Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Mevzuata Göre İş Kazası Halinde İşçi Veya Mirasçıların Hakları
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Mevzuata Göre İş Kazası Halinde İşçi Veya Mirasçıların Hakları
Çalışma yaşamının aktif işgücü olan işçiler; iş yerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri göz ardı edilerek kazaya uğramaktadır. 2010 yılı SGK istatistiklerine nazaran Türkiye’de 100 çalışanın 17’si iş kazası sonucu hayatını kaybediyor. Son on yılın içinde iş kazası ile işçilerin sayısı nerede ise on binin üzerinde. Ve Türkiye ]iş kazalarında Avrupa da birinci dünyada ise üçüncü sırada yer almıştır. İş yerinde ya da işyeri sayılan işyerinin eklentilerinden sayılan yerlerde işin yapılması sırasında meydana gelen ve sigortalıyı derhal ve sonradan bedence ve ruhça arızaya uğratan olaylardır. İş kazalarının işçi, işçi vefat etmişse mirasçıları bakımından bazı sonuçlar ortaya çıkarır. İş kazasını neticeları bakımından Tazminat davaları, Ceza davaları ve SGK mevzuatı bakımından kabaca üçe ayırmak mümkündür.

İŞ KAZASI HALİNDE CEZA DAVASI

a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85 ve 89. Maddeleri işkazası-meslek hastalığında kusuru olan işverenler için hapis cezası öngörmektedir. İşçi iş kazası sonucunda derhal yada iş kazasına bağlı olarak sonradan vefat etmişse mirasçılarının TCK 85. Maddesi uyarınca şikayet hakkı bulunmaktadır. Taksirle Öldürme başlıklı MADDE 85 - (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan birey, (Değişik ibare: 5328 - 31.3.2005 / m.3) "iki yıldan" altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) fiil, birden fazla insanın ölümüne veya bir yada birden fazla bireyin ölümü ile birlikte bir yada birden fazla kişinin yaralanmasına niçin olmuş ise, fert (Değişik ibare: 5328 - 31.3.2005 / m.3) "iki yıldan" onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” Şeklindedir.

B) İşçi iş kazası sonucunda yaralanmışsa işçinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Taksirle Yaralama başlıklı
89. Maddesine göre şikayet hakkı bulunmaktadır. 89. MADDE “ - (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da idrak etme kabiliyetinin bozulmasına yol açan birey, üç aydan bir yıla kadar hapis yada adlî para cezası ile cezalandırılır.
.....
Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bilinçli taksir hali hariç olmak üzere, bu maddenin kapsamına giren suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır.”

c) Türk Ceza Kanunu’nun 22. Maddesi” - (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanunî tarifında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (3) ferdin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır….” Hükmüne gore sanığın cezası bilinçli taksir halinde artırılmaktadır.

TCK 22. Maddesine gore kazası sonucunda ölüm ya da yaralanma durumunda bilinçli taksir uygulanabilecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2008/9-43 E. 2008/11960 sonucunda ifade edildiği gibi “ bilgili taksirde gerçekleşen sonuç fail tarafınca öngörüldüğü şekilde istenmemiştir. Hakkaten neticeyi öngördüğü halde, sırf şansına yada başka etkenlere, hatta kendi beceri yada bilgisine güvenerek hareket eden kimsenin çekince hali, bunu öngörmemiş olan kimsenin çekince hali ile bir tutulamaz; neticeyi öngören kimse, ne olursa olsun, bu neticeyi meydana getirecek harekette bulunmamakla özellikle görevlidir.”

İşyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayan, bu kapsamda işçilerine kişisel koruyucu donanımlar vermeyen, verilen koruyucu donanımların işçi tarafından kullanılmasını sağlamayan, işyerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarını periyodik olarak denetlemeyen, işçiye işçi sağlığı ve güvenliği eğitimini veremeyen işveren işyerinde iş kazasının gerçekleşeceğini öngörmekte ve fakat gerekli koruyucu önlemleri almamaktadır. İşvereni kasıttan kurtaran bir tek iş kazası sonucunu istememesidir. Halbuki işveren açısından ; insan yaşamının kutsallığı çerçevesinde , iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak açısından lüzumlu olanların yapılmasına ve lazım gelen şartların sağlanmasına yönelik 4857 sayılı İş Kanunu 77-f.1 maddesi ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 2 ve 4. Maddelerinin getirdiği yükümlülüğün yerine getirilmesi gerekmektedir. Önlemler alınsa dahi iş kazasının meydana gelmesi kaçınılmazlık olarak değerlendirilmekte ve bu oranı % 10 larda kalmaktadır. Yukarıda sayılan işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini almayan işverenin işyerinde meydana gelen iş kazası ve meslek hastalığı sonucunda işçinin yaralanması yada ölümü halinde bilgili taksir vardır ve işverenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılmaktadır.
Uygulamada iş kazasının önlenmesine yönelik yönetimsel cezalardan çekinmeyen işverenin Türk Ceza Kanununca öngörülen hapis cezası yapmış oldurımından çekinen işverenin yaralanan işçi ya da ölen işçinin mirasçılarının mağduriyetini gidermeye yanaştığı gözlemlenmektedir. Uzlaşma halinde işveren ceza tehdidinden kurtulmaktadır.

İŞ KAZASI HALİNDE TAZMİNAT DAVASI

4857 sayılı İş Kanunu’nun “İş Sağlığı ve Güvenliği-İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri” başlıklı 77. Maddesinde
MADDE 77.- İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği mevzusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve lüzumlu iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve toplumsal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar.
Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer edinen hükümler işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de uygulanır.” İşveren bu yükümlülüğe uymadığı hallerde meydana gelen iş kazaları sebebiyle tazminat ödemekle yükümlü tutulmuştur.
İş kazası sonucunda yaralanma varsa işçi, ölüm var ise mirasçıları SGK’dan tazmin edemedikleri maddi zararlarını ve içsel zararlarını işverenden tazmin edebileceklerdir. Tazminat işçinin yaşı, işverenin olaydaki kusuru,işçinin geliri, malüllük durumu vs.Benzer biçimde bir çok veriye göre değişebilmektedir. Uygulamada bilirkişi raporları ile maddi tazminat miktarı belirlenmekte, tinsel tazminat miktarını ise hakim yasal kriterlere gore takdir etmektedir.

İŞ KAZASI HALİNDE SGK TARAFINDAN AYLIK BAĞLANMASI

İş kazasına uğrayan işçinin malüliyeti doğrusu meslekte kazanma gücünün düşmesi % 10’un üzerine çıktığı takdirde SGK tarafından işçiye aylık bağlanmakta ve kusuru oranında bu zarar SGK tarafından işverene rücu davasıyla ödettirilmektedir. Bu yüzden iş kazasının işveren tarafınca derhal SGK’ya bildirilmesi gerekir. İşçinin sigortasız olması yahut iş kazasının işveren tarafınca SGK’ya bildirilmemesi halinde işçinin hak kaybına uğramaması için derhal istekçe ile SGK’ya müracaat yapmalıdır. Aynı şekilde yukarıda izah edildiği üzere yaralanan işçi veya işçi vefat etmişse geride kalan mirasçıları savcılık marifetiyle işveren aleyhinde ceza davası sürecini başlatmalıdır. Uygulamada görmüş olduğumüz aksaklıklar neticesinde meydana gelen üzücü durumların ortaya çıkmaması için bu tavsiyelere uyulmalıdır.

Yukarıda iş kazası halinde yapılması gerekenler meslek hastalığı için de geçerlidir. Meslek hastalığı işyerinde tekrarlanan sebeplerle ve işin yürütümü sebebiyle işçide meydana gelen beden ve ruh hastalıklarıdır. Örneğin işyerinde silis(SiO2) tozu sebebiyle mesleki pnömokonyoz oluşması şu demek oluyor ki akciğerin batkı etmesi hali. Teflon kumlama,kot yıkama işinde çoğunlukla karşılaşılmaktadır. Temennimiz iş kazası ve maslak hastalıklarının tüm önlemlerin alınarak meydana gelmemesidir. Mevzuatın emrettiği İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri işveren tarafınca alınmış ve buna karşın iş kazası meydana gelmişse vaka ancak yazgı boyutuyla ele alınabilecektir. Fakat Türkiye’nin iş kazası sayısında Avrupa 1.Si ve dünya 3. Sü olması iş kazalarının “yazgı”den öte bir “cinayet” bulunduğunu göstermektedir. Yukarıda bir kısmına yer verdiğimiz mevzuatın haricinde oldukca karmaşa bir mevzuata sahip bu konunun takip edeni için işkazası meydana ulaştığında işçi ve işveren bakımından; sürecin başından neticelanıncaya kadar hukuken yapılması gerekenler için avukat yardımından istifade edilmelidir.

İşçi ve işverenler için kazasız günler dilerim.

Av. Tevrat DURAN
(İstanbul Barosu -24851)

http://www.tevratduran.com
10.01.2017 00:45
Alıntı ile Cevapla