Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü
Sigorta sözleşmesi tarafları arasındaki devamlı ilişkiyi düzenleyen, bununla birlikte taraflarına bir ekip edim yükümlülükleri getiren tipte bir sözleşmedir. Bu kapsamda sigorta ettirenin yükümlülüklerinden biri beyan yükümlülüğüdür.

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu fark kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel yargı" niteliğini haiz olmuştur.

TTK' nın sigorta ettirenin beyan yükümlülüğün düzenleyen m. 1435,1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında olmak üzere üç ayrı beyan yükümlülüğünün bulunmuş olduğu görülmektedir.

Çalışmamızda sigortacının beyan yükümlülüğünü TTK hükümleri çerçevesinde ve Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.


I. SİGORTA ETTİRENİN BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AMACI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE mevzusu

A. GENEL OLARAK

Sigorta sözleşmesi taraflar içinde devamlı edimler oluşturan bir sözleşme olup, sigorta ettirenin sözleşmeden istediği yararları elde edebilmesi için bir takım edimleri yerine getirmesi gerekmektedir1. Sigorta ettirenin beyan verme yükümlülüğü bu edimler içinde yer almakta olup 6102 sayılı TTK' nın Sigorta Hukuku başlıklı altıncı kitabının "Genel Hükümler" başlıklı ikinci kısmında, "Tarafların Borç ve Yükümlülükleri" başlığı altında 1435 ile 1443 hükümleri içinde düzenlenmiştir.

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu ayrım kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel hüküm" niteliğini haiz olmuştur. Dolayısıyla artık TTK' nın beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler tüm sigorta türleri için uygulama alanı bulacaktır.

TTK' nın sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü düzenleyen 1435 ile 1443 hükümleri m.1452/3 uyarınca2 nisbi emredici nitelikte olup, bu hükümler sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilmesi halinde ise kanun hükmü uygulanacaktır.

B. BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AMACI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

1. Beyan Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği

Sigorta ettiren beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinde sigortacı, bu yükümlülüğün ifasını dava ve talep edemez. Sigorta ettirenin bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesi, kendisinin bazı haklarını kaybetmesine sebep olacaktır. Bu yüzden doktrinde bazı yazarlara göre3 sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü aslına bakarsak bir vazife, bazı yazarlara göre4 ise külfettir. Hakim görüşe nazaran beyan yükümlülüğü sigorta ettiren için bununla birlikte bir görevdir ve bu görevin gereği benzer biçimde ifa edilmemesi ek olarak bir tazminat talep hakkı vermemektedir5.

2. Beyan Yükümlülüğünün Amacı

TMK m. 2' de düzenlenen iyiniyet kaidelerinin azami derecede uygulandığı sigorta sözleşmelerinde sigortacı, rizikonun büyüklüğüne, sigorta ettirilmek istenen menfaatin durumuna ve diğer koşulları bir arada değerlendirerek sigorta sözleşmesi yapmış olup yapmamaya, meydana getirecek ise sigorta ettirenin ne kadar prim ödeyeceğine karar verir.

Sigortacı, sözleşmeye ilişkin koşulları sadece sigorta ettirenin sigorta mevzusu menfaatin nitelikleri başta olmak üzere sözleşmenin esaslı unsurlarına ilişkin beyanları doğrultusunda belirleyebilir. Bu kapsamda sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü ile sigortacıya, sigorta mevzusu menfaate, rizikoya ve diğer koşullara ilişkin değerlendirme yaparak sözleşme yapmış olup yapmamaya ve sözleşme meydana getirecek olursa hangi koşullarda yapacağına karar vermesi fakatçlamaktadır6.

3. Beyan Yükümlüsü

TTK m. 1412 hükmünde sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışı başlığı altında sigorta sözleşmesine taraf olmayan kişilerin data ve davranışların ne şekilde dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Hükme gore "Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz mevzusu ise temsilcinin, can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır." Hükme göre beyan yükümlüsü sayılabilecek kişiler sigortalı, lehdar ve temsilcidir7.

II. SİGORTA ETTİRENİN BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KAPSAMI

TTK m. 1435 ile 1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında olmak üzere üç ayrı aşamada beyan yükümlülüğünün bulunduğu görülmektedir.

Çalışmamızda beyan yükümlülüğünün kapsamını bu üç başlıkta ayrı ayrı inceleyeceğiz.

A. Sözleşme Yapılırken Beyan Yükümlülüğü

TTK m. 1435 hükmüne bakılırsa "Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği yada bilmesi ihtiyaç duyulan tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür." Madde hükmü uyarmanca sigorta ettiren, sigorta mevzusu menfaatin durumu ve hukuki niteliği hakkında gerçeğe uygun beyan vermekle yükümlüdür8.
Düzgüsel koşullarda sigorta sözleşmesi yapılmadan önce sigortacı sigorta konusu menfaati inceler ve buna nazaran bir değerlendirme yaparak sözleşme koşullarını ve prim miktarını belirler. Sadece bu incelemenin yapılmış olanakının olmadığı koşullar bulunabileceği gibi lüzumlu araştırma yapılsa dahi sigortacı tarafından tespit edilemeyecek fakat; sigorta sözleşmesinin kurulması ve koşulları bakımından önemli olabilecek durumlar da olabilir9. Örneğin ahşap bir evin yangın sigortası için ödenecek prim miktarı betonarme bir ev ile aynı olmayacaktır. Ya da savaş bölgelerine giren gemiler ve yük taşıtları sigorta edilmez veya ek savaş primi alınarak sigorta edilir10. Bu şeklinde durumlarda sigorta ettiren, sigorta konusu menfaatin durumuna ilişkin önemli olan her şeyi gerçeğe uygun şekilde beyan etmekle yükümlüdür11.

TTK m. 1443 hükmü uyarınca12 sigorta ettirenin teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişiklikleri beyan yükümlülüğü vardır.

TTK m. 1435 hükmünde belirtilen "önemli hususlar" ın neler olabileceği madde metninin devamında belirtilmiştir. Buna bakılırsa "Sigortacıya bildirilmeyen, eksik yada yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını yada değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi kanıtlama edilinceye kadar önemli sayılır."

Önemle belirtmek gerekir ki çoğu vakit sigortacı, hangi hususların önemli bulunduğunu sigorta ettirenden daha iyi bilir13. Bundan dolayı uygulamada liste usulü adını verdiğimiz bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemde sigortacı, sözleşme için önemli bulduğu hususların bir listesini sigorta ettirene verir, sigorta ettiren de listede yer edinen sorulara gerçeğe uygun cevaplar yazarak beyan yükümlülüğünü yerine getirir. Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir sıralama vermişse, sunulan listede yer alan sorular dışında kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene aslabir sorumluluk yüklenemez; meğer ki, sigorta ettiren önemli bir hususu fenaniyetle saklamış olsun (TTK. M. 1436).

Sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması durumunda yapmış oldurımın ne olacağı TTK m. 1439 hükmünde düzenlenmiştir. Buna gore eğer sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse, sigortacı 1440. Maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir yada prim farkı isteyebilir. 1440. Maddede öngörülen süre 15 gündür. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi halinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafınca önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Bu kapsamda örneğin kanser hastası olan ve hastalığı doktoru ve ailesi tarafından kendisinden saklanan bir kimse yaşam sigortası yaptırdığında sigortacı hastalığı öğrenirse sözleşmeden cayabilecektir. Fakat Yargıtay'ın 2000 tarihli bir sonucunda mide kanseri olan fakat bu durumu bilmeyen, daha sonrasında da öğrenmeyen bireyin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı neticesine varılmıştır14.

Peki sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmasına karşılık sigortacı sözleşmeden hemen hemen caymadan riziko meydana gelirse sigortacı tazminat ödemekten kaçınabilecek midir? Bu probleminin cevabını TTK m. 1437 ile 1439 hükümleri vermektedir. TTK m. 1437 hükmüne bakılırsa: "Tazminat ve bedel ödemelerinde, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439. Maddede öngörülen kurallar uyarınca dikkate alınır." TTK m. 1439/2 hükmü uyarmanca: "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine tesir edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı var ise, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi ihtiyaç duyulan prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını yada bedelini öder."

Madde düzenlemelerinden açıkça sözleşme kurulurken ve sözleşmenin devamı süresince sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu sigortacının bilmediği husus ile rizikonun gerçekleşmesi içinde illiyet bağı arandığı anlaşılmaktadır15. Bu durumda sigortacının bildirim yükümlülüğü kapsamına giren fakat bildirilmeyen husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasında bağlantı yoksa sigortacı tazminat ödeyecek16, eğer bağlantı var ise ödemekten imtina edebilecektir17.

Sigortacının cayma hakkını kullanabilme süresi TTK m. 1440 ihtarnca kendisine noksan yada yanlış data verildiğini öğrendiği tarihten itibaren 15 gündür. ETK' da bu süre 1 ay olarak benimsenmiş olup18 TTK ile 15 güne düşürülmüştür. Bu süre ETK döneminde olduğu gibi19 hak düşürücü olup süreyi geçiren sigortacı cayma hakkını kaybeder20. Cayma sigorta ettirene TTK m. 1440 uyarınca bir beyanla yöneltilmelidir.

Sigortacının cayma hakkını kullanması kanunen bir şekle tabi tutulmamıştır. Zira sigortacı dilerse cayma beyanını sözlü de yapabilir21. Fakat kanıtlama kolaylığı açısından yazılı yapılmasında yarar vardır. Eğer sigorta sözleşmesinin her iki tarafı da tacir ise bu durumda cayma beyanı TTK m. 18/3 hükmüne dayanarak22 noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması zorunludur23.

TTK m. 1442'de sigortacının cayma hakkını kullanamayacağı haller "cayma hakkını düşmesi" başlığı altında tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre cayma hakkı aşağıdaki hallerde kullanılamaz:
a) Cayma hakkının kullanılmasından açıkça yada zımnen vazgeçilmişse,
b) Caymaya yol açan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse,
c) Sigortacı, sorularından bazıları yanıtsız bırakıldığı halde sözleşmeyi yapmışsa.


B. Sözleşme Devam Ederken Beyan Yükümlülüğü

Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü sözleşme devam ederken de devam eder. Zira sigorta ettirilen menfaate yada rizikoya ilişkin herhangi bir değişiklik olması durumunda sigorta ettiren bu durumu sigortacıya bildirmek durumundadır. Bu özellikle ya uygun olmayan yeni faktörlerin ortaya çıkması örneğin binanın içine bir benzin deposu kurulması veya bazı uygun faktörlerin ortadan kalkması şeklinde gerçekleşir. Bu durumda, tehlikeli bu durumun önceden öngörülmesi mümkün değildir24.

Riziko ağırlaşması iki şekilde ortaya çıkabilir25:
öznel tehlike ağırlaşması, bir başka ifade ile, sigorta ettirenin sigortacının rızası olmadan tehlikeyi bizzat kendi fiili yada davranışı ile veya yerine ikame ettiği kimsenin fiili veya davranışı ile ağırlaştırması halidir. Örneğin; hırsızlığa karşı sigorta ettirilmiş bir evin uzun süre terk edilmesi veya özel bir aracın ticari taksi olarak kullanılmaya başlanması şeklinde durumlar sigorta sözleşmesi için bildirilmesi ihtiyaç duyulan önemli gelişmelerdir26. Bu durumda sigorta ettirenin iki görevi vardır: Birincisi; çekince durumunu ağırlaştırmama (muhafaza etme), İkincisi; eğer ağırlaşmış ise suç duyurusu etme.

Objektif riziko ağırlaşması ise, sigorta ettirenin herhangi bir fiili olmadan ya üçüncü bir şahsın fiili ile veya hiç kimsenin fiili olmadan rizikonun ağırlaşmasıdır.

TTK m. 1444/1 hükmüne gore sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonrasında, sigortacının izni olmadan rizikoyu veya mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat tutarının artmasını etkisi altına alan davranış ve işlemlerde bulunamaz. Madde düzenlemesi ile sigorta ettirene sözleşme kurulduktan sonra sigortacının bilgisi dışında rizikoya yada sigorta mevzusu menfaate ilişkin durumu ağırlaştırıcı ve tazminat tutarını etkileyecek davranış ve işlemlerde bulunma yasağı getirilmiştir27. Madde hükmünün ikinci fıkrasında sigorta ettirene kendisinin yada onun izniyle bir başkasının, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı yada mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunması halinde ya da sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhal; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

Sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini yahut sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek vakaların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi halinde sözleşme feshedilmiş sayılır (TTK m. 1445). Sigortacı süresinde fesih ve prim farkını isteme hakkını kullanmazsa bu süre hak düşürücü olduğu için hakları düşer ve sigorta sözleşmesi aynı koşullarda geçerli olmaya devam eder28. Sigortacı değişikliği bildirim yapılmaksızın öğrenmiş ise yine sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep hakkı vardır. Bu durumda sigortacıya bildirim yapılıp yapılmaması fark etmemekte, her koşulda sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep hakkını haiz olmaktadır29.

TTK m. 1445/2-4 hükümlerinde sigortacının koşulları oluşmasına rağmen sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep haklarının bulunmadığı haller düzenlenmiştir. Buna göre:
* Değişikliklerin yapılmasından önceki duruma dönülmesi halinde yahutRizikonun artmasına,
* Sigortacının menfaati ile ilişkili bir husus,
* Sigortacının görevli olduğu bir vaka yada
* İnsani bir görevin yerine getirilmesi sebep olmuşsa,
* yaşam sigortalarında sigortalının sağlık durumunda meydana gelen değişiklikler sebep olmuşsa sigortacının sözleşmeyi fesih veya prim farkı talep hakkı yoktur.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında sigorta ettirenin dikkatsizliği belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu saptandığı takdirde, söz mevzusu ihlal tazminat miktarına yada bedele yahut rizikonun gerçekleşmesine tesir edebilecek özellikte ise, ihmalin derecesine bakılırsa, tazminattan yada bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı halinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko içinde bağlantı var ise, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını yada bedelini öder (TTK m. 1445/5).

Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci fıkraya nazaran sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ilişkin prime hak kazanır (TTK m. 1445/6).

Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi veya feshin hüküm ifade etmesi için verilen süre içinde, meydana getirilen değişiklikle bağlantılı olarak rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta tazminatı yada bedeli ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanır (TTK m. 1445/7).

C. Rizikonun Gerçekleşmesinden sonra Beyan Yükümlülüğü

Riziko gerçekleştikten TTK sonra sigorta ettirene iki ayrı mecburiyet getirmiştir30. Buna gore sigorta ettiren riziko gerçekleştiğinde bu durumu gecikmeksizin31 sigorta ettirene bilmek zorundadır (TTK m. 1446/1). İkinci olarak sigorta ettiren zararı önleme ve azaltma yükümlülüğü altındadır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz konusu ihlal tazminat miktarına yada bedele ya da rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine bakılırsa, tazminattan yada bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı halinde ise meydana gelen değişim ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder (TTK m. 1445/5).
Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması yada geç yapılması, ödenecek tazminatta yada bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına gore, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir32. Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse tazminat veya bedel indirimi hakkından yararlanamaz (TTK m. 1446/2-3). Madde gerekçesinde açıklandıği üzere kusur, kastı da kapsayacak şekilde geniş anlamda kullanılmıştır. Bu aşamada, kasti olarak bildirim yükümlülüğü ihlal edilmişse, yine tazminattan indirim yapılacaktır. Ancak, indirim kusurun ağırlığına bakılırsa olacağından, somut olaya nazaran sigortacının tazminat ödeme borcu tamamen de ortadan kalkabilecektir.
SONUÇ

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu ayrım kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel yargı" niteliğini haiz olmuştur. Dolayısıyla artık TTK' nın beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler tüm sigorta türleri için uygulama alanı bulacaktır.

Beyan yükümlüsü sayılabilecek kişiler sigortalı, lehdar ve temsilcidir.

TTK m. 1435 ile 1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında olmak üzere üç ayrı aşamada beyan yükümlülüğünün bulunmuş olduğu görülmektedir.

Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması esnasında bilmiş olduğu veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, noksan veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını yada değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafınca yazılı yada sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin dikkatsizliği ile beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş olduğu takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine nazaran tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı var ise, sigortacının tazminat yada bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi ihtiyaç duyulan prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını yada bedelini öder.

"Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Metin Polat'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 21:11
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Sigorta Yaptırırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar siirvehikaye 0 166 10.01.2017 01:40
Son Yorum: siirvehikaye
  Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü mavigece 0 253 09.01.2017 23:54
Son Yorum: mavigece
  İnşaat Hukukunda Yüklenicinin İhbar (Bildirim) Yükümlülüğü mavigece 0 212 09.01.2017 21:14
Son Yorum: mavigece

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi