Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Uyuşturucu Madde Hakkında Suçlar
Yazar Konu
Admin Çevrimdışı
Adalet Personeli
******
Admin Grubu

Yorum Sayısı: 56
Üyelik Tarihi: 06.01.2017
Yorum: #1
Uyuşturucu Madde Hakkında Suçlar
GİRİŞ

Uyuşturucu madde kullanımı ve kullanımın artmasıyla birlikte uyuşturucu madde temin ve ticaretinin yaygınlaşması çağımızın en ciddi ve boyutları itibariyle en kapsamlı toplumsal sorunlarından biridir. Toplumun her kesimini etkilemesi ve bir toplumdan diğerine sınır tanımaz yaygınlığı nedeniyle insanlığın öncelikli sorunu haline gelmiştir.
Bu sorun yalnızca madde kullanan bireyi değil, o bireyin mensubu olduğu aileyi, parçası olduğu toplumu etkilemekte ve giderek toplumdaki kültürel yapı özelliklerinden ekonomik işlevlere kadar uzanan bir zincir içinde sektör olarak tüm dünyayı etkilemektedir.
Bu nedenle sosyolojik ve hukuki açıdan yapılan çalışmalarda bireyleri uyuşturucu madde kullanmaya iten nedenler tespit edilerek bireylerin madde kullanmalarını engelleyici tedbirlerin alınmasına yönelik düzenlemeler yapılmaktadır.
Uyuşturucuya ilişkin suçların, toplumun belli kesiminde sınırlı kalmayıp, giderek farklı kesimlerde ortaya çıkması, bu farklı grupların uyuşturucu kullanma nedenlerinin çeşitliliği, meseleyi daha da karmaşık hale getirmektedir. Uyuşturucu suçları başlı başına toplumun genel sağlık ve düzenini bozucu nitelik taşıması yanında, genelde birçok adi suça geçişte basamak teşkil etmektedir.

A) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDE KAVRAMLARI:
Uyuşturucu maddenin neler olduğuna ilişkin iç hukukumuzda herhangi bir tanım yoktur, ancak; genellikle uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder; bunlara narkotik maddeler de denir.
Uyarıcı madde ise, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan maddelerdir.
Tüm ülkelerde“uyuşturucu madde” kavramı, genellikle “uyarıcı maddeleri de” kapsayacak şekilde kullanılmaktadır.
1) UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDENİN TANIMI:
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan tanıma göre; merkezî sinir sistemini etkileyerek fiziksel ve/veya ruhsal bağımlılık yaratan bitkisel kökenli ya da sentetik bütün maddeler uyuşturucu madde sayılır.
Uyuşturucu ile ilgili bu tanım uyarıcı maddeleri de kapsamaktadır. Başka bir anlatımla, “uyuşturucu madde” kavramı, “uyarıcı maddeyi de” kapsamaktadır.
Bağımlılık iki yönde gelişebilir:
a) Tek konulu bağımlılık: Zaman içinde, uyuşturucu maddenin dozajının artırılmasının zorunlu duruma gelmesi.
b) Çift konulu bağımlılık: Etkisinin hissedilmesi için, süreç içinde değişik uyuşturucu maddeleri kullanma gereksinimi.
2) PSİKOTROP MADDE KAVRAMI, TANIMI
a) Psikotrop maddeler; esas etkisi ya da başlıca etkilerinden biri ruhsal durumu düzelten doğal ya da sentetik kimyasal maddelerdir.
b) PSİKOTROP MADDENİN TANIMI:
Psikotrop madde; "uyuşturucu madde sayılmayan, kötüye kullanıldığında uyuşturucu maddelere benzer olumsuz etki yaratan sentetik ilaçlar ve diğer maddeler" olarak tanımlanabilir.
Bu maddeleri iki grupta toplamak mümkündür:
1- Asıl işlevi tedavi etmek olan ve az miktarda uyuşturucu madde içeren ilaçlar.
2-Uyuşturucu maddelere benzer olumsuz etki yaratan diğer doğal veya sentetik maddeler.
Türk Hukuku yönünden tanımı:
Psikotrop madde; "1971 tarihli Psikotrop Maddeler Sözleşmesinin eki I, II, III ve IV numaralı cetvellerde yer alan doğal veya yapay herhangi bir madde veya doğal ürün" demektir.


B- UYUŞTURUCU, UYARICI VE PSİKOTROP MADDELERLE İLGİLİ MEVZUAT:
1) ULUSLARARASI SÖZLEŞMELER:
a) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi:
aa) İlk metin (Resmî Gazete: 11.05.1967):
Sözleşmenin 1. maddesinde kenevir, kenevir bitkisi, kenevir reçinesi, koka ağacı, koka yaprağı, ekim, uyuşturucu madde, kaçakçılık, ithal, ihraç, imal, afyon, tıbbî afyon, afyon haşhaşı, haşhaş kellesi, haşhaş sapı, müstahzar, istihsal, stok, ülke, istihlak gibi kavramlar tanımlanmıştır.
Sözleşme ekindeki I ve II numaralı cetvellerde doğal veya sentetik uyuşturucu maddeler; III ve IV numaralı cetvellerde ise uyuşturucu madde ihtiva eden müstahzarlar kimyasal formülleri ile birlikte gösterilmiş; 2. maddede bunların denetimine ilişkin kurallar öngörülmüştür.
Sözleşme ayrıca, uyuşturucu maddelerin elde edildiği doğal bitkilerin ekimi ve üretimi, uyuşturucu maddelerin imali ve ticareti, uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, uyuşturucu madde müptelâlarının tedavisi, uyuşturucu madde suçları ile ilgili ceza hükümleri ile zapt ve müsadere gibi konuları düzenlemektedir.
Aşağıda yer alan 1972 Protokolü ile, Sözleşmenin bazı maddeleri değiştirilmiş ve Sözleşmeye bazı yeni maddeler eklenmiştir.
bb) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesinin Tadiline İlişkin 1972 Protokolü (Resmî Gazete: 30.06.2001):
Türkiye 25.03.1972 tarihinde Protokol'ü imzalamıştır. Uzun bir gecikmeden sonra 26.04.2001 tarih ve 4659 sayılı Kanunla Protokol'ün onaylanması uygun bulunmuş; Protokol, Bakanlar Kurulu'nun 28.05.2001 tarih ve 2001/2577 sayılı kararı ile onaylanmış, 30.06.2001 tarih ve 24448 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır.
Protokol ile 1961 Tek Sözleşmesi’nin bazı maddeleri değiştirilmiş; sözleşmeye bazı maddeler eklenmiştir.
b) 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (Resmî Gazete: 07.03.1981):
Sözleşme, Türkiye tarafından 22.02.1971 tarihinde imzalanmış, 2326 sayılı Kanun’la bu sözleşmeye katılmamız uygun bulunmuş, 07.03.1981 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 30.12.1980 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile sözleşme katılmamız onaylanmış ve Sözleşme 07.03.1981 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından da yürürlüğe girmiştir.
Psikotrop maddeler, sözleşmeye ekli 4 cetvel halinde gösterilmiş, her cetvelde yer alan psikotrop maddelerin denetimi konusunda farklı hükümler öngörülmüş, cetvellerde değişiklik yapılmasının koşulları ve yöntemi belirtilmiştir.
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetkiyi kullanarak, sözleşme ekindeki cetvel I’de yer alan psikotrop maddelerin tamamı ile diğer cetvellerde yer alan psikotrop maddelerin bir bölümünü 2313 sayılı Kanun kapsamına almış; böylece, bunların TCK'nın 188 ve devamı maddeleri anlamında uyuşturucu veya uyarıcı madde kabul edilmesini sağlamıştır. Bazı psikotrop maddeler ise Sağlık Bakanlığı tarafından yeşil reçeteye tabi tutulmuştur.
c) 1988 Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Sözleşme (Resmî Gazete: 11.02.1996):
Sözleşme, Türkiye Hükümeti adına 20.12.1988 tarihinde imzalanmış, 22.11.1995 tarih ve 4136 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve Bakanlar Kurulunun 16.01.1996 tarihli kararı ile onaylanmış; 11.02.1996 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak Türkiye açısından bu tarihte yürürlüğe girmiştir.
2
II) ULUSAL MEVZUATIMIZ:
1) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (Resmî Gazete: 09.11.1982):
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır (m. 58/2).
2) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
TCK’nın 188-192 ve 297. maddelerinde uyuşturucu madde suçları düzenlenmiştir.
3) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve ilgili Yönetmelikler:
a) 2313 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 24 Haziran 1933):
24.06.1933 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun başlıca şu konuları düzenlemektedir:
1- Bazı uyuşturucu maddeler sayılarak bunların imali, ithali, ihracı ve satışı yasaklanmış ya da Sağlık Bakanlığı’nın denetimine bağlanmış (m. 1); bilimsel inceleme sonucu zararlı olduğu ve toksikomani (alışkanlık, tutku) yaptığı saptanan diğer uyuşturucu maddelerin Bakanlar Kurulu kararı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 19).
2- Bazı uyuşturucu maddelerin ancak Devlet tekeli altındaki fabrikalarda imal edilebileceği; imal edilen uyuşturucu maddenin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine Tekel idaresince ithal edebileceği; Tekel idaresince imal edilen uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alınacak izin üzerine bu idare tarafından ihraç edilebileceği belirtilmiştir (4, 5, 6, 8, 9, 10, 12, 13).
3- Devlet tekeli altında olmayan uyuşturucu maddelerin, sadece eczane veya ecza ticarethanesi açmış eczacılarla, ecza ticarethanesi sahipleri tarafından, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ithal veya ihraç edebilecekleri (m. 7-11); uyuşturucu maddelerin, Sağlık Bakanlığı’ndan alacakları izin üzerine ülke içinde sadece bu kimseler tarafından satılabileceği; bunlardan ecza ticarethanelerinin sadece eczanelere, resmî kurumlara ve laboratuarlara toptan satış yapabilecekleri öngörülmüştür (m. 15, 16).
4- Ecza ticarethaneleri ve eczanelerce, alım satımını yaptıkları uyuşturucu maddelerin, öngörülen biçimde kayıt işlemlerini yapmaları gerektiği belirtilmiş (m. 16-18); satış ve kayıtla ilgili kurallara aykırılık durumları suç olarak kabul edilmiştir (m. 24, 25).
5- Esrar elde etmek için kenevir ekimi yasaklanmış (m. 3), başka amaçlarla kenevir ekimi ise izne bağlanmış (23/1); yasağa aykırı ya da izinsiz kenevir ekme ayrı ayrı suç olarak düzenlenmiştir (23/4).
6- Türk Ceza Kanunu’nun 188-191. maddelerinde yazılı suçların soruşturma ve yargılamasının 1918 sayılı Kanun (bu Kanunun yerini 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu almıştır) hükümlerine göre yapılması öngörülmüştür (m. 27/2).
7- Uyuşturucu maddelerin zaptı, bu maddelerden örnek alınarak laboratuarlarda incelenmesi, bunların saklanması ve müsaderesi, müsadere edilenlerin ilgili yerlere teslimi ve imhası konularında hükümler konmuş; bu konuların yönetmelikle (21.11.1982 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik) düzenleneceği belirtilmiştir (m. 20, 21).
8- 19.11.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4208 sayılı Kanun’la eklenen ek 1. madde uyarınca;
aa) 1988 tarihli Uyuşturucu ve Psikotrop Maddelerin Kaçakçılığına Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ekindeki I ve II numaralı tablolar ile bu tabloların değişikliklerinde yer alan maddelerin (uyuşturucu ve psikotrop madde imalinde kullanılan kimyasal maddelerin) imali, ithali, ihracı, nakli, bulundurulması, alımı ve satımı Sağlık Bakanlığı’nın iznine bağlanmıştır (Ek m. 1/1).
bb) Sözü edilen maddelerin izinsiz olarak imali, ithali ve ihracı, nakli, bulundurulması, alınması veya satılması suç kabul edilmiştir (Ek m. 1/3, 1/4).
cc) Uyuşturucu ve psikotrop maddelerin imalinde kullanmak amacı ile veya kullanılacağı bilinerek gerekli teçhizat ve diğer malzemeyi imal, ithal veya ihraç etmek, nakletmek, bulundurmak, almak veya satmak suç olarak öngörülmüştür (Ek m. 1/4).
3
b) 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (Resmî Gazete.: 21.11.1982):
c) Kenevir Ekimi ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 21. 10.1990):
d) 2313 sayılı Kanun’un 19. Maddesi Uyarınca Çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararları:
Bakanlar Kurulu, 2313 sayılı Kanun’un verdiği yetki uyarınca, değişik tarihlerde birçok uyuşturucu maddeyi 2313 sayılı Kanun kapsamına almıştır.
h- 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun, İlgili Yönetmelik ve Bakanlar Kurulu Kararı
4) 3298 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 19.06.1986)
19.06.1986 tarihinde yürürlüğe giren bu Kanun, başlıca aşağıdaki konuları düzenlemiştir:
Bazı uyuşturucu maddeler sayılmış, bunların alımı, satımı, imali, ithali ve ihracı Bakanlar Kurulu’nun denetimine bırakılmış (m. 1/1); kullanılmasının zararlı olduğu ve toksikomani yaptığı belirlenen diğer doğal veya yapay maddelerin de Bakanlar Kurulu kararı ile bu Kanun kapsamına alınabileceği belirtilmiştir (m. 1/3).
4. maddede ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbî afyon ve karışımlarının Türk Ceza Kanunu’nun uygulamasında uyuşturucu madde sayılacağı, izinsiz ham afyon üretenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 188 ve sonraki maddelerinin uygulanacağı açıklanmıştır.

i) Haşhaşın Ekimi, Kontrolü, Toplanması, Değerlendirilmesi, İmhası, Satılması, İhracı ve İthali Hakkında Yönetmelik (Resmî Gazete: 04.05.1988)
j) Uyuşturucu Maddelerin Alımı, Satımı, İmali, İthali ve İhracı ile İlgili Esaslara İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı (Resmî Gazete: 17.05.1987)
k) Haşhaş Kapsülü ve Tohumu Destekleme Alımı ve Satışı Hakkında Bakanlar Kurulu Kararları.
Sonuç olarak üst bölümde anlatılanlara göre; bir maddenin TCK’ nın 188/3 ve 191. maddeleri kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığı nasıl belirlenir?
Öncelikle ele geçirilen şüpheli maddenin bilimsel analiz yapabilecek uzman bir kurum ya da kuruluşa (Adli Tıp Kurumu, Polis Kriminal Laboratuarı, Jandarma Kriminal Laboratuarı) gönderilerek; içerdiği etken maddelerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ile bilinen kimyasal adları, bu madde yada içeriğindeki maddelerin uyuşturucu yada uyarıcı madde niteliğinde olup olmadığı ve uyuşturucu yada uyarıcı madde sayılmasının yasal dayanakları, sorulmalı düzenlenen raporda kimyasal adı ve özellikleri belirtilen madde ;

2313 sayılı Kanun’un 1, 2 ve 3. maddelerinde; 3298 sayılı Kanun’un 1 ve 4. maddelerinde, ülkemizin imzalayarak taraf olduğu ve kanunla onaylanıp Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe girmiş uluslararası sözleşmelerde yer alması nedeniyle veya 2313 ya da 3298 sayılı kanunların verdiği yetkiye dayanan Bakanlar Kurulu kararlarında yer alıyorsa TCK’nın 188/3 ve 191. maddesi kapsamında uyuşturucu veya uyarıcı maddedir.

C) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SUÇLARI
Uyuşturucu madde suçları 5237 Türk Ceza Kanunu'nun 188-192 ve 297. maddelerinde düzenlenmiştir.
Bu suçları dört grupta toplamak mümkündür:
1- Uyuşturucu madde temin etme suçları,
2- Uyuşturucu madde kullanma veya kullanmak amacı ile uyuşturucu madde bulundurma suçu,
3- Sahte reçete ile uyuşturucu madde alma suçu.
4- Uyuşturucu maddeyi ceza infaz kurumları veya tutukevlerine sokma ya da bu yerlerde bulundurma veya kullanma suçu.
Uyuşturucu madde bulundurma: Bir kimsenin, kendisine ya da başkasına ait uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla, fiil ve/veya hukukî egemenliği altında tutmasıdır.
Suçun faili, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacı ile bulunduruyorsa, TCK'nın 191. maddesinde yazılı kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçu oluşur. Bu suçun kullanma dışında bir amaç için (satmak, başkasına parasız vermek gibi) bulunduruyorsa, TCK'nın 188/3. maddesinde öngörülen uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçunu işlemiş olur.
Kullanmak için bulundurduğu uyuşturucu maddeyi, başkasına da ikram ederek onlarla birlikte içenin kastı, maddeyi başkasına verme olmadığından, eylem uyuşturucu temin olmayıp, kullanma olacaktır. Örneğin; aynı odada esrarlı sigaranın elden ele dolaştırılması suretiyle tüketilmesinde uyuşturucu madde ticareti olmayıp, kullanma olacaktır.
Konuya ilişkin karar:
Diğer sanıklar Fırat ve Orhan ile birlikte uyuşturucu madde kullanmaya karar verdikten sonra aralarında toplamış oldukları para ile sanık Yusuf aracılığıyla satın aldığı uyuşturucu maddeyi bir otel odasında diğer sanıklarla birlikte kullanmak üzere iken yakalandığı olayda, uyuşturucu madde temin etmek ya da ticaretini yapmaya yönelik kasıtla hareket ettiği saptanamayan sanığın, uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğu gözetilmeden, uyuşturucu madde ticaret yapma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,(10. CD, 26.12.2006, 2006/3941-14975)

Failin, uyuşturucu maddeyi hangi amaçla bulundurduğu nasıl belirlenecektir ?
a- Failin, uyuşturucu maddeyi, kullanma dışında bir amaçla bulundurduğunu gösteren hareketlerinin olup olmadığı,
b- Uyuşturucu maddenin miktarı,(net 1 kilo esrar yıllık kullanım miktarı olarak kabul ediliyor)
c- Uyuşturucu maddenin bulunduğu paketlerin biçimi ve sayısı,
d- Uyuşturucu maddenin bulundurulduğu yerin özellikleri,
e- Uyuşturucu madde kullanma alışkanlığının bulunup bulunmadığı,
f- Failin, geçimini sağladığı bir işi veya geliri olup olmadığı,
g- Failin, yasal olarak elde ettiği gelirinin üzerinde bir yaşam düzeyi olup olmaması,
h- Failin, daha önce uyuşturucu madde suçundan hükümlü olup olmaması,
Hangi amaçla bulundurduğunu gösteren bir belirti olabilir.
II) BAŞKASININ UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANMASINI KOLAYLAŞTIRMAK SUÇU (TCK 190/1):
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmasını kolaylaştırmak:
Başkasının uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırmak için;
a) Özel yer, donanım veya malzeme sağlamak,
b) Kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almak,
c) Kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi vermek,

III) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE KULLANILMASINI ÖZENDİRMEK SUÇU (TCK 190/2):
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını alenen özendirmek veya bu nitelikte yayın yapmak.
5
IIII) KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE SATIN ALMAK, KABUL ETMEK VEYA BULUNDURMAK SUÇU (TCK 191):
Uyuşturucu madde kullanma suçu son dönemde oldukça yaygınlaşmış haldedir. Bu suçtan mahkum etmek için mutlaka ya üzerinde esrar ele geçirilmeli ya da kan veya idrar tahlili sonucu kullanıcı olduğunun saptanması gerekmektedir. Ancak, mahkemeler bu duruma dikkat etmeden sadece kullandım beyanını yeterli kabul edilip, cezalandırılma yoluna gidilmektedir.
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurtulmak için, ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanık hakkında hem kullanma hem de uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dava açılmış ise; sübut bulan uyuşturucu madde ticareti suçunu gizlemek ve cezasından kurtulmak için söylediği kabul edilip, kullandığı da teknik yöntemlerle belirlenemez ise uyuşturucu madde kullanma suçundan açılan davadan beraat verilmeside düşünülmelidir.
Ticaret yaparken suçüstü yakalanan sanığın, hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan soruşturma yapılmadığı aşamada, uyuşturucu madde kullandığını da belirtmesi halinde TCK'nın 192/2. maddesi uyarınca ceza tertibine yer olmadığı kararı verilmelidir. Bu husus beraat verilmesi ile karıştırıldığından dikkat edilmelidir.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sübut bulan sanığın, bu suçu gizlemek ve cezasından kurtulmak için, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu belirttiği, sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle de belirlenmediği gözetilmeden, atılı suçtan beraatine yerine yazılı biçimde karar verilmesi, (10. CD, 10.05.2011, 2010/32997 Esas)
b) Evinde yapılan arama sonucu bir poşet içinde 12,5 gramdan ibaret esrar bulunması nedeniyle, sanık hakkında bu esrarı hem satmak hem de kullanmak için bulundurduğu gerekçesiyle uyuşturucu madde ticareti yapma ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dava açılmış, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan beraat, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ve beraat kararı temyiz edilmemiş ise de; tüm aşamalarda suç konusu esrarı satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, muhbirin soyut ihbarı dışında delil bulunmadığı, tek olan fiilin bütünüyle “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun niteliği yanlış belirlenerek yazılı biçimde hüküm kurulması,(10. CD, 21.06.2011, 2010/28975 Esas)
a) Satın alma, kabul etme veya bulundurma amacı:
Sanık uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kendi kişisel kullanımı için satın alır, kabul eder veya bulundurursa, TCK'nın 191. maddesinde yer alan suç oluşur. Kullanma dışında bir amaç için satın alır, kabul eder veya bulundurursa TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen suç oluşur.
Konuya ilişkin kararlar:
a) Evinde ele geçen 4,92 gramdan ibaret esrarı kullanmak için bulundurduğunu belirten sanığın savunmasının aksine, sözü edilen uyuşturucu maddenin ticaretini yaptığına ilişkin her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçu yerine, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 21.01.2010, 2009/5405- 2010/710)
b) Sanığın, evinde ele geçirilen 25,58 gramdan ibaret esrarı, kullanmak için bulundurduğuna ilişkin savunmasının aksine, X muhbirin soyut ihbarı dışında, satmak için ya da başka amaçla bulundurduğuna ilişkin, kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde hüküm kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 22.01.2010, 2010/229-714)

6

c) Sanıkların birlikte seyir halinde bulundukları motosiklette şüphe üzerine yapılan arama sonucu ele geçirilen 9,28 gramdan ibaret esrarı, kullanacaklarına ilişkin savunmalarının aksine, başka amaçla bulundurduklarını gösteren kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma yerine, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırı. (10. CD, 27.01.2010, 2009/190- 2010/1445)

d) Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık Hacı’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada Hacı’yı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüphelenilerek telefona cevap verildiği, sanığın Hacı ile görüştüğü düşüncesi ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (15.02.2010, 2009/2548- 2010/3279)

e) Başka bir soruşturma kapsamında şikâyetçi olarak ifade veren sanığın annesinin, sanığın cebinde kınaya benzer bir madde bulduğunu ve yaktığını; sanığın da, merak ettiğinden başkasından almış olduğu esrarı annesinin cebinden alıp yaktığını belirttiği; ancak, sanığa ait herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemediği gibi, bu maddeleri kullandığına ilişkin tıbbi bir bulguya da ulaşılamadığı, böylelikle, soyut ikrarı dışında, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçunu işlediğine ilişkin şüpheden uzak ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı. (10. CD, 29.11.2010, 2008/6322- 2010/24745)

f) Dosya kapsamına göre; başka suçlardan hakkında başlatılan soruşturma kapsamında, Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde, esrar kullanmakta olduğunu belirtmesi nedeniyle hakkında kamu davası açılan sanığın, kendisine ait uyuşturucu madde ele geçirilemediği gibi, uyuşturucu madde kullandığının tıbben de saptanmadığı ve soyut ikrarı dışında, yüklenen suçu işlediğini somut bir olgu olarak ortaya koyan, her türlü şüpheden uzak, yasal ve yeterli herhangi bir kanıtın da bulunmadığının anlaşılması karşısında; beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı. (10.CD, 15.02.2010, 2008/834- 2010/3241)

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık hakkında uygulanacak yaptırım:
1- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık, bu maddeyi kullanmamış ise:
Bu durumda tek seçenek vardır: TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilmeyecektir.
Bir güvenlik tedbiri olan “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu karar, CMK'nın 223. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hüküm niteliğinde olup temyiz yasa yoluna tabi iken 6217 sayılı Kanun'un 20 maddesi ile bu fıkraya eklenen “Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur” ek cümlesi nedeniyle itiraz yasa yoluna tabi bir karar haline gelmiştir. Başka bir deyişle TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilen Denetimli serbestlik ya da tedavi ve denetimli serbestlik kararına karşı temyiz yasa yolu değil itiraz yasa yolu açıktır. Karar kesinleştikten sonra denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Sanık tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrasının birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, Mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı ise temyiz yasa yolu açıktır.
2- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alan, kabul eden veya bulunduran sanık, bu maddeyi kullanmış ise:
Bu durumda iki seçenek vardır:
a) Birinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince sanık hakkında sadece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilecek; 1. fıkradaki hapis cezasına hükmedilmeyecektir.
Birer güvenlik tedbiri olan “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin bu kararda durma niteliğinde olup itiraz yasa yoluna tabidir. Karar kesinleştikten sonra tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır. (6217 s. K. uyarınca değişiklik yapıldı)
Sanık tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, Mahkemece aynı maddenin 5. fıkrasının birinci cümlesi gereğince “davanın düşmesine” karar verilecektir. Bu karar hüküm niteliğinde olduğu için temyiz yasa yoluna tabidir.
Sanık tedavi ve/veya tedbirin gereklerine uymadığı takdirde, mahkemece yargılamaya devam edilerek sözü edilen 5. fıkranın ikinci cümlesi gereğince, aynı maddenin 1. fıkrasındaki cezaya hükmolunacaktır. Bu hükme karşı temyiz yasa yolu açıktır.
b) İkinci seçenek:
TCK'nın 191. maddesinin 1. fıkrası gereğince sanığın cezalandırılmasına, ayrıca aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca sanık hakkında “tedavi” ve “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” karar verilip dava sonuçlandırılacaktır. Bu hükmün temyiz yasa yoluna tabi olduğu tartışmasızdır.
Hüküm kesinleşince, öncelikle tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanacaktır.
Aynı maddenin 7. fıkrası gereğince; tedavi ve tedbirin gereklerine uygun davrandığı takdirde, aynı maddenin 7. fıkrasının birinci cümlesi gereğince hükümlünün “cezası infaz edilmiş sayılacak”; uymadığı takdirde ise “cezası infaz edilecektir”.

Konuya ilişkin kararlar:
* 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğü, anılan Kanun'un 191. Maddesinin 6. fıkrasının uygulanabilmesinin koşulu olarak aynı fıkranın son cümlesinde yazılı “Ancak bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir” hükmünün, iddianamede belirtilen davaya konu aynı eylem nedeniyle anılan maddenin (2.) fıkrası uyarınca daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olması gerektiğini ifade ettiği gözetilmeksizin; sanığın gerçekleştirdiği başka bir eylem nedeniyle aynı suçtan açılan başka bir davanın sonucunda verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine rağmen, uyuşturucu kullanması karşısında yeniden tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri vermenin sonuçsuz kalacağı gerekçesiyle doğrudan ceza tayin edilmesi ve tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemesi....bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 2008/14587- 2009/4894)

* A) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191.maddesine göre;
1) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanıklar Fikret ve Murat hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceğinden,
2)Uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmamış olan sanık Ali hakkında ise, hapis cezasına hükmedilmeden, bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi gerektiğinden,
Sanıkların hukuksal durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 17.01.2011, 2008/4931- 2011/392)

B) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. (10. CD, 08.02.2010, 2008/540- 2010/2617)
C) Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinin öngörülmesi; bu iki seçenekten biri uygulanırken yasal gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerektiği dikkate alınarak; sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. (10.CD, 29.01.2013, 2011/21200E - 2013/1004K)

D) 1- Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine ya da altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi öngörülmüş olup; bu seçeneklerden biri uygulanırken yasal gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlara bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerektiği gözetilmeden ve gerekçesi gösterilmeden, cezayla birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri seçeneğine göre hüküm kurulması,
2- Kabule göre;
a) Sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi gerektiği, tedavinin süreyle sınırlandırılamayacağı gözetilmeden, takdire dayanılarak “1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ” karar verilmesi,
b) TCK'nın 191/2, 4. madde hükümlerine göre tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmaya karar verilirken, 191/1. maddesince hükmolunan cezanın TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca infazının ertelendiğinin belirtilmemesi, Yasaya aykırı olduğundan bozulmasına, (10.CD, 02.04.2013, 2011/8158 E - 2013/3025 K)

F)
a) 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür.
Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmesi, gerekçenin somut olgulara ve davranışlarına bağlı olarak, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyup uymayacağının değerlendirilmesine dayanması gerekmektedir.
Mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı TCK' nın 191. maddesinin sanığın daha lehine olan 2. fıkrası yerine, 6. fıkra yollamasıyla 1. fıkrası uyarınca gerekçesi gösterilmeden doğrudan hapis cezasına hükmedilmesi,
b) Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, aynı maddenin 2. veya 6. fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğu, belirtilen tedbirlerin uygulanmaması yönünden mahkemeye takdir hakkı tanınmadığı dikkate alınarak; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 191. maddesinin 1. fıkrası uyarınca hükmolunan hapis cezasına ek olarak, 2. fıkrası gereğince tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, başka bir davada hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilmiş olması ve buna uyulmaması gerekçe gösterilerek doğrudan hapis cezasına hükmolunması,...,Yasaya aykırı, (10.CD, 19.03.2013, 2012/20132 E -2013/257K)
10
G) Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık Orhan Kavsara hakkında Kayseri 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 08.09.2009 tarihinde 2009/321 esas ve 2009/812 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.03.2013 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece sanığın TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca aynı Kanunun 191/2-6. maddesi gereğince hapis cezası süresi kadar süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunmuştur.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında,
«1- 19/12/2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ilâ dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması hâlinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle, mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukukî durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- Sanığın hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı soruşturma başlatılmadan önce tedavi olmak için AMATEM'e giderek, içerisinde eroin bulunan enjektör ile eroin bulaşıklı kaşığını görevlilere verdiğinin anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192/4. maddesindeki "Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz" düzenlemesi uyarınca sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir.» denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
(2) numaralı bozma düşüncesinin benimsenerek, aşağıdaki şekilde karar verilmesi nedeniyle, ileri sürülen (1) numaralı bozma düşüncesi inceleme konusu yapılmamıştır.
Somut olayda, sanığın, hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı soruşturma başlatılmadan önce tedavi olmak için AMATEM'e giderek, içerisinde eroin bulunan enjektör ile eroin bulaşıklı çay kaşığını görevlilere verdiği anlaşılmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 192. maddesinin 4. fıkrasında “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.” hükmü öngörülmüştür.
5237 sayılı TCK'nın 192. maddesinin 4. fıkrası ile CMK'nın 223. maddesinin 4. fıkrası gereğince sanık hakkında "ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet hükmü kurulması yasaya aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görüldüğünden, K.., 4. Sulh Ceza Mahkemesi'nin sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak VERİLEN CEZA ile TEDAVİ ve DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNİN KALDIRILMASINA, (10.CD KYB 06.05.2013,.2013/5950E - 2013/4071)



IIIII) UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDEYİ İNFAZ KURUMUNA VEYA TUTUKEVİNE SOKMAK YA DA BU YERLERDE BULUNDURMAK SUÇU (TCK 297/1-3-4):
Suçun cezası; 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, fiil aynı zamanda TCK’nın 188 veya 191. maddesinde yazılı suçu da oluşturacağı için; fikri içtima hükümlerine göre daha ağır cezayı gerektiren suç esas alınarak belirlenecek ceza yarı oranda artırılır. Buna göre;
aa) Fiil aynı zamanda TCK’nın 188. maddesinde düzenlenen suçu oluşturuyorsa: 188. maddede düzenlenen suçun cezası daha ağır olacağı için, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası, 297. maddenin (1) numaralı fıkrasının son cümlesi uyarınca yarı oranda artırılır.
bb) Fiil aynı zamanda TCK’nın 191. maddesinde yazılı suçu oluşturuyorsa: İnfaz koşulları da dikkate alındığında 297. maddenin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen suçun cezası daha ağır olacağından, bu suç esas alınarak belirlenecek hapis cezası aynı fıkranın son cümlesi gereğince yarı oranda artırılır.

D) UYUŞTURUCU MADDE SUÇLARINI ETKİLEYEN NEDENLER:
1) UYUŞTURUCU MADDE TEMİN ETMEK SUÇLARINDA CEZASIZLIK NEDENLERİ:
a) Uyuşturucu madde temin etmek suçlarında cezasızlık nedeni:
Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına iştirak etmiş olan kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, diğer suç ortaklarını ve uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin suç ortaklarının yakalanmasını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini sağlaması halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz. (TCK 192/1).

b) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunda cezasızlık nedenleri:
a) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce, bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK 192/2).
b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz (TCK 192/4).
10.01.2017 12:38
Web Sitesini Ziyaret Et Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla