Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Resmi Evrakta Sahtecilik
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
Resmi Evrakta Sahtecilik
Resmî belgede sahtecilik kabahatu, 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının “Topluma Karşı suçlar” başlıklı üçüncü kısmının “Kamu Güvenine Karşı suçlar” isminde dördüncü bölümünde, diğer sahtecilik kabahatları ile birlikte, 197-212’ inci maddeleri arasında düzenlenmiştir.Bunlar; Parada Sahtecilik (m.197), Kıymetli Damgada Sahtecilik (m.199), Mühürde Sahtecilik (m.202), Resmi Belgede Sahtecilik (m.204), Resmî Belgeyi Bozmak, Yok Etmek veya Gizlemek (m.205), Resmî Belgenin Düzenlenmesinde asılsız Beyan (m.206), Özel Belgede Sahtecilik (m.207), Özel Belgeyi Bozmak, Yok Etmek yada Gizlemek (m.208), Açığa İmzanın kötüye Kullanılması (m.209) suçları olarak düzenlenmiştir.

Bu kabahatlar, 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’ nda ise ikinci kitabın “Âmmenin İtimadı Aleyhine Cürümler” başlıklı altıncı bâbının, birinci (Paralarda, İtibarı Âmme Kağıtlarında yada Kıymetli Damgalarda Sahtekarlık m.316),ikinci (Devlete ilişik Mühürler ve Damgalarla Sair Alâmetlerin Taklidi m.332),üçüncü (Evrakta Sahtekârlık m.339) ve dördüncü fasılında (kimlik Cüzdanı ve Nüfus Tezkeresi, geçişlik, Ruhsatname İlmühaber, Şahadetnâme ve Beyannamelerde Sahtekârlık m.350) düzenlenmişti.Kanunun “Evrakta Sahtekarlık” ve “kimlik Cüzdanı ve Nüfus Tezkeresi, pasaport, Ruhsatname İlmühaber, Şahadetname ve Beyannamelerde Sahtekarlık” kabahatlarının düzenlendiği bölümde yer alan bazı kabahatların sadeleştirilip, 5237 sayılı kanunda “Resmi Belgede Sahtecilik” suçu içinde incelenmiştir.

Eski ve yeni kanun içinde karşılaştırma yapacak olursak, 5237 sayılı kanunda bu suç tiplerinin bağlarımsız suçlar olarak değil de, tek bir suç başlığı altında düzenlenmiş olması uygulamaya kolaylık getirdiğini, bununla beraber da kanuna sadelik kazandırdığını söyleyebiliriz. Fakat aynı zamanda bu yeni düzenleme ile resmi belge sayılsa da hukuki ve sosyal açıdan daha azca kıymetli önde gelen ve dolayısıyla 765 sayılı kanunda da daha azca cezayla yaptırıma bağlanan kimlik cüzdanı, şahadetname, ilmühaber, geçişlik ve ruhsatname benzer biçimde belgeleri, 5237 sayılı kanunda, 204. Ve 205. Maddeler kapsamında belirtilen resmi belgelerden saymak ve aynı maddeyle cezalandırılması kimi yazarlara[1] göre eleştirilmektedir.

Resmi Belgede Sahtecilik kabahatu ceza kanunumuzun 204. Maddesinde :

“(1) Bir resmî belgeyi feyk olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya feyk resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (Asliye Ceza).

(2)Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır (G. Ağır Ceza).

(3)Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge durumunda olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında arttırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.Maddenin birinci fıkrasında herhangi bir birey (kamu görevlisi olmayan) veya yetkisi haricinde hareket eden kamu görevlisi, ikinci fıkrasında kamu görevlisi tarafınca işlenen resmî belgede sahtecilik kabahatu düzenlenmiştir. Üçüncü fıkrada, birinci ve ikinci fıkradaki kabahatun nitelikli hali yer almıştır.

Birinci fıkrada, belgeyi sahte olarak düzenleme, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değişiklik yapma ve sahte resmî belgeyi kullanma suçu seçimlik hareketler olarak yer almaktadır. 765 sayılı kanunda ise bu suç tipi 342 ve 346 ’ncı maddelerde düzenlenmişti. Işyar olmayan kimseler tarafından işlenen resmî evrakta sahtekarlık kabahatu, 342 ‘nci maddede; “Bir kimse resmen işyar olmadığı biçimde 339 ‘uncu maddelerde gösterilen suretlerle resmî bir varakada sahtekarlık yaparsa iki seneden sekiz seneye kadar ağır hapis cezası ile cezalandırılır.

Eğer vesika kanunen sahteliği isbat olunmadıkça saygın olan resmî evrak kabilinden ise dört seneden on seneye kadar ağır hapis cezası hükmolunur.

Ve eğer sahtekârlık aslın vücudunu farzederek ya da sahih olan aslına mugayir surette yazarak veyahut sahih bir sureti tahrif eyliyerek resmî bir varakanın sureti üzerinde işlenmişse bir seneden üç seneye kadar ağır hapse mahkûm olur.

Eğer mezkûr varaka kanunen sahteliği isbat olunmadıkça saygın addolunan evrak kabilinde ise verilecek ceza iki seneden beş seneye kadar ağır hapistir.” şeklinde düzenlenmiştir. Madde 346 ’da ise resmi evrakın kullanılması kabahatu düzenlenmiştir; “Bir kimse sahtekârlık cürmünde ortaklığı olmaksızın sahte bir varakayı bilerek kullanır yada onunla çıkar temin ederse mezkur varaka resmî evraktan ise, 342 ve hususi evraktan ise 345 inci maddelere nazaran ceza görür.”

Resmî belgenin feyk olarak düzenlemesi seçimlik hareketi, aslında bir resmî belge mevcut değilken mevcutmuş şeklinde düzmece olarak düzenlenmesidir.Burada düzenlemek fiilinden taklit etmek anlamı çıkarılmalıdır.Çünkü resmî belgenin, düzenleyicisi olarak gözüken birey tarafından değil de, başkası tarafından yeni baştan düzenlenmesi taklittir.Resmî belgenin, gerçeği yansılamak edilerek (feyk olarak düzenlenerek) işlenen kabahatun sahtecilik olarak dile getirilebilmesi için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda, kişiyi yanıltıcı özellikte olması gerekir.Aldatıcılık özelliği kabahatun unsurudur.Sahteciliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir.Özel bir incelemeye (profolojik), doğal olarak tutulmadıkça, gerçek olmadığı anlaşılamayan belge feyk belge olarak kabul edilmelidir.[2] Sahteciliğin çok sayıda kişiyi aldatacak özellikte (nesnel) olmasının belirlenmesi gerekir. Dolayısıyla memurların bilgisizliği ve ihmalleri sebebiyle kandırıcı kabiliyeti olmayan belge üzerinde işlem yapması belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz.[3] Belgenin aldatıcılık özelliği bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, mahkemeye aittir. Mahkemece resmî belgede bulunması gereken başlık, sayı, tarih, imza, mühür vb. Zorunlu öğeleri incelenmeli, nesnel olarak aldatma gücü olup olmadığı saptanmalıdır. Bu yöntemle sonuca ulaşılmazsa, mahkemeye yardımcı olma ve aydınlatma bakımından mevzusunda uzman bilirkişinin görüşüne başvurulmalıdır. Örneğin Adli Tıp Kurumu Fizik Profoloji İhtisas Dairesi, resmî belgenin feyk olarak düzenlenmesi suçun oluşumu için yeterlidir.Ayrıca kullanılması gerekmez.[4]

Resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi ise mevcut bir resmî belgenin üzerinde, silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişim yapılmasıdır.Mevcut resmî belgedeki vaka ve irade beyanının içeriğinin değiştirilmesidir.

Bir diğer seçimlik hareket ise sahte resmî belgeyi kullanmak olarak karşımıza çıkmaktadır. Kullanılan sahte belgenin ferdin kendisi veya başkası tarafınca düzenlenmiş olmasının bir önemi yoktur. Ancak başkası tarafından düzenlenmiş sahte bir belgenin kullanılmasında, kullanan bireyin bunun sahteliğini bilmesi, sahteciliğin varlığı için gereken genel koşulların bulanması gerekir. Sahteliği bilme cezalandırma şartıdır. Uygulamada fail yönünden, bilme mevzusunda kuşku bulunması halinde, yada failin bilmediğini kanıtlayamaması durumunda, belgenin sahte olduğunu bilmiş olduğu kabul edilmektedir.[5] Burada failin belgedeki sahteliği bilmediğini ispat yükümlülüğü kendisine aittir.

İkinci fıkrada,bu suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi durumu incelenecektir. 5237 sayılı TCK’nin 204. Maddesinin ikinci fıkrasında; “Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi düzmece olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen yada sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi 3 yıldan 8 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiştir. 765 sayılı eski TCK’ da ise bu hüküm madde 339 da “bir işgören memuriyetini icrada tamamen veya kısmen feyk bir varaka tanzim eder veya hakiki bir varakayı tağyir ve tahrif eyler ve bundan dolayı umumi ve hususi bir mazarat tevellüt edebilirse 3 seneden 10 seneye kadar ağır hapis cezasına mahkum olur. Eğer işbu varaka sahteliği ispat edilmedikçe saygın olan evrak kabilinden ise ağır hapis cezası 5 seneden on iki seneye kadar verilir.

Evrakın musaddak suretleri kanunen zail olan asılları makamına kaim olmak lazım geldiği takdirde mezkûr suretler hakkında asılları benzer biçimde işlem olunur.” şeklinde düzenlenmiştir.

Fıkrada tanımlanan kabahatun bağımsız bir suç olup olmadığı ile ilgili olarak madde gerekçesinde; “resmi belgede sahtecilik kabahatunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanmaktadır” denilmektedir. Kamu görevlisi tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçunun 204üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen sivil kişiler[6] tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik kabahatundan farkı, bu kabahatun kamu görevlisi tarafından işlenmesinin yanı sıra, suçun konusunu oluşturan belgenin kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belge olmasıdır[7]. Sivil kişilerden kasıt, daha önce belirdiğimiz benzer biçimde 204’üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen suç tipinde fail, kamu görevlisi olmayan[8] ve kamu görevlisi olup da görevi gereği resmi belge düzenlemeye yetkisi olmayan[9] kişidir. Düzenlenen sahte resmi belge, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu bir belge değilse, 204’üncü maddenin birinci fıkrasında düzenlenen suç tipi oluşacaktır.

İnceleme konumuzu oluşturan suç tipi 765 sayılı eski TCK’nin 339’uncu maddesinin yanı sıra 340, 341, 350, 351, 352, 355’inci maddelerinde de yer almaktaydı.

Üçüncü fıkrada, sahtecilik suçunun ağırlaştırıcı sebebi, nitelikli hali düzenlenmiştir[10]. Düzmece resmi belge, kanun hükmü gereğince, sahteliği durağan oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde ise, ceza yarı oranında artırılacaktır. Mahkeme zabıtları, ilamları, noterlerce düzenlenen senetler, orman suç tutanakları, seçim tutanakları örnek gösterilebilir.[11] Resmi belgenin nitelikli hali için, kanunlarında bu hususu belirten bir yargı bulunması zorunludur.



Açıklanması ihtiyaç duyulan Bazı Kavramlar

a)Resmî Belge: Resmî belge ile ilgili olarak 5237 sayılı TCK ‘nin 204’ üncü maddesinin gerekçesinde ; “Resmî belge, bir kamu görevlisi tarafınca görevi gereği olarak düzenlenen yazıyı ifade etmektedir.Bu itibarla, düzenlenen belge ile kamu görevlisinin ifa ettiği görev arasında bir irtibatın bulunması gerekir.Bu itibarla bir kamu kurumu ile akdedilen sözleşme dolayısıyla özel hükümlerinin uygulanma kabiliyetinin olması halinde dahi, resmî belge vardır.Çünkü sözleşme, kamu kurumu adına kamu görevlisi tarafından imzalanmaktadır” denilmektedir.

Doktrinde bazı yazarlar resmî belgeyi; “bir kamu görevlisi tarafından görevinin gereği olarak ve kanunun öngördüğü usul ve esaslara uygun biçimde düzenlenen yazı” şeklinde tanımlamışlardır[12]. Bazı hukukçulara göre ise resmî belge ; “kamu görevlisi tarafından, vazife ve fonksiyonu sebebiyle düzenlenen yazı“ dır[13]. Kimi yazarlar[14] da resmî belgenin söz konusu olabilmesi için iki şart aramışlardır ; bunlardan birincisi, kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş olması, ikincisi ise bunun vazife gereği tanzim edilmiş olmasıdır.

B) Aldatma Kabiliyeti: Aldatmak, sözlükte ; beklenmedik bir davranışla yanıltmak, karşısındakinin dikkatsizliğinden,ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak,bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek gibi anlamlarda kullanılmaktadır[15]. Feyk olarak düzenlenen belgenin objektif olarak diğer şahısları aldatabilecek yetenekte olması gerekir.Sahtecilik fiillerinde bu unsura yasada açık olarak yer verilmemişse de bu unsurun sahtecilik kabahatlarının niteliğinde bulunmuş olduğu kabul edilmektedir.Düzmece belge başkalarını aldatabilecek durumda değilse sahtecilik suçu oluşmaz[16]. Bu kavrama yukarıda genel açıklamalar kısmında, madde metnini ve gerekçeyi açıklarken değindiğimiz için burada hatırlatmanın yeterli olduğu kanaatindeyiz.



I- kabahatla Korunan Hukukî Yarar

Resmî belgelerde sahtecilik suçu ile korunmak istenen yararın kural olarak “kamu güveni” olduğu kabul edilmesine karşılık bir kısım öğretide bu kabahatla iki ayrı hukuki yararın korunduğu söylenmektedir.

Bu görüşe gore, kamunun güveni aleyhine işlenen kabahatlarda korunan hukuki yarar , birden çok hukuki temalı kabahatlar grubuna dahildir.Bir taraftan hukuki ilişkilerde bulunması ihtiyaç duyulan itimat, öte yandan kanıtlama vasıtası olan belgelerin doğruluğunda ve gerçekliğinde garantisini gören belirli yararlardan ibarettir.Başka bir anlatımla birincisi kamu güveni, ikincisi ise kanıtlayıcı vasıtaların bütünlüğünün koruduğu özel yarara ilişkindir[17].

II- suçun Fail ve Mağduru
Maddede düzenlenmiş olan suçun faili herkes olabilir.Ancak suçun kamu görevlisi tarafınca işlenmesi durumunda 204’ üncü maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen suç tipi oluşacaktır.Kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğini kamu görevlisi olmayan ferdin sahteciliğine bakılırsa daha ağır cezalandırmaktadır.Resmî belgede sahtecilik kabahatunun failinin bir kamu görevlisi veya herhangi bir birey olması, yalnızca faile verilecek ceza bakımından değil,bununla beraber suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler bakımından da farklılık göstermektedir.Hakkaten herhangi bir kişi tarafından işlenen resmi belgede fikri sahtecilik cezalandırılmadığı biçimde,kamu görevlisinin “yazılı yalanı” cezayı gerektirmektedir.[18]
Kamu görevlisi, görevi gereği düzenlemeye yetkili olmadığı resmî bir belge düzenlerse 204 ‘üncü maddenin ikinci fıkrasında yer edinen suç değil, sivil kişiler tarafınca işlenen resmî belgede sahtecilik suçu gerçekleşir.
Sivil kişilerin işlediği resmî belgede sahtecilik suçu kamu itimatı aleyhine işlendiğinden suçun mağduru kamudur.
III- Maddi konu:
Resmî Belge
kabahatun konusunu “ resmî belge ” veya 5237 sayılı TCK’ nin 210 ‘uncu maddesinin birinci fıkrası gereği “ resmî belge hükmünde sayılan belge “ oluşturur.Belge deyiminden ne anlaşılması gerektiği ve bunun hangi durumda “ resmî “ sayılacağı konusuna yukarıda değinilmişti.

IV- suçun Unsurları

A) Maddi Unsur

Maddenin birinci fıkrasındaki kabahatun maddi unsuru, resmî belgeyi sahte olarak düzenlemek veya gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değişiklik yapmak veya sahte resmî belgeyi kullanmaktadır.

Hükmün kaleme alınış şekli nedeniyle uygulamada bazı hataların yapılabileceğini söyleyebiliriz.Zira fıkranın birinci cümlesinde “bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen” dendikten sonra ikinci seçimlik hareketi tanım ederken “gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren” ibaresi kullanılarak sanki resmî belgenin düzenlenmiş olmasında “ başkalarını aldatıcı olması” şartının aranmadığı, aldatıcılık kabiliyetinin bir tek “belgeyi değişiklik yapma” seçimlik hareketinde aranacağı benzer biçimde bir sonuç çıkmaktadır. Ancak madde gerekçesine ve kanaatimize nazaran aldatıcılık vasfı maddedeki tüm kabahatlarda aranmalıdır.

İkinci fıkradaki kabahatun maddi unsuru;

- Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi düzmece olarak düzenlemek veya
- Gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değişiklik yapmak yada
- Gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemek yahut
- düzmece resmî belgeyi kullanmaktır.

Her iki fıkranın kendi içindeki seçimlik hareketlerin birinin yapılmasıyla suç doğar, birden fazlasının yapılması suç tekliğini etkilemez.[19]

Gerek resmî belgede ve gerekse özel belgede sahtecilik suçunda 765 sayılı TCK’den farklı olarak zarar kavramına yer verilmemiştir. Sadece zarar doğurmayan veya minimumından böyle bir tehlike yaratmayan sahteciliğin cezalandırılması anlamsızdır.Bu nedenle Yargıtay İçtihatları ile önceden olduğu gibi zarar yada zarar tehlikesini kabahatun oluşması için araması gerektiği düşüncesindeyiz.[20]

Aldatıcılık vasfıyla ilgili birinci fıkra için yapılan açıklamalar aynen bu fıkra içinde söz konusudur. Ayrıca kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak belge düzenlemesi de maddi unsur kapsamındadır.

Maddede geçen belge; hukuki yargı ifade eden ve bir hakkın doğmasına yada bir olayın kanıtlamasına yarayan yazılar, yazı ise ; bir irade izahat veya bir beyanın harflerle ifade olunması demektir.

Madde metnine bakılırsa yanlış yerde kullanılarak sadece “bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi” kabahatunda aranıp maddedeki öteki icra hareketlerinde aranmayacağı intibaı uyandırılan sadece kanaatimize nazaran madde kapsamındaki tüm kabahatlarda aranacak olan aldatma kabiliyeti (iğfal kabiliyeti)[21] ise; yapılan sahteciliğin ilk bakışta ve herkes tarafınca anlaşılabilecek derecede olup olmaması şeklinde izah olunabilir.[22]

Daha önce de belirttiğimiz benzer biçimde madde gerekçesinde de; düzenlenen belgedeki sahteciliğin beş duyuyla anlaşılabilir olmaması gerekir. Özel bir incelemeye doğal olarak tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, feyk olarak kabul edilmelidir.

B) içsel Unsur

Bu suç kasten işlenebilir. Fail belgede sahtecilik yaptığını bilmeli ve bunu istemelidir.

765 sayılı TCK ‘de kabahatun oluşması bakımından umumî ve hususî bir zarar meydana gelmesi aranmaktadır. Buna nazaran mağdurun rızasının bulunmuş olduğu hallerde fail umumî yada hususî bir zarar meydana getirme kastıyla hareket etmediğinden (münhasıran sivil kişilerce işlenen sahtecilik fiillerinde) suçun manevi unsuru gerçekleşmeyecektir.

Yargıtay suçun tinsel unsurunun oluşması için failde zarar verme bilinci bulunmasını aramaktadır; “sahtecilik kabahatlarında; suçun oluşması için suçluda zarar verme bilincinin bulunması ve bunun kanıtlama olunması gerekir.Zarar verme bilinci ise, sahtecilikte başkasının hak ve menfaatine zarar verebileceğinin tahmin edilmesidir. Sanık ve oğlu 485 sayılı Manyas Yağlı Tohumlar tarım Satış Kooperatifi üyesidirler(…). Oğlunun rıza ve muvafakatiyle onun yerine imza ederek gübre ve yağ alan sanığın eyleminde zarar verme bilinci bulunmamaktadır.[23]

Belgede sahtecilik kabahatunun içsel unsurunun iyi mi anlaşılması gerektiği tartışmalı olmakla birlikte bazı yazarlara göre bu kabahatta genel kast yeterlidir.Kastın, kabahatun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden birisi yanında, suça mevzu olan şeyin belge olduğuna yönelik olması da gerekir. Bu nedenle fail, belgenin feyk bulunduğunu bilmeden kullanmış ise, kasten hareket etmiş olması olmaz.Failin yanılarak kabahata mevzu olan yazı, gerçekte belge olmadığı şekilde, gerçekte belge olmadığı şekilde, belge bulunduğunu sanmış ise, tipiklikte tersine yanılma söz mevzusu olur ve cezalandırılmaz.Failin, belgeyi sahte olarak düzenlemeye hakkı bulunduğunu düşünmesi kastı etkilemez.

Suç, bir avukatın belgenin feyk olabileceğini düşünmüş olmasına karşın, mahkemeye delil olarak ibraz etmesi örneğinde olduğu şeklinde, olası kastla da işlenebilir. Bu durumda ceza indirilir (yeni TCK m.21/2)

Gerek resmî belgede ve gerekse resmî belgeye eşit sayılan belgede işlenen sahtecilik suçunun (yeni TCK. M.204, 210), bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde terör amacıyla işlenmesi “terör kabahatu” sayılır (TMK m.4/a) ve cezanın ağırlaştırılmasını gerektirir (TMK m.5).[24]

C) Hukuka Aykırılık Unsuru
Resmî belge, bir tek kamu görevlisi tarafından düzenlenebileceğinden ve aslabir kamu görevlisi tarafınca düzenlenebileceğinden ve hiçbir kamu görevlisi de ilgilinin feyk belge isteğine dayanarak, böyle bir belge tanzim edemeyeceğinden, bu isteğe (rızaya) dayanarak feyk belge düzenleyen kamu görevlisinin herhangi bir hukuka uygunluk sebebinden yararlanması düşünülemez[25]. Öte taraftan bilinmiş olduğu gibi bu kabahatla korunmak istenen hukuki yarar, kamunun güvenidir. Kamunun itimadının söz konusu olduğu hallerde mağdurun rıza beyan etmesi, bir hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilemez[26]

V- kabahatun Özel Görünüş Şekilleri

A) girişim

Bu kabahata girişimün mümkün olup olamayacağı ile ilgili doktrinde farklılıklar karşımıza çıkmaktadır. ARTUK/ GÖKCEN/ YENİDÜNYA’ ya gore sivil kişiler tarafınca işlenen resmî belgede sahtecilik suçu resmî belgenin düzenlenmesi, değiştirilmesi veya kullanılması ile tamamlanır.Bu bakımdan icra hareketleri kısımlara bölünebiliyorsa teşebbüs mümkün olur.Bazı yazarlara[27] nazaran ise yeni kanun düzenlemesine gore; belgede sahtecilik kabahatlarına girişim mümkün değildir.

Resmî belgede sahtecilik kabahatu, kabahatun maddi unsurunu oluşturan dört seçimlik hareketten herhangi birisinin gerçekleştirilmesiyle birlikte tamamlanır.Belgede sahtecilik kabahatunun maddi unsurunu oluşturan seçimlik hareketlerden herhangi birisini direkt icraya başlayıp da elinde olmayan nedenler yüzünden kabahatu tamamlayamaması durumunda fail teşebbüs nedeniyle sorumlu tutulur.Maddi unsuru oluşturan hareketlerle belirli bir yakınlık ve bağlantı içinde bulunan hareketlerin gerçekleştirilmesiyle birlikte,fail teşebbüs alanına girmiş olur ise de belgede sahtecilik suçunda icra başlangıcını belirlemek çoğu süre mümkün olmadığı için, bu suça girişim sadece kural dışıî durumlarda gündeme gelir.

Resmî belgede sahtecilik suçu, belgenin düzmece olarak düzenlenmesiyle birlikte tamamlanır ise de; kullanılması ile beraber sonlanmış olur (sona erer).

Teşebbüs sebebiyle cezada yapılacak indirim bakımından fail tarafınca o ana kadar meydana gelen hareketlerin suçun konusu üzerinde meydana getirmiş olduğu çekince göz önünde bulundurulur.[28]

B) İştirak

Bu kabahatun failinin, kamu görevlisi veya kamu görevlisi haricinde bir kişi olması, gerek faile verilecek ceza ve gerekse suçun maddi unsurunu oluşturan hareketler bakımından farklılık gösterdiği için, bu suça iştirak özellik taşır. Eğer kamu görevlisi olmayan kişi kamu görevlisi tarafından işlenen resmî belgede sahtecilik kabahatuna iştirak etmiş ise her ikisi de kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği suçundan (TCK m.204/2) cezalandırılır[29]. Sadece kamu görevlisi olmayan kişi, bu kabahatun birlikte faili olamaz; duruma gore azmettiren yada yardım eden olarak görevli tutulur (TCK m. 40/2).


C) İçtima

Genel olarak belgelerdeki sahtecilik kabahatları için yeni kanun düzenlemesinde 212 ‘inci maddede özel bir içtima hükmü getirilmiştir. Buna gore feyk belgenin başka kabahatun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili kabahattan dolayı ayrı ayrı ceza verilecektir.[30]

bu şekilde bir özel yargı, 765 sayılı eski TCK ‘da bulunmamaktadır.İnceleme mevzusu suç, 765 sayılı kanuna göre düzmece resmî evrakın tanzimi ile oluştuğundan bu evrakın kullanılması başka bir kabahata vücut veriyorsa ( örneğin dolandırıcılık 765 sayılı TCK m. 503,504) failin bu kabahattan da ek olarak cezalandırılması işin mahiyeti icabı idi. Sadece uygulamada bu mevzuda tereddütler vardı.

5237 sayılı TCK’nin 212’nci maddesinde; “feyk resmî yada özel belgenin bir başka kabahatun işlenmesi esnasında kullanılması halinde, hem sahtecilik bununla beraber ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur.” Denilerek bu mevzu ceza hukuku biliminin gereklerine uygun bir şekilde açıklığa kavuşturulmuştur. çünkü resmî belgede sahtecilik ile beraber yeni TCK’nin 235’inci maddesinde yer edinen ihaleye fesat karıştırma yada 157’nci düzenlenen dolandırıcılık kabahatunun işlenmesi halinde fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılacaktır.

İçtima ile ilgili bir başka yargı, 4926 sayılı Kaçakçılıkla mücadele Kanununda bulunmaktadır. 4926 sayılı kanunun 24’üncü maddesine gore;”bu kanunun suç saydığı fiiller nedeni ile Türk Ceza Kanunu yada ceza öngören diğer kanunlarda yazılı cürümleri işleyenler hakkında içtima kuralı uygulanmaksızın her cürmün cezası ayrı ayrı hükmolunur.”

Yeni TCK’nin 43’üncü maddesinde zincirleme suç düzenlenmiştir. Buna gore bir suç işleme kararı ile aynı fiilin aynı kişiye karşı değişik zamanlarda işlenmesi, cezaları içtimaını gerektiren bir durum olarak kabul edilmemekte ve kişiye artırılmış tek ceza verilmesiyle yetinilmektedir. Maddenin üçüncü fıkrasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayacağı suçlara (kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma) yer verilmiş, belgede sahtecilik bunların arasında sayılmamıştır.[31]

Zincirleme kabahata ilişkin hükümlere bakılırsa fail bir suç işleme kararı altında aynı kişiye karşı birden çok belgede sahtecilik kabahatunu işlemiş ise zincirleme suça ilişkin hükümler uygulanacaktır.[32] Zincirleme suçta zinciri oluşturan kabahatlardan bazıları tamamlanıp, bazıları teşebbüs halinde kalabilir. Örneğin aynı kişiye karşı bir suç işleme kararı ile işlenen belgede sahtecilik kabahatlarından ikisinin tamamlanıp birinin teşebbüs aşamasında kalması. Bu hal, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına engel değildir.

VI- Nitelikli Haller

A) Cezanın Ağırlaştırılması Gerektiren Nitelikli Haller

Gerek kamu görevlisi ve gerekse kamu görevlisi olmayan kişiler bakımından kabahatun konusunu oluşturan belgenin “kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge durumunda olması” bu kabahatun nitelikli halini oluşturur (5237 sayılı m.204/3).Bu durumda ceza bir bölü iki oranında artırılır.[33] Bunlara örnek olarak ise yukarıda da belirttiğimiz gibi mahkeme zabıtları, ilamları, noterlerce doğrudan düzenlenen senetler, orman suç tutanakları, seçim tutanakları örnek gösterilebilir.
Kaçakçılık Kanunu madde 12 nin birinci fıkrasında ise gümrük idarelerinde işlem görmediği biçimde işlem görmüş gibi belge yada beyanname düzenleyenler hakkında, belgede sahtecilik kabahatundan dolayı verilecek ceza bir kat artırılır.

B) Daha az Cezayı Gerektiren Nitelikli Hal

5237 sayılı kanunun 211’ inci maddesi uyarmanca resmî belgede sahtecilik kabahatunun “bir hukuksal ilişkiye dayanan alacağın kanıtlamaı yada gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenmesi” cezanın indirilmesini gerektirir.Failin bu indirimden yararlanabilmesi için gerçek bir olay veya durumun yada hukuksal ilişkiden kaynaklanan alacağının kanıtlayıcı nedenlerini sağlamak amacıyla hareket etmiş olması gerekir. Örneğin kat karşılığı devredilen taşınmazın babaları tarafınca satın alındığı inancıyla [34]; gecikmeden ve enflasyondan kaynaklanan ziyanını karşılamak amacıyla iki yüz bin lira olarak düzenlenen senetteki borç miktarını 1.200.000 lira olarak düzelttikten sonra tahsile vermek[35]. Burada önemli olan, failin belge ile ispatlanacak olgunun doğruluğuna inanmış olmasıdır; ispat edilecek olan olayın gerçekten doğru olması aranmaz.



VII- Müeyyide ve Kovuşturma

Bu hususu yukarıda madde fıkralarını tek tek incelerken açıklamıştık, fakat yine açıklayacak olursak ; kabahatun müeyyidesi 204’ üncü maddenin birinci fıkrasına giren haller için, iki yıldan beş yıla kadar hapis, ikinci fıkrasına giren haller için ise ; üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir.
Kovuşturulması şikayete veya şahsi davaya tabi değildir. Re’sen takip edilir.
Önemli açıklama
Özel belgede sahtecilik kabahatunun mevzusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmî belgede sahtecilik kabahatuna ilişkin hükümler uygulanır ( 5237 sayılı kanun m.210/1). Madde, ticari hayatta büyük yer tutan ve sıradan bir ciro ile yada buna bile gerek görülmeksizin tedavül eden bazı evrakı daha ciddi bir halde korumak maksadına yöneliktir. Madde ile, sayılan özel belgede sahtecilik yapılması halinde, resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.Burada söz mevzusu olan, bir tek resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin cezanın uygulanması değildir. Sayılan belgelerde sahtecilik yapılması durumunda, resmî belgede sahtecilik kabahatuna ilişkin hükümler bütün olarak uygulanır. Kambiyo senedi veya emtiayı temsil eden evrak, imzalı ve boş olarak faile tevdi edilmiş olup da, fail, bunu tevdi maksadından farklı bir halde doldurmuşsa, o takdirde açığa atılan imzanın, kötüye kullanılmasına ilişkin yaptırım uygulanacaktır. Çünkü bu durumda, tevdi edilen kağıt, imzalı ve fakat boş olarak verildiği için, henüz belge niteliğini kazanmamıştır.

Maddede, son zamanlarda tahvillerde de sahtecilik fiillerinin geniş ölçüde gerçekleştirilmesi ve bu nedenle güvenliğin çok zarara uğraması nedeni ile “her türlü tahviller” de özel himaye altına alınmıştır; ek olarak el yazılı vasiyetnamelerde gerçekleştirilen sahtecilik dolayısıyla, resmî belgede sahtecilik hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır. Burada söz mevzusu olan vasiyetname, noter huzurunda yapılmamış olanlardır. Noterin, talep üzerine düzenlemiş olduğu vasiyetname bir resmî belge olduğundan bu madde kapsamında zikredilmesine gerek yoktur. Burada geçen vasiyetname[36], ölen bireyin meydana getirdiği el yazısı ile yapılmış yada onun beyanı üzerine özel kişilerce saptanmış vasiyetnamelerdir.

"Resmi Evrakta Sahtecilik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Kemal Yıldırım'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 23:01
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi