Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
TRAFİK KAZALARINDA HUKUKİ SORUMLULUK VE SİGORTA
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
TRAFİK KAZALARINDA HUKUKİ SORUMLULUK VE SİGORTA
Çalışmamızın konusu trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta olup, çalışmamızın başında öncelikle işleten konusu üzerinde durmamız gerektiğini düşünmekteyim. İşletenin tanımını meydana getirecek olursak,

İşleten: Araç sahibi olan yada mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafınca başka bir ferdin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ilişkin olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır. (KTK. Madde 3)

KTK 85. Maddesinde motorlu bir araç işleteninin sorumluluğu, kusura dayanmayan bir tehlike sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme; karayollarındaki motorlu çalgıların işletilmesinin doğurduğu büyük tehlike, bunların zarar doğurmaya uygun oluşu, sürücünün ekonomik durumun genelde zayıf olması gibi zarara uğrayan tarafı himaye düşüncesinden doğmuştur.

Motorlu bir aracın işletilmesi cismani bir zarara yahut bir şeyin hasara uğramasına sebep olursa işleten kusursuz olarak görevli olacaktır. İşletenin bu sorumluluğu, ağırlaştırılmış kusursuz mesuliyet, başka bir deyimle tehlike sorumluluğudur. Eğer ortada bir zarar var ise karine olarak bu zarar motorlu araç işletilmesinin tabi ve normal bir sonucudur. Dolayısıyla bu sonuçtan motorlu aracı işleten sorumludur. KTK 85/1 bakılırsa işletenin sorumluluğu kusur sorumluluğu olmadığı gibi, B.K. 55. Maddesinde öngörülen objektif özen ödevinin ihlaline dayanan bir sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla işleten aslabir kusuru eğer olmazsa da, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararı tazmin etmekle sorumludur. Mesuliyet kusura dayanmamaktadır.

İşletenin sorumluluğu için, KTK 85/1. Maddesinde kusur aranmadığı gibi, sorumluluktan kurtulmak için de aynı yasanın 86. Maddesinde öngörülen durumların söz mevzusu olması gerekmektedir. şu demek oluyor ki ortada illiyet bağlarını kesen sebeplerin bulunması gerekir. Bunlar;

ziyanın mücbir sebepten,
ü Zarar görenin veya 3. Bireyin ağır kusurundan,
ü araçtaki teknik bir bozukluk veya noksanlığın kazaya sebep olmamasıdır.

Aracın işleteni, kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır. Yoksa ziyan olan birey araç işleteninin kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda değildir.

1996 yılında KTK meydana getirilen değişiklikle girişim sahibine de mesuliyet getirilmiştir. Buna bakılırsa, otobüslerde yapılan yolculuklarda, otobüsün bir işletmenin adı altında yada işletme tarafından işletilmesi esnasında meydana zararlardan teşebbüs (işletme) sahibi de işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen mesuldür.

İşletme halinde olan aracın sebep olduğu trafik kazası nedeniyle sorumluluk şartları;

ü Ortada bir zarar olmalıdır. Zarar, motorlu aracın yada araçta bulunan yolcunun yada araç dışındaki bir kişinin malının zarara uğramasıdır. Kişilerin cismani zararları da bu kapsamdadır.
ü Zarar Motorlu araç tarafınca verilmelidir.
ü Zarar Motorlu aracın işletilmesi niçin olmalıdır. KTK 85. Maddesinde bu durum açıklanmış olup, aracın trafiğe çıkarılmış olması ve kullanılması esnasında zararın meydana gelmesi gerekmektedir.
ü ziyanın meydana gelmesi ile aracın işletilmesi içinde illiyet bağı bulunmalıdır.

Yukarıda işletenin tanımını yaptık. Şimdi de KTK 85. Maddesine göre; işletenin sorumluluğuna bakalım. Öncelikle kim işleten olur sorusuna yanıt bulmamız gerekmektedir.

Gerçek işleten;
ü Araç sahibi olan kişi; gerçek işleten aracın trafik kaydında malik olarak görülen kişidir. Uygulamada genellikle aracın işleteni ile aracın sahibi aynı kişidir. KTK 85. Maddesine göre aracın işletenini tespit etmek için öncelikle aracın trafik kaydına bakmalıyız. Genel olarak trafik sicilinde araç sahibi olarak görünen birey işletendir. Bu husus yasal karinedir. Sadece kayıtta araç sahibi olarak görünen birey, aracının noterde satmamış olsa dahi, adi satışla alan kişi aracı fiili ve ekonomik hâkimiyetine almış ise (aracın vergisini, sigortasını ödüyorsa, aracın trafiğe çıkartılıp çıkartılmamasına karar veriyorsa) bu kişi aracı noter satışıyla satın almamasına karşın aracın işleteni sayılmaktadır. Bu nedenle ziyan olan fert aracın tescil kaydında görünen kişiye değil de başkasına ilişkin bulunduğunu her türlü delille ispat edebilir.
ü Aracın mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılması halinde noter tarafından tutulan sicilde alıcı ödatıyla üzerine kayıtlı olan birey de işleten sayılır.
ü Motorlu aracın kiracısı yada ariyet alanı
ü Motorlu aracı kendi adına, tehlikesi kendisine ilişik olmak üzere işleten ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunan,

Farazi İşleten;
ü motorlu enstrumanlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar,
ü Yarış düzenleyiciler,
ü Motorlu aracı çalan veya gaspedenler,

İşletme Alanı;
ü Motorlu araç kazası karayolunda olmalıdır.
ü Kazayı gerçekleştiren araç motorlu araç olmalıdır.
ü Hemzemin geçitlerde meydana gelen trafik kazalarında da 2918 sayılı KTK hükümleri uygulanmaktadır. Bu durumlarda DDY idaresi de hemzemin geçitlerde meydana gelen işleten sayılır. Yargıtay birçok kararında buna değinmektedir. Hemzemin geçit, karayolu ile tren yolunun kesiştiği yerlerdir.

İşletenin sorumluluktan kurtulması yada sorumluluğun azaltılması şartları;

KTK 86. Maddesinde işletenin veya teşebbüs sahibinin sorumluluktan kurtulması düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye gore işletenin sorumluluktan kurtulması son aşama zorlaşmıştır.

Buna nazaran işleten önce ziyanın mücbir bir sebep yada zarar görenin yada 3. Bir şahsın ağır kusurundan kaynaklandığını ve illiyet bağlarının kesildiğini ileri sürecek, sonrasında da olayda ne kendisinin ne de eylemlerinden olduğu kimselerin kusuru bulunmadığını ispatlayacaktır ancak 86. Madde bununla yetinmemiş, zararın meydana gelmesine araçtaki bir bozukluğun müessir olmaması koşulunu da birlikte aramıştır.

Sorumluluktan kurtulamayan işleten kazanın oluşumunda zarar görenin kusuru bulunduğunu kanıtlama ederse, tazminat miktarı kusur derecesine göre indirilir.

Hatır Taşınması (Madde 87);

Yaralanan veya ölen kişi hatır için karşılıksız taşınmakta ise yada motorlu araç, yaralanan yada ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmişse işletenin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk genel hükümlere uymaktadır. Kısaca bu durumda, KTK hükümleri değil genel hükümler uygulanır; Örneğin B.K hükümleri uygulanır.

Bu yüzden hatır taşıması söz mevzusu ise mecburi Trafik Sigortasından faydalanma imkânı yoktur.

Zarar verenlerin birden çok olması (Madde 88);

Bir aracın katıldığı bir kazada bir 3. şahsın uğradığı zararlardan dolayı birden fazla birey tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumludur. Birden çok kişinin görevli tutulduğu durumlarda zarara niçin olanlar kusurları oranında zarara katlanırlar.
Aynı zarardan görevli olanlar müteselsil sorumlu olup B.K 141. Madde gereğince borçlulardan her biri borcun tümünden sorumludur. Zarar verenlerin müteselsil sorumlu olmaları için talepte bulunanın bu konuda talepte bulunması şarttır.

Maddi ve manevi Tazminat (Madde 90)

Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile tinsel tazminat mevzularında B.K. Haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.

B.K. 41-60 maddelerinde belirtilen hususlar yeni maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile içsel tazminat mevzularındaki bölümler trafik kazaları sebebiyle meydana gelen zararlarda uygulanacaktır. Sadece içsel tazminat taleplerinde bir değişiklık var. Manevi tazminat taleplerinde süre aşımı süresi Genel hükümlerin aksine KTK109/2 maddesine gore dava cezayı gerektiren bir fiilden değer ve ceza kanunu bu eylem için daha uzun bir zaman aşımı öngörmüşse bu süre manevi tazminat talepleri açısından uygulanır.

Trafik kazasında bir birey ölmüşse; Mirasçıları, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarından destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masraflarını talep edebileceği, ölenin,ölümü sebebiyle duydukları acı ve üzüntü nedeniyle manevi tazminatta talep edebilirler.

Yaralamalarda; Meydana gelen iş ve güç kaybı sebebiyle iş ve güçten yoksun kalınan gün boyunca, çalışamadığı ve kazançtan yoksun kaldığı için, çalışamayıp yoksun kaldığı kaybı, tedavi görmüşse tedavi masraflarını isteyebilecektir Aynı şekilde içsel tazminat talebinde de bulunabilecektir.

Sakatlanmalarda; birey sakatlık oranına nazaran meydana gelecek iş ve güç kaybına göre ziyanını talep edebilecek, tedavi masraflarını isteyebilecek ve tinsel tazminata hak kazanabilecektir.

Maddi Zararlarda; enstrumanlara yada eşyalara verilen zararların karşılanmasını isteyebilecektir.

Özellikle belirtmek isterim ki, maddi zararlarda enstrumanların kaza nedeniyle uğradıkları diğer kaybın istenebileceğini düşünüyorum. Örneğin; kazada bir aracın ciddi bir şekilde hasarlandığını düşünelim, burada çalgıta meydana gelen ve aracın tamiri gereken zararı isteyebileceğini, aracın darbeli oluşu sebebiyle uğradığı kıymet kaybını da isteyebiliriz.

Maddi ve içsel tazminat taleplerinde; Tazminat miktarları tarafların olaydaki kusur oranına bakılırsa belirlenecektir.


SİGORTA

Mecburi Trafik Sigortası (Madde 91)

mecburi Mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, 3. Kişilere verdiği onun karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin KTK 85. Maddesindeki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali mesuliyet sigortasını yapmaları zorunludur.

Zorunlu mali mesuliyet sigortası yaptırmayan enstrumanların trafiğe çıkması yasaktır. Zorunlu trafik sigortası işletenin KTK gore sorumluluğunu karşılamak üzere kurulmuştur. Bu sigorta türü işletenin B. Kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla düzenlenmiştir. şu demek oluyor ki Trafik sigortası işletenin 3. Kişilere verdiği zararları karşılamaktadır. İşletenin kendisine gelen zararlar sigorta kapsamı dışındadır.

Örneğin; sigortalı aracın tek taraflı maddi hasarlı bir kaza icra ettiğinı düşünelim. Burada sigortalıya ait araç 3. Bir kişiye zarar vermediği için bu çalgıtaki maddi zarar sigorta kapsamı dışındadır. Aynı aracın bir yayaya çarpıp öldürdüğünü ve aracın kusurlu olduğunu düşünelim. Bu durumda yaya 3. Fert konumunda olduğundan bu zarar sigorta kapsamında kalmaktadır.
Mecburi Trafik sigortasında; sigortacının(sigorta şirketinin) sorumluluğu limitle sınırlıdır. Limitin üzerindeki zarardan görevli değildir.

Mecburi Trafik sigortasından faydalanma şartları;

ü İşletenin kendisinin uğrayacağı bir zarar söz konusu olmamalıdır,

ü Motorlu bir aracın söz mevzusu olması gerekir.

ü Sigorta kapsamındaki kaza karayolunda olmalıdır,

ü Motorlu araç işletme halinde olmalıdır.

ü Hatır taşıması söz mevzusu olmamalıdır.

ü Zarar görenin beraberinde bulunan eşyanın zarar görmesi gereklidir. Burada zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında enstrumanta taşınan eşyanın uğradığı zarardan işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir.Yani zarar görenin bagaj ve benzeri eşyanın zarar görmesi halinde sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır.

ü Aracın çalınma ve gasp edilmesinde işleten ve eylemlerinden sorumlu kişilerin kusurunun bulunmaması gerekir. şu demek oluyor ki işletenin aracın çalınması yada gasp edilmesinde araç işleteni veya işletenin eylemlerinden görevli olduğu kişilerin kusuru yoksa araç işleteninin sorumlu olmaması nedeniyle sigortacının da sorumluluğu bulunmamaktadır.

ü Motorlu bisiklet sürücülerinin uğradığı zarardan sigorta şirketi sorumlu değildir.


Araç sürücüsünün zarar görmesi halinde Sigortacının sorumluluğu (Madde 91);


KTK 91. Maddesine nazaran, mecburi trafik sigortamda, sigortacı işletenin aynı yasanın 85/1. Maddesindeki hukuki sorumluluğu üzerine alır. Anılan maddeye gore, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa işleten bu zararlardan görevli olacaktır. Sigortacının bu kapsamda ki sorumluluğunu sınırlayan KTK 92. Maddesinde araç sürücüsünün sigorta kapsamı haricinde kalmış olduğuna dair bir yargı olmadığı için araç sürücüsünün zarar görmesi halinde (mesela ölümü)sigorta şirketinden tazminat talep edilebilecektir. Ancak araç sahibi ile sürücü aynı kişi ise veya sürücü kusurlu ise sigortadan faydalanamaz.

Sigorta şirketinin araç sahibine rücu hakkı;

Kazada araç sahibi %100 kusurlu olsa dahi, sigorta şirketi, kendisine sigortalı aracın sahibine ve sürücüsüne rücu edemez.

Zorunlu Trafik Sigortası haricinde kalan hususlar (Madde 92);

ü İşletenin bu mevzu ihtarnca eylemlerinden görevli tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, bilinmiş olduğu şeklinde işleten, sürücünün yada yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru benzer biçimde mesuldür. Buna göre bu kişilerin kusurundan meydana gelen zararların telafisi için sigortacıya müracaat edilmeyecektir. Kısaca işletenin sürücüye karşı açacağı rücu davasına mevzu olabilecek zarardan sigortacı görevli değildir. Sadece sürücünün ölmesi halinde sigortacının sorumluluğu devam edecektir.

ü İşletenin, eşinin, usul ve fürunun, beraber yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlarda sigorta kapsamı dışındadır. Burada bir tek mallara gelen zararlardan bahsedilmiştir. Ayrıca kardeşlerin mallarına gelen zararlarda sigortacının sorumlu olmaması için kardeşin beraber yaşamış olması gerekir.

ü İşletenin, bu kanun ihtarnca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, mesela KTK kapsamına girmeyen bir olayda bir şeye gelen zarardan sigortacı sorumlu değildir. Yâda hatır taşıması söz mevzusu ise, KTK hükümleri değil de genel hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle de KTK hükümleri uygulanmayacağından sigortacının sorumluluğu söz konusu değildir.

ü KTK 105. Maddesinin 3. Fıkrasına nazaran zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan dünyaya gelen talepler;

ü Motorlu enstrumanta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar.
ü manevi tazminata ilişkin talepler.

Yukarıda belirtilen hususlarda zarar gören kim olursa olsun doğrudan sigorta şirketine müracaat edemeyecektir. Sayılanlar dışında sigorta şirketi 3. Bireyin poliçede belirlenen limitler içindeki ziyanını ödeyecektir.

Minimum sigorta tutarları (Madde 93)

mecburi Mali mesuliyet Sigortasında;
teminat: Aracın cinsine bakılırsa, fert başına ve kaza başına ödenecek, ölüm, yaralanma tazminatları ile araçta meydana gelecek maddi hasar olarak ödenecek tazminatlarına azami miktarları her yılı ilgili bakanlıkça belirlenip, Resmi Gazetede yayınlanır.

ü Kazanın meydana geldiği tarihteki poliçe limitleri geçerlidir.

ü Sigorta priminin ödeneceği vakit; Sigorta şirketinin sigorta poliçesinden doğacak sorumluluğun başlaması için mutlaka primin tüm bunlarnın yada ilk taksidinin ödenmesi gerekmektedir. Uygulamada zorunlu Trafik Sigortasının priminin tamamı peşin ödenmektedir.

Sigortalı aracın değişmesi (Madde 94);

Sigortalı aracın işleteninin değişmesi halinde durumdan birey ,15 gün önce sigortacıyı durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı, Sigorta sözleşmesini, durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigortacı sözleşmenin feshi yoluna gitse bile; sigorta sözleşmesi, fesih tarihinden itibaren 15 gün sonrasına kadar geçerlidir.

Burada önem arzeden vaziyet, araç sahibinin değişmesiyle sigorta sözleşmesi kendiliğinden feshedilmiş olmaz. Aracın sahibinin değişmesi ve bunun sigortacıya bildirilmesi halinde sigortacının sözleşmeyi 15 gün içinde feshetme hakkının olmasıdır. Sigortacı, sözleşmeyi ancak haklı bir sebeple feshedebilir.

Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller (Madde 95);

Sigorta sözleşmesinden veya kanunda dünyaya gelen ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.
Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesi veya kanuna göre tazminatın
kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.

Buna gore;KTK Mali Sor.Sigortası Genel Şartnamenin 4. Maddesinde bu haller sıralanmıştır.

Sigorta sözleşmesine gör; sigortacının sigortalıya rücu edebileceği haller.
ü Tazminatı gerektiren olay işletenin kastı yada ağır kusuru sonucunda meydana gelmişse,
ü Tazminatı gerektiren vaka, aracın KTK’nın hükümlerine göre ehliyetnamesi olmayan kimseler tarafınca sevk edilmesi sonucunda meydana gelmişse.
ü Kazanın sürücünün uyuşturucu veya keyif verici madde alması nedeniyle yada alkollü içki almış olması nedeniyle meydana gelmişse.
ü Aracın çalınması veya gasp edilmesinde araç malıkinin kusurlu olması halinde
ü Yolcu taşıma ruhsatı olmayan araçların yolcu taşıması yada istiap haddinden fazla yolcu taşınması sebebiyle kaza meydana gelmişse

Yukarıda saydığımız durumlarda, sigorta şirketi, 3. Bireyin zararını ödeyecek, sadece ösöylediği zararın tahsilini teminen kendi sigortalısına müracaat edebilecektir. Kısaca, sigortacı, sigorta ettirene karşı haiz olduğu defileri zarar gören 3. şahıslara karşı ileri süremez. Bu düzenleme, kazada mağdur olanları korumak amacıyla yapılmıştır.

Zarar Görenlerin Çokluğu (Madde 96);

Zarar görenlerin zarar toplamı, poliçede belirtilen meblağın üstünde ise; sigorta poliçesinde, tedavi masrafları, tedavi masrafları dışındaki tazminat talepleri ve ölüm halinde ödenecek tazminat alacaklarının miktarları belirtilir. Ancak meydana gelen zarar, sigorta poliçesinde güvence altına alınan miktardan fazla ise ne yapılmalı? 96. Madde bunun cevabını vermiştir. Buna göre; meydana gelen zarar, sigorta güvenceı meblağından fazlaysa zarar görenlerden her birinin sigorta şirketinden talebi, sigorta meblağı tazminat alacakları toplamına olan oranına gore indirime tabi tutulur.
Bunu biçimüle edersek;

Poliçede belirtilen kaza başına ödenecek tazminat x zarara uğrayan tazminat alacağı


tüm zarara uğrayanların zararları toplamı .


Bu tarz hesaplama yapabilmek için zarara uğrayanların tümünün zarar miktarlarının bilinmesi gerekir. Aksi şekilde bu tarz hesaplama olanağı yoktur.

Maddenin 2. Fıkrasında sigorta şirketinin, diğer zarar görenlerin bulunmuş olduğunu bilmeksizin yaptığı ödemenin neticeları gösterilmiştir. Buna gore meydana gelen trafik kazasında sigortacının ödeme talebinde bulunan zarar görenin dışında başkaca zarar görenlerin olduğunu bilmesine olanak yoksa (örneğin kaza raporlarında zarar görenlerin hepsinin ismi belirtilmemişse)ve sigortacıda buna gore ödeme yapmışsa, sigortacı iyi kalpli kabul edilir. öteki şahıslara ödeme yapmaktan kurtulur. Sadece sigortacı zarar görenlerin sayısını bilebilecek durumdaysa iyi niyetli kabul edilmez. Ve bu durumda müracaat edenlerin zararlarını ödemek zorundadır.

Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı (Madde 97)

direkt doğruya talep ve dava hakkı zara gören, mali mesuliyet sigortasında öngörülen sınırlar içinde direkt doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava açabilir.

Tedavi Giderlerinin Ödenmesi (Madde 98);

Motorlu enstrumanların niçin oldukları kazada, cismani zarara uğrayan kimse, ilk yardım,muayene ve denetim veya ayakta,hastanede ve diğer yerlerdeki tedavi giderleriyle tedavisinin gerektirdiği sair harcamaları mecburi mesuliyet sigortasından isteme hakkına sahiptir.
Tedavi giderleri; Hastane, sıhhat yurdu, tabip, muayene, tahlil,ameliyat, refakatçı vs. Hizmetlerin ücret ve harcamaları, muayene ve tahlil yerlerine gidiş geliş ücretleri, ambulans, fizik tedavi, röntgen,ortopedi tedavisi,protez bedelleri,her türlü ilaç ve munzam besin bedellerini kapsar.
Birden fazla aracın karıştığı kazalarda; tedavi giderlerinin tazmini için zarar gören kişi sigorta şirketlerinden herhangi birine başvurabilir. Bu durumda ödemeyi icra eden sigorta şirketi kusurları oranında öteki sorumlulara rücu edebilir. Yasada ödememin müracaat tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödenmesini öngörmüş olup, buna aykırılık halinde, sigorta şirketini şikayet etme yoluna gidebilirsiniz.


Tazminat ve giderlerin ödenmesi (Madde 99);

Tazminat ve giderlerin ödenmesi usulü; Sigorta şirketi,hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez yada kurumlarından birine ilettiği tarihten itibaren poliçede belirlenen sınırlar dahilinde kalan miktarı 8 iş günü içinde ödemek zorundadır.

Sigortaca yapılacak ödeme mahiyeti; sigorta şirketinin zarar görene yapacağı ödeme maktu bir ödeme değildir. Zarar görenin gerçek zararı sigorta şirketince ödenecektir. Ancak yapılacak ödeme de, sigorta poliçesinde belirlenen limitle, sınırlı olup, sigorta şirketi limitin üzerinde ödeme yapmayacaktır.

İhtiyari Mali mesuliyet Sigortası ( madde 100)

Bu sigorta türü doğrudan doğruya ziyan olan 3. Kişileri sakınan bir sigorta sözleşmesi şeklidir. Görevli fert (motorlu araç işleteni) bu sigorta sözleşmesi ile dolaylı olarak korunmaktadır. Bu sigorta poliçesinin özelliği sigorta tazminatının mecburi mali mesuliyet sigortası için öngörülen limitlerin üzerinde tespit edilmesidir. Motorlu araç işleteni, zorunlu sigortasını yapmış oldurdıktan sonrasında dilediği tutarda istemli mali sorumluluk sigortası yaptırabilir.

Daha açık bir anlatımla, araç sahibi bu sigorta ile 3. Kişilere ödemek zorunda kalacağı tazminattan dolayı mal varlığında meydana gelebilecek eksilmeyi güvence altına almaktadır.

Bu sigorta türü mecburi mali mesuliyet sigortasına ilaveten yapılabileceği, başka bir poliçeyle ayna yada başka sigorta şirketine ayrı bir poliçe ile de yapılabilir. Sadece çoğu zaman kasko sigortası poliçesinde ek teminat olarak yapılmaktadır.

İhtiyari mali sorumluluk sigortasına müracaat edebilmek için ziyanın mecburi mali sorumluluk sigortası limitleri üzerinde olması gerekir.

Öncelikle mecburi mali mesuliyet sigortasında olduğu gibi, sorumluluğu azaltan yahut kaldıran sözleşme hükümlerinin 3. Kişilere karşı tesiri olmayacağı, zarar görenin doğrudan müracaat ederek yahut dava açarak sigorta şirketinden zararını isteyebileceği 100. Maddede açıklanmıştır.

İhtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamına giren ziyanın sigortaca ödenebilmesi için öncelikle mecburi mali mesuliyet sigortasına müracaat edilmiş ve mecburi mali sorumluluk sigortası limitleri içindeki ziyanın ödenmiş olması ve zarar miktarının mecburi mali sorumluluk sigortası poliçesinde belirtilen limitler üzerinde bulunduğunun sübut olması gerekir.




Motorlu Araç Römorkları (Madde 102)
Sorumluluğun mahiyeti;

Kazaya Römork niçin olmuşsa; mesuliyet KTK 85. Ve 86. Madde hükümlerine tabidir. Sadece kazaya römork değil de çekilen araç niçin olmuşsa bu takdirde mesuliyet B. K. Genel hükümlerine tabidir. Kazaya çekilen aracın sebebiyet vermesi halinde sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Çünkü bu durumda çekilen araç işletme halinde değildir. Bu şekilde bir durumda sorumluluğun genel hükümlere doğal olarak olmasının bir sonucu da tehlike sorumluluğuna yönelik KTK 85, 86 madde hükümlerinin uygulanmayacak olmasıdır. Mesuliyet B.K 41. Maddesine bakılırsa şu demek oluyor ki kusur ilkesine nazaran belirlenecektir. Zamanaşımı konusunda B.K 60. Madde uygulanacak KTK. 109 madde uygulanmayacaktır.

İnsan taşımada kullanılan römorklar (karavan) için ek bir mesuliyet sigortasının yaptırılması gerekeceği maddede açıkça vurgulanmıştır.

Yük taşımaya mahsus römorklarda insan taşınması hususuna değinmekte yarar görüyorum. Kırsal kesimlerde traktör römorkunda sık sık işçilerin taşındığı görülmektedir. Mesuliyet sigortası genel şartlarında tazminatı gerektiren vaka, yolcu taşımaya ruhsatı olmayan çalgılarla yolcu taşınması yüzünden meydana gelmişse bu durumda sigortacının sigortalayana rücu edebileceği belirtilmiştir.

Traktör römorkunda insan taşınması nedeniyle meydana gelen kazalarda taşınan kişilerin zarar görmesi halinde, römorka binen bu kişilerin binilmesi yasak olan römorka binmiş olmaları nedeniyle, müterafik kusur yükletilebilmektedir. Römorka kati bir yoksulluk sonucu binilmiş ise binen kişiyi kusurlu kabul etmek hakkaniyete aykırı olabilir. Ancak yoksulluk sonucu binilmemişse kusur yükletilebilecektir.

Motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet (Madde 103)

Maddede gerek motorsuz taşıtların gerekse de motorlu bisikletlerin KTK 85. Maddesine giren enstrumanlardan olmadığı belirtilmiştir. Bunun bir sonucu olarak bu çalgılar için mali mesuliyet sigortası söz mevzusu olmayacaktır. Bu tür çalgıların meydana getirdiği kazalardan dolayı, sorumluluk genel hükümlere tabidir.


Motorlu çalgılarla ilgili mesleki faaliyetlerde bulunanlar (Madde 104)


ü Motorlu aracı nezaret altında bulunduranlar (park işletenler)
ü Motorlu aracı onarım için elinde bulunduranlar (onarım onarım bölgeleri)
ü Aracın bakımı ile ilgili mesleki faaliyetlerde bulunanlar (servisler, yıkama yerleri v.S)
ü Oto alım-satım yerleri
ü enstrumanta değişiklik icra eden yerler (kamyona kasa meydana getiren yerler v.S.)

Bu benzer biçimde yerlerde motorlu aracın sebep olacağı zararlarda motorlu çalgıların bırakıldığı yerlerin sahipleri işleten şeklinde sorumlu tutulur. Sorumluluk için bu kişilerin anılan faaliyetlerde bulunması ve araç üzerindeki hakimiyetin gerçekleşmiş olması şarttır.

Yukarıda açıkladığımız durumlarda bir zarar meydana gelmiş ise aracın işleteni ve aracın mesuliyet sigortasını icra eden sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır.




Yarışlar (madde 105)

Yarış düzenleyicisinin, yarışa katılanlar ve yardımcı kişilerin yarış esnasında 3. Kişilere verecekleri zararları karşılamak üzere bir sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Yapılacak olan bu özel tip sigorta nedeniyle zarar gören fert sigortacıya başvurup zararın tazminini talep edebilecektir.

Yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarışta meydana gelen zararlar, zarara sebep olan motorlu aracın mesuliyet sigortası tarafınca karşılanır. Böyle bir durumda sigortacı yarış için özel sigortanın yapılmamış bulunduğunu bilen veya lüzumlu özenin gösterilmesi halinde bilebilecek olan işletene rücu edebilir.

Yarış düzenleyiciler, yarışa katılanların yada onlara eşlik edenlerin çalgıları ile gösteride kullanılan diğer araçların sebep olacakları gösteriye katılmayan 3. şahısların zararlarından dolayı motorlu işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümler uyarınca mesuldür.

Buna karşılık yarışçıların yada onlarla birlikte enstrumanta bulunanların uğrayacakları zararlarla, gösteride kullanılan araçların uğradıkları zararlardan dolayı mesuliyet genel hükümlere tabidir.

İzin alınmadan yapılmış olup, bunun bir sonucu olarak özel sigorta yapılmamış ise yarışa katılan aracın sigortacısı, ziyan olan 3. Kişilere ödemede bulunacak, bu durumda yarış için özel sigorta yaptırmadığını bilen ya da bilebilecek durumda olan işletene rücu edebilecektir.

Devlete ve kamu tüzel kişilerine ilişkin çalgılar (Madde 106)

Yasa hükmünde belirtilen kamu tüzel kişileri de KTK 85. Maddesi anlamında işleten niteliği ile ve tehlikesine ilkesine gore zarardan görevli tutulmuştur. Bu araçlara mali mesuliyet sigortası yaptırmaları zorunludur.

DDY’nin Sorumluluğu; Trenler karayolunda değil de ray üzerinde giden araçlar olduğundan KTK tabi değildir. Sadece trenler motorlu araç olduğundan hemzemin geçitlerde meydana gelen kazalardan DDY idaresi KTK hükümlerine işleten olarak sorumludur.

Çalınan yada Gaspedilen enstrumanlarda mesuliyet (Madde 107)

Bir aracı çalarak yada gaspederek ondan izinsiz yararlanan birey KTK hükümlerine aynen işleten gibi aracın 3. Kişilere verdiği zarardan mesuldür.

Aracın çalınmış yada gaspedilmiş bulunduğunu bilen ve ihtiyaç duyulan özeni gösterdiği takdirde bilebilecek olan sürücü de onunla beraber müteselsilen mesuldür.

Kanun, gasp yada çalınma sonucunda 3. Kişilere uğradığı zarardan aracı işletenin sorumlu bulunduğunu kabul etmektedir. Sadece bu sorumluluk kusur sorumluluğudur. İşleten kendisinin yahut eylemlerinden görevli olduğu kişilerin aracın çalınması veya gaspedilmesinde bir kusuru olmadığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.

İşletenin sorumluluğu söz konusu ise aracın mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketinin de sorumluluğu devam edecektir. Sadece işletenin sorumluluğu yoksa sigorta şirketinin sorumluluğu da yoktur. Çalınmış yada gasbedilmiş motorlu araç bir vakaya sebep olmuş ise, işleten de sorumlu değilse kişiye gelen zararlar, Karayolu Trafik güvence Sigortası Hesabı (garanti Fonu) tarafınca karşılanır.

Alkollü Araç Kullanma Meselesi ve Rücu;

Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir.

Sigortacının rücu meselesi, gerek zorunlu olsun, gerekse ihtiyari mali mesuliyet sigortası genel şartlarına nazaran sigortacı ösöylediği tazminat tutarınca sigorta ettirenin yerine geçer. Böylece, işletenin (sigorta ettirenin) kazaya sebep olan kişilere karşı açabileceği tazminat davalarını sigortacı açabilecektir.

Benzer bir hükümde ticaret Kanunu 1301. Madde de vardır. Buna gore sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonrasında hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vahi zarardan dolayı 3. şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin etmiş olduğu bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder denilmektedir. KTK 95. Madde de sigorta şirketinin sigorta sözleşmesine aykırı hallerde 3. şahıslara yapacağı ödeme durumlarında sigorta ettirene başvurabileceği yukarıda belirtilmiştir.

Aynı şekilde; KTK 98. Maddesinde tedavi harcamaları için zarar görenin sigortacılardan herhangi birine başvurabileceği hükmü yer almıştır. Gene 99. Maddede tedavi harcamaları dışındaki ödemelerde sigortacının diğer sigorta şirketlerine mesuliyet oranında paylaştırılmasını isteyebilecektir. Burada da rücu meselesi ortaya çıkmaktadır. Bu durumda da ödemeyi yapan sigorta şirketi, diğer sigorta şirketlerine kusurları oranında başvurabilecektir.

Sigortacının (sigorta şirketinin ) Halef ödatıyla açacağı rücu davasında zaman aşımı; KTK 109. Ve B,K 60.Madde uyarmanca zarar görenin ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10yıl içinde dava açılmalıdır. Doğrusu sigorta şirketi rücu davasında zarar görenin (sigortalının) süre aşımına bağlıdır.

KTK yer almamasına rağmen, Yeşilkart Sigortası, Kasko Sigortası ve zorunlu Koltuk sigortasına kısaca değinmekte yarar vardır.

Yeşilkart Sigortası;

Motorlu taşıtların mecburi mali sorumluluk sigortasına dahil, Avrupa sözleşmesine dahil gezi edilecek birbirine yabancı ülkelerin zorunlu mali mesuliyet sigortaları üniform uluslar arası sigortadır.

Bir Türk aracının yabancı bir ülkede, yabancı plakalı bir aracın Türkiye’de kaza yapması halinde kaza meydana getirilen ülkelerin poliçe kapsamında bulunduğunun anlaşılması halinde sigorta bedeli ödenmektedir.

Türkiye’de yabancı plakalı aracın hasar meydana getirmesi halinde ilgili belgeler ilave edilerek Türkiye motorlu taşıt bürosuna müracaat edilmesi gerekir.

Anlaşmayı imzalayan ülkelerden birisindeki büronun üyesi olan sigorta şirketi tarafınca düzenlenecek bir Yeşilkart poliçesini taşıyan bir motorlu araç, bu anlaşmaya dâhil bir yabancı ülke karayolunda seyrederken kazaya niçin olup, bu kazada zarar gören 3. Kişiler bulunup da bunlar sigortalıya karşı tazminat talebinde bulunursa, yeşilkart sigortası o ülkede düzenlenmiş mecburi mali sorumluluk sigortası şeklinde kabul edilerek, kendi ülkesinde tespit edilen limit dahilinde zarar görenin bu ziyanını karşılayacaktır. Limitler bakanlar kurulu Kararnamesine bakılırsa tespit edilir.

Kasko Sigortası;

sadece sigortalı aracın uğrayacağı hasarların teminat altına alındığı sigorta türüdür. Bu sigorta türünde sigortalı aracın 3. Kişilere verdiği zararlar sigorta kapsamında değildir.

Bu sigorta türünde sigorta, aracın kaza nihayetinde uğradığı hasarı karşılamakta olup, araç sürücüsünün sigortalı fert olup olmamasının veya sürücüsünün % 100 kusurlu olup olmamasının önemi yoktur. Ancak meydana gelen zarar sigortalının kasti bir hareketi sonucu oluşursa, sigorta şirketi zarardan sorumlu değildir.

Aynı şekilde kaza meydana getiren sürücünün ehliyetsiz olması yada sürücünün alkollü olması ve kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması halinde sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Kasko sigortasını yapan sigorta şirketi sigortalı aracın hasarını ödedikten sonrasında kazada kusurlu bulunan kişilere TTK 1301. Maddesi gereğince rücu etme hakkına haizdir.

Ferdi Kaza mecburi Koltuk Sigortası;

Uluslar arası veya şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerin yolcuları, sürücüleri ve sürücü yardımcıları, taşımacılık hizmetinin başlamasından bitimine kadar seyahat süresi içinde (mola ve duraklamalar dahil) maruz kalacakları her türlü kaza neticesine karşı sigortalandıkları bir sigorta türüdür.

Bu sigorta türü şehirlerarası yolcu taşımaları hakkında yönetmelik hükümleri gereğince mecburi olan bir sigorta türü olup, yolcu taşımacılığı yapa otobüslerin bu sigortayı yaptırmamış olması halinde yolcu taşımacılığı yapmalarına izin verilmez.

Bu sigorta türünde sürücü ve destekları ile yolcuların ölüm, yaralanma veya sakatlanmaları halinde sigortaca tazminat ödemesi yapılmakta, tedavi giderleri karşılanmaktadır.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile mülga 7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun değişik 29. Maddesi ihtarnca Bakanlar Kurulu'nun 25 Şubat 2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete'de gösterilen 2004/6789 sayılı kararı ile “Karayolu Yolcu Taşımacılığı mecburi Koltuk Ferdi Kaza Sigortası “ ihdas edilmiş olup, anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu hükümleri çerçevesinde yolcu taşımacılığı yapan taşımacılara taşıyacakları yolcular için zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yapma mecburiyeti getirilmiş, aynı düzenlemede bu yükümlülüğe uymayanların yolcu taşımacılığı yapamayacakları hükme bağlanmış bulunmaktadır.



Denetimler sırasında, başlamış bulunan bir taşıma için karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yapılmadığının tespit edilmesi durumunda, denetim elemanlarınca, en yakın yerleşim noktasına kadar taşımanın devamına izin verilir. Bu yerleşim noktasında gerekli sigortanın yaptırılması halinde taşımaya devam edilir ve ek olarak ilgili makamlarca vaziyet Ulaştırma Bakanlığına bildirilir.






Bu düzenleme ile 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu Hükümleri çerçevesinde yolcu taşımacılığı meydana getiren kişiler , taşıdıkları yolcu ile taşıma sözleşmesi yapmakla bir nevi ferdi kaza sigortası türü olan zorunlu koltuk sigortasını da yolcular lehine yapmış oldurma yükümlülüğü altına girmiş bulunmaktadırlar. Bu mecburiyet yerine getirilmemiş ise, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesi uyarınca mecburi koltuk sigortası ile saptanan geçerli güvence tutarını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde kurulan Güvence Hesabı karşılamak zorundadır.






Hakkaten de, 5684 sayılı Kanun'un 14/2-b maddesinde “Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan güvence tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların niçin olduğu bedensel zararlar” ın Güvence Hesabı'ndan karşılanacağı hükme bağlanmış olup, maddenin 1. Fıkrasında 7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan mecburi sigortalar da kapsam dahilinde sayılmış ve zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası da 7397 sayılı kanun çerçevesinde ihdas edilmiş olduğuna gore zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası da Güvence Hesabı kapsamına giren bir sigorta türüdür.





öteki yandan, mecburi koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir. Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, alacak likit bir alacak niteliğindedir. Bu sigorta türünün bir özelliği de maktu bir sigorta türü olmasıdır. Özellikle ölüm halinde sigorta poliçesinde belirlenen limitin tamamı aslabir kesinti yapılamadan ödenir. Kısaca destekten yoksunluk hesabı yapılmaz.






Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.09.2000 tarih ve 2000/5592 E., 2000/6636 K. Sayılı kararında aynen ; Mahkemece, toplanan kanıtlara bakılırsa, ferdi kaza koltuk sigortasının maktu bir sigorta türü olduğu, murisin sigortalı enstrumanta yolcu olması sebebiyle kusurunun söz konusu olmadığı, poliçe teminatının maktu olması sebebiyle destekten yoksunluk miktarının hesaplanması gerekmediği, güvenceın likit olması nedeniyle de inkâr tazminatı isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.






Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2001 tarih ve 2000/10348 E. 2001/1415 K. Sayılı sonucunda; Otobüs mecburi koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir. Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, yargılama yapmayı gerektirmediğinden alacağın likit bir alacak niteliğinde bulunması sebebiyle itirazın iptali davası olarak açıldığı taktirde talep halinde ve sair şartlar oluştuğunda davacılar yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.






Sakatlık hallerinde ise mecburi Koltuk Sigorta Poliçesinden yapılabilecek ödeme miktarının zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları ışığında belirlenmesi gerekir. Buna ilişkin olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2005 tarih ve 2004/2410 E. 2005/632 K. Sayılı kararında aynen; Otobüs mecburi Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 6/B maddesinde “İşbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal yada kaza tarihinden itibaren iki yıl zarfında sürekli surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve sürekli sakatlığın kati olarak tesbiti sonucunda, sürekli sigorta bedeli aşağıda belirtilen nispetler dahilinde kendisine ödenir.” hükmü yer almakta ve ekli cetvel ile hangi uzvun kaybı sebebiyle ne oranda sigortalıya ödeme yapılacağı belirlenmiş olup, anılan maddenin devamında ise “sürekli sakatlık oranlarının tayininde sigortalının meslek ve sanatı nazarı itibara alınmaz” hükmü mevcuttur. Bu durumda, davacıya zorunlu Koltuk Sigorta Poliçesinden yapılabilecek ödeme miktarının anılan hükümler ışığında belirlenmesi gerekir. Demektedir.




Güvence Hesabı;

Zarara uğrayanın, karşısında muhatap bulamadığı hallerde ziyanını sineye çekmesi hukuka uygun değildir. Bundan dolayı zarar gören 3. Kişilerin Güvence hesabına başvurabileceği hüküm altına alınmıştır.

Zarara uğrayanın, karşısında ziyanını talep edebileceği bir muhatap bulamadığı durumlarda ziyanına katlanması uygun görülmediğinden 2918 sayılı KTK. 107. Maddesinin 14.06.2006 tarih 26552 sayılı Resmi Gazete'de gösterilen 5684 sayılı kanunun 45. Maddesi ile mülga 3. Fırkrasına ve yine 2918 sayılı kanunun aynı kanun ile mülga 108. Maddesine gore garanti Fonuna (Karayolu Trafik güvence Sigortası Hesabı'na) başvurabileceği öngörülmüş idi.



Zorunlu mali sorumluluk sigortasına tabi olması gereken, sadece sigorta yaptırmamış veya plakası tespit edilememiş bir aracın kişiye verdiği zararlarla, mesuliyet sigortası yapmış olan sigorta şirketinin batkı etmiş olması nedeni ile zararı ödenmeyen kişilerin kişiye yahut mala gelen zararları, işletenin sorumluluk kurallarına gore sigorta tazminat sınırları içersinde güvence Fonu kapsamına alınmış idi.






KTK. Mülga 108. Maddesinde, mecburi malî mesuliyet sigortasına tabi motorlu çalgıların sebep olacakları zararların, belirtilen durumlarda işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar ihtarnca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde bir ”Karayolu Trafik güvence Sigortası Hesabı" (güvence Fonu) oluşturulmuş idi. Belirtilen durumlar;




ü Kazayı meydana getiren motorlu aracın tespit edilmemesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,

ü Kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan güvence tutarları dahilinde zorunlu malî sorumluluk sigortasını yaptırmamış olan işletenlerin neden olduğu bedensel zararlar için,

ü mecburi malî mesuliyet sigortasını meydana getiren sigortacının (Ek ibare: 4896 - 17.6.2003 / m.1) "malî bünye zafiyeti nedeniyle devamlı olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi veya" batkıı halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

ü 8 inci maddenin (b) bendi ile 107 nci maddenin son fıkrasında öngörülen durumlar için,



Görüldüğü benzer biçimde düzenleme sadece mecburi mali mesuliyet sigortasına tabi motorlu enstrumanların sebep olacakları zararlarla sınırlıydı. Karayolu Trafik garanti Sigortası Hesabı 14 Haziran 2007 tarih ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de gösterilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesiyle kurulan “Güvence Hesabı'na devredilmiş olup, anılan kanunun geçici birinci maddesi ile Karayolu Trafik garanti Sigortası Hesabı'nın tüm sorumlulukları alacakları ve yükümlülükleri ile beraber Güvence Hesabı'na devir olmuştur.

5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. Maddesine gore ;“Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan mecburi sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur.






Hesaba;







ü Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,



ü Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan güvence tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,

ü Sigorta şirketinin malî bünye zayıf iradesi sebebiyle devamlı olarak tüm branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi yahut iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

ü Çalınmış yada gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarmanca işletenin görevli tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,

ü Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için etkinlik gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için,

başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen yada tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.”




Öncekinden farklı olarak Güvence Hesabı'nın geçerli teminat tutarları dahilinde karşılayacağı zorunlu sigortaların kapsamı genişletilmiş ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası da bu kapsama alınmıştır. Güvence Hesabı kapsamındaki sigortalar;




ü Karayolu Motorlu enstrumanlar mecburi Mali sorumluluk sigortası
ü mecburi Karayolu Taşımacalık Mali sorumluluk Sigortası
ü Karayolu Yolcu Taşımacılığı zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası
ü Tüpgaz zorunlu mesuliyet Sigortası
ü Tehlikeli Maddeler mecburi sorumluluk sigortası
ü Yeşil Kart Sigortası Ödemeleri



Güvence Hesabı, yukarda belirtilen mecburi sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin olarak; sigortalının belirlenememesi, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli sigortanın bulunmaması veya çalınmış yahut gasp edilmiş enstrumanlarla kazaya sebebiyet verilmesi durumlarında, kazalarda ziyan olan kişilerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları nedeniyle uğrayacakları bedeni zararların giderilmesi amacıyla kurulmuştur.
Hesab'ın bu amacına ek olarak, kapsamında bulunan mecburi sigortaları meydana getiren sigortacının mali bünye zayıf iradesi sebebiyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararların karşılanmasında Güvence Hesabı'nın görevleri arasında tanımlanmıştır.




Karayolu Trafik güvence Sigortası Hesabı(güvence Fonu) karşıladığı zararlar ve şartları;
ü Kaza meydana getiren aracın tespit edilememiş olması halinde; kişiye gelen bedensel zararlar, ölüm halinde destek zararı, yaralanma halinde tedavi giderleri,

ü Motorlu aracın sigorta yapmış oldurmamış olması halinde; kişiye gelen bedensel zararlar, ölüm halinde destek zararı, yaralanma halinde tedavi giderleri,

ü Sigortayı yapmış sigorta şirketinin mali bünye zafiyeti sebebiyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi yahut batkıı halinde; bu durumda hem mala hem de bedensel zarara ilişkin zararlar ödenir.

ü Çalınmış ya da gaspedilmiş aracın kazaya niçin olması halinde KTK 107. Maddede öngörülmüş durumlarda (kişiye gelen zararlar) burada garanti fonunun zararı karşılaması için araç sahibinin aracın çalınmasında yada gaspedilmesinde hiçbir kusurunun bulunmaması şartı aranmaktadır. Araç sahibi kusurlu ise güvence fonu görevli olmaz. Aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketi sorumludur.

Kazaya sebep olan aracın işleteninin sonradan bulunması halinde Karayolu Trafik garanti Sigortası Hesabı, işletene ve sigortacısına rücu edebilir; öteki durumlarda da Karayolu Trafik garanti Sigortası Hesabının sorumlulara başvurma ve sigortacının batkı masasına katılma hakları saklıdır.

Zamanaşımı (Madde 109);

1-KTK kapsamında zamanaşımı;
a-Mala gelen zararlarda; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten iki yıl ve her halükarda kaza tarihinde itibaren 10 sene,
b-Kişiye gelen zararlarda;
Maddi zararlar; zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten iki yıl ve her halükarda kaza tarihinde itibaren 10 yıl,

Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse; ceza kanununda ceza için öngörülen zamanaşımı süresi uygulanır. Burada sürücü yada işleten ayırımı yapılmamıştır. Uzatılmış zamanaşımının uygulanması için sürücünün mahkum olması şartı aranmaz.

C-manevi tazminatta zamanaşımı; KTK 90. Maddesinde tinsel tazminatta B.K.’nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanması hüküm altına alınmış olup, buna gore; B.K. 60. Maddesine bakılırsa 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülse de, Yargıtayın bir kararında “dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bur zamanaşımı süresi öngörmüşse bu süre manevi tazminat açısından da uygulanır”

2-KTK kapsamına girmeyen haksız fiillerde zamanaşımı;
B.K. 60. Maddesine gore zamanaşımı, zarar görenin zararı ve faili öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 senedir. Sadece eylem suç ise ve ceza kanununda daha uzun bir süre öngörülmüşse, zamanaşımı süresi ceza kanununda fiil için belirtilen zamanaşımı süresidir.

Sigortacıya (Sigorta şirketine) karşı Zamanaşımı;
a-Zarar görenin sigortaya başvurması durumunda; KTK sigortacıya karşı açılacak davalarda zamanaşımı mevzusunda özel bir açıklama yoktur. Bu durumda 2 ve 10 senelik zamanaşımı süreleri burada da uygulanır. Cezayı gerektiren bir fiil var ise ceza kanunundaki zamanaşımı uygulanır.
B-Sigortalının sigortacıya (sigorta şirketine) başvurması durumunda; TTK. 1268. Maddesine gore sigortalı ile sigortacı arasındaki sözleşmeden kaynaklanan taleplerde zamanaşımı süresi 2 senedir.
C-Sigortacının Rücu davasında; zarar görenin zarar verene karşı taleplerinde uygulanan zamanaşımı burada uygulanır. Burada zamanaşımının sigortacı açısından ne süre başlayacağı önemlidir. Sigorta şirketinin rücu davasında zamanaşımı süresi, halefinin (zarar görenin) faili öğrenme tarihinden itibaren adım atar.

Yetkili mahkeme (Madde 110);

Trafik kazalarından dünyaya gelen hukuki sorumluluğa ilişkin davalarda; Sigortacının merkez yada şubesinin yada sigorta sözleşmesini icra eden acentenin bulunmuş olduğu yer ile kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir.
Aynı dava sigorta şirketine karşı açılmamış olup, işletene karşı açılmışsa, genel hükümlere gore ya davalının ikametgâhı yada kazanın meydana geldiği yer mahkemesi yetkilidir.
Görevli mahkeme;

Davanın miktarına nazaran sulh veya Asliye Hukuk mahkemelerinde açılır. 7.230,00 TL ve altı taleplerde barış Hukuk, 7.230,00 TL üstünde ise Asliye Hukuk mahkemesinde açılır.

Eğer davanın tarafları tacir ise ve haksız fiil ticari bir işletmeyi ilgilendiriyorsa; dava ticaret mahkemesinde görülür.

Otobüs, minibüs, taksi şeklinde enstrumanlarda yolcu olarak bulunan kimselerin bunlara açacağı davalar ticaret mahkemesinde görülür.

Motorlu araç kazası bununla beraber iş kazası ile dava iş mahkemesinde açılmalıdır.

Sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki davalarda iş ticari bir olduğundan ticaret mahkemesi görevlidir.
(Bu konu en son: 09.01.2017 Tarihinde, Saat: 17:13 düzenlenmiştir. Düzenleyen: mavigece.)
09.01.2017 17:11
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Trafik Kazası Halinde Yasal Haklarınız mavigece 0 169 10.01.2017 00:20
Son Yorum: mavigece

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi