Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi
Yazar Konu
siirvehikaye Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 10.01.2017
Yorum: #1
Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 13/03/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile yapmış oldurım olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesi hukuk sistemimize dâhil edilmiştir.

Her ne kadar yeni bir kavram ise de Kabahatler Kanunu’nda mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımının tanımı yer almamıştır. 18 inci maddesi başta olmak üzere Kanunun bütünün incelenmesinden kavramın; “kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın kanunda açık hüküm bulunan hallerde idari bir kararla ilgilinin elinden alınarak devlete mal edilmesi” olarak tanımlanması mümkün olabilecektir.

Ceza hukukunda bir kimsenin taşınır bir malının isteği haricinde devlet tarafından her hangi bir bedel ödenmeksizin elinden alınmasına müsadere (zoralım) denilmektedir. Müsadere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 54 ve 55 inci maddelerinde güvenlik tedbirleri içinde sayılmıştır.

Müsadere; bir tek Türk Ceza Kanununda değil, suç ihdas eden başkaca kanunlarda da yer almaktadır. Niteliği gereği müsadere kararı, suçla ilgili yargılamayı icra eden ceza mahkemesince verilirken Kabahatler Kanunu ile getirilen mülkiyetin kamuya geçirilmesi yapmış oldurımına karar verecek merciler çoğu zaman kanunla yetkili kılınmış idari mercilerdir. Cumhuriyet savcıları yada mahkemeler tarafından da mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmesi mümkün ise de bu karar yargısal değil idari bir karardır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin genel hükümler Kabahatler Kanununda yer almakla birlikte somut yapmış oldurım olarak öncesinde yalnız Kanunun “Çeşitli Kabahatler” başlıklı ikinci kısmında 33 üncü maddede tanımlanan dilencilikten dolayı elde edilen gelirlerin ve 34 üncü maddede tanımlanan kumardan elde edilen gelirlerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesi öngörülmüştü. Dolayısıyla çok fazla bir uygulama alanı bulunmadığı için ve öngörüldüğü maddelerde yalnız paranın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz konusu olduğundan bu yeni yaptırım türü fazla tartışılmamakta idi.

Ancak 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Ve diğer Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile hemen derhal tüm kanunlarda yer edinen idari yaptırımlar yeniden düzenlenmiştir.

Bu çerçevede; 14/5/1928 tarihindeki ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununun Ek 6 ncı maddesinde, 10/6/1930 tarihli ve 1705 sayılı Ticarette Tağşişin Men'i ve İhracatın Murakabesi ve Korunması Hakkında Kanunun 6 ıncı maddesinde, 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Ek 1 inci maddesinde, 21/6/1934 tarihindeki ve 2527 sayılı Basma Yazı ve Resimleri Derleme Kanununun 10 uncu maddesinde, 17/12/1937 tarihli ve 3284 sayılı Bazı Maden Hurdalarının Dışarı Çıkarılmasının Yasak Edilmesi ve Satın Alınması Hakkında Kanunun 7 nci maddesinde, 18/12/1953 tarihindeki ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunun 169 uncu maddesinde, 15/5/1957 tarihindeki ve 6968 sayılı Zirai savaşım ve Zirai Karantina Kanununun 48, 52, 53,58 ve 59 uncu maddelerinde, 20/6/1977 tarihindeki ve 2090 sayılı doğal Afetlerden ziyan olan Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun 9 uncu maddesinde, 11/9/1981 tarihindeki ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanunun 13 üncü maddesinde, 23/6/1983 tarihindeki ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun 29 uncu maddesinde, 11/1/1989 tarihindeki ve 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanununun 15 inci maddesinde, 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanununun 28 inci maddesinde, 27/5/2004 tarihli ve 5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 29 uncu maddesinde yer alan kabahatlerin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüştür.

Kabahatler Kanununun 06/12/2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle tekrar düzenlenen 3 üncü maddesinde, Kanunun; idarî yapmış oldurım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; diğer genel hükümlerinin ise idarî para cezası yada mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren tüm fiiller hakkında uygulanacağı hükmü getirilmiştir.

Bu hüküm çerçevesinde, kanunlarda yer edinen mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının verilmesi, yerine getirilmesi ve kanunda özel bir düzenleme olmaması halinde başvuru yolları hususunda Kabahatler Kanunun genel hükümlerine bakılırsa hareket edilecektir.

Kabahatler Kanununun 16 ıncı maddesinin birinci fıkrasında kabahatler karşılığında uygulanacak idari yapmış oldurımların idari para cezası ve öteki yönetimsel tedbirlerden ibaret olduğu belirtilmiş, ikinci fıkrasında ise idari tedbirler, mülkiyetin kamuya geçirilmesi ve ilgili kanunlarda yer alan diğer idari tedbirler olarak sayılmıştır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin hükümler ise Kanunun 18 inci maddesinde yer almıştır. Maddenin birinci fıkrasına göre mülkiyeti kamuya geçirilebilecek eşya, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilmiş eşyadır. Bu iki niteliği taşımayan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz mevzusu olamayacaktır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Eşya Müsaderesi” başlıklı 54 üncü maddesinde iyiniyetli üçüncü kişilere ilişik olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan yada kabahatun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunacağı belirtilmiş olup mülkiyetin kamuya geçirilmesi yapmış oldurımı ile benzerlik göstermektedir. Sadece benzerlik eşyanın niteliği bakımındandır. Yani eşyanın suçta veya kabahatte kullanılmış olması veya suç ya da kabahat sonucu elde edilmiş olması müsadereye veya mülkiyetin kamuya geçirilmesine mevzu olmaktadır.

Türk Ceza Kanununun 54 üncü maddesi ile müsadereye ilişkin genel bir düzenleme yapılmış olup kabahatun düzenlendiği maddede müsadere hükmü yer almasa bile bu maddeye bakılırsa suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine karar verilebilecektir. Ancak eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilebilmesi için Kabahatler Kanununda yer alan genel hükümler kafi olmayıp kabahatin düzenlenmiş olduğu kanunda bu yönde açık yargı bulunması gerekmektedir. Eğer kabahatin düzenlendiği kanunda mülkiyetin kamuya geçirilmesi hükmü yer almamışsa kabahatte kullanılan yada kabahatten elde edilmiş eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesi söz mevzusu olamayacaktır.

Türk Ceza Kanununda kasıtlı bir kabahatla ilgili eşyanın müsaderesinin mümkün olacağı belirtilmişken, kabahatle ilgili eşyanın mülkiyetinin kamuya atlatılmasında kabahatin kasıt yada taksirle işlenmiş olması şartı öngörülmemiştir. Dolayısıyla kabahatin düzenlendiği kanunda kabahatin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüşse kabahatin kasıtla mı taksirle mi işlendiğine bakılmasına gerek bulunmamaktadır.

Özel kanunda bir kabahatin karşılığında mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımı öngörülmüş olsa bile Kabahatler Kanunu’nun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki hususlar gereğince mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın geciktirilmesi ve şartların tahakkuku halinde uygulanmaması yönünde idareye takdir hakkı tanınmıştır.

Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, eşyanın;

a) Kullanılmaz hale getirilmesi,

b) Niteliğinin değiştirilmesi,

c) ancak belli bir surette kullanılması,

koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir. Belirlenen süre zarfında koşulun yerine getirilmemesi halinde eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir.” denilmiştir.

Düzenlemeye nazaran, mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilmeden önce şartları oluşmuşsa, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı geciktirilebilecektir. Her ne kadar “geciktirilebilir” ifadesi kullanılmışsa da yaptırım kararı verecek merciin, öncelikle bu hususların mümkün olup olmadığını araştırarak kararını ona bakılırsa vermesi faydalı olacaktır. Zira bu şekilde istenilen amaca ulaşılabiliyorsa ek olarak mülkiyetin kamuya geçirilmesine gerek kalmayacaktır.

Kanımca maddenin ikinci fıkrasıyla öngörülen husus daha çok kamu tüketimine sunulması mümkün olmayan, toplatılan veya toplatılması gereken içeriği hatalı ürünler ve diğer şeyler düşünülerek konulmuştur. Örneğin tüketime uygun olmayan bir gıdanın bu nedenle mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilmesi gerekiyorsa fail kendisi bunu imha edebilecekse, tüketime sunulabilir başka bir mamule dönüştürebilecekse mülkiyeti kamuya geçirilmeyecektir. Ekonomik değer ifade eden, kabahat sonucu elde edilmiş eşyanın veya kaim değerinin ikinci fıkraya göre değerlendirilmesi yapmış oldurımdan beklenen caydırıcılığın ortadan kalkmasına niçin olacak ve düzenlemenin amacıyla bağdaşmayacaktır. Örneğin kumar ya da dilencilik sonucunda kazanılmış para veya sair eşyanın bu fıkra hükümlerince mülkiyetinin kamuya geçirilmesinden vazgeçilmesi söz mevzusu olmasa gerektir.

Tabidir ki; bu karar verilirken kabahat fiilini işleyenlerin iyi niyetinin de sorgulanması gerekecektir. şu demek oluyor ki failin, kabahatin oluşmasındaki kastının ve kusurunun da değerlendirilmesi gereklidir. Kabahatler hukukunda, ceza hukukundan farklı olarak yaptırım uygulanabilmesi için fiilin kasten mi taksirle mi işlendiğinin bir önemi yoktur. Kabahatin bir tek kasıtla işlenebileceği belirtilmemişse fiile yaptırım uygulanabilmektedir. Ancak mülkiyetin kamuya geçirilmesi yapmış oldurımı öngörülen kabahatlerde, yukarıda zikredilen kabahatle ilgili eşyanın sahibi tarafından kullanılmaz hale getirilmesi veya niteliğinin değiştirilmesi veya ancak belli bir surette kullanılması koşullarıyla mülkiyetin kamuya geçirilmesi yapmış oldurımının uygulanmasından vazgeçilmesinde failin kasıt veya kusurunun ağırlığının göz önünde bulundurulması faydalı olabilecektir.

Üretim tesisindeki teknik bir hatadan dolayı, ürün içeriğinde mevzuatla belirlenen oranların haricinde bir değişiklık oluşmuşsa bu durumda failin kastından değil taksirinden söz edilebilecek ve ürün sahibinin ürününü başka bir şekilde değerlendirmesine müsaade edilmesi hakkaniyetten uzak olmayacaktır.

Sadece margarinden sahte tereyağ veya şekerden düzmece bal üretirken yakalanan birinin, sahte tereyağını margarine, feyk balı reçele dönüştürmek üzere kendisine Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şartların uygulanması talebinin dikkate alınması da çok doğru olmayacaktır.

Yine düzenlemeden anlaşıldığı üzere, yapmış oldurım kararı verecek merci; eşyanın kullanılmaz hale getirilmesi, niteliğinin değiştirilmesi, sadece belli bir surette kullanılması koşullarının yerine getirilmesi için bir süre belirleyecektir. Bu sürenin kanunla belirlenmesi işin icabı gereği mümkün olmadığından idareye süre belirleme yetkisi verilmiştir. Mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın niteliğine bakılırsa bu süreler birbirinden farklı olabilir. Bu yüzden idare eşyanın niteliğine nazaran bir süre belirleyerek ilgiliden bu sürede koşulları yerine getirmesini isteyecektir.

Fıkrada “…Koşullarından birinin yerine getirilmesine bağlı olarak belli bir süre geciktirilebilir.” denilmek suretiyle idareye takdir hakkı tanınmış olup bunun sebebi de her olayda idarece durumun değerlendirilerek fıkrada öngörülen şartların yerine getirilip getirilemeyeceği hususunu takdir etmek olsa gerektir.

İdarece belirlenen sürede, koşulun yerine getirilmemesi halinde mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.

Maddenin son fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde yerine getirilir.” hükmü yer almaktadır. Karar ise karara karşı kanun yollarına başvuru süresi içinde başvuruda bulunulmaması halinde veya müracaat yollarının tüketilmesi halinde kesinleşecektir. Dolayısıyla kesinleşme süresi içerisinde mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın muhafazası gerekecektir. Maddede bu vaziyet da öngörülmüş ve üçüncü fıkrasında “Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar kesinleşinceye kadar ilgili kamu kuruluş yada kurumu tarafınca eşyaya el konulabileceği şeklinde eşya kişilerin muhafazasına da bırakılabilir.” hükmü getirilmiştir.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının kesinleşmesi için geçecek süre oldukca uzun olabilecektir. Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesine göre, ilgili kanunda yetkili başvuru mercii gösterilmemişse, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına karşı barış ceza mahkemelerine başvurulacaktır. Başvuru süresi ise tebliğ tarihinden itibaren 15 gündür. Eğer yönetimsel yapmış oldurımlara karşı ilgili kanunda yönetim mahkemeleri görevli kılınmışsa kanunda belirlenen sürede yetkili idare mahkemesine başvurulacaktır. Bu süre içerisinde mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyanın muhafazası gerekmektedir. Bu muhafaza ilgili kamu müessese ve kuruluşu tarafından el konularak gerçekleştirilebileceği şeklinde kişilerin muhafazasına bırakılmak suretiyle de sağlanabilir.

Eşya bekletilmekle bozulacak cinsten ise (örneğin çabuk bozulabilecek besin maddesi, balık vb. Ise) ve mevzuat çerçevesinde piyasaya sunulmasında sakınca bulunmuyorsa satılarak bedelinin emanete alınabilmesi gerekir. Bu durumda mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı kesinleştikten sonra bedeli kamuya geçirilir.

Aksi fikir; hem elkonulan eşyanın sahibinin bununla birlikte idarenin zarara uğramasına sebep olabilir. Zira çabuk bozulacak cinsten bir gıdanın örneğin bir kamyon balığın usulsüz avlandığı gerekçesiyle mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verildiğinde bu sonucun uygulanması için en az 15 gün beklenmesi gerekecektir. Balıkların sahibinin yargıya başvurması halinde bu süre daha da uzayacaktır. Bu uzun beklemede balıkların bozulacağı muhakkaktır. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi sonucunın yargı merci tarafından kaldırılması halinde bekleme süresinde bozulan ürünlerin bedelinin tazmini gerekebilecektir. Bu nedenlerden dolayı böylesi zorunluluk hallerinde eşyanın satılarak bedelinin muhafazasının daha uygun olacağı kanaatindeyim.

Kanunda açık yargı varsa eşyanın mülkiyeti ilgili kamu kurum veya kurumuna, aksi biçimde Devlete geçer. (5326 Madde 18) Kabahatler Kanunu mülkiyetin kamuya geçirilmesinde idari para cezalarından farklı bir düzenlemeye gitmiştir. Daha kısaca kanunun yönetimsel para cezaları ile ilgili 17 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce “İdari para cezası Devlet Hazinesine ödenir”, “eğitim edilen yönetimsel para cezasının kanunla belirlenene bir oranı ilgili kamu müessese veya müesseseunun hesabına aktarılır” hükümleri ile bu konuda mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını düzenleyen 18 inci madde ile benzerlik göstermekte iken 17 nci maddede yapılan değişiklikten sonrasında yönetimsel para cezalarının bir kısmının genel bütçeye gelir kaydedileceği öngörülürken sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idarelerin verdikleri yönetimsel para cezalarının kendi bütçelerine gelir kaydedileceği öngörülmüştür. Doğrusu öğrenim edilen idari para cezalarının hangi kuruma gelir kaydedileceği kanunda belirtilmişken mülkiyetin kamuya atlatılmasında eşyanın mülkiyetinin Devlete (Devlet kavramından Devlet Hazinesi anlaşılıyor) geçeceği belirtilmiş kendi kanunlarında yer edinen aksine düzenlemeler ayrık tutulmuştur.

Kabahatin düzenlenmiş olduğu kanunda mülkiyetin kamu kurum veya kuruluşuna geçeceği yönünde bir hüküm var ise eşyanın mülkiyeti ilgili kamu kurum yada müesseseuna geçer yoksa Devlete şu demek oluyor ki Hazineye geçer. Mülkiyetin kamu kurum veya kuruluşuna geçebilmesi için kanımca yapmış oldurım tatbik eden kamu kuruluş veya kuruluşunun iyelik edinebilen tüzel kişiliği haiz kamu kuruluş veya kuruluşu olması gereklidir. Bakanlıklar şeklinde genel bütçeye dahil kamu kurumlarının elinde bulunan mallar Hazineye ilişik olduğundan ve Devlet tüzel kişiliği haricinde ayrı bir tüzel kişilikleri bulunmadığı benzer biçimde kendi mülkleri de bulunmadığından sadece yaptırım uygulama gücü ve yetkisi bulunan ayrı tüzel kişiliğe haiz kamu kurum ve kuruluşları (Orman Genel Müdürlüğü, Vakıflar Genel Müdürlüğü vb.) için bu hükmün uygulanması söz konusu olabilecektir.

Eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilebilmesi için fail hakkında yönetimsel para cezası yada başka bir idari yaptırım kararı verilmesi şart değildir. Kanunun 11 inci maddesi uyarmanca fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında ve akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve neticelarını algılayamayan yada bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme kabiliyeti önemli derecede azalmış olan fert hakkında yönetimsel para cezası uygulanamazken, kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilmiş eşya bu kişilerin elinde olsa da mülkiyetin kamauya geçirilmesi kararı verilebilecektir. Çünkü 11 inci maddedeki muafiyet hükmü bir tek yönetimsel para cezaları ile ilgilidir.

Ortada bir kabahat var ve kanunda yer edinen diğer nedenlerden dolayı idari para cezası uygulanamıyorsa koşulları oluşmuşsa mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilebilecektir.

Eşyanın yerine, kaim değerin mülkiyetinin kamuya geçirilmesine de karar verilebilir. şu demek oluyor ki mülkiyetin kamuya geçirilmesine mevzu eşyanın harcama, tüketme imha vb şekilde mülkiyetinin kamuya geçirilmesi imkânsız olmuşsa karşılığı parasal kıymet için bu yönde karar verilebilecektir.

18 inci maddenin yedinci fıkrası gereğince mülkiyeti kamuya geçirilen eşya, başka suretle değerlendirilmesi mümkün eğer olmazsa imha edilecektir. Fıkranın yazımından mülkiyeti kamuya geçirilen eşyanın öncelikle başka suretle değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılması gerekeceği anlaşılmaktadır. Tabiidir ki başka türlü değerlendirme işleminin mevzuat çerçevesinde gerçekleştirilmesi zorunludur.

Kanunda mülkiyeti kamuya geçirilecek eşyaların gizleme ve imha harcamaları ile ilgili bir yargı yer almamaktadır. Kanımca mülkiyeti kamuya geçirilen eşyaların karar kesinleşene kadar saklama masrafları ile imhasına gidilirse imha masraflarının da failden tahsili gerekir. Çünkü bilindiği üzere özellikle çaşama kirliliğine neden olan bazı maddelerin imhası da büyük masrafları gerektirmektedir. Kabahati işleyen failin ise işlediği fiilden dolayı doğacak zararları ve harcamaları karşılaması gerekir.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin karar sadece karar kesinleştikten sonra yerine getirilecektir. Kararın kesinleşmesi ise süresinde ilgili itiraz merciine itiraz yapılmayarak veya başvurunun reddedilmesi ve kanun yollarının tükenmesi ile olacaktır.

Ancak ele geçirilen kabahate mevzu madde ve malzemelerin imha edilebilmesi için mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararının kesinleşmesini beklemek her süre için kamu yararı ile bağdaşmayabilir. Özellikle insan, hayvan ve çevre sağlığı ile ilgili hususlarda, ele geçirilen maddelerin hastalıklı ve zehirli bulaşan etkenler taşıması ihtimalinin bulunması halinde kamu sağlığının tehlikeye atılmaması açısından derhal imhası gerekebilir. Böyle durumlarda mülkiyetin kamuya geçirilmesi sonucunın kesinleşmesini beklemenin mümkün olmadığı açıktır.

Mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin yerine getirme zamanaşımı sonucun kesinleşmesinden itibaren 10 yıl olarak belirlenmiştir. Sadece kanun hükmü gereği yönetimsel yaptırımın yerine getirilmesine başlanamaması veya yerine getirilememesi halinde zamanaşımı işlemez. (5326 Madde 21)

Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarına karşı başvuruları incelemekle görevli ve yetkili yargı merciinin tespitinde Kabahatler Kanununun 3 üncü maddesi göz önünde bulundurulacaktır.

Kanunun 5560 sayılı Kanunla yine düzenlenen 3 üncü maddesinde, Kanunun; idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine yargı bulunmaması halinde uygulanacağı belirtilmiş 27 nci maddesinin birinci fıkrasında da “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin yönetimsel yaptırım sonucuna karşı, kararın bildirii veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, barış ceza mahkemesine başvurulabilir.” denilmiştir. Bu hükümler çerçevesinde kabahatin düzenlenmiş olduğu özel kanunda başkaca bir yargı yolu öngörülmemişse idari para cezasında olduğu şeklinde mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarında da Kabahatler Kanunu’nun 27 nci maddesi gereğince başvuruları yetkili barış ceza mahkemeleri inceleyecektir.

Sadece kabahatin düzenlenmiş olduğu kanunda başvuruları incelemek üzere başkaca bir yargı yolu öngörülmüşse, kanunda gösterilen yargı yolu görevli ve yetkili olacaktır. Gene Kabahatler Kanununun 27 nci maddesinin 8 inci fıkrası gereğince idarî yaptırım sonucunın verildiği işlem kapsamında aynı fert ile ilgili olarak idarî yargının vazife alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddiaları da bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görülecektir. Yani ilgiliye yönetimsel para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yapmış oldurımı uygulanırken işyerinin de faaliyetinin durdurulmasına karar verilmişse ve bu yapmış oldurımların bütünü için yargıya gidilecekse işyerinin faaliyetinin durdurulması işlemine karşı müracaat Kabahatler Kanunu kapsamına girmediğinden hukuka aykırılık iddiaları yönetimsel yargı merciine taşınacaktır.

"Mülkiyetin Kamuya Geçirilmesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yaşar Güçlü'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
10.01.2017 13:02
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi