Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Tutuklama Nedenleri
Yazar Konu
siirvehikaye Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 10.01.2017
Yorum: #1
Tutuklama Nedenleri
Tutuklama sebepleri
MADDE 100. - (1) kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama sebebinin bulunması halinde, şüpheli yada sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza yada güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli yada sanığın kaçması, saklanması yada kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
B) Şüpheli yada sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değişiklik yapma,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında güçlü şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki kabahatların işlendiği hususunda güçlü şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama sebebi var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer edinen;
1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
3. İşkence (madde 94, 95)
4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
6. Uyuşturucu yada uyarmacı madde yapım ve ticareti (madde 188),
7. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
8. Devletin Güvenliğine Karşı kabahatlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
9. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile öteki Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silâh kaçakçılığı (madde 12) kabahatları.
C) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
D) 10.7.2003 tarihindeki ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla savaşım Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
E) 21.7.1983 tarihindeki ve 2863 sayılı Kültür ve doğa Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan kabahatlar.
F) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma kabahatları.
(4) (5353 SK.La değişik) yalnız adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan kabahatlarda tutuklama kararı verilemez.
İlgili md: 1412 SK.Nun 104.Md.Si

AÇIKLAMALAR
AY.Nın, 38/4.Maddesinde “suçluluğu hükmen durağan oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” denilmesine rağmen, 19/3.Maddesinde “kabahatluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin” tutuklanabileceği öngörülmüştür. Tutuklama suçluluktan dolayı değil, zorunluluk nedeniyle başyaralanan bir önlem olduğundan, AY.Nın belirtilen hükümleri içinde aslında bir çelişki bulunmamaktadır.
1412 SK.Nun 104. Maddesi, önemli değişiklikler yapılarak maddeye alınmıştır. Maddedeki koşullar gerçekleştiğinde ve nedenlerden herhangi birisinin varlığı halinde tutuklama kararı verilebilir.
Maddede üç koşula yer verilmiştir. Bunlar, a-suça ilişkin cezanın öngörülen sınırdan azca olmaması, b-güçlü suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, c-Tutuklama nedenlerinin bulunması gerekmektedir. Bu koşullardan, cezaya ilişkin olan şart ile kuvvetli emare koşyüce, temel koşullardandır. Nedenler ise maddenin 2. Fıkrasında sayılmıştır. Nedenlerden birisinin gerçekleşmesi yeterlidir.
Maddenin 4. Fıkrasına göre, sadece şüpheliye yüklenen kabahata ait cezanın üst sınırı bir yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren hallerde, tutuklama kararı verilebilir. Başka bir ifadeyle, üst sınırı 1 yıl ve daha az cezayı yada adlî para cezasını gerektirenler için, tutuklama kararı verilemez. Yargıç tutuklama kararı vermeden önce, şüpheli yada sanığa yüklenen kabahatun cezasına bakacak, öngörülen sınırın altında bulunduğunu görmesi durumunda, tutuklama kararı vermemesi gerekecektir. Bu durumda, öteki şart ve nedenlere bakılarak süre kaybedilmemesi gerekir. Buna karşılık, şüpheli yada sanığa yüklenen suçun cezasının, sınırların üzerinde bulunduğunu belirlemesi halinde ise, tutuklamanın mümkün bulunduğunu gözeterek, öteki şart ve sebeplerin bulunup bulunmadığına bakması gerekecektir. Hal böyle olunca birinci şart, kabahatun cezasının tutuklamayı gerektirir olmasıdır.
Suçun cezasının öngörülen sınırı aşmış olsa bile, şüpheli veya sanık hakkında CMK. Nun 109.Maddesinde gösterilen adlî kontrol altına alınma kararı verilmişse, tutuklama kararının verilmemesi gerekir. Çünkü adlî denetim altına alınma kararı, tutuklama kararının yerine ve onun kimi sakıncalarını ortadan kaldırmak amacıyla öngörülmüş olup, ikisinin bir arada bulunması olanaksızdır. Tutuklama kararı verilecekse, daha önceden verilen adlî denetim altına alınma sonucunın kaldırılması gerekir.
Maddenin 1. Fıkrasında, şüpheli veya sanığın kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması temel koşuluna yer verilmiştir. Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular şüpheli veya sanığın suç işlediğini gösterir yüksek derecede kuşku ve büyük olasılığın bulunması durumudur. Dava açmak için ise, CMK. Nun 170.Maddesine göre, toplanan delillerin, kabahatun işlendiği hususunda kafi şüphe oluşturması halinde davanın açılması mümkündür. Bu vaziyet karşısında tutuklama için, davanın açılmasını gerektiren nedenlerden daha güçlü nedenlerin bulunması istenilmektedir. Sanığın kabahatu işlediğine ilişkin güçlü suç şüphesi yoksa, suçun ağırlığı önem taşımamakta ve yargılamanın tutuksuz yapılması gerekmektedir. Şüpheli veya sanığın suçu işlediğine ilişkin aleyhinde güçlü suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması ise, tutuklamayı zorunlu kılmamaktadır. Yalnızca güçlü olgular tutuklama kararının verilmesine yetmemekte, diğer koşullar ile nedenlerden minimum birisinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Aslolan olan bireyin hakkında verilecek hükmün kesinleşmesine kadar suçsuz olduğu ve tutuklamanın geçici bir önlem olup, yargılamanın tutuksuz yapılmasıdır.
Koşullar ve nedenlerin bulunması halinde tutuklamaya yada tutuklamanın devamına karar verilmesi olanaklıdır. Tutuklama kararı, sualşturma evresinde yargıç, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilebilir. Bu konular dışında, hiç kimsenin tutuklama kararı vermeye yetkileri yoktur. Tutuklama kararı verilmesinde, süre açısından bir sınırlama bulunmayıp, her aşamada verilebilir.
Tutuklama kararı şüpheli yada sanığın hükümlülüğüne karar verilmemesi veya beraati halinde giderilmesi olanaksız zarara yol açabilir. Birey tutukevinde boşu boşuna kalmış olur. Bundan dolayı tutuklama son çare olmalıdır. Sadece madde de öngörülen koşulların gerçekleşmesi ve sayılan nedenlerden birinin bulunması halinde tutuklama kararı verilebilir.
Maddenin 2. Fıkrasında tutuklama nedenlerine yer verilmiştir.
A-Şüpheli yada sanığın kaçması, saklanması yada kaçacağı şüphesini uyandıran somut olaylar bulunması halinde tutuklama kararı verilebilir. Şüpheli yada sanık, tutuklanmaktan veya ilerde alacağı cezadan kendisini kurtarmak için, vakadan derhal sonra bulunmuş olduğu yeri terk edip gitmiş, izini kaybettirmiş, arandığı halde bulunamamış ise, onun kaçıp saklandığı kabul edilmeli ve tutuklama kararı verilmelidir. Şüpheli yada sanık hemen hemen kaçmamış, ancak kaçacağı şüphesini uyandıran olaylar içindeyse, örneğin, oturmuş olduğu yeri değiştirmiş yada geçişlik almış veya araç sağlamaya kalkışmış ise, bu şeklinde durumlarda, yargıç ya da mahkeme, tutuklama kararı verebilir. Yalnız şüphe kafi değildir. Şüpheye yol açacak vakaların bulunması şarttır.
B-suçun delillerinin korunması amacıyla, tutuklama kararı verilebilir. “doğal olarak bu hususta da maddî bir takım vakıalar aranmalıdır. Yoksa, sanığın kanıtlara zarar vereceği soyut düşüncesiyle bu ek koşulun gerçekleştiği kabul edilemez (Uygulamada CMK. İsmail Malkoç) Şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme yada değiştirmeye çalıştığı hususunda kuvvetli suç şüphesinin oluşması gerekir.
C-tanık, mağdur yada başkaları üzerinde baskı yapılmasının önlenmesi için de tutuklama kararı verilebilir. Bundan dolayı tutuklama kararı verebilmesi için, yalnızca böyle bir olasılığın bulunması yeterli olmayıp, baskı girişiminde bulunduğu hususunda güçlü şüphe oluşması gerekir. Şüpheli ve ya sanık, olayla ilgili olarak tanıklarla mevzuşmaya çalışıyor veya mağdurla görüşme çabalarını gösterir tavırlar sergiliyorsa, baskının varlığını kabul etmekte fayda vardır. Şüpheli ve sanık ile şerikleri içinde kanuna aykırı uzlaşma ve iştiraklerin önlenmesi için de tutuklama kararı verilebilir. Uyuşturucu madde kaçakçısı şüpheli yada sanığın, öteki suç ortaklarıyla telefonda mevzuşuyor, toplantı yapıyor veya evine gidip görüşüyorsa onun, suçu ortaklardan birisinin üzerine yükleyerek, kendisini ya da diğerlerini kurtarmak için, uzlaşmaya çalıştığını kabul etmek ve tutuklama kararı vermek gerekir. Ek olarak konuşma ve görüşmelerin gerçekten bu yolda olduğunu belirlemeye ihtiyaç yoktur.
Adlî denetim altına alınmış şüpheli yada sanığın, CMK. Nun 109. Maddesindeki yükümlülüklerden bilerek kaçması nedeniyle, örneğin, şüpheli yada sanığın, yargıcın belirlediği çevresinin dışına çıkması ya da taşıt kullanmamasına karar vermiş olduğu biçimde, taşıt kullanması gibi durumlarda, uygulanması mecburi olan CMK. Nun 112. Maddesi uyarınca, hükmedilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı merciî, derhal tutuklama kararı verebilir.
1412 SK.Nun 2. Fıkrasında öngörülen, kabahatun üst sınırı yedi yıllık cezayı gerektirmesi veya sanığın ikametgahı veya konutunun bulunmaması ya da kim olduğunu kanıtlayamaması hallerinde kaçacağı yada kanıtları yok edeceği gibi tutuklama nedenlerinin bulunduğuna ilişkin karineye, maddede yer verilmemiştir. Bundan dolayı söz mevzusu durumlara dayanılarak, tutuklama kararı verilemez. Sadece maddenin 2. Fıkrasında gene bir karine veya varsayıma yer verilmiştir. Fıkrada yedi yıl yerine, adam öldürme, uyuşturucu yapım etme, anayasal düzene karşı suç işleme, işkence, soykırım, silâh kaçakçılığı, vs. Kabahatlarında güçlü şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılacağı öngörülmüştür. Bu düzenleme, 1412 SK. 104.Md.Sine bakılırsa, bir daraltma sözkonusu olduğundan, şüpheli veya sanığın daha lehinde olan bir düzenlemedir. Örneğin; şüpheli kasten adam öldürmüşse, müebbet hapisle yargılanacaktır. Kaçacağına ilişkin somut olgular ortaya çıkabilir, çıkmayabilir. Delilleri etkilemeye çalışır, sadece bu durumda ortaya hiç çıkmamış olabilir. Fakat müebbet hapisle yargılanacak kişinin fırsat bulmuş olduğu takdirde, kaçması, saklanması, delilleri yok etmesi büyük mümkünlıktır. Henüz somut olgular ortaya çıkmadı diye, böylesine ağır suçlar için önlem alınmaması düşünülemez. Ancak şüpheli veya sanığın, kabahatu işlediğine ilişkin güçlü şüphe nedenlerinin varlığının bulunması şarttır. Egemen veya yargıç 3. Fıkradaki suçlarda şüpheli veya sanığın, kabahatu işlediğine ilişkin güçlü şüphe sebeplerinin bulunup bulunmadığına bakacak, bulunduğu taktirde tutuklama kararı verebilecektir.
Tutuklama kararı, yargıç veya mahkeme tarafınca verilir. Yargıç bu karara ulaşırken, şüpheli yada sanığın, mağdurun ve topluluğun yararını gözetir. Güçlü suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve nedenlerinin saptanıp saptanmadığını takdir eder. Keyif davranmadığını gösterecek halde, tutuklamanın gerçekçesine yer vermesi gerekir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama sonucunı vermemesi gerekir.

Kaynak: http://www.abchukuk.com/makale/makale315.html
10.01.2017 14:38
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Tutuklama ve Adli Kontrol İle İlgili Altın Bilgiler siirvehikaye 0 204 10.01.2017 14:33
Son Yorum: siirvehikaye

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi