madde sayılacağı, izinsiz ham afyon üretenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 188 ve sonraki maddelerinin uygulanacağı açıklanmıştır.

i) Haşhaşın Ekimi, Kontrolü, Toplanması, Değerlendirilmesi, İmhası, Satılması, İhracı ve İthali Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 04.05.1988)
j) Uyuşturucu Maddelerin Alımı, Satımı, İmali, İthali ve İhracı ile İlgili Esaslara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı (Resmî Gazete: 17.05.1987)
k) Haşhaş Kapsülü ve Tohumu Destekleme Alımı ve Satışı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararları.
Sonuç olarak üst bölümde anlatılanlara göre; bir maddenin TCK’ nın 188/3 ve 191. maddeleri kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı nasıl belirlenir?
Öncelikle ele geçirilen şüpheli maddenin bilimsel analiz yapabilecek uzman bir kurum ya da kuruluşa (Adli Tıp Kurumu, Polis Kriminal Laboratuarı, Jandarma Kriminal Laboratuarı) gönderilerek; içerdiği etken maddelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bilinen kimyasal adları, bu madde yada içeriğindeki maddelerin uyuşturucu yada uyarıcı madde niteliğinde olup olmadığı ve uyuşturucu yada uyarıcı madde sayılmasının yasal dayanakları, sorulmalı düzenlenen raporda kimyasal adı ve özellikleri belirtilen madde ;

2313 sayılı Kanun’un 1, 2 ve 3. maddelerinde; 3298 sayılı Kanun’un 1 ve 4. maddelerinde, ülkemizin imzalayarak taraf olduğu ve kanunla onaylanıp Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmelerde yer alması nedeniyle veya 2313 ya da 3298 sayılı kanunların verdiği yetkiye dayanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alıyorsa TCK’nın 188/3 ve 191. maddesi kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddedir.

C) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SUÇLARI
Uyuşturucu madde suçları 5237 Türk Ceza Kanunu'nun 188-192 ve 297. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu suçları dört grupta toplamak mümkündür:
1- Uyuşturucu madde temin etme suçları,
2- Uyuşturucu madde kullanma veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde bulundurma suçu,
3- Sahte reçete ile uyuşturucu madde alma suçu.
4- Uyuşturucu maddeyi ceza infaz kurumları veya tutukevlerine sokma ya da bu yerlerde bulundurma veya kullanma suçu.
Uyuşturucu madde bulundurma: Bir kimsenin, kendisine ya da başkasına ait uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla, fiil ve/veya hukukî egemenliği altında tutmasıdır.
Suçun faili, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacı ile bulunduruyorsa, TCK'nın 191. maddesinde yazılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçu oluşur. Bu suçun kullanma dışında bir amaç için (satmak, başkasına parasız vermek gibi) bulunduruyorsa, TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunu işlemiş olur.
Kullanmak için bulundurduğu uyuşturucu maddeyi, başkasına da ikram ederek onlarla birlikte içenin kastı, maddeyi başkasına verme olmadığından, eylem uyuşturucu temin olmayıp, kullanma olacaktır. Örneğin; aynı odada esrarlı sigaranın elden ele dolaştırılması suretiyle tüketilmesinde uyuşturucu madde ticareti olmayıp, kullanma olacaktır.
Konuya ilişkin karar:
Diğer sanıklar Fırat ve Orhan ile birlikte uyuşturucu madde kullanmaya karar verdikten sonra aralarında toplamış oldukları para ile sanık Yusuf aracılığıyla satın aldığı uyuşturucu maddeyi bir otel odasında diğer sanıklarla birlikte kullanmak üzere iken yakalandığı olayda, uyuşturucu madde temin etmek ya da ticaretini yapmaya yönelik kasıtla hareket ettiği saptanamayan sanığın, uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticaret yapma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,(10. CD, 26.12.2006, 2006/3941-14975)

Failin, uyuşturucu maddeyi hangi amaçla bulundurduğu nasıl belirlenecektir ?
a- Failin, uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla bulundurduğunu gösteren hareketlerinin olup olmadığı,
b- Uyuşturucu maddenin miktarı,(net 1 kilo esrar yıllık kullanım miktarı olarak kabul ediliyor)
c- Uyuşturucu maddenin bulunduğu paketlerin biçimi ve sayısı,
d- Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yerin özellikleri,
e- Uyuşturucu madde kullanma alışkanlığının bulunup bulunmadığı,
f- Failin, geçimini sağladığı bir işi veya geliri olup olmadığı,
g- Failin, yasal olarak elde ettiği gelirinin üzerinde bir yaşam düzeyi olup olmaması,
h- Failin, daha önce uyuşturucu madde suçundan hükümlü olup olmaması,
Hangi amaçla bulundurduğunu gösteren bir belirti olabilir.
II) BAŞKASININ UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMASINI KOLAYLAŞTIRMAK SUÇU (TCK 190/1):
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasını kolaylaştırmak:
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlamak,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi vermek,

III) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI ÖZENDİRMEK SUÇU (TCK 190/2):
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirmek veya bu nitelikte yayın yapmak.
5
IIII) KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK SUÇU (TCK 191):
Uyuşturucu madde kullanma suçu son dönemde oldukça yaygınlaşmış haldedir. Bu suçtan mahkum etmek için mutlaka ya üzerinde esrar ele geçirilmeli ya da kan veya idrar tahlili sonucu kullanıcı olduğunun saptanması gerekmektedir. Ancak, mahkemeler bu duruma dikkat etmeden sadece kullandım beyanını yeterli kabul edilip, cezalandırılma yoluna gidilmektedir.
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurtulmak için, ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanık hakkında hem kullanma hem de uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılmış ise; sübut bulan uyuşturucu madde ticareti suçunu gizlemek ve cezasından kurtulmak için söylediği kabul edilip, kullandığı da teknik yöntemlerle belirlenemez ise uyuşturucu madde kullanma suçundan açılan davadan beraat verilmeside düşünülmelidir.
Ticaret yaparken suçüstü yakalanan sanığın, hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan soruşturma yapılmadığı aşamada, uyuşturucu madde kullandığını da belirtmesi halinde TCK'nın 192/2. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığı kararı verilmelidir. Bu husus beraat verilmesi ile karıştırıldığından dikkat edilmelidir.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sübut bulan sanığın, bu suçu gizlemek ve cezasından kurtulmak için, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu belirttiği, sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de belirlenmediği gözetilmeden, atılı suçtan beraatine yerine yazılı biçimde karar verilmesi, (10. CD, 10.05.2011, 2010/32997 Esas)
b) Evinde yapılan arama sonucu bir poşet içinde 12,5 gramdan ibaret esrar bulunması nedeniyle, sanık hakkında bu esrarı hem satmak hem de kullanmak için bulundurduğu gerekçesiyle uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dava açılmış, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraat, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ve beraat kararı temyiz edilmemiş ise de; tüm aşamalarda suç konusu esrarı satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, muhbirin soyut ihbarı dışında delil bulunmadığı, tek olan fiilin bütünüyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulması,(10. CD, 21.06.2011, 2010/28975 Esas)
a) Satın alma, kabul etme veya bulundurma amacı:
Sanık uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kişisel kullanımı için satın alır, kabul eder veya bulundurursa, TCK'nın 191. maddesinde yer alan suç oluşur. Kullanma dışında bir amaç için satın alır, kabul eder veya bulundurursa TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suç oluşur.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Evinde ele geçen 4,92 gramdan ibaret esrarı kullanmak için bulundurduğunu belirten sanığın savunmasının aksine, sözü edilen uyuşturucu maddenin ticaretini yaptığına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu yerine, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 21.01.2010, 2009/5405- 2010/710)
b) Sanığın, evinde ele geçirilen 25,58 gramdan ibaret esrarı, kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, X muhbirin soyut ihbarı dışında, satmak için ya da başka amaçla bulundurduğuna ilişkin, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 22.01.2010, 2010/229-714)

6

c) Sanıkların birlikte seyir halinde bulundukları motosiklette şüphe üzerine yapılan arama sonucu ele geçirilen 9,28 gramdan ibaret esrarı, kullanacaklarına ilişkin savunmalarının aksine, başka amaçla bulundurduklarını gösteren kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma yerine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 27.01.2010, 2009/190- 2010/1445)

d) Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık Hacı’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada Hacı’yı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüphelenilerek telefona cevap verildiği, sanığın Hacı ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (15.02.2010, 2009/2548- 2010/3279)

e) Başka bir soruşturma kapsamında şikâyetçi olarak ifade veren sanığın annesinin, sanığın cebinde kınaya benzer bir madde bulduğunu ve yaktığını; sanığın da, merak ettiğinden başkasından almış olduğu esrarı annesinin cebinden alıp yaktığını belirttiği; ancak, sanığa ait herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemediği gibi, bu maddeleri kullandığına ilişkin tıbbi bir bulguya da ulaşılamadığı, böylelikle, soyut ikrarı dışında, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçunu işlediğine ilişkin şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 29.11.2010, 2008/6322- 2010/24745)

f) Dosya kapsamına göre; başka suçlardan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde, esrar kullanmakta olduğunu belirtmesi nedeniyle hakkında kamu davası açılan sanığın, kendisine ait uyuşturucu madde ele geçirilemediği gibi, uyuşturucu madde kullandığının tıbben de saptanmadığı ve soyut ikrarı dışında, yüklenen suçu işlediğini somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, yasal ve yeterli herhangi bir kanıtın da bulunmadığının anlaşılması karşısında; beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı. (10.CD, 15.02.2010, 2008/834- 2010/3241)

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık hakkında uygulanacak yaptırım:
1- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık, bu maddeyi kullanmamış ise:
Bu durumda tek seçenek vardır: TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilmeyecektir.
Bir güvenlik tedbiri olan “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu karar, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde olup temyiz yasa yoluna tabi iken 6217 sayılı Kanun'un 20 maddesi ile bu fıkraya eklenen “Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur” ek cümlesi nedeniyle itiraz yasa yoluna tabi bir karar haline gelmiştir. Başka bir deyişle TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilen Denetimli serbestlik ya da tedavi ve denetimli serbestlik kararına karşı temyiz yasa yolu değil itiraz yasa yolu açıktır. Karar kesinleştikten sonra denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Sanık tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrasının birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, Mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı ise temyiz yasa yolu açıktır.
2- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık, bu maddeyi kullanmış ise:
Bu durumda iki seçenek vardır:
a) Birinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilmeyecektir.
Birer güvenlik tedbiri olan “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu kararda durma niteliğinde olup itiraz yasa yoluna tabidir. Karar kesinleştikten sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır. (6217 s. K. uyarınca değişiklik yapıldı)
Sanık tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrasının birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedavi ve/veya tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı temyiz yasa yolu açıktır.
b) İkinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası gereğince sanığın cezalandırılmasına, ayrıca aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca sanık hakkında “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” karar verilip dava sonuçlandırılacaktır. Bu hükmün temyiz yasa yoluna tabi olduğu tartışmasızdır.
Hüküm kesinleşince, öncelikle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Aynı maddenin 7. fıkrası gereğince; tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, aynı maddenin 7. fıkrasının birinci cümlesi gereğince hükümlünün “cezası infaz edilmiş sayılacak”; uymadığı takdirde ise “cezası infaz edilecektir”.

Konuya ilişkin kararlar:
* 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğü, anılan Kanun'un 191. Maddesinin 6. fıkrasının uygulanabilmesinin koşulu olarak aynı fıkranın son cümlesinde yazılı “Ancak bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir” hükmünün, iddianamede belirtilen davaya konu aynı eylem nedeniyle anılan maddenin (2.) fıkrası uyarınca daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olması gerektiğini ifade ettiği gözetilmeksizin; sanığın gerçekleştirdiği başka bir eylem nedeniyle aynı suçtan açılan başka bir davanın sonucunda verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine rağmen, uyuşturucu kullanması karşısında yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri vermenin sonuçsuz kalacağı gerekçesiyle doğrudan ceza tayin edilmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi....bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 2008/14587- 2009/4894)

* A) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191.maddesine göre;
1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanıklar Fikret ve Murat hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceğinden,
2)Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmamış olan sanık Ali hakkında ise, hapis cezasına hükmedilmeden, bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinden,
Sanıkların hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 17.01.2011, 2008/4931- 2011/392)

B) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 08.02.2010, 2008/540- 2010/2617)
C) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinin öngörülmesi; bu iki seçenekten biri uygulanırken yasal gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerektiği dikkate alınarak; sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. (10.CD, 29.01.2013, 2011/21200E - 2013/1004K)

D) 1- Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi öngörülmüş olup; bu seçeneklerden biri uygulanırken yasal gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlara bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerektiği gözetilmeden ve gerekçesi gösterilmeden, cezayla birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri seçeneğine göre hüküm kurulması,
2- Kabule göre;
a) Sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerektiği, tedavinin süreyle sınırlandırılamayacağı gözetilmeden, takdire dayanılarak “1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ” karar verilmesi,
b) TCK'nın 191/2, 4. madde hükümlerine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmaya karar verilirken, 191/1. maddesince hükmolunan cezanın TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca infazının ertelendiğinin belirtilmemesi, Yasaya aykırı olduğundan bozulmasına, (10.CD, 02.04.2013, 2011/8158 E - 2013/3025 K)

F)
a) 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür.
Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerekmektedir.
Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK' nın 191. maddesinin sanığın daha lehine olan 2. fıkrası yerine, 6. fıkra yollamasıyla 1. fıkrası uyarınca gerekçesi gösterilmeden doğrudan hapis cezasına hükmedilmesi,
b) Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, aynı maddenin 2. veya 6. fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğu, belirtilen tedbirlerin uygulanmaması yönünden mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı dikkate alınarak; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmolunan hapis cezasına ek olarak, 2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, başka bir davada hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmiş olması ve buna uyulmaması gerekçe gösterilerek doğrudan hapis cezasına hükmolunması,...,Yasaya aykırı, (10.CD, 19.03.2013, 2012/20132 E -2013/257K)
10
G) Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık Orhan Kavsara hakkında Kayseri 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 08.09.2009 tarihinde 2009/321 esas ve 2009/812 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.03.2013 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca aynı Kanunun 191/2-6. maddesi gereğince hapis cezası süresi kadar süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunmuştur.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında,
«1- 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukukî durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı soruşturma başlatılmadan önce tedavi olmak için AMATEM'e giderek, içerisinde eroin bulunan enjektör ile eroin bulaşıklı kaşığını görevlilere verdiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192/4. maddesindeki "Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz" düzenlemesi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir.» denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
(2) numaralı bozma düşüncesinin benimsenerek, aşağıdaki şekilde karar verilmesi nedeniyle, ileri sürülen (1) numaralı bozma düşüncesi inceleme konusu yapılmamıştır.
Somut olayda, sanığın, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı soruşturma başlatılmadan önce tedavi olmak için AMATEM'e giderek, içerisinde eroin bulunan enjektör ile eroin bulaşıklı çay kaşığını görevlilere verdiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192. maddesinin 4. fıkrasında “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.” hükmü öngörülmüştür.
5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 4. fıkrası gereğince sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden, K.., 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak VERİLEN CEZA ile TEDAVİ ve DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN KALDIRILMASINA, (10.CD KYB 06.05.2013,.2013/5950E - 2013/4071)



IIIII) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDEYİ İNFAZ KURUMUNA VEYA TUTUKEVİNE SOKMAK YA DA BU YERLERDE BULUNDURMAK SUÇU (TCK 297/1-3-4):
Suçun cezası; 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, fiil aynı zamanda TCK’nın 188 veya 191. maddesinde yazılı suçu da oluşturacağı için; fikri içtima hükümlerine göre daha ağır cezayı gerektiren suç esas alınarak belirlenecek ceza yarı oranda artırılır. Buna göre;
aa) Fiil aynı zamanda TCK’nın 188. maddesinde düzenlenen suçu oluşturuyorsa: 188. maddede düzenlenen suçun cezası daha ağır olacağı için, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası, 297. maddenin (1) numaralı fıkrasının son cümlesi uyarınca yarı oranda artırılır.
bb) Fiil aynı zamanda TCK’nın 191. maddesinde yazılı suçu oluşturuyorsa: İnfaz koşulları da dikkate alındığında 297. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen suçun cezası daha ağır olacağından, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası aynı fıkranın son cümlesi gereğince yarı oranda artırılır.

D) UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARINI ETKİLEYEN NEDENLER:
1) UYUŞTURUCU MADDE TEMİN ETMEK SUÇLARINDA CEZASIZLIK NEDENLERİ:
a) Uyuşturucu madde temin etmek suçlarında cezasızlık nedeni:
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (TCK 192/1).

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunda cezasızlık nedenleri:
a) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 192/2).
b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz (TCK 192/4).




12

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtirazda İncelemenin Kapsamı
Yazar: siirvehikaye - 10.01.2017 14:47 - Yorum Yok

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bir yargı değildir. Bunedenle, söz mevzusu kararla ilgili olarak hükme ilişkin temyiz benzer biçimde olağan kanun yolu kabul edilmemiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edilebilir (CMK m. 231/12).

İtiraz merciinin incelemesinin kapsamının ne olacağı, itiraza ilişkin CMK dü-zenlemelerinin iyi mi anlaşılması gerektiği mevzularında farklı değerlendirmeler ortaya çıkmaktadır. Bununla bağlantılı olarak, itiraz merciinin kararlarının kati olduğuna dair hüküm karşısında, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edildiği durumlarda temyiz kanun yolunun bir biçimde devreye sokulmasının mümkün olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna konu olan esas hükümdeki hukuka aykırılıkların yeterince denetlenip denetlenemeyeceği sorunları tartışılmaktadır.

II. Problemi gereği benzer biçimde değerlendirebilmek için, öncelikle konuya ilişkin yasaldüzenlemelerin ortaya konulması gerekmektedir. Burada CMK’ da hükmün açık-lanmasının geri bırakılmasını düzenleyen m. 231’in bazı fıkraları ve itiraz kanun yoluna ilişkin m. 271 örutubet kazanmaktadır:

Sanığa yüklenen kabahattan dolayı meydana getirilen yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha azca süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanması-nın geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ku-rulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder (CMK m.231/5). Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a)Sanığın daha önce kasıtlı bir kabahattan mahkum olmamış bulunması,

b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davra-nışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c)kabahatun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme yada tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-masına karar verilmez (CMK m. 231/6). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edilebilir (CMK m. 231/12). Kanunda yazılı olan haller saklı kal-mak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. İtiraz yerinde gö-rülürse merci, bununla birlikte itiraz mevzusu hakkında da karar verir. Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; sadece ilk defa merci tarafınca verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m. 271).

III. Yargıtay’ın yaklaşımını bir karar üzerinden ortaya koymak, konunun dahaiyi anlaşılabilmesi bakımından yararlıdır.

1)sulh Ceza Mahkemesi, sanık hakkında; taksirle yaralama suçundan (TCK m. 89/1, 89/2-b,3-b) 3000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına (TCK m. 62 ve 52/1), şartları oluşmadığından 53/1. Maddesinin uygulanmasına yer olma-dığına, CMK m. 231/5 ve devamı gereğince, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl dene-timli serbestlik tedbirine doğal olarak tutulmasına karar verilir.

2)Katılan vekili hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz eder.

3)Dosya üzerinden inceleme yapan itiraz mercii (Asliye Ceza Mahkemesi);

“Katılan vekilinin itirazı yerinde görüldüğünden barış Ceza Mahkemesinin … kararı içeriğindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bölümlerinin kaldırılmasına ve sonucun,

Hükümlü …’nin taksirle bir ferdin yaralanmasına niçin olmak suçundan dav-ranışına uyan 5237 sayılı TCY’nın 89/1 maddesi ihtarnca suçun niteliğine ve işleniş özelliğine göre takdiren doksan gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın taksirli davranışı ile katılanın vücudunda kemik kırılmış olması ve duyu ve organlarından birisinin devamlı olarak işlevini yitirmesi nedeniyle 5237 sayılı TCY. Nın 89/2b, 3b maddesi uyarınca cezasında bir kat arttırma yapılarak yüz seksen gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Takdiri hafifletici nedenlerle 5237 sayılı TCY.Nın 62/1 maddesi uyarınca sanı-ğın cezasında kişiliğine ve suçun işleniş özelliğine gore takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak yüzelli gün adli para cezası olmak üzere 5237 sayılı TCY.Nın 52/2 maddesi ihtarnca günlüğü takdiren 20 YTL’den hesaplanarak sanığın üçbin YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Koşulları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı TCY.Nın 53 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,

Katılan vekili için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifelerine bakılırsa takdiren 250 YTL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınıp katılana verilmesine”

kati olarak karar verir.

4) İtiraz mercii tarafından açıklanan hükme yönelik olarak sanık müdafii tarafınca meydana getirilen temyiz başvurusu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasısonucunı vermiş bulunan barış Ceza Mahkemesince;

“… Asliye Ceza Mahkemesinin (itiraz merciinin) sonucunın … kati olarak ve-rildiği, ayrıca CYY’nın 271/4 maddesi gereğince de itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu” gerekçesiyle red edilmiştir.

5) Sanık müdafii tarafınca temyiz isteminin reddi kararının da temyizi

üzerine dosyayı inceleyen Yargıtayın ilgili Ceza Dairesince;

“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna karşı itiraz üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu anlaşıldığından temyiz talebinin reddineilişkin karar kaldırılarak yapılan incelemede;

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna karşı itiraz yasa yoluna baş-vurulması halinde, itiraz merciinin suç ve sanığa ilişkin objektif şartların olma-ması halinde itirazı kabul ederek hükmün açıklanması için dosyayı asıl mahke-mesine göndermesi gerekirken, yazılı şekilde hükmü açıklaması”

isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar veril-miştir.

6) Yargıtay C.Başsavcılığınca;

“… İtiraz mercii tarafınca incelenecek olan karar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Merciin inceleme mevzusu, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-ması kararı verilebilmesi için aranan objektif koşulların bulunup bulunmadığı, dene-tim süresinin yasaya uygun belirlenip belirlenmediği ile sınırlı bulunmaktadır. Açıklanmayan hükme yönelik olarak itiraz merciince bir inceleme yapılamayacağı benzer biçimde, bu hususların bu aşamada temyiz yasa yolu ile de incelenmesi mümkün değildir…

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna meydana getirilen itiraz üzerine mercii tarafınca yapılan araştırma sonucunda, itiraz yerinde görülmez ise itirazın reddine karar verilecektir. İtiraz yerinde görülürse itiraz kabul edilip söz konusu karar saptanan hukuka aykırılık gerekçesiyle kaldırılacak ve mevzu hakkında yeniden karar verilmesi için dosya mahkemesine gönderilecektir. 5271 sayılı Yasanın 271/2. Maddesinde yazılı ‘itiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir’ hükmünün, (mercii tarafından itiraz yerinde bulunup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırıldıktan sonrasında mercii tarafından yargılamayı icra eden mah-keme yerine geçmek suretiyle işin esasına hükmetme, örneğin mahkumiyet sonucuverme şeklinde değerlendirerek) uygulanması mümkün görünmemektedir.

Zira, karma bir hukuki yapıya sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, cezanın bireyselleşmesini sağlayan özgürlüğü bağlayıcı cezanın adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilmesi yada hapis cezasının ertelenmesi hususlarından değerlendirilmesinden önce uygulanması gerekmektedir. Hükmün açıklanma-sının geri bırakılması kararına itiraz üzerine merciince meydana getirilen incelemeler sırasında işin esasına hükmedilmesinin kabulü; merciince itirazın yerinde görülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kaldırılması halinde, mercii tarafından sanık hakkında cezanın bireyselleşmesini sağlayan kurumların tartışılıp değer-lendirilmesi ve yeni bir mahkumiyet hükmü kurulmasını gerektirir. Bu durum,öncelikle doğal yargıç ilkesine aykırı olur. Ek olarak, itiraz mercii tarafından genel kural olarak duruşmasız karar verileceği ve ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcı-sı, müdafi veya vekilin dinlenebileceğinin öngörülmesi, sanığın, mağdurun, katılanın dinlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle yargılamanın yüzyüzelik ve doğrudanlık ilkesine ters düşer. Yine, Yasanın 231. Maddenin 10. Ve 11. Fıkralarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi durumunda denetim süresi nihayetinde davanın düşmesine, hükmün açıklanması veya yeni bir mahkumiyet hükmünün ku-rulmasına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren (yargılamayı yapan mahkeme) tarafından verileceğinin öngörülmesi de, itiraz mercii tarafından itirazın kabulü halinde işin esasına hükmedecek türde karar verilmesine engel teşkil etmektedir. Sakınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kurumun yeni bir müessese olmasından ve konunun kurumun özelliği nazara alınarak ayrıntılı bir şekilde Yasa-nın 231. Maddesinde düzenlenmemesinden meydana gelmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Asliye Ceza Mahkemesinin itirazı yerinde bularak hükmün açıklanması sonucunı kaldırdıktan sonrasında dosyayı yeni bir karar veril-mesi için yargılamayı icra eden sulh Ceza Mahkemesine göndermesi yerine yazılı şekilde karar vermesi hukuka aykırıdır.

Ancak, 5271 sayılı Yasanın 271. Maddesinin 4. Fıkrasında ‘Merciin itiraz üzeri-ne verdiği kararlar kesindir; sadece ilk defa merci tarafından verilen tutuklama karar-larına karşı itiraz yoluna gidilebilir’ denilmek suretiyle merciin, itiraz üzerine verdiği kararların kati olduğu genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu kaideın tek istisnası ise ilk defa mercii tarafınca tutuklama kararı verilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, istisna içinde yer almaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itiraz üzerine verilen mercii kararları kesin niteliktedir. Bu kararlarının türü-nün (hüküm olup olmaması), ne şekilde verildiğinin (duruşmalı olarak verilip veril-memesi) aslabir önemi bulunmamaktadır. İtiraz merciince sonucun duruşmalı verilmesi yada yasaya aykırı olarak mahkumiyet kararı kurulması, kararı kesin özellikte olmaktan çıkararak temyizi kabil hale getirmez.

Mercii sonucunın kesin özellikte olması nedeniyle saptanan hukuka aykı-rılığın giderilmesi sadece 5271 sayılı Yasanın 309. Maddesinde düzenlenen ola-ğanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna başvurmak suretiyle sağlanabilir. Başka bir anlatımla, Özel Dairenin bozma öne sürülen nedeni, kanun yararınabozma yasa yoluna başvurulması için bozma sebebi olabilir.

Bu itibarla, itiraz merciin sonucunın kesin özellikte olup, temyiz edilemeyecek kararlardan bulunması sebebiyle Özel Dairece temyiz isteminin reddine ilişkin sonucun onanmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu kanaatine erişilmiştır.

İtiraz merciinin sonucunın kati nitelikte olup, temyize doğal olarak olmayan kararlardan bulunması karşısında; temyiz isteminin reddi kararının hangi mahkeme tarafından verilmesi gerektiği hususu üzerinde ek olarak değerlendirme yapılmasına gereksinimduyulmamıştır”

görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma sonucunın kaldı-rılmasına ve temyiz isteminin reddine ilişkin … barış Ceza Mahkemesi sonucunın onanmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.

7) Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılması suretiyle, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hük-mün itiraz mercii tarafınca açıklanması halinde, aşağıdaki gerekçelerle, Yargıtay Başsavcılığının itirazını reddetmiş ve temyiz kanun yoluna başvurulabileceğini kabul etmiştir:

“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı sonucunda da vurgulandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı meydana getirilen itiraz üzerine, itiraz merciince, 5271 sayılı CYY’nın 231. Maddesinin koşulları ile sınırlı bir araştırma yapılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usul ve yasaya uygun olduğunun belirlenmesi halinde istemin reddine, 231. Maddede belirtilen objektif ve subjektif koşulların oluşmadığının tespiti halinde ise, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için dosya-nın asıl mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Hükmün muhteviyatında yer edinen hukuka aykırılıklar hükmün açıklanmasının geri bırakıl-ması sonucunın objektif koşullarını etkilemediği sürece itiraz merciince denet-lenemeyeceği gibi, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması da olanaklı değildir.

… Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen hükmün açıklanması-nın geri bırakılması kararına yönelik meydana getirilen itiraz üzerine, merciince 5271 sayılı CYY’nın 231. Maddesindeki koşulların bulunup bulunmadığı ile sınırlı bir inceleme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların gerçekleşmedi-ğinin tespiti halinde, hükmün açıklanması için dosyanın, yargılama yapan aslolan mah-kemesine gönderilmesi yerine, bu mahkeme yerine geçerek mahkumiyet hükmününaçıklanması usul ve yasaya aykırı olup, bu nitelikteki bir sonucun C. Başsavcılığı itirazında açıklandıği üzere yalnızca mercii kararı olması sebebiyle kati kalite-te olduğunun kabulü olanaksızdır.

Zira, 5271 sayılı CYY’nın 271. Maddesi gereğince itiraz merciinin ancak itiraz mevzusu ile sınırlı olmak üzere verdiği kararlar kesin niteliktedir. Hükmün açıklan-masının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik yapılan itiraz üzerine, mer-cii tarafınca itirazın kabulüyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken bununla yeti-nilmeyip mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verilmiş bulunmuş olduğundan,merciince verilen yargı kati özellikte olmayıp, … temyiz yasa yoluna tabidir2.

IV. İtiraz merciinin sonucunın kapsamını belirleyebilmek ve “itiraz yerinde görü-lürse merci, hem de itiraz konusu hakkında da karar verir” şeklindeki hükmü(CMK m. 271/2) doğru anlamlandırabilmek için, hükmün açıklanmasının geri bı-rakılması sonucunın iyi anlaşılması gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bıra-kılması kararının verilebilmesi için, öncelikle, hüküm çeşitlerinden birisi olan mahku-miyet sonucuna hükmedilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, sanığın suçlu olduğu hususu hüküm makamınca kabul edilmiş olmalıdır. Ek olarak bu da yetmemekte, bütün unsur-larıyla, adeta tefhim ve tebliğ edilecekmiş, açıklanacakmış benzer biçimde, bu hükmün kurulması da gerekmektedir. Bundan sonra ise, sanığın bazı şartları taşıması veya gerçekleştirmesi üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir.

Nitekim Yargıtay kararlarına nazaran de, hükmün açıklanmasının geri bırakılma-sının şartları; sanığa ilişkin şartlar ve suça ilişkin şartlar olarak ortaya konmaktadır3.

1) Sanığa ilişkin şartlar, CMK m. 231/6’da yer edinen şartlardır. Bunlar;

a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması,

b)suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, kabahattan önceki hale getirme yada tamamen giderilmesi,

c)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranış-ları göz önünde bulundurularak, sanığın yine suç işlemeyeceği hususunda ka-naate ulaşılmasından ibarettir.

2) kabahata ilişkin şartlar ise;

a)yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve hükmolunan cezasının ise iki yıl yada daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,

b)kabahatun, Anayasanın 174. Maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Kanun-larında yer alan kabahatlardan bulunmaması gerekir.

Yargıtay tarafınca kabahata ilişkin şartlar içinde sayılan, “yapılan yargılama so-nucunda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve hükmolunan cezaise iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması” şartı, mevzumuz açısından örutubet taşımaktadır.

Dikkat edilirse, “mahkumiyet hükmünün bulunması” hükmün açıklanması-nın geri bırakılması kararı verilebilmesi için bir şart, adeta bir önşarttır. İtiraz mer-cii, organik olarak, bu şart yönünden de denetim yapacaktır. Zira merci itiraza konu kararı hem hukuki yönden bununla beraber maddi yönden ele almak ve bütün bu yönlerden kararın hukuk uygunluğunu denetlemek zorundadır. İtiraz kanun yolunda, karara temel teşkil eden deliller ve maddi olgular ile bunu doğuran hukuki vaziyet birlik-te değerlendirilmektedir4. Bu açıdan bakılmış olduğunda, mahkumiyet hükmünün varlığı şartı yönünden denetim, iki yönden incelemeyi lüzumlu kılmaktadır:

a)Doğru bir mahkumiyet kararı verilmiş midir? Verilmesi ihtiyaç duyulan karar mah-kumiyet kararı mı olmalıdır, yoksa örneğin, beraat yada başka bir karar verilebilmesi ihtimali de bulunmakta mıdır?

B)Mahkumiyet kararı, hapis cezasının miktarı itibariyle doğru bir karar mı-dır? Aslen daha farklı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir suç söz konusu olabileceği biçimde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında bir suç nitelemesi yapılmış olması da mümkün müdür?

Görüldüğü üzere, mahkumiyet hükmünün mevcudiyeti şartı ile ilgili ola-rak itiraz mercii tarafınca yapılabilecek olan bu değerlendirmeler, ilkinde sübu-ta, ikincisinde ise hukuki nitelendirmeye yönelik değerlendirmelerdir. Dolayısıyla, itiraza ilişkin değerlendirmesini dosya üzerinden meydana getirecek olan itiraz mercii, sadece CMK’nın 231. Maddesindeki sanığa ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme yapmayacaktır. İtiraz mercii, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna yönelik bir sonuca varabilmek için, mahkumiyet hükmü ile ilişkili olarak, sübuta ve suç vasfına yönelik olarak değerlendirmelerde de bulunabi-lecektir.

Meydana getirilen açıklamalar da göstermektedir ki, itiraz mercii, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme yapabilecektir. Örneğin sanığa yüklenen kabahatun oluşma-ması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar, doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması kararı, verilebilir. Çünkü burada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kabahata ilişkin şartı, doğru bir mahkumiyet hükmünün kurulması şartı gerçekleşmemiş-tir. Ancak bu, Başsavcılık itirazında ifade edilmiş olduğu benzer biçimde, esas mahkemesi yerine geçerek yeni bir yargılama yapmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu nedenle konunun, doğal olarak ha-kim, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık benzer biçimde yargılama ilkeleri ile bağlantılı olarak tartışılması gereksizdir.

Aynı şekilde, itiraz mercii, nitelik değişikliği nedeniyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir. Örneğin kasten yaralama olarak nitelendirilen fiilden dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin kasten yaralama kabahatunu değil de kasten öldürme kabahatu-na girişim olarak nitelendirmek suretiyle de itirazın kabulü yönünde karar verebi-lir. Yine, örneğin görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma suçunu değil de, zimmet veya icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu sebebi öne sürülerek, hük-mün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kaldırılmasına karar verebilecektir5.

Bu arada, sözgelimi değerlendirme yasağına mevzu olacak hukuka aykırı bir deli-lin değerlendirilmesi sonucunda mahkumiyet hükmünün kurulmasında olduğu şeklinde, hükmün oluşumuna tesir edebilecek bir hukuka aykırılık itiraz mercii tarafından dik-kate alınmalıdır. Zira mesele bu yönüyle sübuta ilişkin bulunmaktadır. Keza, merci tayini yöntemiyle çözülmemiş olmak kaydıyla, hükmün açıklanması kararı verilmesini engelleyecek bir madde bakımından yetki konusu da merci tarafından incelenebilir. Zira burada suç vasfına yönelik bir inceleme söz konusudur6.

Bununla beraber, itiraz merciinin denetiminin kapsamı sınırsız değildir. Merci, hükmün oluşum sürecindeki her türlü eksikliği, yanlışlığı inceleyemez. Başka bir ifa-deyle, itiraz mercii, mahkumiyet hükmünün ve hukuki nitelendirmenin isabetli olup olmadığı mevzularına ilişkin olmayan, hükmün doğru bir hüküm olup olmadığı husu-su haricinde kalan hiçbir hususu inceleyemez. Bu bağlamda olmak üzere, örneğin fert-selleştirme şeklinde, mahkemenin takdirine ilişkin hususlarda itiraz merciinin değerlendir-mede bulunma yetkisi olmamalıdır. Bu nedenle, sözgelimi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması haricinde kalabilecek bir suçun cezası bireyselleştirme sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamına girmişse, bu husus itiraz mercii tarafınca denetlenmeyecektir. Keza, iddianamedeki bir eksiklik, duruşmadaki bir mesele, vekalet ücreti benzer biçimde mevzular, merciin incelemesi dışında kalan hususlardır.

Yargıtay, itiraz merciinin vazife kapsamını daha sınırlı kabul etmektedir7. Yuka-rıda atıf meydana getirilen YCGK sonucunda da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yalnız sanığa ilişkin öznel şartlarının bulunmadığı, suça ilişkin ob-jektif şartlarının da olduğu kabul edilmekle birlikte, itiraz merciinin bunları sadece şekli yönden denetleyebileceği sonucu çıkmaktadır. Örneğin katılan, kasten yaralama olarak kurulan hükmün aslına bakarsak kasten öldürme kabahatuna girişim olduğu öne sürülen sebebi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz ettiğinde, Yargıtayın kabulüne bakılırsa, itiraz merciinin bu hususu denetleyememesi gerekmektedir. Yargıtaya bakılırsa itiraz mercii, bir tek, suça ve sanığa ilişkin “objektif” şartlar itibariyle denetim yapabilece-ğinden, hükmün esasına yönelik bir değerlendirme kabul edilmemektedir.

Yargıtay’ın yaklaşımı kabul edildiğinde, açıklanması geri bırakılan hükümdeki esasa yönelik hukuka aykırılıklar; itiraz merciinin yetkisinde sayılmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerinden denetlenemeyeceği benzer biçimde, sanığın yü-kümlülüklere uyması nedeniyle hükmün düştüğü hallerde de, denetim yoluna başvu-rulmuş olmasına karşın hiçbir şekilde denetlenemeyeceklerdir. Uygulamada, itirazın işin esasına yönelik hukuka aykırılıkları görmezden gelecek şekilde sınırlandırılması karşısında, mahkumiyet kararı verilmemesi ihtiyaç duyulan durumlarda dahi mahkemelerin mahkumiyet hükmü kurup bunun açıklanmasını erteledikleri şikayetleri yaygınlaşmış ve bu nedenle kanun değiştirilerek, ancak sanığın kabulü halinde hükmün açıklan-masının geri bırakılması kararı verilebileceği hususu düzenlemeye kavuşturulmuştur8. Bu suretle aynı zamanda, mahkum olmaması gerektiğine inanan sanık bakımından, yargılama makamı kararını temyiz yoluyla denetlettirebilme olanakı ortaya çıkacak ve karara itiraz etmesi gerekmeyebilecektir9.

İtiraz mercii, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna yönelik itirazı ya kabul edecek ya da reddedecektir. İster iddia makamı tarafınca ister savunma makamı tarafınca yapılmış olan itirazın kabulü, açıklanması geri bırakılmış olan hükme karşı temyiz kanun yolunun açılmış olması anlamına gelmektedir. Merci tarafından itirazın kabulü, esas yada şekil yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının isabetli olmadığını, bu nedenle bu kararın kaldırıldığını ve hükmün açıklanması icap ettiğini ifade etmektedir. Hükmün merci tarafınca mı yoksa hükmü kurmuş olan mahkeme tarafınca mı açıklanacağı hususu, işin özüy-le doğrudan ilgili değildir. Merci tarafınca, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-masına yapılan itirazın reddedilmesinin anlamı ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kesinleşmesi ve açıklanması geri bırakılan hükme karşı, kural olarak denetim süresince, temyiz kanun yolunun kapatılmış olmasıdır.

Merci tarafından kabul veya ret şeklinde olabilen itirazın kesin olması farklı anlamlara gelmektedir. Kabul edilmiş bulunan itiraz üzerine hüküm açıklanacak-tır. Başka bir ifadeyle, buradaki kesinlik, açıklanması geri bırakılmış olan hükmün artık açıklanmak zorunda olduğudur. Ancak, yargı zaten daha önce kurulmuş olduğundan, itirazın kabulü üzerine, yargılamayı yapmış olan mahkemenin dosyayı yine ele alıp yeni bir hüküm kurması söz konusu değildir. Yargılamayı yapmış bulunan mahkeme, hükmün açıklanması dışında herhangi bir karar veremeyecektir. Örneğin görevi fenaye kullanma kabahatundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkumi-yet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma kabahatunu değil de, zimmet suçunu oluşturduğu sebebi öne sürülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılmasına karar verilmiş olduğu takdirde, yargılamayı yapmış bulunan mahkeme madde bakımından yetkisizlik kararı veremeyecektir. İtiraz mercii de, tekrar yar-gılama yapılması yolunda bir karar veremeyecektir. İtirazın merci tarafınca redde-dilmesi halinde ise, denetim süresince veya mecburiyet yüklenmişse bunun gereği yerine getirildiği sürece, açıklanması geri bırakılmış olan hüküm, iddia yada müdafa makamı tarafından temyiz incelemesine mevzu edilemeyecektir.

Bu açıklamalar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın ka-bulü yada reddi halinde herhangi bir kanun yoluna başvurma olanakının bulunup bulunmadığı, mümkün olduğu durumda da bunun hangi kanun yolu olacağı husu-sunda da gerekli değerlendirmeleri içermektedir. Hakikaten, itirazın reddi halinde, itiraz merciinin kararı kati olduğu ve buna karşı olağan bir kanun yolu bulunmadığı benzer biçimde, açıklanması geri bırakılan yargı dahi, denetim süresince yahut zorunluluk yüklenmişse bunun gereği yerine getirilmiş olduğu sürece, temyiz kanun yoluna kapalı hale gelecektir. İtirazın kabulü halinde ise; gene itiraz merciinin kararı kesin olduğu için bu karara karşı olağan bir kanun yolu bulunmamakla birlikte, itirazın kabulü üzerine açıklanmak zorunda kalınan hükme karşı temyiz kanun yolu açılmış bulunmaktadır10.

Yukarıda açıklamalar çerçevesinde kabul edildiği takdirde, hükmün açıklan-masının geri bırakılması sonucuna itiraz bakımından, hukuki düzenlemelerden kaynaklanan herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Çünkü itiraz mercii, somutdurumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyecek, bunu yaparken de, sadece şartlar yönünden şekli hu-suslara değil, sübuta ve suç vasfına yönelik de değerlendirmelerde bulunabilecektir. Bu husustaki değerlendirme, esas mahkemesi benzer biçimde yeni bir yargılama yapma ve yeni bir hüküm kurma anlamında değildir. Aslen bu durumda merci, sübut yada nitelik konusunu kendisi bizzat incelememekte, (istinaf yada temyiz suretiyle) bu konuların asıl yetkili merciler tarafından incelenmesinin yolunu açmaktadır. İtiraz mercii bu sü-reçte işin esasına giremediği gibi, itirazın kabulü halinde, esas mahkemesi dahi artık işi esastan ele alamayacaktır. Çünkü zaten kurulmuş olan hüküm halen geçerliliğini sürdürmektedir.

İtiraz merciinin yetkisinin kapsamının şekli hususlarla sınırlı olduğu, sübuta ve vasfa ilişkin değerlendirmeleri içermediği veya içermemesi gerektiği düşünülü-yorsa, yapılacak olan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesine ya da itiraz kurumu ile ilgili düzenlemelere müdahale suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına mahsus yeni bir itiraz usulü öngörülmesidir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.01.2013 tarihinde verdiği bir kararda, itiraz incelemesi-nin kapsamı konusunda genel yaklaşımından vazgeçmiş gözükmektedir. Yargıtayın son yaklaşımı aslına bakarsak sorunu çözmekte ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili ayrı bir itiraz düzenlemesine ve uygulamasına ihtiyaç olmadığını göstermek-tedir. Hakikaten, anılan karara nazaran; “itiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi vaka hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli görmüş olduğunde yanıt vermesiiçin itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini din-lemeli, gene ihtiyaç duyduğu konular varsa lüzumlu araştırma ve incelemeyi yapmalı veya bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da … sonucunın isabetli olup olmadığına karar vermelidir”11.

Cumhur ŞAHİN*

Prof. Dr., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

KAYNAK: http://www.ankahukuk.com/icerik/hukmun-a...in-kapsami

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder

  Derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer ol
Yazar: siirvehikaye - 10.01.2017 14:28 - Yorum Yok

5271 sayılı CMK'nun 223. Maddesinin 9. Fıkrası bu hükmü düzenlemiştir.

Fiilin suç oluşturmaması yada yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması benzer biçimde herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâllerde derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.

http://www.ankahukuk.com/icerik/arama-ve...a-bilgiler

Bu konuyu yazdır Bu konuyu bir arkadaşına gönder


İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Mobile Version | RSS Beslemesi