Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Riskli Alan İlanı Ve Payların Satışı
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Riskli Alan İlanı Ve Payların Satışı
Kentsel dönüşümün temel amacı, yeterli alt yapı ve üst yapı imkânları bulunmayan, gecekondu alanları şeklinde, çarpık kentleşmenin olduğu alanların şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun, kişilerin insan onuruna yaraşır bir halde yaşayabildiği kentlerin oluşturulmasıdır.
Ülkemizde kentsel dönüşümle ilgili birçok düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeler arasında, tarih sıralamasına bakılırsa, 3194 sayılı İmar Kanunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunu sayılabilir.
6306 sayılı Kanunda biriki yapı alanları, riskli alanlar ve riskli yapılar olmak üzere başlıca üç mevzu düzenlenmiştir. Bu mevzuların her birisi derinlemesine incelenmesi gereken çok geniş konulardır. Bu çalışmada riskli alanlarda yapılacak uygulamalar ve özellikle de çoğunluğun kararına uymayan maliklerin oranının satışı mevzusu incelenecektir.
I. RİSKLİ ALANLAR
1. Riskli Alan İlan Etme Yetkisi
Riskli alanlar, Kanunun 2.Maddesinde “Zemin yapısı yada üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık yada İdare tarafınca Afet ve Acil konum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan” şeklinde tanımlanmıştır.
Riskli alan ilan etme yetkisi Bakanlar Kuruluna aittir. Riskli alanlar, Çsafha ve Şehircilik Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile belirlenir. Riskli alanların tespiti talebi, Bakanlık tarafınca re’sen yapılabileceği benzer biçimde TOKİ yada ilgili kamu idaresi başvurusu üzerine de yapılabilir. Ek olarak özel hukuk (gerçek/tüzel birey) kişileri de riskli alan tespiti talebiyle ilgili idareye yada bakanlığa müracaat edebilir.
Riskli alan ilan edilmesi için özel hukuk kişilerince yapılacak talebi hususunda belirli bir çoğunluk aranmamıştır. Riskli alanlarda yapılacak uygulamalarda etap yahut ada bazında paydaşların minimum üçte iki çoğunluğu ile karar alınabilir. Ancak, birden fazla kişinin birlikte malik ya da tek başına malik olduğu taşınmazları kapsayan alanların riskli alan duyuru edilmesini talep edebilmek için belirli bir oy çokluğu öngörülmemiştir.
2. Riskli Alanın Büyüklüğü
Uygulama yönetmeliğinde bir yerin riskli alan olarak ilan edilebilmesi için, alanın büyüklüğünün asgarî 15.000 metrekare olması gerektiği; sadece, Bakanlıkça uygulama bütünlüğü bakımından gerekli görülmesi halinde, parsel yada parsellerin ebatlarına bakılmaksızın ve 15.000 metrekare şartı aranmaksızın riskli alan tespiti yapılabileceği belirtilmişti (m.5/4). Danıştay, Yönetmeliğin bu hükmünün yürütmesini durdurmuştur . Danıştay’ın sonucundan sonrasında Bakanlık yönetmelik değişikliği yaparak, alan büyüklüğüne ilişkin şartı kaldırmıştır.
3. Riskli Alan İlan Edebilme sebepleri6306 sayılı Kanunun ilk halinde, riskli alana ilişkin bir tek tanım yapılmış; riskli alan duyuru etme şartları ek olarak düzenlenmemiştir. 14/4/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanunun 25.Maddesiyle düzenlenen Ek 1.Maddesinde riskli alan ilanına ilişkin bazı sebepler düzenlenmiştir. Kanunda yapılan bu düzenlemelere paralel olarak Uygulama Yönetmeliğinde de değişiklik yapılarak, riskli alan duyuruını gerektiren sebepler biraz daha somutlaştırmaya çalışılmıştır.
Bu düzenlemelerin yapılmasında yargı mercilerinin kararlarının etkili söylenebilir. Riskli alan duyuruı işlemine karşı açılan biroldukça davada Danıştay, bir yerin riskli alan olarak duyuru edilmesi için gerekli koşulların oluşmadığını belirterek yürütmenin durdurulması ve iptal kararı vermiştir. Danıştay’a nazaran, “bir alanın riskli alan ilan edilmesi için bu alanın can ve mal yitirilmesine yol açma riski taşımış olduğunın, Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslara uygun olarak, hukuken aslabir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması” gerekir .
Yeni düzenlemeyle birlikte riskli alan duyuru edilme sebepleri iki grupta toplanmıştır. Buna gore,
Kamu düzeni yada güvenliğinin olağan hayatı durduracak yada kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde;
• Planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olması,
• İmar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunması,
• Altyapı yada üstyapıda hasar meydana gelmiş olması,
Üzerindeki toplam yapı sayısının en az % 65’i bayındır mevzuatına aykırı olan veya Yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlarda,
Bakanlık uygulama bütünlüğünü gözeterek belirlenen alanlarda, riskli alan olarak belirlenmek üzere Bakanlar Kuruluna teklifte bulunabilir (madde EK-1).
Görüldüğü üzere, riskli alan ilan edilmesinde idareye geniş takdir yetkisi verilmiştir. Bakanlar Kurulu kamu düzeninin olağanüstü biçimde bozulduğu yerlerde veya üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’nin mevzuata aykırı olan yerlerde riskli alan kararı alabilir.
Düzenleme bu haliyle birçok hukuki uyuşmazlığın doğmasına neden olabilir. Bilindiği üzere, terör nedeniyle, şu an itibariyle ülke genelinde kamu düzeni olağan hayatı kesintiye uğratacak şekilde bozulmuştur.
öteki taraftan, ülke genelinde çok fazla bayındır mevzuatına aykırı yapılaşma söz mevzusudur. Bu durumda, mevzuata göre, Bakanlar Kurulu planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olduğu veya imar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunmuş olduğu her yeri riskli alan ilan edebilir.
Gene “üzerindeki toplam yapının %65’nin mevzuata aykırı” olma kriteri de keyfi uygulamaya müsait bir düzenlemedir. Çünkü mevzuata aykırı olan her yapı riskli yapı değildir. Uygulamadan biliyoruz ki, biroldukça yapı mevzuata aykırı olmasına rağmen can ve mal güvenliği açısından son aşama sağlam yapılardır. Normal olarak mevzuata aykırı yapılara kanunda öngörülen yapmış oldurımlar uygulanmalıdır. Ancak, bu yaptırımlar riskli oldukları için değil, mevzuata aykırı oldukları için uygulanır. Örneğin, ruhsat alınmadan yapılmış bir bina mühendislik olarak pek ala sağlam olabilir. İmar hukukunda kaçak yapı olarak tanımlanan bu yapılar, mevzuata aykırı olduğu için idari para cezası ve/yada yıkım yaptırıma doğal olarak olabilir; failleri hürriyeti bağlayıcı ceza ile cezalandırılabilir. Fakat bu yapıya 6306 sayılı Kanunun riskli yapı hükümleri uygulanamaz. Uygulanırsa hukuka aykırı olur. Bu tür hukuka aykırılığa İdare Hukukunda usul saptırması denir.
Sonuç olarak, yapılan yeni düzenlemeyle riskli alan duyuru etme konusunda Bakanlar Kuruluna geniş takdir yetkisi verilmiştir. Bir yerin riskli alan ilan edilmesinde genel kamu düzeni kriteri veya mevzuata aykırılık kriterinin tek başına kafi görülmesi iyelik hakkının ölçüsüz şekilde kısıtlanmasına niçin olur. Bu kriterlerin riskli yapı ölçütü ile beraber değerlendirilmesinde yarar vardır.
4. Riskli Alanlarda Tasarrufların Kısıtlanması
Bakanlık yada uygulamayı yürütmesi hâlinde TOKİ yada idare, riskli yapıların bulunmuş olduğu taşınmazlarda bu Kanun kapsamındaki proje ve uygulamalar süresince her türlü bayındır ve yapılaşma işlemlerini geçici olarak durdurabilir.
Kanunun ilk halinde geçici durdurmadan söz edilmiş olmasına rağmen, bunun süresi konusunda bir düzenleme yoktu. Dolayısıyla bu durdurma uzun seneler alması ve kişilerin bundan zarar görmesi mümkündü. Anayasa Mahkemesi bu durumun iyelik hakkının sınırsız olarak kısıtlanması anlamına geldiğini belirterek iptal etmiştir . Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra (düzenleme 14/4/2016 tarih ve 6704/22 m.) süre sınırı getirilmiştir. Buna göre, uygulamayı icra eden yönetim riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini iki yıl süre ile geçici olarak durdurabilir. Uygulamanın gerektirmesi hâlinde imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması bir yıl daha uzatılabilir.
Gene Kanunun 3. Maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen taşınmazlar, tahsis ve devir işlemleri neticelandırılıncaya kadar Maliye Bakanlığınca satılamaz, kiraya verilemez, tahsis edilemez, ön izne yada irtifak hakkına mevzu edilemez.
Uygulama sırasında Bakanlık, TOKİ veya idare tarafından talep edilmesi hâlinde, hak sahiplerinin de görüşü alınarak, riskli alanlardaki yapılar ile riskli yapılara elektrik, su ve doğal gaz verilmez ve verilen hizmetler kuruluş ve kurumlar tarafınca durdurulur (m.4).
5. Riskli Alanların Planlanması ve Düzenlenmesi
İmar Kanunu, mekânsal planlamada plan yapma yetki/görevi konusunda planlanacak alana gore farklı düzenlemiştir. İmar planları, nazım imar planı ve uygulama imar planından oluşur. Belediye sınırları içindeki alanların bayındır planları belediyelerce; belediye sınırları dışındaki alanların bayındır planları ise il özel idaresi tarafınca yapılır. Büyükşehir beledisi olan illerin nazım imar planları, büyükkent belediyesi tarafından; uygulama imar planları ve bayındır programları ilçe belediyeleri tarafından yapılır (m.8).
İmar Kanununa nazaran, parselasyon planları, düzenlenen alana bakılırsa, belediye ya da valilik tarafından yapılır (İmar Kanunu, m.18). Sadece, kentsel dönüşüm alanlarının planlanması mevzusunda özel düzenleme yapılmıştır. Buna nazaran, kentsel dönüşüm alanlarında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (m.6/5) ve uygulamayı yapmaları halinde TOKİ ve belediyeler her tür harita, plan, proje, arazi ve arsa düzenleme işlemleri ile toplulaştırma meydana getirmeye yetkilidir (m.8/2).
II. ÇOĞUNLUĞUN KARARINA UYMAYAN MALİKLERİN PAYLARININ SATILMASI
1. Uygulama için maliklerin oy birliği karar alamaması
Riskli alanlarda yapılacak uygulamaların öncelikle malikler tarafından yapılması gerekir. Uygulama yapılan etapta yada adada, yapıların yıktırılmış olması şartı aranmaksızın ve yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin, parsellerin birleştirme edilmesine, münferit yada birleştirilerek yada imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, bölme, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yine bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı yada hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yine değerlendirilmesine, tüm maliklerce oybirliği ile karar verilememiş ise, antak kalma sağlanamayan maliklere ilişkin taşınmazların kıymeti sermaye Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kuruluşlarına tespit ettirilir ve bu değer de gözetilerek oybirliği ile anlaşmaya çalışılır.
Uygulama yapılacak alanda bulunan taşınmaz, tek başına mülkiyete yahut beraber mülkiyete mevzu olabilir. Gene beraber mülkiyete mevzu taşınmazlar üzerinde paylı iyelik yada elbirliği ile iyelik söz konusu olabilir. Kanunda, uygulama için karar yeter sayısının belirlenmesinde iyelik çeşidine ilişin özel yargı yoktur. Bu durumda uygulama alanındaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet hakkı bulunan kişiler haiz oldukları hisseleri oranında paydaş kabul edilirler.
2. Değer tespiti ve tebligat
tüm maliklerce oybirliği ile anlaşma sağlanamaması halinde yapılacak uygulamalara haiz oldukları hisseleri oranında paydaşların minimum üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karar anlaşma şartlarını ihtiva eden teklif ile beraber karara katılmayanlara noter vasıtasıyla veya 7201 sayılı Kanuna gore tebliğ edilir ve bu bildiride, onbeş gün içinde sonucun ve teklifin kabul edilmemesi halinde arsa paylarının, Bakanlıkça tespit edilecek veya ettirilecek rayiç değerden azca olmamak üzere antak kalma elde eden diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu payların, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda gömü adına resen tescil edileceği bildirilir (m.15/2).



3. Karar Alma Sürecinde Karşılaşılan sorunlar
Uygulamada arsa paylarının belirlenmesinde çok fazla uyuşmazlık çıkmaktadır. Bu konuda çıkan uyuşmazlıklardan yalnız iki örneğe değineceğiz. Bunlardan birincisi, uygulama alanlarındaki yapılardır. Söz mevzusu alanlarda bulunan ve birden fazla kişinin mülkiyet hakkı bulunan binalarda, maliklerin arsa payları gerçeği yansıtmayabilir. Örneğin, binalar yapılırken çoğu zaman zemin katlar işyeri olarak ayrılmaktadır. Müteahhitler tarafından ekonomik kaygılarla işyerlerinin arsa payı, dairelere gore daha yüksek tutulabilmektedir. İlk başta mesele teşkil etmeyen bu husus, kentsel dönüşüm uygulamalarında büyük sorun oluşturmaktadır. Dolayısıyla, kentsel dönüşüm uygulamasına geçmeden önce arsa oranına ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi gerekir. Ancak, söz konusu bina riskli yapı ise, mevzuat gereğince kısa süre içinde yıkılması gerekir. Riskli bina yakılırsa arsa oranının düzeltilmesi davasının delilleri yok olur. Bunun için mahkemeden ihtiyati önlem veya yürütmenin durdurulması talep edilmelidir.
İkinci örnek, miras paylarına ilişkin uyuşmazlıklardır. Riskli alanlarda yapılacak uygulamalara ilişkin oylamada her malik kendi hissesi oranında oy hakkına haizdir. Miras paylaşıma ilişkin uyuşmazlıklar giderilemeden maliklerin hisseleri bilinemeyeceği için önce mirasa dayalı uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir.
4. Satış İçin Hazırlık İşlemleri
Kentsel dönüşüm uygulamasında, arsa paylarının satışı için yapılması gereken hazırlık işleri Yönetmeliğin 15/A maddesinde düzenlenmiştir. Satış işlemelerine ilişkin 15/A maddesi 27.10.2016 tarihinde tekrar detaylı olarak düzenlenmiştir.
A) Çaşama ve Şehircilik Müdürlüğüne başvuru yapılması
Riskli alanlarda hisseleri oranında paydaşların minimum üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa paylarının satışı için müdürlüğe başvurulur. Müracaat dosyasında;
• Maliklerin en az üçte iki çoğunlukla anlaştıklarına dair anlaşan maliklerce imzalı karar tutanağı veya anlaşan maliklere ilişik sözleşme veya vekâletname örnekleri benzer biçimde belgeler,
• Maliklerin en az üçte iki çoğunluğu ile alınan kararın ve anlaşma şartlarını ihtiva eden teklifin noter aracılığıyla veya 7201 sayılı Kanuna gore karara katılmayan malike bildirilerek kabulü için onbeş gün süre verildiğine dair belgeler,
• Üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan maliklere ilişkin taşınmazların ana para Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak faaliyet gösteren lisanslı değerleme kurumlarına tespit ettirilen değerine ilişkin belgeler,
• Satışı yapılacak arsa paylarının maliklerinin tebligata elverişli adres detayları,
ile beraber yazılı olarak Müdürlüğe müracaatta bulunulur.
Satış işleminin yapılabilmesi için yapıların yıktırılmış olması gerekmez (Yönetmelik m.15-A/1.
B) Komisyonların oluşturulması
Satışı yapılacak arsa paylarının rayiç kıymetini saptamak ve sonrasında satış işlemini gerçekleştirmek üzere, Müdürlük bünyesinde, biri başkan ikisi üye olmak üzere, en az üç kişiden oluşan karşılık Tespiti Komisyonu ile Satış Komisyonu teşkil olunur. Rayiç kıymet, maliklerce ana para Piyasası Kuruluna kayıtlı olarak etkinlik gösteren lisanslı değerleme kurumlarına tespit ettirilmiş olan taşınmazın değeri de gözetilerek bedel Tespiti Komisyonunca belirlenir.
C) Satış İşleminin tebliği
Müdürlük, satışın yapılacağı yeri ve zamanı, arsa payı satılacak malikler ile üçte iki çoğunlukla anlaşan maliklere yada üçte iki çoğunlukla anlaşan maliklere bildirilmek üzere, kendisinin de malik olması şartıyla üçte iki çoğunluğa haiz maliklerin anlaştıkları yükleniciye elden yada maliklerin adreslerine taahhütlü posta yoluyla yada 7201 sayılı Kanuna bakılırsa tebliğ eder. Yapılan araştırmaya rağmen arsa payı satılacak malike ve adresine aslabir şekilde ulaşılamaz ise satış işlemi gıyabında yapılır (m.15-A/2).
C) Tapuya şerh konulması ve ayni/şahsi hakların durumu
Açık artırma ile satışa ilişkin tebliğ ile beraber, satışı yapılacak payın tapu kütüğünün beyanlar hanesine, 6306 sayılı Kanuna bakılırsa satış işlemine tabi olduğu ve satışa veya taşınmazın devrini gerektiren benzeri bir işleme tabi tutulamayacağı yönünde belirtme yapılması ilgili tapu müdürlüğünden yazılı olarak istenilir.
Satışı yapılacak oranın üzerinde ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı benzer biçimde hakların bulunması, satış işlemine engel teşkil etmez. Belirtilen haklar satış daha sonra satış bedeli üzerinde devam eder. Satış işlemi daha sonra, satış bedelinin yatırıldığı banka hesabına malike ödeme yapılmaması için bloke koydurulur ve durum ipotek, haciz ve intifa hakkı gibi hakların alacaklısına yada ilgili icra müdürlüğüne yada mahkemeye bildirilir. Tapu kaydındaki haklar ve şerhler satış daha sonra Müdürlüğün talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilir(m.15-A/5).
4. Açık Artırmaya Katılma Hakkı
Bahse mevzu paylar açık artırma usulü ile satılır. Açık artırmaya en az üçte iki çoğunluk ile anlaşan paydaşlar dışında herhangi biri katılamaz. Satışı gözlemci olarak izlemek isteyenler ile hisseı satışa çıkarılan malikler satışın yapıldığı salona alınabilir. Ancak, bu tarz şeylerin açık artırmaya müdahale etmesine müsaade edilmez. Bu çerçevede, satışın yapılmasını engellemeye veya satışın işleyişi ile düzenini bozmaya yönelik eylemlerde bulunanlar ile ses ve görüntü kaydı almaya çalışanlamış olur Satış Komisyonu tarafından salondan çıkartılabilir. Açık artırma için belirlenen saatten sonrasında satış salonuna kimse alınmaz.
Açık artırmaya katılan paydaşların kimliği kontrol edilerek bir tutanak ile kayıt altına alınır. Katılımcı durumunu gösteren tutanağın tanziminden sonra, Komisyon Başkanınca, satışa çıkarılan arsa paylarına ilişkin bilgiler satışa katılanlara bildirilir ve satış işlemi başlatılır. Komisyon Başkanı, rayiç bedelin altında olmamak üzere satışa katılan paydaşlardan, sözlü olarak pey sürmelerini ister. Sürülen peyler arttırma raporuna yazılarak, karşılığı pey sahibi tarafından imzalanır. Arttırma işlemine devam etmeyecek taliplerin, keyfiyeti arttırma raporuna yazması ve imzalaması zorunludur (m.15-A/7).
5. Açık Artırmanın neticelenmesiSatış komisyonu, usulüne uygun halde yapılan satış işlemi nihayetinde, tespit edilen rayiç bedelden azca olmamak üzere, en yüksek bedeli teklif eden paydaşa satış yapılmasını karara bağlar ve bu paydaştan satış bedelinin yedi gün içerisinde banka nezdinde açtırılacak vadeli hesaba yatırılması istenir. Bu süre içinde satış bedeli yatırılmaz ise, pey süren öteki maliklere sırası ile bildirimde bulunulur ve satış bedelini yatıran paydaşa satış yapılır.
Satış bedelinin yatırılmasından sonrasında, satış işlemi, tapuda yeni malik adına tescil yapılmak üzere, Müdürlükçe ilgili tapu müdürlüğüne bildirilir. İlgili tapu müdürlüğünce tescil işlemi tamamlandıktan sonra, yeni tapu kaydı Müdürlüğe gönderilir ve Müdürlükçe hisseı satılan ilgiliye konum bildirilir (m.15-A/10).
Satış işlemi tamamlanıp komisyonca karara bağlanmadan evvelde, üçte iki çoğunluk ile alınan karara katılmayan maliklerin, üçte iki çoğunluk ile alınan kararı kabul etmeleri ve üçte iki çoğunluk ile alınan karar doğrultusunda yapılan sözleşmeyi ve yapılacak uygulamanın gerektirdiği öteki belgeleri imzalayacaklarını beyan etmeleri halinde Satış Komisyonunca kendilerine süre verilir. İhale arttırma tutanağı bu maliklerce de imzalanır. Komisyonca verilen süre içinde sözleşmenin ve diğer belgelerin anlaşan diğer malikler şeklinde şartsız ve şerhsiz olarak imzalanarak Müdürlüğe verilmesi halinde, satış işlemi geçersiz sayılır. Satış işleminin geçersiz sayıldığı tarihten itibaren doksan gün içinde, satış günü üçte iki çoğunluk ile alınan karara katılma iradesi gösteren paydaşlarca yeniden anlaşmama iradesi gösterilmesi yada daha evvel imzalanan belgelerin iptal edilmesi halinde yeniden satış işlemi yapılmasına gerek olmadan en yüksek bedeli teklif etmiş olan paydaşa, bu paydaşın kabul etmemesi halinde sonraki en yüksek bedeli teklif etmiş olan diğer paydaşlara sırasıyla bildirimde bulunulur ve satış bedelini yatıran paydaşa satış yapılmış sayılır. Satış işleminin geçersiz sayıldığı tarihten itibaren doksan günden fazla süre geçmesinden sonrasında tekrar anlaşmama iradesi gösteren paydaşların hisseleri için ise tekrar satış işlemi yapılması gerekir (m.15-A/11)
6. Satışın Gerçekleşememesi
Hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile alınan karara katılmayan maliklerin arsa payları; yukarıda açıklandığı üzere, arsa hisseı kıymeti üzerinden antak kalma elde eden öteki paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, rayiç bedeli Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda hazine adına resen tescil edilir ve en az üçte iki çoğunluk ile alınan karar çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların kararı ile meydana getirilen anlaşmaya uyularak işlem yapılır (m.8/3)

"Riskli Alan İlanı Ve Payların Satışı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr. Yasin Sezer'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 23:49
Alıntı ile Cevapla