Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sigortalılık Sürelerinin Birleştirilmesi
Yazar Konu
siirvehikaye
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Sigortalılık Sürelerinin Birleştirilmesi
Çalışan kişilerin devamlı olarak gelir elde etmelerini sağlamak amacı ile çeşitli sosyal sigorta kurumlarının her birinde uzun süre hizmet vermelerini istemek, hayatın olağan akışına uygun değildir. Ayrıca, çalışma yaşamından ayrılan kimselere gelir güvencesi sağlanması gerekir. Aksi şekilde bu kişilerin sosyo-ekonomik bakımdan mağdur durumda kalmaları kaçınılmaz olacaktır. Bu bakımdan, çalışma yaşamından ayrılarak gelir güvencesi sağlanmayan kimselerin mağdur durumda kalmamaları ve toplumsal güvenliklerine kavuşmalarını sağlamak için çeşitli emekli sandıkları ile toplumsal sigortalarda geçen hizmetlerin aylık bağlanma işlerinde birleştirilmesi sorunu ortaya çıkmıştır.[1]
tanım:
“Hizmetlerin Birleştirilmesi, çalışanlamış olurın çeşitli toplumsal sigorta kurumlarında geçen dağınık hizmetlerinin, tabi oldukları son sigorta kurumu koşullarına bakılırsa devamlı aylık veya gelir sağlama olanağı verecek şekilde eklenmesidir.”[2]
Ülkemizde sigortalılık sürelerinin birleştirilmesi konusunu 5510 sayılı sosyal Sigortalar ve Genel sıhhat Sigortası Kanunundan[3] önceki ve sonraki durum olarak ayrı ayrı incelememiz gerekir.

A.5510 Sayılı Kanundan Önceki konum:
5510 sayılı Kanundan önce sigortalıların toplumsal güvenliği beş ayrı yasa ve üç ayrı toplumsal güvenlik kurumu tarafından sağlanmaktaydı. Bunlara ayrıca 506 sayılı Kanunun geçici 20.Maddesi kapsamında kurulan sandıkları da eklemek gerekmekteydi. Farklı kanunların uygulanması nedeniyle ortaya çıkması muhtemel adaletsiz neticeların önüne geçmek ve sigortalıların haklarını koruma altına almak bir zorunluluk haline gelmişti.
Bu amaçla 228 sayılı “Emekli Sandıkları ile Maluliyet, İhtiyarlık ve Ölüm Sigortaları Kanunlarına tabi Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Yasa[4]” çıkarılmış ve bu mevzuda ilk adım atılmıştır.
228 sayılı yasanın 3.Maddesinde aylığı bağlayacak olan kuruluş belirtilmişti. Buna göre, ilgiliye “son ayrıldığı müessese yada sandık” aylık bağlayacaktı. 3.Maddede öngörülen bu yargı çeşitli haksızlıklara niçin olmuştur. Sigortalılar son aylarını, en yüksek aylığı bağlayacak kurumda geçirmek için iş değiştiriyor, bu da hem sigortalılar arasında haksız yarışmalara yol açıyor, bununla beraber aylık bağlayan kurumların zararına neden oluyordu.[5]
228 sayılı Kanun ülkemizde 22 yıl uygulanmıştır. Daha sonrasında ise yerini 2829 sayılı “toplumsal Güvenlik Kurumlarına tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun[6]”a bırakmıştır.

- 2829 sayılı Kanununun 2.Maddesine bakılırsa birleştirilebilecek süreler şunlar idi.

A.Genel Olarak:
(1) sosyal Sigortalar Kurumuna,
(2) T.C. Emekli Sandığına,
(3) Bağ-Kur’a,
(4) 2925 sayılı ziraat SSK Kanununa,
(5) 2926 sayılı tarım Bağ-Kur Kanununa,
(6) 506 sayılı sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20.Maddesine bakılırsa kurulan emekli sandığına tabi çeşitli hizmet süreleri bulunanların emeklilik, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi ödenerek geçirilen sürelerdir.[7]

b. Fiili Hizmet Süresi:
2829 sayılı Kanun, 228 sayılı kanunda benimsenen “son ayrıldığı kuruluş” ölçütü yerine, “son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurum” esasını getirmiştir. Buna göre, aylığı bağlayıp ödeyecek kurumun belirlenmesinde, sigortalıların emeklilik tarihinden geriye doğru prim veya kesenek ödeyerek geçirdiği son yedi senelik hizmet süresi, şu demek oluyor ki gün olarak 360x7=2520 gmeşhurk sürenin fazlasının geçirildiği müessese, ayığı bağlayacak ve ödeyecekti.[8] [9] [10] Belirlenen sürelerin eşit olması halinde, eşit hizmetlerden sonuncusunun geçirildiği kurum tarafından aylık bağlanıyordu.[11] [12]

c. Fiili Hizmet Zammı Süreleri:
Fiili hizmet süresi zammı, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını etkileyen hallerden biridir.[13] Fiili hizmet zammı sürelerinin anlamı şudur: Ağır ve yıpratıcı bazı görevlerde bulunanların, bu işlerde geçen çalışmalarının her yılı için Kanunda belirlenen süreler, fiili hizmet süresine eklenmiş olur.[14] Zira çalışma yaşamında öyle işler vardır ki, bu işlerde çalışanların hem çalışma yaşamları aynı zamanda sağlıkları yapmış oldukları bu işten olumsuz etkilenir. İşte bu işlerde çalışanlara tanınan bunun şeklinde imkanlar ile çalışma yaşamından diğer sigortalılardan daha erken çekilme hakkı tarifış olmaktadır.[15]

d. İsteğe Bağlı Sigortalılıkta Geçen Süreler:
İsteğe bağlı sigortalılık zorunlu sigortalılığın istisnasıdır.[16][17] mecburi sigorta prensibinin aksine, isteğe bağlı sigortadan yararlanma tamamen sigortalının iradesine bağlıdır.[18] İsteğe bağlı sigortalılık, mecburi sigortalılık vasfını kaybettikten sonrasında herhangi bir toplumsal güvenlik kurumuna bağlı çalışmayan ve bu kurumlardan kendi çalışmalarından dolayı aylık bağlanmamış olan kimselere belirli koşullarla uzun dönemli sigorta kolları bakımından sosyal sigortalılık ilişkisini sürdürme hakkı tanıyan bir imkandır.[19]

e. Canlandırılan Hizmet Süreleri:
2829 sayılı Kanunla sigortalılara ve ölümlerinde hak sahiplerine hayatlarını devam ettirebilmeleri için belirli ve devamlı bir gelir sağlamak amaçlandığından, bağlı olduğu kurumdan ayrılırken kesenek, prim veya toptan ödemelerini almış olanlara belirli koşulları gerçekleştirerek geçmiş hizmet sürelerini canlandırma; diğer bir ifadeyle bu sürelerin, hizmetlerin birleştirilmesinde dikkate alınmasını sağlama olanağı tanınmıştır.[20]

f. Borçlanılan Hizmet Süreleri:
Hizmet borçlanması, toplumsal sigorta kapsamı haricinde kalan hizmetlerin yahut sigorta kapsamına girmesine rağmen çeşitli nedenlerle primi ödenmemiş çalışma sürelerinin; malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları açısından sigortalılık süresine ilave edilerek değerlendirilmesi olanağıdır.[21] Kanunlarımızda tanınan borçlanma imkanlarından faydalanarak, şahsına gerçekleşme ettirilen primleri ödemiş olan sigortalıların söz mevzusu süreleri hizmetlerin birleştirilmesinde hesaba katılır.[22]

2829 sayılı yasanın benimsediği esas 228 sayılı Yasaya gore daha adil olmakla beraber, tatminkar değildi. Öğretide bu mevzuda en adil çözümün, son yedi yıl yerine, tüm hizmet süresi dikkate alınması ve en fazla hangi kuruma doğal olarak olunmuşsa, o kuruluş tarafınca aylık bağlanması olacağı ileri sürülmüştür.[23]
Son yedi yıllık hizmet süresi kural olmakla beraber bazı durumlarda kanun koyucu bu kurala istisnalar getirmişti. Malullük, ölüm, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununa göre yaş haddi nedeniyle resen emekliye ayrılma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma yada seçilme, sigortalıların bağlı oldukları sosyal güvenlik kurumlarının kanunla değiştirilmesi hallerinde, sigortalılara veya hak sahiplerine son yedi yıllık hizmet süresi dikkate alınmadan, hizmet sürelerinin sonuncusunun bağlı olduğu kuruluş tarafından aylık bağlanmaktaydı.[24] ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir sonucunda[25] aylık meblağı daha fazla oluyorsa son yedi yıl esası yerine son müessese esasını uygulamıştır. Gerekçe olarak da Anayasanın sosyal güvenliğin bir insan hakkı olduğu ilkesine dayanmıştır.

B. 5510 Sayılı Kanun dönemi:
5510 sayılı Kanunun “Yürürlükten Kaldırılan Hükümler” başlığını taşıyan 106. Maddesinin 5.Bendi ile 2829 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Burada 5510 sayılı kanunla tek çatı esasının getirilmesi sebebiyle farklı sosyal sigorta kurumlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesinin bir ihtiyaç olmaktan çıktığı fikri yatmaktadır. Bu konu tartışmaya açıktır. Şöyle ki, “506 sayılı Kanunun geçici 20.Maddesine nazaran kurulan sandıklar hala mevcudiyetlerini muhafaza etmektedirler. Söz mevzusu sandıklar, üç yıl içinde toplumsal Güvenlik Kurumuna devredilerek 5510 sayılı kanun kapsamına alınacaklardır.”[26] Bu süre içinde uygulamada gene farklı kanun ve müessese kapsamında geçen sigortalılık süreleri söz mevzusu olacaktır ve bu sürelerin birleştirilmesi ihtiyacı ve zorunluluğu doğabilecektir. 506 sayılı Kanunun Geçici 20. Maddesine bakılırsa kurulan sandıkları bir yana bırakacak olursak, 5510 sayılı Kanun ile Kurumlar birleştirildikten sonra artık farklı kurumlara tabi hizmetlerin değil, farklı sigortalılık statüsüne ilişik hizmetlerin birleştirilmesinden söz edilecektir.[27]
5510 sayılı Kanun öncesinde, Türkiye’de, sigortalıların hangi toplumsal güvenlik müesseseunun kapsamında bulunacağı statülerine bakılırsa belirlenmişti. Bağımsız çalışanlamış olur, esnaf ve sanatkarlar Bağ-Kur; Devlet Memurları Kanununa doğal olarak olanlar T.C. Emekli Sandığı ve bir iş sözleşmesine dayanarak sigortalı olarak çalışanlamış olur ise SSK tarafından sosyal güvenceye kavuşturulmaktaydı. Her üç kurumun 5502 sayılı Kanunla toplumsal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmesinden sonrasında, uygulama yasası olarak hazırlanan 5510 sayılı yasa kapsamında sigortalı olanlar 4-1/a (eski SSK’lılar), 4-1/b (esli Bağ-Kur’lular), 4-1/c (eski Emekli Sandığı iştirakçileri) olarak sınıflandırılmıştır.[28]
Bu açıklamalardan sonra 5510 sayılı yasanın mevzuyu düzenleyen 53.Maddesini incelemeye geçebiliriz. Bu maddede 5510 sayılı kanunda tanımlanan sigortalı olma sebeplerinin bir kişide beraber gerçekleşmesi halinde uygulanacak kurallar belirtilmiştir.[29]
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve © bentlerinde yer edinen sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının © bendi kapsamında, © bendi kapsamında çalışması yoksa öncelikle süregelen sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılır (5510 sayılı Kanun m.53/1).
İsteğe bağlı sigortalı olanların 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve © bentleri kapsamına tabi olacak şekilde çalışmaya başlamaları halinde, bu Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık hali sonlanmış olur (5510 sayılı Kanun m.53/3).
Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve © bentlerinde yer alan sigortalılık halleri ile 5 inci maddenin (a) ve (e) bentlerine tâbi sigortalılık hallerinin çakışması halinde, 4 üncü madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır (5510 sayılı Kanun m.53/4).
Sigortalının, bu madde hükmüne nazaran sigortalı sayılması ihtiyaç duyulan sigortalılık halinden başka bir sigortalılık hali için prim ödemiş olması durumunda, ödenen primler birinci fıkraya göre esas alınan sigortalılık hali için ödenmiş ve esas alınan sigortalılık halinde geçmiş kabul edilir (5510 sayılı Kanun m.53/5).
Dördüncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ilişik yada ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler (5510 sayılı Kanun m.53/2).
5510 sayılı yasa ile yukarıda belirttiğimiz şeklinde tek çatı sistemine geçbilimselş olsa bile, Kanunda üç farklı sigortalılık hali ve bu hallerin her birine ilişkin farklı şartlar mevcuttur. Aylığa hak kazanma koşulları da sigortalılık haline bakılırsa değişim göstermektedir.[30] Buradan hareketle sigortalının aylığa hak kazanıp kazanmadığı araştırılırken 5510 sayılı Yasanın 4. Maddesinin hangi bendine gore sigortalı olduğuna bakılmalıdır. Burada şu soruyu sormamız gerekir. “…aylık bağlanması için başvuran bireyin hangi bende göre sigortalı olduğu saptanırken, esas alınacak ölçüt ne olacaktır?”[31] Bu sorunun yanıtının 53.Maddenin 6.Fıkrası vermektedir. Buna bakılırsa, 5510 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk kez sigortalı sayılanlardan m.4/1, (a), (b) ve © bentlerinden birden fazlasına doğal olarak olarak çalışmış olanların yaşlılık aylığı bağlanma taleplerinde, en fazlaca sigortalılığın geçmiş olduğu, hizmet sürelerinin eşit olması halinde ise son sigortalılık hali esas alınır. Buna karşılık, malullük ve ölüm halleri ile yaş haddinden resen emekli olma, süresi kanunla belirlenen vazifelere atanma veya seçilme ve bağlı oldukları sigortalılık halinin kanunla değiştirilmesi durumunda ise son sigortalılık hali esas alınarak aylık bağlanır.[32]

"Sigortalılık Sürelerinin Birleştirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Erdal Arap'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
10.01.2017 12:55
Alıntı ile Cevapla