Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü
Sigorta sözleşmesi tarafları arasındaki sürekli ilişkiyi düzenleyen, bununla beraber taraflarına bir ekip edim yükümlülükleri getiren tipte bir sözleşmedir. Bu kapsamda sigorta ettirenin yükümlülüklerinden biri beyan yükümlülüğüdür.

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu ayrım kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel hüküm" niteliğini haiz olmuştur.

TTK' nın sigorta ettirenin beyan yükümlülüğün düzenleyen m. 1435,1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonra olmak üzere üç ayrı beyan yükümlülüğünün bulunduğu görülmektedir.

Çalışmamızda sigortacının beyan yükümlülüğünü TTK hükümleri çerçevesinde ve Yargıtay kararları ışığında inceleyeceğiz.






I. SİGORTA ETTİRENİN BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AMACI, HUKUKİ NİTELİĞİ VE konusu

A. GENEL OLARAK

Sigorta sözleşmesi taraflar arasında devamlı edimler oluşturan bir sözleşme olup, sigorta ettirenin sözleşmeden istediği yararları elde edebilmesi için bir ekip edimleri yerine getirmesi gerekmektedir1. Sigorta ettirenin beyan verme yükümlülüğü bu edimler içinde yer almakta olup 6102 sayılı TTK' nın Sigorta Hukuku başlıklı altıncı kitabının "Genel Hükümler" başlıklı ikinci kısmında, "Tarafların Borç ve Yükümlülükleri" başlığı altında 1435 ile 1443 hükümleri içinde düzenlenmiştir.

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu ayrım kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel hüküm" niteliğini haiz olmuştur. Dolayısıyla artık TTK' nın beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler tüm sigorta türleri için uygulama alanı bulacaktır.

TTK' nın sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü düzenleyen 1435 ile 1443 hükümleri m.1452/3 ihtarnca2 nisbi emredici nitelikte olup, bu hükümler sigorta ettiren, sigortalı ve lehtar aleyhine değiştirilemez; değiştirilmesi halinde ise kanun hükmü uygulanacaktır.

B. BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN AMACI VE HUKUKİ NİTELİĞİ

1. Beyan Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği

Sigorta ettiren beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinde sigortacı, bu yükümlülüğün ifasını dava ve talep edemez. Sigorta ettirenin bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesi, kendisinin bazı haklarını kaybetmesine sebep olacaktır. Bu yüzden doktrinde bazı yazarlara göre3 sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü aslında bir vazife, bazı yazarlara göre4 ise külfettir. Hakim görüşe göre beyan yükümlülüğü sigorta ettiren için bununla birlikte bir görevdir ve bu görevin gereği şeklinde ifa edilmemesi ek olarak bir tazminat talep hakkı vermemektedir5.

2. Beyan Yükümlülüğünün Amacı

TMK m. 2' de düzenlenen iyiniyet kaidelerinin azami derecede uygulandığı sigorta sözleşmelerinde sigortacı, rizikonun ebatlarına, sigorta ettirilmek istenen menfaatin durumuna ve diğer koşulları bir arada değerlendirerek sigorta sözleşmesi yapıp yapmamaya, yapacak ise sigorta ettirenin ne kadar prim ödeyeceğine karar verir.

Sigortacı, sözleşmeye ilişkin koşulları sadece sigorta ettirenin sigorta konusu menfaatin nitelikleri başta olmak üzere sözleşmenin esaslı unsurlarına ilişkin beyanları doğrultusunda belirleyebilir. Bu kapsamda sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü ile sigortacıya, sigorta konusu menfaate, rizikoya ve diğer koşullara ilişkin değerlendirme yaparak sözleşme yapmış olup yapmamaya ve sözleşme yapacak olursa hangi koşullarda yapacağına karar vermesi amaçlamaktadır6.

3. Beyan Yükümlüsü

TTK m. 1412 hükmünde sigorta ettiren dışındakilerin bilgisi ve davranışı başlığı altında sigorta sözleşmesine taraf olmayan kişilerin bilgi ve davranışların ne şekilde dikkate alınacağı düzenlenmiştir. Hükme nazaran "Kanunda sigorta ettirenin bilgisine ve davranışına hukuki sonuç bağlanan durumlarda, sigortadan haberi olması şartı ile sigortalının, temsilci söz konusu ise temsilcinin, can sigortalarında da lehtarın bilgisi ve davranışı da dikkate alınır." Hükme nazaran beyan yükümlüsü sayılabilecek kişiler sigortalı, lehdar ve temsilcidir7.

II. SİGORTA ETTİRENİN BEYAN YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN KAPSAMI

TTK m. 1435 ile 1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında olmak üzere üç ayrı aşamada beyan yükümlülüğünün bulunmuş olduğu görülmektedir.

Çalışmamızda beyan yükümlülüğünün kapsamını bu üç başlıkta ayrı ayrı inceleyeceğiz.

A. Sözleşme Yapılırken Beyan Yükümlülüğü

TTK m. 1435 hükmüne göre "Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması esnasında bilmiş olduğu veya bilmesi ihtiyaç duyulan tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür." Madde hükmü uyarınca sigorta ettiren, sigorta mevzusu menfaatin durumu ve hukuki niteliği hakkında gerçeğe uygun beyan vermekle yükümlüdür8.
Düzgüsel koşullarda sigorta sözleşmesi yapılmadan önce sigortacı sigorta mevzusu menfaati inceler ve buna bakılırsa bir değerlendirme yaparak sözleşme koşullarını ve prim miktarını belirler. Ancak bu incelemenin yapılma olanakının olmadığı koşullar bulunabileceği benzer biçimde gerekli araştırma yapılsa dahi sigortacı tarafınca tespit edilemeyecek fakat; sigorta sözleşmesinin kurulması ve koşulları bakımından önemli olabilecek durumlar da olabilir9. Örneğin ahşap bir evin yangın sigortası için ödenecek prim miktarı betonarme bir ev ile aynı olmayacaktır. Ya da savaş bölgelerine giren gemiler ve yük taşıtları sigorta edilmez veya ek savaş primi alınarak sigorta edilir10. Bu gibi durumlarda sigorta ettiren, sigorta konusu menfaatin durumuna ilişkin önemli olan her şeyi gerçeğe uygun şekilde beyan etmekle yükümlüdür11.

TTK m. 1443 hükmü uyarmanca12 sigorta ettirenin teklifin yapılması ile kabulü arasındaki değişimleri beyan yükümlülüğü vardır.

TTK m. 1435 hükmünde belirtilen "önemli hususlar" ın neler olabileceği madde metninin devamında belirtilmiştir. Buna bakılırsa "Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını yada değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek özellikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır."

Önemle belirtmek gerekir ki çoğu vakit sigortacı, hangi hususların önemli olduğunu sigorta ettirenden daha iyi bilir13. çünkü uygulamada sıralama usulü adını verdiğimiz bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemde sigortacı, sözleşme için önemli bulduğu hususların bir listesini sigorta ettirene verir, sigorta ettiren de listede yer alan sorulara gerçeğe uygun cevaplar yazarak beyan yükümlülüğünü yerine getirir. Sigortacı sigorta ettirene, cevaplaması için sorular içeren bir sıralama vermişse, sunulan listede yer alan sorular haricinde kalan hususlara ilişkin olarak sigorta ettirene aslabir sorumluluk yüklenemez; meğer ki, sigorta ettiren önemli bir hususu fenaniyetle saklamış olsun (TTK. M. 1436).

Sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması durumunda yapmış oldurımın ne olacağı TTK m. 1439 hükmünde düzenlenmiştir. Buna bakılırsa eğer sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmişse, sigortacı 1440. Maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. 1440. Maddede öngörülen süre 15 gündür. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi halinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez. Bu kapsamda örneğin kanser hastası olan ve hastalığı doktoru ve ailesi tarafından kendisinden saklanan bir kimse hayat sigortası yapmış oldurdığında sigortacı hastalığı öğrenirse sözleşmeden cayabilecektir. Fakat Yargıtay'ın 2000 tarihindeki bir kararında mide kanseri olan fakat bu durumu bilmeyen, daha sonrasında da öğrenmeyen kişinin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmadığı neticesine varılmıştır14.

Peki sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranmasına karşılık sigortacı sözleşmeden henüz caymadan riziko meydana gelirse sigortacı tazminat ödemekten kaçınabilecek midir? Bu probleminin cevabını TTK m. 1437 ile 1439 hükümleri vermektedir. TTK m. 1437 hükmüne gore: "Tazminat ve karşılık ödemelerinde, bildirilmeyen yada yanlış bildirilen bir husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasındaki bağlantı, 1439. Maddede öngörülen kurallar uyarmanca dikkate alınır." TTK m. 1439/2 hükmü uyarınca: "Rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında, sigorta ettirenin dikkatsizliği ile beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş olduğu takdirde, bu ihlal tazminatın yada bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine nazaran tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko içinde bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını yada bedelini öder."

Madde düzenlemelerinden açıkça sözleşme kurulurken ve sözleşmenin devamı süresince sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucu sigortacının bilmediği husus ile rizikonun gerçekleşmesi arasında illiyet bağı arandığı anlaşılmaktadır15. Bu durumda sigortacının bildirim yükümlülüğü kapsamına giren fakat bildirilmeyen husus ile rizikonun gerçekleşmesi içinde bağlantı yoksa sigortacı tazminat ödeyecek16, eğer bağlantı var ise ödemekten imtina edebilecektir17.

Sigortacının cayma hakkını kullanabilme süresi TTK m. 1440 ihtarnca kendisine noksan veya yanlış informasyon verildiğini öğrendiği tarihten itibaren 15 gündür. ETK' da bu süre 1 ay olarak benimsenmiş olup18 TTK ile 15 güne düşürülmüştür. Bu süre ETK döneminde olduğu gibi19 hak düşürücü olup süreyi geçiren sigortacı cayma hakkını kaybeder20. Cayma sigorta ettirene TTK m. 1440 ihtarnca bir beyanla yöneltilmelidir.

Sigortacının cayma hakkını kullanması kanunen bir şekle doğal olarak tutulmamıştır. şundan dolayı sigortacı dilerse cayma beyanını sözlü de yapabilir21. Fakat ispat kolaylığı açısından yazılı yapılmasında yarar vardır. Eğer sigorta sözleşmesinin her iki tarafı da tacir ise bu durumda cayma beyanı TTK m. 18/3 hükmüne dayanarak22 noter vesilesiyle, taahhütlü mektupla, telgrafla yada güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılması zorunludur23.

TTK m. 1442'de sigortacının cayma hakkını kullanamayacağı haller "cayma hakkını düşmesi" başlığı altında tahdidi olarak sayılmıştır. Buna nazaran cayma hakkı aşağıdaki hallerde kullanılamaz:
a) Cayma hakkının kullanılmasından açıkça yada zımnen vazgeçilmişse,
b) Caymaya neden olan ihlale sigortacı sebebiyet vermişse,
c) Sigortacı, sorularından bazıları cevapsız bırakıldığı biçimde sözleşmeyi yapmışsa.


B. Sözleşme Devam Ederken Beyan Yükümlülüğü

Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü sözleşme devam ederken de devam eder. Zira sigorta ettirilen menfaate veya rizikoya ilişkin herhangi bir değişim olması durumunda sigorta ettiren bu durumu sigortacıya bildirmek durumundadır. Bu özellikle ya uygun olmayan yeni faktörlerin ortaya çıkması örneğin binanın içine bir benzin deposu kurulması veya bazı uygun faktörlerin ortadan kalkması şeklinde gerçekleşir. Bu durumda, tehlikeli bu durumun önceden öngörülmesi mümkün değildir24.

Riziko ağırlaşması iki şekilde ortaya çıkabilir25:
öznel çekince ağırlaşması, bir başka ifade ile, sigorta ettirenin sigortacının rızası olmadan tehlikeyi bizzat kendi fiili yada davranışı ile yada yerine ikame ettiği kimsenin fiili yada davranışı ile ağırlaştırması halidir. Örneğin; hırsızlığa karşı sigorta ettirilmiş bir evin uzun süre terk edilmesi veya özel bir aracın ticari taksi olarak kullanılmaya başlanması benzer biçimde durumlar sigorta sözleşmesi için bildirilmesi gereken önemli gelişmelerdir26. Bu durumda sigorta ettirenin iki görevi vardır: Birincisi; tehlike durumunu ağırlaştırmama (muhafaza etme), İkincisi; eğer ağırlaşmış ise ihbar etme.

Objektif riziko ağırlaşması ise, sigorta ettirenin herhangi bir fiili olmadan ya üçüncü bir şahsın fiili ile veya hiç kimsenin fiili olmadan rizikonun ağırlaşmasıdır.

TTK m. 1444/1 hükmüne nazaran sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasından sonra, sigortacının izni olmadan rizikoyu yada mevcut durumu ağırlaştırarak tazminat meblağının artmasını etkisinde bırakan davranış ve işlemlerde bulunamaz. Madde düzenlemesi ile sigorta ettirene sözleşme kurulduktan sonra sigortacının bilgisi dışında rizikoya veya sigorta mevzusu menfaate ilişkin durumu ağırlaştırıcı ve tazminat tutarını etkileyecek davranış ve işlemlerde bulunma yasağı getirilmiştir27. Madde hükmünün ikinci fıkrasında sigorta ettirene kendisinin yada onun izniyle bir başkasının, rizikonun gerçekleşme ihtimalini artırıcı veya mevcut durumu ağırlaştırıcı işlemlerde bulunması halinde veya sözleşme yapılırken açıkça riziko ağırlaşması olarak kabul edilmiş bulunan hususlardan biri gerçekleşirse derhal; bu işlemler bilgisi dışında yapılmışsa, bu hususu öğrendiği tarihten itibaren en geç on gün içinde durumu sigortacıya bildirme yükümlülüğü getirilmiştir.

Sigortacı sözleşmenin süresi içinde, rizikonun gerçekleşmesi veya mevcut durumun ağırlaşması ihtimalini ya da sözleşmede riziko ağırlaşması olarak kabul edilebilecek olayların varlığını öğrendiği takdirde, bu tarihten itibaren bir ay içinde sözleşmeyi feshedebilir veya prim farkı isteyebilir. Farkın on gün içinde kabul edilmemesi halinde sözleşme feshedilmiş sayılır (TTK m. 1445). Sigortacı süresinde fesih ve prim farkını isteme hakkını kullanmazsa bu süre hak düşürücü olduğundan hakları düşer ve sigorta sözleşmesi aynı koşullarda geçerli olmaya devam eder28. Sigortacı değişikliği bildirim yapılmaksızın öğrenmiş ise yine sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep hakkı vardır. Bu durumda sigortacıya bildirim yapılıp yapılmaması fark etmemekte, her koşulda sigortacı durumu öğrendiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep hakkını haiz olmaktadır29.

TTK m. 1445/2-4 hükümlerinde sigortacının koşulları oluşmasına karşın sözleşmeyi fesih veya prim farkı talep haklarının bulunmadığı haller düzenlenmiştir. Buna göre:
* Değişikliklerin yapılmasından önceki duruma dönülmesi halinde yahutRizikonun artmasına,
* Sigortacının menfaati ile ilişkili bir husus,
* Sigortacının görevli olduğu bir olay yada
* İnsani bir görevin yerine getirilmesi sebep olmuşsa,
* hayat sigortalarında sigortalının sıhhat durumunda meydana gelen değişimler sebep olmuşsa sigortacının sözleşmeyi fesih yada prim farkı talep hakkı yoktur.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edildiği saptandığı takdirde, söz mevzusu ihlal tazminat miktarına yada bedele yahut rizikonun gerçekleşmesine tesir edebilecek özellikte ise, ihmalin derecesine göre, tazminattan yada bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı halinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko içinde bağlantı varsa, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı yada bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi ihtiyaç duyulan prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder (TTK m. 1445/5).

Sigortacı, rizikonun gerçekleşmesinden önce, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiğini öğrenince, birinci fıkraya bakılırsa sözleşmeyi feshetse bile, değişikliğin meydana geldiği sigorta dönemine ilişik prime hak kazanır (TTK m. 1445/6).

Sigortacıya tanınan feshin bildirim süresi yada feshin hüküm ifade etmesi için verilen süre içinde, meydana getirilen değişiklikle bağlantılı olarak rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta tazminatı yada bedeli ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oran dikkate alınarak hesaplanır (TTK m. 1445/7).

C. Rizikonun Gerçekleşmesinden sonrasında Beyan Yükümlülüğü

Riziko gerçekleştikten TTK sonrasında sigorta ettirene iki ayrı yükümlülük getirmiştir30. Buna göre sigorta ettiren riziko gerçekleştiğinde bu durumu gecikmeksizin31 sigorta ettirene bilmek zorundadır (TTK m. 1446/1). İkinci olarak sigorta ettiren zararı önleme ve azaltma yükümlülüğü altındadır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonra sigorta ettirenin ihmali belirlendiği ve değişikliklere ilişkin beyan yükümlülüğünün ihlal edilmiş olduğu saptandığı takdirde, söz mevzusu ihlal tazminat miktarına yada bedele veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek özellikte ise, ihmalin derecesine nazaran, tazminattan veya bedelden indirim yapılır. Sigorta ettirenin kastı halinde ise meydana gelen değişiklik ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı var ise, sigortacı sözleşmeyi feshedebilir; bu durumda sigorta tazminatı veya bedeli ödenmez. Bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi ihtiyaç duyulan prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder (TTK m. 1445/5).
Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması yada geç yapılması, ödenecek tazminatta yada bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına nazaran, tazminattan yada bedelden indirim yoluna gidilir32. Sigortacı rizikonun gerçekleştiğini daha önce fiilen öğrenmişse tazminat yada bedel indirimi hakkından yararlanamaz (TTK m. 1446/2-3). Madde gerekçesinde açıklandıği üzere kusur, kastı da kapsayacak şekilde geniş anlamda kullanılmıştır. Bu noktada, kasti olarak bildirim yükümlülüğü ihlal edilmişse, gene tazminattan indirim yapılacaktır. Sadece, indirim kusurun ağırlığına bakılırsa olacağından, somut vakaya bakılırsa sigortacının tazminat ödeme borcu tamamen de ortadan kalkabilecektir.
SONUÇ

6762 sayılı ETK döneminde beyan yükümlülüğü kara ve deniz sigortaları için ayrı ayrı düzenlenmişti. TTK ile bu ayrım kaldırılmış, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler "genel yargı" niteliğini haiz olmuştur. Dolayısıyla artık TTK' nın beyan yükümlülüğüne ilişkin hükümler tüm sigorta türleri için uygulama alanı bulacaktır.

Beyan yükümlüsü sayılabilecek kişiler sigortalı, lehdar ve temsilcidir.

TTK m. 1435 ile 1446 hükümleri incelendiğinde sigorta ettirenin sözleşme kurulurken, sözleşme devam ederken ve rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında olmak üzere üç ayrı aşamada beyan yükümlülüğünün bulunduğu görülmektedir.

Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması esnasında bildiği veya bilmesi ihtiyaç duyulan tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, noksan veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını yada değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek özellikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı yada sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.

Rizikonun gerçekleşmesinden sonrasında, sigorta ettirenin dikkatsizliği ile beyan yükümlülüğü ihlal edilmiş olduğu takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine nazaran tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko içinde bağlantı var ise, sigortacının tazminat veya karşılık ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi ihtiyaç duyulan prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.

"Sigorta Ettirenin Beyan Verme Yükümlülüğü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Metin Polat'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 23:54
Alıntı ile Cevapla