Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tutuklama ve Adli Kontrol İle İlgili Altın Bilgiler
Yazar Konu
siirvehikaye
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Tutuklama ve Adli Kontrol İle İlgili Altın Bilgiler
Adli kontrol.

“Adli kontrol”, tutuklama şeklinde fert özgürlüğünü kısıtlayan çok ağır bir koruma tedbirinin öncesinde uygulanan ve bireyin” kaçmasını”, “delil karartmasını” engelleyerek, tutuklama yolunu öncelikle kapatan, yeni bir koruma tedbiridir (CMK 109).

Adli kontrol, tutuklamaya bakılırsa, öncelikle uygulanması gereken bir kurumdur. Yasa koyucu, CMK 101/1 deki düzenlemesinde, tutuklama kararı verilirken, ”adli denetim tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağını belirten hukuki ve fiili nedenlerin neler olduğunun ne olursa olsun belirtilmesi” mecburiyeti öngörmüştür.

Bu nedenle, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunun 13/1-b maddesi uyarmanca, Müdürlük karar öncesinde mahkeme yada hakimin isteği üzerine; şüpheli veya sanığın geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, toplumsal ve ekonomik durumu, ruhsal ve ruhsal durumu, topluma ve mağdura karşı taşıdığı risk hakkında detaylı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunar. Uygulamada tamamen ihmal edilen bu raporun temini için, müdafiin uyarı görevini yapması, gerekirse itiraz yoluna başvurmasını öneririz.

2012 yılında 6352 sayılı Kanun ile CMK 109 değiştirilerek, eski düzenlemenin aksine ve çok da doğru olarak uygula- maya sınır getiren üç yıl süresi kaldırılmıştır.

Yeni düzenleme ile Adli kontrol Yükümlülüklerine 109 uncu maddenin 3 üncü fıkrasında sayılanlara ek olarak üç yeni adli kontrol yükümlülüğü getirilmiştir: (j) Konutunu terk etmemek; (k) Belirli bir yerleşim yerini terk etmemek;(l) Belirlenen yer yada bölgelere gitmemek.

Uygulamada yargılama yerlerinin tutuklama kararı yeri- ne öncelikle vermeleri gereken adli kontrol yükümlülüklerinin süre açısından sınırsız hale gelmesi ve mecburiyet çeşitlerinin artması karar açısından önemli bir refah getirmiş olmalıdır. Sadece, bu koruma tedbirinin öncelikle uygulanmasını ısrarla ve hukuki mukavemetle talep etmek mü- dafilerin olmazsa olmaz görevi olmalıdır.

Şüphelinin adli kontrol yükümlülüklerine uyup uymadığını denetlemek, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunun 13 üncü maddesi uyarınca, Müdürlüğün kovuşturma evresindeki görevleri arasındadır.

Uygulamada denetimli serbestlik istendiği gibi çalışmadığı için adli denetim kararı ve uygulaması gerektiği şeklinde yeşermemiştir.

Tutuklamanın genel koşulları nedir ?

Anayasanın 19 uncu maddesine bakılırsa, tutuklama, “Suç işlediği güçlü şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması halinde, şüpheli yada sanığın, kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemek amacı ile, birey özgürlüğünün, kati hükümden önce, hakim kararı ile, kısıtlanmasıdır.”

Tutuklama, Ceza Muhakemesindeki “en ağır” koruma tedbiridir. Şunu unutmamak gerekir ki, tutuklama, koşulları oluşmuş olsa bile başvurulması zorunlu olmayan bir koruma tedbiridir. Kanun (CMK 100/1), “tutuklama kararı verilebilir”, diyerek, tutuklamayı hakimin takdirine bırakmıştır.

Tutuklama kararı verilebilmesi için, genel olarak, şu koşulların hepsinin bir arada mevcut bulunması gereklidir:

1) güçlü suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması (CMK “2014-6526” 100/1): Görüldüğü benzer biçimde, sanığın suçu işlediğine dair güçlü şüphe sebepleri, kısaca kuvvetli suç şüphesinin varlığını gös- teren “deliller” elde edilmiş olmalıdır (olmazsa olmaz kaideı). Olgudan kasıt, şüphelinin suç fiilini işlediğini

gösteren somut vakıalardır. Bunların, iddianame dü- zenlenmesini gerektiren “yeterli şüpheden”, daha güç- lü olması şarttır.

2) Kanunda gösterilen tutuklama sebeplerinden biri de, somut olayda gerçekleşmiş bulunmalıdır: Tutuklama kararı verilebilmesi için gerçekleşmesi gereken temel koşullardan biri de, “tutuklama sebebi” bulunmasıdır.

3) Tutuklama “son çare” olmalıdır.

4) Tutuklama yasağı bulunmamalıdır. Suç, türü Bakımın- dan “Tutuklama Kararı Verilemeyen suçlardan” Ol- mamalıdır (Tutuklama Yasağı) (CMK100/4).

5) Ölçülülük, orantılılık ön şartı da gerçekleşmiş olmalıdır.

6) Somut olayda adli kontrolün uygulanamaması gerekir.

7) Muhakeme şartı gerçekleşmiş olmalıdır: soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan kabahatlarda, şika- yet şartı gerçekleşmeden tutuklama kararı verilemez.

8) Sanığa güvence belgesi verilmemiş olmalıdır: Mahkeme, bulunduğu yer bilinmeyen veya yurt haricinde bulunup da yetkili mahkeme önüne getirilemeyen veya getirilmesi uygun bulunmayan gaip sanığa (CMK 244/1) güvence belgesi verebilir. Ayrıca ile alakalı kovuşturmanın sonuçsuz kalmasını sağlama amacıyla yurt içinde gizlenen veya yabancı ülkede bulunan ve bundan dolayı mahkeme tarafından kendisine ulaşılama- yan kaçak (CMK 247/1) hakkında da duruşmaya gelmesi halinde tutuklanmayacağı hususunda bir güven- ce belgesi verilebilir (CMK 246/1, CMK 248/7).

Kendisine böyle bir “güvence belgesi” verilmesi üzerine gelen sanık hakkında tutuklama kararı verilemez.

Ancak sanık, hapis cezası ile mahkum olur yada kaçmak hazırlığında bulunur yada güvence belgesinin bağlı olduğu koşullara uyulmazsa, belgenin hükmü kalmaz (CMK 246/2).

Güçlü suç şüphesinin varlığın gösteren somut kanıt bulunması (CMK 100/1) ne anlama gelir?

CMK da 2014 yılında 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte, somut delil bulunması şartı koşulmuştur. Bunun için bir fert hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için, kuvvetli suç şüphesi bulunacak, fakat bu güçlü suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller de mevcut bulunacaktır.

Bu nedenle, tutuklama kararı verilebilmesi için, CMK 100/3 deki katolog kabahatlar dışında, aşağıdaki üç şartın da birlikte mevcut olması gerekir. ”Katalog suçlar”da ise, ilk tutuklama kararında ilk iki şart yeterli iken, tutukluluk durumunun devamı için, üç şartın beraber mevcut olması gerekir.

Kanunda gösterilen bir tutuklama sebebinin bulunması (CMK 100/2).

1 - Tutuklama nedenleri.

Kanun (CMK 100/2) tutuklama nedenlerini, “kaçma, saklanma veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular” ve “belli davranışların, delilleri yok etme, gizleme, değiştirme, şahit üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında” kuvvetli şüphe oluşturması” şeklinde tanımlamıştır.

Bununla birlikte, CMK 100/3 maddede sayılan suçlarda (ki 6638 sayılı yasa ile bu fıkraya (g) 6.10.1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve gosteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 33 maddesinde sayılan suçlar ; (h) bendi ile de 12.04.1991 tarihindeki 3713 sayılı Terörle savaşım Kanunu’nun 7 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında belirtilen suçlar da eklenmiştir), hakimin takdirine gore, tutuklama nedeni olmadan da, bunlar var sayılarak, tutuklama kararı verilebilir.

Sadece, Mooren-Almanya kararında da açıklandıği benzer biçimde, bu istisna, bir tek ilk tutuklama kararı için uygulanabilir. Tu- tukluluk durumunun uzatılması için verilen kararlarda, artık aşağıda belirtilen kaçma ve delil karartma şüpheleri- nin somut olgularının, kararda açıklanması gerekir.

2 - Kaçma.

Şüpheli yada sanığın kaçması, saklanması bir tutuklama nedenidir.

3 - Kaçma şüphesi.

Bunun haricinde, eğer somut olgular, şüphelinin kaçacağı şüphesini uyandırıyorsa, hakim tutuklama kararı vere- bilir. Örneğin bireyin evini satılığa çıkarması veya vize başvurusunda bulunması olguları mevcut bulunmadıkça, tutuklama kararı verilemez.

Müdafi olarak “somut olgu” bulunup bulunmadığını denetleyin. Bilet alma, evini satışa çıkarma ve bu gibi olgular yoksa, tutukluluk sürelerinin artırılması kararları hukuka aykırıdır.

4 - delil karartma şüphesi.

Şüpheli yada sanığın belli davranışlarının, delilleri yok etme, gizleme, değişiklik yapma veya tanık üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturduğu durumlarda da, hakim tutuklama kararı verebilir.

5 - Ölçülülük.

İşin önemi, verilmesi beklenen ceza yada güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde tutuklama kararı verilemez.

Tutuklama nedeni olmadan tutuklama kararı verilebilir mi?

Kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesi haricinde liste halinde sayılan (katalog) ağır kabahatlarda, bu suçların işlen- diği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde tutuklama sebebi varsayılabilmektedir (CMK 100/3). Bundan dolayı listede yer alan kabahatlardan dolayı ilk tutuklama kararı verilirken kaçma şüphesi yada kanıt karartma şüp- hesi bulunmuş olduğunu gösteren “olguları” hakim kararın da gerekçeler içinde gösterilmesine gerek yoktur.

Ancak AİHM’in Shishkov-Bulgaristan ve Mooren-Almanya kararlarında belirtildiği gibi, 30 gün içerisinde tutukluluk durumunun devamı konusunda karar verilirken, artık tutuklama sebebi teşkil eden somut delillerin kararda gösterilmesi zaruridir. Zira Devletin bu süre içinde yeterli araştırma olanağı bulunacağından, artık “karineye” dayanmaya ihtiyaç kalmamıştır.

Adli kontrole uyulmaması halinde tutuklama kararı verilebilir mi?

Şüpheli adli denetim yükümlülüklerine uygun davranmadığı hallerde, hakkında CMK 112 inci maddeye nazaran tutuklama kararı verilir.

Tutuklama kararı kimin isteği üzerine verilir?

Şüphelinin tutuklanmasına soruşturma ve kovuşturma ev-resinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine CMK101/1 karar verilebilir.

Sualşturma evresinde CMK 163/1 gereği sulh hakiminin re’sen tutuklama kararı verme yetkisi kaldırılmıştır!

Kovuşturma evresinde ise, davaya bakan mahkeme kendiliğinden tutuklama kararı verebilir.

Tutuklama istemi gerekçeden yoksun olabilir mi?

Hayır olamaz. Cumhuriyet savcısı, gerek sualşturma gerekse kovuşturma evresinde tutuklama isteminde bulunması halinde, istemini kesinlikle gerekçeye dayandırmalıdır. Müdafi olarak Cumhuriyet savcısının hazırladığı istemi, dosyadan inceleyiniz ve suç işlemek kuvvetli şüp- hesini gösteren olguların ve kaçma veya delil karartma şüphesini gösteren olguların somut olayda neler olduğu- nu belirleyin: Yargıtay içtihatları doğrultusunda “gerekçe, somut olaydaki olguların hukuka uygulanması” olduğu belirtilmiştir.

AİHM, ulusal hukuka göre verilen kararların gerekçeli olup olmadığını denetlemektedir. Çünkü bireyin bir mahkeme tarafından dinlenilme hakkı ve tarafsız bir mahkemede savunma hakkı vardır: Gerekçeye dayanmayan bir tutuklama sonucuna itiraz etmekte mümkün değildir. Gerekçesiz tutuklama kararı savunma hakkını ihlal eder.

Adli kontrolün niçin yetersiz kalacağını, kanundaki diğer koşulların nasıl mevcut bulunduğunu da ne olursa olsun belirtmelidir. Uygulamada maalesef çokça bu şekilde davranılmadığı gözlenmektedir.

Yasada yer almayan nedenlerle tutuklamaya, amacını aşan işlevler yüklenmemelidir. Oysa uygulamada hala “topluluğun hakkaniyet hislerini doyum”, olası “cezanın fazlalığı” şeklinde yasal olmayan gerekçeler üretilmektedir.

CMK da tutuklama yasağı var mıdır?

6352 sayılı Kanun ile 2012 yılında değiştirilen CMK 100/4 e gore, sadece adli para cezasını gerektiren veya hapis ce-zasının iki (daha önce bir yıl idi) yıldan fazla olmayan bir suç halinde tutuklama kararı verilemez.

Çocuklarda tutuklama yasağı var mıdır?

15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında beş yılı aşma- yan hapis cezasının gerektiren fiillerinden ötürü tutukla- ma kararı verilemez (ÇKK 21).

Soruşturma evresinde tutuklama sonucunı vermeye yetkili hakim kimdir?

Soruşturma evresinde bu yetki, kabahatun işlendiği veya yakalandığı yerdeki barış ceza hakiminindir (CMK 100/1).

Buna karşılık, arama sonucunın verilmesi açısından, işlemin yapılacağı yer hakimi yetkilidir (CMK 162).

Tutuklama kararı gıyapta verilebilir mi?

1 - CMK da gıyabi tutuklama kararı yoktur.

Tutuklama kararının verilebilmesi için şüphelinin yüzüne karşı oturum açılması gerekir. Soruşturma evresinde barış ceza hakimi şüpheliyi CMK 147 de belirtilen usule göre sorguya çekecek ve sorgu esnasında mecburi olarak müdafii de hazır bulunacaktır (CMK 101/3). AHİM Mooren-Almanya sonucunda, gerek ilk tutuklama kararı verilirken ve gerekse tutukluluğun devamı şeklinde kararlar verilirken şüphelinin vücudu ile hazır bulunması gerekir. CMK 102/3 de şüphelinin görüşünün alınmasından bahsettiğine nazaran uzatma kararı verilirken yüze karşı celse açılmasını emretmektedir.

Şüpheli veya sanığın yokluğunda (gıyapta) tutuklama kararı verilemez. Çünkü tutuklama sonucunın içeriği şüpheliye/ sanığa sözlü olarak yüzüne karşı bildirilmelidir (İhas 5/2).

Uygulamada kanunun açıkça düzenleme yapmasına rağmen, düzenlenen soruşturma emirleri (CMK 98) bir nevi gıyabi tutuklama kararı benzer biçimde kaleme alınmaktadır. Yukarıda belirttiğimiz şeklinde yakalama emrinin önceden düzenlenen çağrıdan sonra yapılması gerekir.

2 - Bunun iki istisnası vardır

Yurt dışında bulunan kaçaklar hakkında (CMK 248/5, CMK Yürürlük Kanunu 5/2) ve milletlerarası adli kapsamında, geri verme işlemleri için (TCK 18/6, 7), gıyabi tutuklama kararı verilebilir.

3 - İtiraz merciinin tutuklama kararı vermesi.

Cumhuriyet savcısının tutuklama isteminin barış hakimince reddi halinde, itiraz hakkını kullanan savcının itirazının incelendiği merciin itirazı kabul etmesi de tutuklama kararıdır. Sadece bu takdirde, “şüpheli veya sanık” bu itiraz muhakemesinde “hazır” bulunamazlar. CMK 271 de itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verileceği
belirtilmiştir. Sadece lüzumlu görüldüğü takdirde savcı ve sonrasında müdafii yada vekil dinlenebilecektir.

Oysa CMK 104/2 de “mahkemece verilen ret kararlarına itiraz edilebileceği” düzenlenerek tutuklama ile ilgili kararlarda genel kuralın istisnası olduğu vurgulanmıştır. Bu yüzden adil yargılanma hakkına ve silahların eşitliği prensibine aykırı olan bu uygulamanın ortadan kaldırıl- ması ve itiraz üzerine verilecek kararda da şüpheli ve mü- dafiinin hazır bulundurulması gerekir. Uygulamada bu hususa uyulmadığı görülmektedir.

4 - soruşturma emri, “gıyabi tutuklama kararı” benzer biçimde kullanılamaz

Uygulamada, verilen soruşturma emirlerinde (CMK 98), hakimlerimizin artık hukukta yer almayan gıyabi tutuklama sonucunı yine canlandırmaya gayret ettikleri görülmektedir. Önceden yapılan çağırıya uymayanlar hak kında düzenlenmesi ihtiyaç duyulan yakalama emri, doğrudan ve yakalandığında tutuklanması istemi ile kaleme alınmaktadır. Bu uygulamaya ne olursa olsun itiraz edilmelidir.

Soruşturma emri üzerine yakalanan şüphelinin en yakın hakime çıkarılması, bu mümkün değilse, en yakın adliye- ye götürülerek SEGBİS ile yetkili hakim tarafından sorgu veya savcı tarafından ifadesinin alınması gerekir. Yol tutuklaması 2014 de kaldırılmıştır (CMK 94).

46 - Tutuklama kararında yazılması ihtiyaç duyulan noktalar nelerdir?

CMK, mesajşimin denetlenmesi veya arama kararlarında hangi hususların yer alması icap ettiğini düzenlemişken, CMK 100 ve 101 maddelerince “genel çerçeve” belirtmekle yetinmiş, tek tek bulunması geren hususları 6352 sayılı kanunla yine düzenlenmiştir.

Buna bakılırsa tutuklama, ferdin fert özgürlüğünü çok ağır bir halde kısıtlayan bir önlem olduğundan, hakim’ler- den oluşan bir yargı makamının ayrıntılı ve gerekçeli karar vermesi AY 19/3 gereği de olduğundan CMK 101 inci maddeye göre ne olursa olsun gerekçe gösterilmesi ve adli kont- rol uygulamasının neden yetersiz kalacağı belirten hukuki ve fiili nedenlere yer verilmelidir.

Mahkeme Cumhuriyet. Savcısının istemi üzerine karar verirken istemde yukarıda belirttiğimiz hususların gerek- çeleri ile birlikte bulunup bulunmadığını mutlaka kontrol etmeli, şayet istem bu gerekleri karşılamıyorsa izahat- da bulunmasını C. Savcısından isteyebilmeli yada istemi doğrudan reddetmelidir.

Tutuklama kararının aşağıdaki benzer biçimde yazılması yerinde olur.

1) Şüphelinin atılı kabahatu işlediğini gösteren güçlü suç şüphesini destekleyen olgular bulunması,

2) kabahatun , kanunda tutuklama nedeni var sayılan kabahatlardan olması durumunda (100/3-a,1,2…11,b,c,….F) ilk tutuklama kararı verilirken güçlü suç şüphesi yeter- li ise de tutukluluk durumunun devamın da tutuklama nedeni gösterilmelidir.

3) Şüphelinin sualşturma ve kovuşturmadan kaçma şüphesinin bulunması (bu hususların olguları da belirtilerek açıklanması örneğin yurt dışına çıkmak üzere pasaport, bilet alma v.S gibi)

4) Delilleri yok etme, gizleme, tanık, mağdur ve başkaları üzerinde baskı oluşturma şüphesinin bulunması (somut vakada buna ilişkin kanıtların gösterilmesi gerekir) ve;

5) Tutuklama kararına itiraz bölgeleri de gösterilerek 7 gün içinde itiraz edilebileceği belirtilmelidir.

Tutuklama kararına karşı kanun yolu.

1 - Olağan Kanun Yolları.

Müdafi, olağan kanun yollarından itiraz yoluna başvurabilir (CMK 101/5).

Tutuklama kararlarına karşı itiraz mercileri aşağıdaki yayınlandıği gibidir (CMK 268/3):

-Tutuklama kararını veren sulh ceza hakimi ise, o yerde birden fazla barış ceza hakimliğinin bulunması halinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek barış ceza hakimliği varsa, yargı çevresinde vazife yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki barış ceza hakimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunmuş olduğu yerlerde tek barış ceza hakimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki barış ceza hakimliği;

-İtiraz üzerine ilk defa barış ceza hakimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz halinde, yukarıdaki usul uygulanır. Sadece ilk tutuklama talebini reddeden barış ceza hakimliği, tutuklama kararını itiraz merci olarak in- celeyemez,

-Asliye ceza hakimi ise, ağır ceza mahkemesi,

-Ağır ceza mahkemesi veya başkanı ise, izleyen numaralı ağır ceza, son numaralı daire ise bir numaralı ağır ceza, tek ağır ceza var ise en yakın ağır ceza mahkemesi.

2 - Olağanüstü kanun yolları.

Tutuklama kararına itiraz edilip merciin karar vermesi üzerine, Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşen bir hakimlik ya da mahkeme kararı ortaya çıkar. Merciin iti- raz üzerine verdiği kararlar kati olmakla birlikte ilk kez merci tarafınca tutuklama kararı verilirse, kanun buna karşı itiraz yolunu açmıştır. CMK 271/4 Gerek öyleyse ve gerekse öteki durumlarda istinaf yada temyiz incelemesi olmadan kesinleşen karar veya hükümde ki hukuka aykırılıklara karşı adalet Bakanı kanun yararına bozma isteminde bulunabilir (CMK 309/1) (eski yazılı buyruk).

Müdafi olarak, tutuklama kararında bir hukuka aykırılık tespit ederseniz, gerekçeli olarak adalet Bakanlığına duyurunuz. Uygulamada, görülmekte olan davalarda, kanun yararına bozma istemlerinin kabul edilmediği görülmektedir. Kanunda aranmayan bir koşulun uygulama ile yerleştirilmesi mümkün olmadığından (Kanun sadece “Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşme” koşulunu öngörmektedir), olağan üstü kanun yolunu harekete geçirmek için gayret gösteriniz.

İtirazı araştırma işlemleri nedir?

1 - İtiraz başvurusu gerekçeli olmalıdır.

İtiraz hakkı olanlardan müdafi, kararı öğrendiği günden itibaren 7 gün içinde kararı veren mercie bir arzuçe yada tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt katibine beyanda bulunmak suretiyle itiraz edebilir. Kuşkusuz bir müdafiin, zabıt katibine sözle beyanda bulunması işin, görevin ciddiyetine ve özellikle özen yükümlülüğünün doğru kullanılmaması benzer biçimde bir sonuç doğurur. Çünkü müdafii hukuki yardımda bulunan bir avukattır ve bundan ötürü bağlı bulunmuş olduğu meslek kuralları vardır. İtiraz sıradan bir itiraz olmamalıdır.

Tutuklama istemleri ve tutuklama kararları maalesef gerek yasanın gerek öğretinin ve özellikle de İhas denetim mekanizması AİHM in kararları gereği olmasına rağmen hala noksan gerekçe ile yada gerekçesiz verilmektedir. şu demek oluyor ki eski hatalı uygulamanın devam ettiği veya gerekçelerin somut olgularla kanıtlanmadığı, ölçülülük unsurunun göz önünde tutulmadığı görülmektedir. Bunun için mü- dafii somut olayda yasaya aykırılığı iyice belli edecek tüm olguları arzuçesinde açık ve gerekçelendirerek belirtmek zorundadır. Bu inceleme ve davranış, özen, özellikle çok şüphelinin bulunmuş olduğu ve onlarca delil dosyalarını tam olarak inceleme olanağına sahip olamayan hakime de incelemesi sırasında yol gösterici bir unsur olabilir. Çünkü müdafiin bir görevi de adil yargılanmayı sağlamak ve karar merciine yardımcı olmaktır.

2 - İtirazın, “kararı veren hakim” tarafınca incelenmesi.

Kanun itiraz için kısa müracaat süresi ve kısa bir inceleme süresi öngörmüştür. Yasa koyucunun buradaki amacı, kararı veren hakim veya hakimlerin kendi kararlarının düzeltmelerine olanak vermektir.

Uygulamada, tutuklamaya yapılan itirazların, itiraz edilen hakim tarafınca değil, nöbet durumuna göre baş- ka hakim tarafınca incelenmiş olduğu görülmektedir. Bu usul CMK nun 268/2 fıkrasına aykırıdır. Doktrin de bu yöndedir.

İtiraz üzerine verilebilecek kararlar ve neticeları nelerdir?

1 - kararına itiraz edilen hakim veya mahkemenin kendi kararını düzeltmesi.

Kararına itiraz edilen merci itirazı yerinde görürse kararı- nı düzeltir. Kanun koyucu usul ekonomisi düşüncesi ile, gerekçeli olarak ortaya konulan hukuki ve maddi hatala- rın, kararı veren hakim tarafından düzeltilmesine olanak tanınmıştır. Bu istisnai bir yetkidir. Çünkü her hakim yada mahkeme o işe yeniden el atıp dönemez. Bu istisnanın yargı organları tarafından iyi değerlendirilmesi gerekir.

2 - İtirazı incelemeye yetkili olan merciin kararı.

Sonucuna itiraz edilen merci itirazı yerinde görmezse maksimum üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. İtirazı inceleyecek mercii, yazı ile cevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. İtiraz hakkında karar duruşma yapılmaksızın verilir. Sadece lüzumlu görüldüğünde C. Savcısı ve sonra müdafii veya vekil dinlenir. Oysa tutuklamaya ilişkin itirazlarında tarafların çağrılarak duruşmalı yapılması gerekir. Yukarda da açıklandıği şeklinde, AİHM Mooren/Almanya 2009 kararında buna vurgu yapmıştır. Kararda tutukluluk incelemelerinin de duruşmalı yapılması gerektiği belirtilmiştir.

3 - Merciin verebileceği kararlar.

İtiraz üzerine meydana getirilen hukuki ve maddi inceleme sonucu iki tür karar verilebilir:

-İtiraz yerinde (haklı) görülmezse gerekçeli olarak reddedilir;

- İtiraz yerinde görülürse, hukuka aykırı karar kaldırılır ve hukuka uygun karar itirazı incelemiş olan mercii tarafından verilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

Şunu unutmamak gerekir ki şayet itirazı incelemekle yükümlü mercii şüphelinin tutuklanmasına itiraz üzerine ilk defa kendisi karar verirse, bu karara karşı itiraz yolu açıktır (CMK 271/4).

Tutukluluk halinin devamı nedir? Tutuklulukta üst süre var mıdır?

1 - Tutukluluğun “savcı istemi” ile yada “ re’sen” incelenmesi

CMK 108 inci maddesi, ağır bir önlem olan tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği konusunda kendiliğinden denetimi zorunlu hale getirmiştir. Uzayan sualşturma evresinde Cumhuriyet savcısı otuzar günlük süreler içinde barış ceza hakiminden inceleme talep eder.

2 - Tutukluğun şüpheli tarafınca istenmesi halinde incelenmesi

Tutuklama her koruma tedbiri şeklinde geçicidir. Başlangıçta tutukluğu tüm unsurları ile haklı gösteren koşulların tutukluluğun sona erebilmesi için kalıp kalmadığını araştırmak gerekir. Tutukluluğun denetimi de diyebileceğimiz bu araştırma ya kendiliğinden yahut istek üzerine yapılır (CMK 108/2).

Tutukluğun devamına karar verebilmek için hakimin ilk tutuklama sonucundan daha kuvvetli gerekçelere dayan- ması gerekir. Hakim kararında bu gerekçeleri ayrıntıları ile belirtmelidir.

3 - Savcının tutuklama sonucunı geri alınmasını istemesi (CMK103/1).

Uygulamada pek kullanılmayan bir yol da CMK 103 üncü maddesindeki Cumhuriyet savcısının “Tutuklama kararının Geri Alınmasını İstemesi halidir”. CMK 103/1 e gore, C. Savcısı, şüphelinin adli denetim altına alınarak özgür bırakılmasını sulh ceza hakiminden isteyebilir. Burada unutulmaması gereken husus şudur ki bu istemi tutuklama kararı verilmiş tutuklu ve müdafii de yapabilir.

4 - Savcının şüpheliyi re’sen serbest bırakması.

CMK 103/2 çokça kullanılmayan bir maddedir ama oldukca önemlidir ve müdafiler bu yolun da kullanılmasını C. Savcısından isteme hakkına sahiptirler ve istemelidirler. CMK 103/2 ye gore “soruşturma evresinde C. Savcısı” Adli denetim yada Tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varırsa, şüpheliyi re’sen bırakır.

Kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinde şüpheli serbest kalır.

5 - Tutuklulukta geçecek üst süreler.

Kanun maksimum tutukluluk süresi olarak en çok 1 yıl kabul etmiştir (CMK 102/1). Sulh ve asliye ceza mahkemelerinde uygulanan bu süre zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek 6 ay daha uzatılabilir.

Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçlarda, tutukluluk süresi maksimum 2 senedir. Zorunlu hallerde uzatma yapıla- bilir ve uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez (CMK 102/2).

Terör suçlarında bu sürelerin iki kat uygulanacağına dair CMK 250 de bulunup, 2012 yılında TMK 10’a nakledilen hüküm, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, fa- kat yürürlüğü bir yıl sonraya bırakılmıştı.2014-6526 sayılı Kanun ile TMK 10 yürürlükten kaldırıldı ve üst tutukluluk süresi terör kabahatlarda da 5 yıla indi.

Tutuklama kararına itirazda müdafiin nelere dikkat etmesi gerekir?

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, tutuklama kararları iyi mi gerekçeli olmak zorunda ise, müdafilerin de salıverilmeyi sağlamaya yönelik itiraz istekçelerinde şu konulara değinerek istemde bulunmaları gerekir:

-kabahatun niteliği tutuklamayı gerektiren suçlardan ve öngörülen ceza miktarı açısından tutuklamayı öne çıkartan bir suç mudur?

-Ceza miktarının tutuklama kararı için yasal bir zorunluluğu yoktur. Yalnız belirli suçlardan ötürü tutuklamamayı buyuran haller vardır)

-Kanıtlar yeterli midir? Tutuklama sırasında bulunan bazı delillerde sonradan şüpheli lehine değişimler olmuş mudur?

-Suç vasfının değişmesi olasılığı var mıdır?

-Tutuklamadan önceki evrelerdeki yakalama, gözaltı, arama, teşhis v.S şeklinde araştırma işlemlerinde hukuka aykırılık halleri var mıdır?

-Şüphelinin objektif olarak kişisel durumu (yaş, sıhhat, malullük benzer biçimde) kaçma ve delil karartma şüphesini ortadan kaldırır nitelikte mi?

-Bu tutuklamadan doğan mağduriyetler ile tutuklamanın amacı içinde şüpheli aleyhine önemli bir mağduriyete ilişkin ölçüsüzlük var mı?

Bu tarz şeylerin dışında hukuki dayanağı olmayan itirazların ka- bul mümkünlığı hemen derhal yoktur

Tutuklama hali hangi hallerde biter?

Yukarıda söylediklarımızın sonucu olarak, tutuklama hali:

-Savcılığın tutuklu şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi ile,

-sualşturma evresinde C. Savcısının 103/2 deki re’sen ser- best bırakması ile,

-Yetkili mercilerce verilen tutukluğun kaldırılması (tahli- ye) kararları ile,

soruşturma ve tutuklama ile ilgili 2014 değişimleri.

2014-6526 sayılı Kanunun 6 ıncı maddesi ile Ceza Muhakemesi Kanununun 91 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer edinen “işlediğini düşündürebilecek emarelerin” ibaresi “işlediği şüphesini gösteren somut delillerin” şeklinde de- ğiştirilmiştir.

Bu değişikliğin kolluk uygulamaları üzerinde doğuracağı tesir, yakalama ile ilgilidir. CMK 90/1 süçüstü yakalama- sında kolluk kabahatun delilini de birlikte toplayıp, Cumhu- riyet savcısına iletmek ve bu delile dayanarak tutuklama kararı verilmesi gerekecektir.

CMK 90/2 uyarınca suçüstü hali dışındaki yakalamalarda ise, kolluğun önce şüphelinin işlediğini düşündüğü kabahatun somut delillerini elde etmesi, daha sonrasında da gecikmede sakınca varsa, ancak o zaman kendiliğinden soruşturma işlemi yapması söz konusu olabilecektir.

Her iki durumda da somut delil olmadan yakalama yapılırsa, C. Savcısı gözaltı kararı vermeyeceği gibi, hukuka aykırı bir halde özgürlük kısıtlayan kolluk görevlisi hakkında cezai işlem de yapacaktır.

Aynı yasanın 8 inci maddesi ile tutuklama kararı verilmesi için de somut kanıt aranır olmuştur (CMK “2014-6526” 100/1). Bu yüzden, kolluk yakalama sırasında “somut kanıt” elde etmemiş ise, şüpheli ne gözaltına alınabilir, ne de tutuklanabilir.


Kaynak: Ceza Muhakemesinin soruşturma Evresindeki Süjeler İçin CMK CEP Kİdoğal olarak
10.01.2017 14:33
Alıntı ile Cevapla