Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kooperatiflerin Gelişimi
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
Kooperatiflerin Gelişimi
Bugün biroldukça ülkede Kooperatifler siyasi bağımsızlığı tamamlayan ve ekonomik demokrasiyi sağlayan Sivil toplum Örgütleri olarak kabul edilirler. Bundan dolayı de, toplumsal Politikalara aracı olmaları yanında; geniş bir halk hareketini de oluşturmaktadırlar. Kooperatiflere sivil camianın ekonomik örgütüdür; çiftçinin, esnafın, işçinin ekonomik müdafa aracıdır diyebiliriz. şu demek oluyor ki kooperatifler, ekonomik faaliyette bulunan sivil cemiyet örgütleridir. (Mülayim 1998:134)

şu sebeple, daha geniş bir alanda faaliyet gösteren kurumlar olarak kooperatifleri “Sendikalar”a benzetebiliriz.

Batıda kooperatiflerin tekelci ve spekülatör sisteme bir tepki olarak çıktığını görüyoruz. Birleşkeçiliğin gelişimini de, üretici yada tüketicileri bir araya getiren, onları ekonomik ve toplumsal alanda bağımsızlığa ve özgürlüğe götürmüş olan bir Sosyo-Ekonomik hareket olarak görmekteyiz. Kooperatifler bu işlevlerini 19. Yy ikinci yarısından itibaren bütün batı ülkelerinde yerine getirdiler. (güven 1997; 200)

Kooperatiflerin bu özelliğini, Sendikalarda da görüyoruz. Sadece O’nlar işçi sınıfı üzerinde yoğunlaştıkları için daha siyasal ve daha dar bir alan içinde bulunuyorlar. Kooperatiflerin ilk kurucuları işçiler olmuşsa da, zaman içinde daha geniş kesimlere yayılması sebebiyle işçi dışı kesimleri de içine almıştır.

Kısacası, Kooperatifler de Sendikalar benzer biçimde; fakirin, işçinin, esnafın, üreticinin ve tüketicinin ekonomik menfaatlerini, tekelci ve spekülatör grup ve iktidarların elinde dengelemiş, savunmuş ve korumuş kurumlardır. Bunlar zamanla Demokratik bir hareket hüviyetini almış; Ekonomik ve sosyal demokrasinin temel kurumlarından biri haline gelmişlerdir.

2.TÜRKİYE’DEKİ GELİŞME

Ülkemizin sosyal ve ekonomik yönden kalkınması, demokrasinin yerleşmesi, çevrenin ve barışın korunması için, ülkemizde demokratik birleşkeçiliğin kesinlikle geliştirilmesi gerektiği herkesçe kabul edilmesine rağmen, birleşkeçiliğin etkili bir halde gelişmesi için ihtiyaç duyulan önlemlerin yeterince alındığını söylemek maalesef mümkün değildir. (Mülayim 1998:5)

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında, özellikle 1920-1938 seneleri içinde Mustafa Kemal Paşa, özel ve devlet sektöründen daha çok kooperatifçiliğe örutubet vermiştir. Oysa Avrupa, birleşkeçiliği 1948 yıllarında ayrı bir sektör olarak algılayabilmiştir. Böylece Mustafa Kemal Atatürk, genç Türk Cumhuriyetinde 1920’lerden itibaren ülke kalkınmasında kooperatifçiliğe ihtiyaç duyulan önemi vermiş, hatta bunu itici güç olarak kullanmıştır. 1920 de TBMM ne sunulan kooperatif Şirketler Kanun tasarısı, kanunlaşamamasına karşın bunun bir göstergesidir.

1925 de çıkarılan bir kanunla kurulan Ankara Memurlar Tüketim Kooperatifinin 1 No.Lu üyesi Mustafa Kemal Paşa, 2 No.Lu üyesi Başvekil İsmet Paşadır.

30 Haziran 1936 da Adana/Silifke Ziraat Bankasına verilen 9 köyü içine alan TEKİR KOOPERATİFİ’NİN kuruluş istekçesi, 1 No.Lu üye M. Kemal Paşa tarafından verilmişti. (Mülayim 1998:17) İlerki yıllarda bu konu oldukca değişik bir gelişme göstererek; 1980 lerden sonra iktidarlara daha uygun gelen ve her türlü suiistimale müsait KİT’ler oluşturulmuş; kooperatiflerden yararlanılması bir kenara bırakılmıştır.

3.ŞİRKETLERE GÖRE

Kooperatiflerle şirketlerin benzerliğine ulaşınca, belirli ticari hedefleri olan ve ortak sayıları belirli bulunan şirketler; Kooperatifler gibi daha Sosyo-Ekonomik olamamışlar, belli ekonomik menfaatlere hizmet etmişlerdir.

Burada yeri gelmişken söylemek gerekir ki, Batıda gelişmiş olan HALKA AÇIK Anonim Şirketler, Kooperatiflerden daha etkin olarak Ekonomik Politikalar üzerinde etki meydana getirmişlerdir. Hatta denilebilir ki, Sendika ve Kooperatifler Sosyalizm ve Komünizmin pençesinden kurtulamazken, bu şirketler bu fikirlerin batkıına yada gerilemesine etki etmişlerdir.

4.Sosyal POLİTİKALAR ve KOOPERATİFLER:

kooperatifçilik, çağıl sosyal politikaların biroldukça ilkeleri ile aynı hedeflere yöneliktir. Toplumsal Politikaların hedefleri, topluluğun hedefleridir. Bunlar da
* sosyal Gelişme
* sosyal hakkaniyet
* toplumsal Barış ve Denge
* Eşitlik, Demokrasi gibi ilkelerdir.
Bu hedefler, toplumu bunalım ve çatışmalardan koruyacak sağlıklı bir düzen oluşturmaya yöneliktir. Beynelmilel birleşkeçiliğin hedefleri de bu ilkelere benzerlik taşır:

1937 de yapılan Uluslararası Kooperatifler Birliğinin 15.Kongresinde, yukarıdaki ilkeleri sağlayıcı kararlar alınmıştır:
* Açık üyelik
* Demokratik Yönetim
* Irk, din, siyasal tarafsızlık
* Eğitim ve işbirliği
* Faizin sınırlandırılması
gibi ana hedefler belirlenmiştir. Bu da gösteriyor ki, birleşkeçiliği yalnız işçi sınıfının yada dar bir kesimin menfaatlerine uygun görmek büyük bir yanlışlıktır.

5.KOOPERATİFLERİN ÇIKIŞI
çağıl manada kurulan ilk Kooperatifin 1844 senesinde İngiltere’nin (ROCHDALE) şehrinde 28 dokuma işçisinin kurduğu TÜKETİM KOOPERATİFİ olduğu söylenir. (Mülayim–1998;130)

1863 senesinde Mithat Paşa’nın kurdurduğu (TARIM KREDİ KOOPERATİFİ) denilebilecek (MEMLEKET SANDIKLARI) ile kooperatifçiliğin Türkiye’de başladığı kabul edilmektedir.

6.GELİŞEN KOOPERATİFCİLİĞİN ABD ÖRNEĞİ

Kooperatifler diğer ülkelere göre, ABD de oldukça geniş alanda kullanılmaktadır. Nakliye Kooperatifleri ABD’de öteki kooperatiflere bakılırsa daha yenidir. Ülkelerin gelişmişlik durumuna nazaran, kooperatif kuruluşları da değişiklik göstermiştir.

1964 senesinde ABD de 173 Ulaştırma Kooperatifinde 36.138 üye vardı. Bu üyeler, daha ziyade minik işletmelerdi.

Bu tarz şeylerin yanında Taksi Sürücüleri de ayrı bir birleşke oluşturdular. Bu kooperatifler üyeleri için (bunlar minik işletmelerdi) taşıma, sigorta ve diğer hizmetleri sağlıyorlardı. Bu kooperatifler ek olarak taksi şöforlerinin SAĞLIK ve YAŞAM SİGORTASI’NI da yaparak, ortaklarını güvence altına alıyorlardı. (itimat–1997; 211)

7.TÜRKİYE’DEN İKİ ÖRNEK

1975 yılında, bir nakliye kasabası olan Bolu/YENİÇAĞA’ da, üye ARAÇLARININ ve ŞÖFORLERİNİN kazaya uğramaları halinde, masraflarının karşılıklı dayanışma ve yardımlaşma esasına uygun olarak, karşılıklı kefalet usulü ile karşılanması için kurulan iki birleşke muvaffakiyetli bir çalışma yapmıştı. Bu kooperatiflere Kdz. EREĞLİ ve KARABÜK Demir Çelik İşletmeleri nakliyatında çalışan 250 TIR dahil olmuş ve birleşkeçiliğin gayesine uygun iyi hizmetler verilmişti. Daha sonrasında İstanbul’da aynı çalışmayı icra ettiğimız (ÇAĞDAŞ TÜKETİM KOOPERATİFİ) de yüzlerce üyesine aynı hizmetleri verdi.

Ancak, Türkiye’de yapılacak çalışmaların çıkar gruplarının zararına işlememesi gerekir. Aksi takdirde çeşitli yollarla engellenirsiniz. “Kooperatifcilik yoluyla üyelerin zararlarının karşılanması” olan yukarıdaki çalışmalar da Sigorta sektörünün düşmanlığını çekmekte geçıkmedi. Çok kıymetli Profesörlerimizin olumlu mütalealarına rağmen birleşke kapatılma zorunda kalındı. Halbuki, kooperatifciliğin temel misyonu ve fonksiyonu “Yardımlaşma, Dayanışma ve Kefalet yöntemiyle” üyelerinin yardımlaşmasıdır.

8.TÜRKİYE’DE KOOPERATİF MEVZUATI
Anayasanın 171. Maddesi:
“Devlet, milli Ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artmasını ve tüketicinin korunmasını fakatçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” diyor

1163 sayılı KOOPERATİFLER KANUNU’nun 1. Maddesi kooperatifi şöyle tanım ediyor:
“ ... Ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ... Karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp, korumak amacıyla....Kurulan, değişmiş olur ortaklı ve değişir sermayeli teşekküllere kooperatif denir”

Görüleceği üzere, kooperatiflerin kuruluş amacı kanun koyucu tarafınca :
* Ortakların Ekonomik çıkarları
* Ortaklar içinde karşılıklı yardım ve dayanışma düşüncesi
* Yardım ve Dayanışma gereği, her ortağın öteki ortağa zincirleme (müteselsil) kefil olması
* Gereği kadar ortak ve sermayesi olabilen hükmi kişilik olarak kabul edilmiştir.

Kooperatif adı ve faaliyeti, ancak bu hükümlere uygun olarak kurulmuş ve çalışan kuruluşlarca kullanılabilir. (Altuğ–Odyakmaz 1993:48)

Daha önce, Türk ticaret Kanununun 485-502. Maddeleri ile tanzim edilmiş olan kooperatifler ile ilgili hükümler 24/4/1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 100. Maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Mevzuatımızda Kooperatifler iktisadi gayesi daha hakim olan bir şirket çeşidi olduğundan, ortakların iktisadi menfaatleri esas alınarak özel bir konuma sahip kılınmıştır. (Tüzün–3.Baskı:180)

bu sebeple 1163 sayılı kanun tasarısının gerekçesinde “Demokratik düzen içinde kalkınma hamlelerinin ekonomik alandaki gelişmelerini beraber gerçekleştirmek amacı ile kanun tasarısının sunulmuş olduğu” belirtilmektedir.

Kooperatifler Kanununun 1.Maddesini incelediğimizde maddenin unsurlarını şöyle görüyoruz:

1.İKTİSADİ amaç:
Kuruluş gayesi, ortakların belirli ekonomik menfaatleri ile meslek ve geçimlerine ilişkin gereksinimları karşılamaktır. Ord.Prof.Dr.E.Hirş “kooperatif Şirket, ortaklaşa çıkar sahibi olan kişilerin, bu menfaatlerini karşılıklı yardımla temin etmek için birleşerek vücuda getirdikleri hukuki şekildir” demektedir.

“ ...Görevi ortaklarının ihtiyacını tatmine müteveccihtir. Örneğin kredi kooperatifleri ortaklarının kredi ihtiyaçlarını münferit azalara ödünç vermek; istihlak kooperatifleri ortaklarının gıda ve gereksinimlarını toptan eşya satın alarak bunları ortağa parekende fiyatla satmak....Gayeleriyle kurulurlar.” (Hirş –1948:351)

Kooperatiflerde kar gayesi esas değildir. çünkü şirketlerden esaslı bir şekilde ayrılırlar. Kooperatiflerde kardan hisse ikinci derecede bahis konusu olabilir. Ord.Prof.Dr.Hirş “...Temin edilen kar tüm harcamalar çıkarıldıktan sonrasında, teslim ettikleri mahsul nispetinde azalara dağıtılır. çünkü şeriklere para dağıtmanın hakiki anlamı ile bir temettü tevzii olmadığı, azalar arasında yapılan hukuki bir hesaplaşma olduğu, birleşke görevinin bir komisyoncunun gördüğü görevin aynı bulunduğunu” belirttiğini görüyoruz. (Hirş – 1948:352)

birleşke, ortaklarıyla bir arada büyük bir aile şirketi durumundadır. Buradaki karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet aslolan gaye olup, kar elde etme önemini tamamen kaybetmiştir. Birleşke ortaklarının gücünden istifade edilerek ihtiyaçlarını ucuz ve kolay temini öngörülmektedir. (Tüzün–3.Baskı:184)

Kredi kooperatifleri, ortaklarına belirli nispetlerde ödünç para vererek işlerinin yürümesine destek sağlar. Yaptığı iş Bankalara ait bir konu olmasına rağmen, kooperatif Bankalar Kanuna tabi olmaz. Tüketim kooperatifleri aldığı maddeleri ortaklarına intikal ettirerek aracı kurumları kaldırır. Bir komisyoncu benzer biçimde çalışır. Fakat, komisyoncuların tabi olduğu mevzuata doğal olarak olmaz. İnşaat kooperatifleri üyelerine bina yapar, yaptırır verir. şu sebeple bir müteahhidin yaptığı işi yapar ama, onların doğal olarak olduğu mevzuata doğal olarak olmaz. Bir nakliye kooperatifi, işi bulur, ortaklarına verir ama, komisyoncuların doğal olarak olduğu mükellefiyetlere doğal olarak değildir.

Zira, “... Bunların hepsinde karşılıklı dayanışma ve kefalet esas alınmıştır.” (Domaniç-İmregün-Tekinalp 1970:189)

2.İHTİYAÇLARIN KARŞILIKLI DAYANIŞMA-YARDIM VE KEFALET SAYESİNDE SAĞLANIP, KORUNMASI AMACI:

Bu unsurların üçünün de bir arada olması şart değildir. Bunlardan birinin bulunması yeterlidir. Prof. Dr. Yaşar Karayalçın’a göre, “ .. Bir topluluğun birleşke sayılabilmesi için, ortakların ekonomik menfaatlerini bu üç yoldan biri ile sağlamak veya korumak kanaatimce mümkündür. Bu üç yol geniş anlamda ortakların işbirliği şeklinde yorumlanmalıdır.“ (Karayalçın–1973:423)

3.DEĞİŞİR SERMAYELİ OLMASI:

Ortak arttıkça ana para de artar. Azami ortak adedi tespit edilemez

4.DEĞİŞİR ORTAKLI OLMASI
Ortakların çıkma hakkı vardır, bunlar devamlı değişebilirler

9. KOOPERATİFLERİN YAPTIĞI BAZI İŞLEMLER VE BAZI MULAHAZALAR..

Yukarıda (TÜRKİYE’den İKİ ÖRNEK) kısmında bahsi geçen Kooperatiflerin üyeleri arasında yaptığı yardımlaşma işlemlerin Sigorta benzer biçimde algılanması konusunun tartışılmasından önce bir-iki hususu dikkatinize sunmak isterim:

* birleşkeçilik kanalıyla halkımıza ne şeklinde hizmetler verebileceğimizi tartışmamız gerekir. Kooperatif çok önemli ve faydalı bir hizmet yoludur. Üreticimize, tüketicimize hizmet veren çok iyi bir hizmet yoludur.

* Halkımızın birleşkeçilik denildiği zaman hatırına gelen İnşaat kooperatiflerini hakiki birleşkeçilikten ayırmamız gerekir. Bunlar, tamamen İnşaat şirketlerinin (hileyi şeriye) olarak kullandıkları ve halkı istismar vasıtası kıldıkları bir çalışma şekli olup, maalesef hakiki birleşkeçiliği gölgelemektedir. Önceleri, işçinin hakkettiği kredileri almak bahanesiyle kurulmuşlar, sadece daha sonrasında Devlette vergi kaçırmak ve üyelerine istedikleri ödemeleri yaptırmak için müteahhitlerin oyuncağı haline gelmişlerdir.

9.1.Hakiki kooperatifçilik nedir ?
Kooperatiflerle ilgili mevzuları ele almış olduğumızda bunların uluslararası konumunu ve gelişmelerini nazara almak zorundayız.

Kooperatiflerin; fakirin, işçinin, esnafın, üreticinin tekelci sermaye ile spekülatör gruplardan ve bunlara yardımcı olan iktidarlardan korunmak üzere bir tepki olarak hayata merhaba dediğunu görüyoruz. Ayrıca, kooperatiflerin aslolan işlevlerinin Kapitalizmin sömürü alanlarından halkı kurtarmaya, korumaya yönelik olduğu da gelişim sürecinde ortaya çıkmıştır. Kooperatiflerin bu konudaki işlevlerini iyi mi yerine getirdiklerinin misallerini Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 1964 senesinde Cenevre’de yaptığı 49. İş Kongresi sebebiyle yayımladığı Raporda görüyoruz. (T. Koop.Kurumu Ankara-1967)

Sigortaların ilk doğuşları da, Kooperatiflere paralel olarak, imkanı kısıtlı olan kişilerin gelecekteki zararlarını ezilmeden, yardımlaşarak karşılamak için olmuştur. Maalesef bugün Türkiyede ve gelişmemiş ülkelerde Sigortacılık, Tekelci sermayenin ve halkın imkanlarını kendileri için kullanan belli bir zümrenin aracı haline getirilmiştir. Bankacılıkta da aynı hali görmekteyiz.

Sigortaların bugün tekelci sermayenin pençesi altında olduğunu gösteren en belirgin örnek, “zenginleşme yasağı” diye konulmuş olan kuraldır. Bu kaide “sigorta ettirenin sigortacı tarafından ödenen bedelle zenginleştirilmemesi”dir. (Kubilay- 1994:2) Görüldüğü aldıkları trilyonlarca primlerle bilançolarını zenginleştiren sigortacılar, sigorta ettirenlerin belki de hayatlarında bir defa bile alamayacağı rizikolara fazla ödeme yapmamak için kurallarını koymaktadırlar.

Anayasamız ve kanunlarımız Kooperatiflere özel bir ilgi göstermiş, haklar ve imtiyazlar tanımıştır. Buna rağmen, gelişerek fonksiyonlarını ifa etmesi ihtiyaç duyulan Kooperatifler, belli bir siyasal ve ideolojik kesimin inhisarında imiş gibi görülmüş ve ilerde Devletimizin başına büyük bir bela kesilecek olan KİT lere yönelme olmuştur.

9.2.KOOPERATİFLERİN kuracağı Yardım Sandıkları ve Fonlar:

Kooperatiflerin ortakları ve çalışanları ile ilgili olarak YARDIM FONLARI kurabileceği hususu kanunlarımızdaki şu maddelere bakılırsa mümkün olabilmektedir:
9.2.1-Anayasanın 171. Maddesi:

“Devlet, milli Ekonominin yararlarını dikkate alarak, öncelikle üretimin artmasını ve tüketicinin korunmasını amaçlayan birleşkeçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır.” demektedir, Böylece, (Tüketicinin Korunması) Anayasamızın ilkeleri arasında girmiştir.

9.2.2-Kooperatifler Kanununun 1.Maddesinde “ ...Ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ...Karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak..” şeklindeki tarifin meydana getirilen işe mutabık olması,

9.2.3-Kooperatifler Kanununun 40. Maddesindeki: “Ana sözleşme gerek kooperatifin memurları ile işçileri, gerekse kooperatifin ortakları için yardım müesseseları vücuda getirmek ve bunları işletmek amacı ile YARDIM FONLARI kurulmasını hüküm altına alabilir.” İbaresinin açık olarak cevaz vermesi,

9.2.4-sanayi Bakanlığının örnek Tip statüsünün 6/10 Maddesinde “ Gerektiğinde ortaklar ve personel için YARDIM FONLARI oluşturur...” denmesidir.

9.3.YARDIMLAŞMA FONU, Kooperatiflerin uluslararası ve Türkiyedeki kuruluş gayeleri ile de tam tamına mutabık ve birleşkeçiliğin hakiki gayesine uygun bir çalışmadır.

Zira birleşkeçiliğin Dünya ve Türkiyedeki evrensel gayesi, bir araya gelen üretici, tüketici, işçi vs benzer biçimde grupların ana para ve spekülatörler tarafınca syaşamülmesini engelleyici; birlik-yardımlaşma-kefalet-dayanışma esaslarına dayalı ticari ve ekonomik faaliyetlerin yapılmasıdır.

Zira Devlet bunlara çeşitli ayrıcalık ve muafiyetler tanımıştır: (Alver-1994:132)
* Vergi ve resimlerden muafiyet
* Harç istisnası
* FON kurabilme
* Kredi Dağıtabilme
* Komisyonculuk faaliyeti
* Vs vs..

Birleşkeçiliği cazip hale getiren imtiyazlardan biri, FONLAR dır. FON’lar, Yardımlaşma Sandıkları gibidir. Sadece, bu Sandıklarının tabi olduğu esaslara doğal olarak olmadan, özel kanunları bulunmadan, kooperatifler Kanunu ile çalışabilirler.

Kooperatiflerin Üyeleri için kurduğu YARDIM SANDIKLARININ yaptığı bazı muamelelerin de Sigorta benzer biçimde idraklanması mümkün ise de, hukuki durumu incelediğimiz vakit bunların da tamamen kooperatiflerin kuruluş gayeleri olan Yardımlaşma-dayanışma ve kefalet esasları dahilinde olduğu görülür. Zira Sigorta Kanunu kapsamında değillerdir.

Mesela, Kooperatifler üyelerine kredi bulabilirler yada kendileri Kredi verebilirler. Ama, Bankalar kanununa tabi değillerdir.

Kooperatifler, üyelerine iş bulup, dağıtabilirler, fakat komisyoncuların doğal olarak oldukları usullere uymak zorunda değil, kooperatifler kanununa tabidirler.

Önce şunu belirtelim ki, Kooperatiflerin Yardımlaşma işlemleri Sigorta’ya değil, aksine, Sigortaların yaptığı işlem Kooperatiflerinkine benzemekte ve hakikatte de onlardan alınmadır. Zira, Sigorta işlemleri öteki şirketlerin ticari işlemleri ve akitleri benzer biçimde bir yada birkaç bireyin anlaşması ile olamaz, “ Sigorta, ...Risklere karşı güvence veren, ekonomik riskleri kendi üyeleri içinde paylaştırarak olabilecek zarar ve ziyanlara karşı önlem alınmasına olanak sağlama faaliyetidir.” (Özkan-1998:V)

“Şu halde Sigorta, ... Topluluğu oluşturan kişiler içinde karşılıklı olarak karşılanmasını sağlamaktır.” (Özkan-1998:9-10)

Görülüyor ki Sigortada, şirket muamelelerinin dışında, tarafların çok olması ve aynı rizikoya maruz bulunmaları şartı var. Bu sebepledir ki Müellifler, iki bireyin gelecek hasarlara karşı yaptığı mukaveleyi, Sigorta olarak kabul etmiyorlar. (Kubilay-1994:65)

TTK nun 1263. Maddesindeki tarif ise, sigortayı değil, Sigorta akdinin ve sigortanın taraflarının tanımlanması ile ilgilidir. (Özkan-1998:11)

aslına bakarsanız birçok müellif, Sigortaya benzeyen faaliyetlerin sigortadan ayrılması için bazı ilkeler yazmak lüzumunu hissetmişlerdir. Bunlardan biri olan Doç.Dr.Sayın Mehmet Özkan şöyle yazıyor: “ ..Sigorta faaliyetlerinin, Sigorta faaliyetlerine benzeyen faaliyet ve olaylar arasındaki farklar belirlenebilecek ve bununla birlikte Sigorta faaliyetlerinin sınırlandırılması da olanaklı olacaktır. Şu biçimde tam anlamı ile Sigortadan söz edilebilmesi için sigortanın ve esas aldığı ilkelere uygun olması gerekmektedir.” (Özkan-1998:12)

* Sigortacılık ticari bir iş sayılır (Kubilay-1994:309)
* birleşke Yardımlaşma Fonu ise yardımlaşma ve Dayanışmadır ve ticari bir mevzu değildir.
* Sigortacılıkta taraflar içinde özel bir akit vardır (TTK 1263/1)
* kooperatif ile ortakları içinde bir akit yoktur. Ortaklaşa iş münasebeti mevcuttur.
* Sigortacı ile Siğorta ettiren içinde şekle tabi muameleler, yasaklanmış muameleler, izne tabi muameleler mevcuttur. Kooperatiflerde ise yalnız Kooperatifler Kanunu gereğince ortaklık münasebeti vardır.
* Sigortalarda tarafların anlaşmazlığı; akit, BK ve TTK esaslarına göre çözümlenir. Kooperatiflerde ise karar Genel Kurul olarak ortaklara aittir.
* Sigorta muamelesine benzeyen hatta tamamen Sigorta muamelesi olmasına rağmen Siğorta mevzuatına tabi tutulmayan biroldukça faaliyet vardır. Hatta SSK hadisesi bile müelliflerce Sigorta kabul edilmemektedir. şu sebeple, kanun koyucu her Sigorta muamelesini Sigorta kanunu içinde mütalaa etmemiştir. Bunlara ya özel kanun çıkarmış, veya dahil etmeyerek cevaz vermiştir.
Netice olarak; Kooperatiflerin de kanunlara dayalı şekilde yapacağı faaliyetin Sigorta’ya benzemesi Onun Sigorta mevzuatına dahil olmasını gerektirmez.

"Kooperatiflerin Gelişimi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Muzaffer Deligöz'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 23:14
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi