Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kooperatiflerde Ortakların Hak Ve Borçları
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
Kooperatiflerde Ortakların Hak Ve Borçları
Bu araştırma yazısı , genel itibariyle kooperatiflerde ortakların hakları ve borçlarıyla ilgili olmasına rağmen , yine de bu hakların ve borçların dayandıkları temel ilkeleri ve kooperatifin varoluş sebebini de mevzunun iyi anlaşılabilmesi için kapsam içine dahil ettik. Bu gayeyle , kooperatifçiliğin tarihiyle ve oluşumuyla ilgili atıflara , onun toplumsal ve ekonomik bir araç olarak sosyo-ekonomik yapıyı nasıl düzenlediğiyle ilgili örneklere yer verdik. Bu gayenin gerçekleştirilebilmesi için , öncelikle konuyla ilişkili literatür taraması yapmaktansa , kanun maddelerinin doğrudan lafzi yorumu yolunu tercih ettik. Bu lafzi yorumdan elde ettiğimiz çıkarımlardan ve idrakdan , daha sonra gerçekleştirmiş olduğimiz literatür taramasında karşılaştırmalı olarak faydalandık. Bu yolla , kooperatif ortaklarının sahip oldukları hakları ve borçları en etkili şekilde ortaya koymaya çalıştık. Sonuç itibariyle birleşke ortakları , kooperatifin doğası gereği onun olanaklarından faydalanmak isterler ve bunu hakları aracılığıyla gerçekleştirirler. Fakat , bir kooperatifin olanaklarından ve ortağı olmanın haklarından faydalanmak isteyen kişi , onun ortağı olmaktan dünyaya gelen borçlara veya kanunda geçen adıyla ödevlere katlanmak , bunları kabullenmek ve yerine getirmek zorundadır. Bu çalışma , bu hakları , borçları ve onların gerekçelerini anlamakta okuyucularına etkili bir kaynak olacaktır.


Kooperatiflerde Ortakların Hak ve Borçları
İlkeler
Koopertiflerde ortakların hak ve borçları,temelinde yer alan ilkelerden soyut olarak ele alınamaz. Bu ilkeler, hak ve borçların kooperatifin varlık amacına ne aşama uygun düştüğü mevzusundaki değerlendirmelere yol gösterici olacaktır. Kişisel katkı ve eşitlik ilkesi bu hususta temel ilkelerdir. Bu ilkeler temelini Rochdale Society of Equitable Pioneers tarafından 1844’de ortaya atılan ilkelerden alır. 1937 yılında Uluslararası kooperatif Birliği(ICA) bu ilkeleri resmi olarak benimsemiş, 1966 yılında aşağıdaki şekilde güncelleyerek maddelendirmiştir1;
1.Açık kapı yahut gönüllü giriş
2.Demokratik yönetim3.Anamala sınırlı ürem4.Risturnün alışverişleri oranında üyelere dağıtımı
5.Ortakların ve kamunun kooperatif ilkeleri hakkında eğitimi
6.Kooperatifler arasında işbirliği
ICA’nın 1995 yılındaki “kooperatif Kimlik Bildirgesi”nde kooperatifin tanımı; “ortak ekonomik, toplumsal ve kültürel ihtiyaçlar ve istekleri müşterek haiz olunan ve demokratik olarak kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere gönüllü olarak bir araya gelen insanoğluın oluşturduğu özerk bir teşkilattır.” şeklinde yapılmıştır.2
pozitif hukuk üstü kooperatif kavramının dernek ve ortaklıktan farklı bir birey birliği olması, ortaklaşa iş sıfatının kazanılması ve yitirilmesi ile ortaksal hak ve yükümlere hatta sorumluluğa yansımıştır.3 kooperatif, pozitif hukukun veya toplumsal reformcunun buluşu bir kavram olmaktan ziyade, sosyo-ekonomik şartlar ve zorunlulukların etkisiyle ve bir halk teşebbüsü halinde kendiliğinden oluşmuş ekonomik, sosyolojik ve etik bir olgudur.4) Sözgelimi ; fındık üreticileri , bölgedeki tüccarlara , topladıkları fındığı misalen 2 TL /kilo karşılığı satmaktansa , kuracakları bir satış kooperatifiyle , doğrudan parakende satış gerçekleştirerek ürettikleri malın karşılığını arttıracak bu da tüccarların ayakta kalabilmek için fındık alış fiyatlarını yükseltmelerine yol açacaktır.Bunun bir örneği , Fiskobirlik’tir. Fiskobirlik kurulduğu dönemden itibaren , tüccarlardan hatrı sayılır miktarda daha çok fiyat biçerek , fındığın toptan fiyatını arttırmış , tüccarları da bu artışa uymaya zorlamıştır.
Sonuç olarak birleşke , üreticiye, onun muhtaç olma halini suiistimal eden kötüniyetli aracılara direnme olanağı sağlar. Kooperatif, ekonominin bir unsuru olarak servetin geniş kitlelere yayılmasında dolayısıyla bir camianın pareto optimuma ulaşmasında büyük rol oynar. Pareto optimum, kaynakların bir topluluk içinde optimum düzeyde dağılmasıdır. Kısaca gelir adaletidir. Birleşke kurumu emek syaşamüsüne engel olarak daha adil bir topluma hizmet eden bir araç olduğundan etiğin de ilgisini çeker. Sınıfların birbirine bağlarımlılığını azaltarak camiası oluşturan bu sınıfların birbiri arasındaki geçişlerini yumuşattığı için ve camianın yapısını bu yolla yine şekillendirdiği için sosyolojinin de oldukca ilgisini çeker.
Kişisel Katkı İlkesi
Şirketler, kazanç elde etmek ve kar paylaşmak amacıyla kurulurlar. Dernekler, ekonomik olmayan (ideal) fakatçlarla kurulurlar. Kooperatifler ise, ortakların belirli ekonomik menfaatlerini karşılamaya, özellikle meslek ve geçimlerine yönelik gereksinimlarını sağlayıp korumaya odaklanmışlardır.5
Kooperaif, ortağın gmeşhurk ev ekonomisinin olağan mesken edinmek gibi olağanüstü gereksinimlarını, mesleki menfaatlerini, geçimiyle ilgili hususları sağlamak ve korumak şeklinde çok geniş bir kapsam ve muhtevada “ortağı için” çalışır.6 Kooperatifin ortaklarına sağladığı haklar ve hak özelliğine haiz bulunmayan olanaklar onların kişisel ekonomilerini çok yönlü bir halde geliştirmeye yönelmiştir. Borçlar ile yükümler ise ortakların kişisel katkılarını gerektirir.7

Eşitlik İlkesi
KoopK. M. 23’te “Ortaklar bu kanunun kabul ettiği esaslar dahilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” demek suretiyle eşitlik ilkesi kabul edilmiştir. Bu ilkenin emredici bir lafızla ve açıkça kabul edilmesi birleşke için bu ilkenin öneminin büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Birleşke sermayesindeki paylarına yada öteki nedenlere dayanılarak farklı işleme doğal olarak tutulmanın ferdin tutum ve davranışlarını etkileyebileceği düşünülerek ortaklaşa iş arası ilişkilerde bu ilke benimsenmiştir.8 Kurucu olmak veya yönetici olmak öteki ortaklardan farklı haklara sahip olmayı gerektirmez. KoopK. M.56/6’da bu husus “ Yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, rahatlık hakkı, risturn ve yolluk haricinde hiçbir ad altında başkaca ödeme yapılamaz.” şeklinde ifade edilmiştir. Anonim şirketlerde ise TK m.339/f.2- e’de esas sözleşmede kurucular ve yönetim kurulu üyelerine çıkar sağlayıcı hükümlerin konulabileceği belirtilmiştir. Eşitlik ilkesinin yokluğu durumu kooperatifin temel dinamiklerini sarsar niteliktedir . Yöneticilerin karşılıklı yardım ve dayanışma düşüncesini unutarak, farklı bir çıkar sağlama davranışları, öteki ortakları kooperatiften uzaklaştırır.(8) sadece Yargıtay, birleşke için olağanüstü çaba harcayan ortakların kooperatife sağlamış oldukları olanaklar nispetinde imtiyaza sahip olabileceğini kabul etmiştir.9 10
KoopK.M.23’te ortakların hak ve vecibelerde eşit oldukları belirtilmiş olmakla birlikte bu ifadede mutlak manada eşitlik mi yoksa nisbi eşitlik mi kastedilmiş anlaşılmamaktadır. Kanun her iki eşitlik türünü de kapsar şekilde düzenleme yoluna gitmiştir. Aşağıda inceleyeceğimiz üzere Kanunun bazı maddeleri mutlak eşitlik gözetilerek düzenlenmiş iken bazılarında nisbi eşitlik gözetilmiştir.

Mutlak eşitlik. Şartlar, sebepler, katkı ve özveriler eşit olmadığı şekilde herkese aynı
hakkın tanınması yada borç ve yükümün yükletilmesidir.11
Nisbi eşitlik. Şartları, katkıları eşit olmayanlara, farklı fakat aynı ölçünün kullanılıp,
sonucun eşit onlarak elde edildiği durumlarda söz konusudur.
örneğin A kişisi ortağı olduğu kooperatiften 10 TL, B kişisi 100 TL alışveriş yapmıştır. Bu durumda eğer gelir-gider farkından A , 1 birim yarar sağlarken B, 10 birim yarar sağlıyorsa, farklı katkılara bakılırsa eşitlik ortaya çıkarmıştır. Burada nisbi eşitlik söz konusudur. Ancak B, 10 birim yarar sağlarken A da 10 birim yarar sağlıyorsa, ortakların katkıları göz ardı edilerek aynı hakkın tanınması söz konusu olduğundan bu, mutlak eşitliktir.
Mutlak ve nisbi eşitliğin uygulanmasının ölçüsü. KoopK. M 23 bu mevzuda hangi ölçütün kullanılacağını belirtmemiştir. Tekinalp şu ölçüyü önerir: “ … Ortağa tanınan hak, bir yararlanma, elde etme, menfaat sağlama hakkı değil de “koruyucu” bir hak ise eşitlik mutlak olmalıdır. (ortağın) genel kurul kararı aleyhine iptal davası açması için, kooperatifle yaptığı alış-verişin esas tutulmasına; data almak için, ösöylediği pirimin yüksekliğine; yöneticilere mesuliyet davası yöneltmesi için teslim ediminin tutarına bakmaya gerek kalmamıştır. Son örneklerde ortak maddi bir yarar elde etmemekte, bir hakkı korunmaktadır. Maddi bir yararın, bir katkıdan faydalanmanın, bir iktisabın, desteklemenin dayanışmadan istifade etmenin sözkonusu olduğu durumlarda nisbi eşitlik söz konusu olur.”12
Oy hakkı, iptal davası, mesuliyet davası açma, data alma haklarında mutlak eşitlik, gelir- gider farkının dağıtılmasında nisbi eşitlik öngörülmüştür.
Mutlak eşitliğin tanındığı hallerde öngörülen hüküm –istisnasız- emredici kalite taşır. Nisbi eşitliğin söz mevzusu olduğu hükümlerde ise emredici ya da tamamlayıcı-yorumlayıcı olarak düzenlemiştir.13 mesela gelir-gider farklarının bölüşülmesini mevzu alan KoopK. M.38 f.2’ de nisbi eşitlik ölçüsü emredici bir lafızla düzenlenmiştir. KoopK. M. 31’de ise tamamlayıcı özellikte bir kuralla eşitlik prensibi kabul edilmiştir.
Haklar
Hakları mevzuları bakımından üçe ayırırız: katılma hakları, koruyucu haklar ve malvarlığı hakları.
Katılma Hakları
Genel kurula katılma ve oy hakkı.
Genel kurula katılma hakkı. Üç ay evvelinde ortak olmayanlar hariç her ortak genel
kurula katılma hakkına haizdir. Yapı kooperatiflerinde genel kurul toplantılarına katılmak için bu şart aranmaz.14 kısaca yapı kooperatifleri hariç olmak üzere kooperatif ortaklarının genel kurula katılma hakkı “toplantı tarihinden en az üç ay önce ortak olma” şartına bağlanmıştır. Yasa koyucunun bu maddeyi koymadaki amacı genel kurul toplantısının yaklaştığı dönemlerde , fazla üye kaydetmek suretiyle seçimlerin ve alınacak kararların yöneticiler tarafınca etkilenmesini önlemektir.15
Genel kurula katılma hakkı görüşmelere(müzakerelere) katılma, öneri yapma, itirazını tutanağa geçirme benzer biçimde hakları da ihtiva eder. (KoopK. M.53/f.1, b.1)16
Oy hakkının kullanılması kural olarak sadece genel kurula katılmakla mümkün olabilecektir. İstisnası mektupla oy vermedir.(KoopK.M.54)
Oy hakkı. Genel kurulda her ortak yalnız bir oya haizdir.(KoopK. M.48)
yani bu hakkın kullanılması açısından ortağın haiz olduğu hisse miktarının aslabir önemi yoktur. Bu yargı birleşke içi demokrasinin yansıması olan bir hükümdür.
Oydan yoksunluk. Oy hakkı, mutlak eşitlik ilkesi çerçevesinde tanınmış bir haktır
ve bu yüzden şartlar, katkı ve özveriler göz önünde tutulmaksızın tüm ortaklara tanınmıştır. Sadece KoopK. M.50 ve m.26 eşitlik ilkesini sınırlandırmıştır.. KoopK. M. 50’ye nazaran “birleşke işlerinin görülmesine herhangi bir suretle katılmış olanlar yönetim kurulunun ibrasına ait kararlarda oylamaya katılamazlar. Bu hüküm, denetçiler hakkında uygulanmaz. Ortaklardan aslabiri kendisi yada karı ve kocası ya da usul ve füruu ile birleşke içinde şahsi bir işe yada davaya dair olan görüşmelerde oy hakkını kullanamaz.”
26. Madde de azca önce belirttiğimiz üzere “minimum üç ay önce ortak olma” şartını taşımayan ortakların genel kurula katılamaması ve dolayısıyla oy hakkını kullanamaması ile ilgilidir.
Temsilen oy kullanma. KoopK. M.49 sınırlı bir halde oyda temsili kabul eder. 49/f.1 e göre bir ortağın oyunu öteki bir ortağa kullandırabilmesi için anasözleşmede bu konuda açıklama bulunması ve yazılı izin verilmesi şart kılınmıştır. 49/f.2’de ise bir ortağın dokuzu aşmamak kaydıyla birden fazla ortağı temsil etmesi, kooperatif üye sayısının 1000’den fazla olmasına ve anasözleşme ile bu hususun öngörülmüş olmasına bağlanmıştır. Temsilde ortaklık şartı aranmakla beraber, eş ve birinci aşama akrabalar için bu şart aranmaz.
Temsilciler kurulunun varlığı halinde ortağın oy hakkı. Ortakların gruplara ayrılarak seçecekleri temsilciler topluluğu da genel kurul sayılır.(KoopK.M.54) Kanunumuz, her temsilci, temsil etmiş olduğu ortakların sayısı kadar oya haizdir kaideı(KoopK.M.54/3) ile, temsilciler kurulunda mutlak eşitlik ilkesinden ayrılmış buna karşılık ortaklar açısından, mutlak eşitliği, yani bir fert = bir oy kaideını korumuştur.17
Oy hakkı AŞ’lerden farklı olarak paya değil ortaklık mevkiine tanınmıştır.18 Kooperatiflerde, ortağın sermaye hisseı göz önünde tutulmaksızın, genel kurulda her ortağın bir oy hakkı vardır. Ayrıca AŞ’lerde ortakların oyda imtiyazlı paylara sahip olması mümkün iken kooperatiflerde böyle bir ayrıcalıkın tanınması söz konusu olmayacaktır.

Koruyucu Haklar

bilgi alma hakkı. YK’nın risturnun (gelir gider farkı) dağıtımına ilişkin tekliflerin
içeren senelik çalışma raporu ve bilanço ile denetçilerin 66. Madde hükümlerine uygun olarak tanzim edecekleri rapor senelik GK toplantısından minimum 15 gün öncesinden itibaren bir yıl süre ile kooperatif merkezinde ve varsa şubelerinde ortakların incelemesine açık tutulur. (KoopK.M.24/1) YK ile denetçiler senelik raporlarında Koop’un ekonomik ve mali durumu ile işleri ve bu tarz şeylerin neticeları hakkında informasyon vermek zorundadırlar.19 Bu belgelerden informasyon edinilmesine yönelik hak, mutlak eşitlik ilkesinin bir sonucudur. Bununla beraber kooperatifin amacına ulaşabilmesi için zorunlu olan karşılıklı yardım ve dayanışma, ortağın kooperatifte olup bitenlerden data sahibi olması, itimat duygusu içinde bulunması ve ilgisini kesmemesi koşullarına bağlıdır.20 Ortağa bizzat inceleme hakkı tanınmışsa da, rapor ve hesapların “kulis”lerinin bilinmemesi, kişisel incelemeyi yüzeyde bırakır.21 yani incelemenin amacına ulaşabilmesi için o iş yada işlemin iç yüzünün de bilinmesi gerekir. Ayrıca kooperatif ortakları, bu belgelerin incelenmesi hususunda kafi bilgiye haiz olmayabilir. Bu hususların en objektif ve yansız ölçüler içinde ortaklara anlatılması denetçilere düşen bir vazife olmaktadır.22
KoopK. M.24’teki sayım tahdididir ve eğer bu belgeler haricinde, ticari defterler ve iletişim ile ilgili hususların incelenmesi söz konusu olacaksa genel kurulun açık müsaadesi yada yönetim kurulunun kararı gerekecektir. (KoopK. M.25) Bu durumda, ticari defterlerdeki kayıtlar belgelere istinat etmiş olduğu için kayıtlara mesnet olan vesikalar (satmaca, alıntı, banka cüzdanı, çekler, kambiyo senetleri, adi senetler, tediye, öğrenim, mahsup fişleri, sair kıymetli evrak) da incelenebilecektir.23
İncelenmesine müsaade edilen defter ve vesikalardan öğrenilecek sırlar hariç olmak üzere, hiçbir ortak kooperatifin iş sırlarını öğrenmeye yetkili değildir.(KoopK. M.25/f.1, c.2) Her ortak ne suretle olursa olsun öğrenmiş olduğu kooperatife ait iş sırlarını, sonradan işbirliği hakkını kaybetmiş olsa dahi daima gizli saklı tutmak zorundadır.(KoopK.M.25/f.1,c.3).Aksi takdirde tazminat ve cezai yaptırım uygulanabilecektir. Ancak cezai yaptırımın, doğrusu seçimlik sayılan bir yıla kadar hapis cezası veya adli para cezasının uygulama edilebilmesi için “herhangi bir zararın umulmasına” gerek kalmamıştır. (KoopK.M.25/f.1,c.4) ek olarak TCK m.239’da “Ticarî sır, bankacılık sırrı yada alan kişi sırrı niteliğindeki data veya belgelerin açıklanması” başlığı altında da bu durum suç olarak düzenlenmiştir. TCK’da hukuka aykırı yolla elde eden birey ile düzgüsel yolla elde eden içinde bir fark yapılmış ve ona gore ceza öngörülmüştür. 25. Maddede ise bu konuda bir fark yapılmamıştır.
Denetleme hakkı(m. 25). Ortağın, incelemesine ve bilgi edinmesine müsaade edilen
belgelere bağlı ve onlarla sınırlı bir denetleme hakkı vardır.24 Denetleme hakkı, bilgi alma hakkından daha geniş bir kavramdır.25 data alma hakkını kullanan ortak, bunun sonucunda oluşan kanaatinin doğruluğunu araştırmak adına denetleme yoluna gidebilecektir.
Denetleme hakkının kullanılması, genel kurul gündemine madde koydurmak yada yönetim kuruluna meydana getirilen müracaat üzerine olumlu bir yanıt alınması ile mümkün olacaktır.

Deformasyona uğramış(iptal) davası açabilme hakkı. Bu hak, KoopK.M.53’te düzenlenmiş olup
AŞ’lerde iptal davasının sebepleri ve iptal davası açabilecek kişileri düzenleyen TK m.445 ve 446 ile paraleldir. Bu benzerlik, anonim ortaklıklar mevzusundaki içtihatların, kooperatifler açısından da yol gösteici olmasına yol açmıştır.
Bu davayı açabilecek kimseler tahdidi olarak şu şekilde sayılmıştır:
1. Toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalmış olarak keyfiyeti rapora geçirten toplantıda hazır bulunup da kararlara aykırı kalmış olarak keyfiyeti tutanağa geçirten yada oyunu kullanımına haksız olarak müsaade edilmeyen veya toplantıya çağrının usulü dairesinde yapılmadığını veyahut gündemin gereği benzer biçimde ilan veya tebliğ edilmediğini ya da da Genel Kurul toplantısına katılmaya yetkili olmayan kimselerin karara katılmış bulunduklarını iddia eden hisse sahipleri.
2. Yönetim Kurulu.
3. Kararların yerine getirilmesi Yönetim Kurulu üyeleri ile denetçilerin şahsi sorumluluklarını mucip olduğu takdirde bunların her biri.
GK kararlarının iptali davası açmanın birinci şartı, birleşke ortağı sıfatına haiz olmaktır. Kooperatif ortağı olduğu tespit edildikten sonrasında yukarıda sayılan şartları yerine getirip getirmedikleri araştırılacaktır.
İkinci şart, KoopK. M.53 gereğince “toplantıyı kovalayan günden itibaren bir aylık” sürenin kaçırılmamış olması gerekir. AŞ’lerde ise bu süre üç aydır. Kanunda, bozma sebepleri olarak kanuna, anasözleşme hükümlerine ve iyiniyet esaslarına aykırılık gösterilmiştir. Yukarıda saydığımız usuli incelemeler gerçekleştikten sonra bozma sebepleri incelenecektir. Uygulamada, bozulma davası açabilmek için genel kurulda muhalif oy verme şartı aranmıştır. Kısaca çekimser kalınması durumunda bu hak kullanılamayacaktır.
YK üyelerine karşı sorumluluk davası açabilme hakkı. KoopK m. 98 yollaması
sebebiyle ortaklar, birleşke ve şirket alacaklıları TK. M. 553,555,556,560 ve 561 hükümleri gereğince YK üyelerine dava açabileceklerdir. TK. M.553 gereğince bu hakkın kullanılabilmesi için kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini YK üyelerinin kusuruyla ihlal etmesi gerekmektedir.
Çıkma hakkı. Birleşke üyelerine tanınan çıkma hakkı, üyelik ilişkisini sona
erdirmeye yönelik bir fesih beyanıdır.26 Bu hususta detaylı informasyon için kooperatif üyeliğinin ortağın iradesiyle sona ermesi(çıkma) konusunu düzenleyen TK. M. 10-13’e atıf yapmakla yetiniyoruz.
Azınlığa tanınan haklar. Kooperatiflerde kural olarak çoğunluk esası
uygulanmaktadır. Genel kurul halinde toplanan ortakların çoğunluk esasına nazaran verdikleri bu karar, aleyhte oy kullananları, çekimserleri ve toplantıya iştirak etmeyen ortakları da bağlayacaktır.
Çoğunluk esasının istisnasız uygulanması, azınlıkta kalanların bazı temel menfaatlerini zedeleyebilecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle kanunkoyucu, bu menfaatlerin muhafazası gayesiyle azınlığa bazı haklar tarifıştır. Bu haklardan bir kısmı KoopK.’da doğrudan düzenlenmiş iken, bu tarz şeylerin dışındaki haklar KoopK. M.98’deki atıf gereği TK.’nın anonim ortaklıkların ilgili maddelerinde karşımıza çıkmaktadır. KoopK .M. 44’te Genel Kurulun toplantıya çağrılması, m.46/2’de ortakların gündeme madde koydurtması dörtten azca olmamak kaydıyla ortakların en az 1/10’unun muvafakatiyle gerçekleşir. Bu nisabın düşük tutulmasının sebebi azınlık haklarının korunmasıdır. Azcaınlık hakları, negatif ve pozitif olarak iki grupta incelenir.27
olumsuz azınlık hakları. Azınlığın, menfi oy kullanarak kararın oluşmasına maniolduğu haller, negatif azcaınlık haklarını teşkil eder.28 kararın alınabilmesi için azınlığın da olumlu yönde oy kullanması gerekir. Örneğin, kooperatifin dağıtılması yada öteki bir kooperatifle birleşmesi ve anasözleşmenin değiştirilmesi kararlarında fiilen kullanılan oyların 2/3’ü gereklidir.(KoopK. M.51)Ortakların şahsi sorumluluklarının ağırlaştırılması yada ek ödeme yükümleri ihdası hakkında alınacak kararlar için bütün ortakların ¾ ünün rızası gereklidir.(KoopK. M. 52/f1, c.1) Birleşme neticesinde dağılan kooperatifin ortakları için şahsi sorumluluk ve ek ödeme yükümlülüğü hayata merhaba dediğu veya ağırlaştığı takdirde birleşme kararı ancak ortakların 3/4 ünün çoğunluğuyla verilebilir.(KoopK. M.84/ f.1, 11, c.1)
pozitif yönde azınlık hakları. Pozitif yönde azcaınlık hakları, azınlığın kanunun kendisine tanıdığı
hususlarda talepte bulunabilmesi hakkıdır.29 Örneğin, TK. M. 420’de finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı mevzular hakkında yapılacak toplantı azcaınlığın kararı ile ertelenebilmektedir.(KoopK.M.98)
Her hisse sahibine özel denetim isteme hakkı tanınmıştır.(TK.M438/1-KoopK. M. 98) ancak özel denetçinin atanabilmesi, genel kurulun tasdikına bağlanmıştır.(TK.M.438/f.2) sadece bu husus tamamen de genel kurulun takdirine de bırakılmamıştır. Şayet genel kurul bu istemi reddederse azınlığa asliye tecim mahkemesinden özel denetçi isteme hakkı tanınmıştır ve bu da bir pozitif yönde azcaınlık hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır. (TK. M. 439/1)
Ortaklar lüzumlu görmüş oldukleri hususlarda denetçilerin dikkatini çekmeye ve açıklama yapılmasını istemeye yetkilidirler. (KoopK. M.66/3)
Dört ortaktan az olmamak kaydiyle ortak sayısının en az onda birinin isteği üzerine GK toplantıya çağırılır.( KoopK. M.44/1) Dörtten azca olmamak üzere ortakların en az 1/10’u tarafınca genel kurul toplantısından en az 20 gün önce yazılı olarak bildirilecek hususların gündeme konulması zorunludur.(KoopK. M.46/2)

Malvarlığı Hakları
Gelir- gider farkı (risturn) üzerindeki pay hakkı. Birleşke, yapısı gereği kara yönelmemek durumundadır. Fakat her ekonomik işletme şeklinde kooperatifin de varlığını sürdürebilmesi, ortaklarının ekonomik ve mesleki gereksinimlarını sağlayıp koruma yada geliştirme amacını gerçekleştirebilmesi, harcamalarını karşılamasına bağlıdır.30 sadece bu da yeterli değildir. Çeşitli ekonomik rizikoların da hesaplanması ve ortaya çıkmaları halinde zararlarının ortadan kaldırılması veya direkt doğruya gerçekleşmelerinin önlenmesi zorunludur.30 Bu açıdan sermaye, ödenti, ek ödemeler gibi gelirler, kooperatifin harcamalarının ve rizikonun karşılanması için yeterli olmayacaktır. Öyle ise birleşke, ortaklarına sağladığı yararı, elde ettiğinden pahalıya vermek zorundadır. İşte yararın elde edilmesi ile ortaklara geçirilmesi arasındaki fark, kooperatiflerde, kanunumuzun gelir gider farkı (KoopK. M.38 vd.) diye adlandırdığı kavramı ortaya çıkarır.31 Kanunkoyucu kar terimini kooperatiflerin mahiyetine uygun düşmeyeceğini öngördüğünden dolayı özellikle kullanmamıştır. Kooperatiflerde ortak dışı işlemler, kaide olarak kabul edilmediği, sadece istisnaen yapılmasına müsaade olunduğu için organ durumundaki birleşke işletmesinin kendi kendisi ile işlem yapmasından kar elde etmesi mantık ile uyuşmaz.32 Kar, ortaklıklar için, “elde edilme amacı” taşır. Oysa kooperatiflerdeki gelir gider arasındaki pozitif fark kendiliğinden ortaya çıkar. Kooperatifin amacı bu şekilde bir fark ortaya çıkarmak değil, ortaklığı sürdürmek ve amaçlarını gerçekleştirmektir. Sadece ikinci derecede ve tamamiyle istisnai anlamda karın oluşması da mümkündür.33
Kooperatifin kar elde edebildiği alan olan ortak dışı işlemlere ağırlık vermesi, kooperatifin , kooperatifin varlık amacıyla çelişmesine neden olur. Gelir gider farkının paylaşılmaması kural, paylaşılması istisnadır. Paylaşılabilmesi için anasözleşmede öngörülmesi şarttır. Paylaşılması öngörülmemiş gelir gider farkı ortaklarla meydana getirilen işlemlerden kaynaklanmış sa yedek akçelere eklenmiş olur; ortaklık dışı işlemlerden kaynaklanmışsa kooperatifin gelişmesine yarayacak işlerde kullanılmak üzere özel bir fonda toplanır. Paylaşılması öngörülmüşse paylaşma, ortakların muameleleri oranında yapılır.(paylaşmanın ayrıntıları hususunda ayrıntılı data için bknz. KoopK. M.38) şu demek oluyor ki ortakların getirdikleri sermayenin büyüklüğüne göre bir dağıtım yapılmaz.
Bir ortağın şahsi alacaklıları, sadece ortağa ilişik faiz ve gelir-gider farklarından hissesine düşen
miktarı ve kooperatifin dağıtılmasında ona düşecek payı haczettirebilirler. (KoopK. M.19/son)ancak gelir gider farkının paylaştırılacağına dair husus anasözleşmede belirtilmediyse, ortağa düşecek bir pay da söz konusu olmayacağından şahsi alacaklının bunu haczettirmesi mümkün olmayacaktır.
Tasfiye artığı üzerindeki hak. Tasfiye haline giren kooperatifin tüm borçları ödendikten
ve ortak hisse bedelleri geri verildikten sonrasında kalan mallar sadece Anasözleşmede bu husus öngörülmüş olduğu takdirde, ortaklar içinde paylaştırılır. (KoopK.M.83) Buna bakılırsa bir ortağın şahsi alacaklıları ancak anasözleşmede tasfiye artığının paylaşılmasına cevaz verildiği takdirde bu payı haczettirebilirler.
Birleşke tesis ve olanaklarından yararlanma hakkı. Kooperatif, amacı itibarıyla içe
dönük, şu demek oluyor ki yararlarını kaide olarak yalnız ortaklarına sağlayan bir fert birliğidir.34 bu nedenle kooperatif tesis ve olanaklarından yararlanma hakkı, birleşke olma bilincinin önemli bir sonucudur. örneğin bir hukuk kütüphanesi kooperatifini ele alalım. Bu kooperatifin amacı, bünyesine çeşitli hukuk kitaplarını biriktirerek zengin bir kütüphane oluşturmak ve bundan ortakların maksimum oranda faydalanabilmesini sağlamaktır. Bu hakkın, kanuni dayanağını KoopK. M.1 oluşturur. Örneğin; bir ziraat kooperatifine giren ortağın izlediği fakatç, kooperatifin haiz olduğu ziraat makinalarını, değirmen, su kanalları, ufak enerji santralleri benzer biçimde tesisleri, taşıma enstrumanlarını kullanmaktır.
Bu hak, anasözleşme ile yada anasözleşmeye dayanan iç yönetmelikle düzenlenebileceği şeklinde ortakla birleşke arasında yapılan bağlarımsız bir sözleşmeyle de düzenlenebilir. Her iki ihtimalde de 23. Maddede öngörülen eşitlik prensibi uygulanacaktır. Birinci ihtimalde eşitlik ilkesi doğrudan doğruya etkili iken ikinci ihtimalde “benzer sözleşmeyi benzer şartlarla yapmasını istemek hakkı” söz konusu olur. 35
Borçlar
Ortaklarının tutumsal menfaatlerinin gerçekleşmesi için mevcud kooperatif, ortaklarına çeşitli haklar bahşetmiş olduğu şeklinde bazı borçlar da yüklemektedir. Nimet-külfet dengesi bunu gerektirir. Zira kooperatifin tanımında (KoopK m.1) da yer aldığı üzere bu iktisadi menfaatler, ortakların işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle mümkün olacaktır. Şerik(ortak) şirket mukavelesinde atama edilen gayenin istihsali için kendisinden beklenen yardımı göstermekle mükelleftir.36
ana para Koyma Borcu

Nakit ana para koyma. KoopK.M.27’ye göre ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para meblağını anasözleşme belirtir. Anasözleşmede yüklenilen paraların tümünün ödenebileceği kararlaştırılabilirse de hiç ödenmemesi kararlaştırılamaz. Zira kanunun 4. Maddesinde anasözleşede yer alması zorunlu unsurlar içinde nakdi sermayenin ¼ ünün nakit olarak ödenmesi yer verilmiştir. Bu borcun yerine getirilmemesinin müeyyidesi aşağıda detaylı şekilde açıklanacak olan “ortaklığın kendiliğinden düşmesi” dir.
Ayni sermaye koyma. Ayın nevinden sermaye konması veya kooperatifin mevcut bir işletmeyi yada ayınları devralması anasözleşme ile kabul edilebilir.( KoopK.M.20) Bu ayınların değeri anasözleşme ile kararlaştırılmışsa mesele yoktur. Sadece anasözleşme ile kararlaştırılmamışsa bilirkişi marifetiyle yapılacaktır. Bilirkişinin seçimi noktasında toplanacak olan genel kurul, ortak adedinin 2/3ünü temsil eden ortakların çoğunluğu ile karar verecektir. Bu kurulun toplantıya çağrılması da kuruluştan önce yahut sonra ortak olunmasına göre farklılık arz etmektedir. Müessesetan önce çağrı, kurucular tarafınca; kuruluştan sonrasında ise yönetim kurulu tarafından yapılır.(KoopK.M.21) Demek ki bu konuda, KoopK. M.43’te çağrıya yetkisi olanlar” içerisinden YK dışındaki öteki organlar, çağrı yetkisini haiz değildir.
Ortakların 2/3’ünün birleşmesi mümkün olmayan hallerde bilirkişinin seçimi sulh mahkemesinden istenir.(KoopK.M.21/3)
Seçilen bilirkişi veya bilirkişiler tarafından verilen rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde yerel barış hukuk mahkemesine itiraz edebilirler(KoopK.M.21/f.1) Bu fıkrada kimlerin itiraz edebilecekleri açık değildir. “Karşı” ile “tebliğ” kelimeleri arasına “ortaklar” kelimesi eklenirse yargı anlaşılır hale gelecektir.37 Bilirkişi raporunu incelemek üzere ikinci bir genel kurul toplantısı yapılacağından ve raporun aynen veya değiştirilerek kabulü yada reddi hakkında bu kurulda bir sonuca varılacağından sulh hukuk mahkemesine yapılacak itirazın gereksiz olduğu söylenebilir.38
İkinci genel kurulda ortak sayısının en az yarısının aseleten ve temsilen toplantıda bulunması gerekir.
21. Ve 22. Maddede temsilen oy kullanılması hakkında m.49 gereğince anasözleşmede belirtilmesi ve yazılı izin şartları aranacaktır.
Ayni sermaye getiren ortak, anasözleşmede yada sonradan ikinci genel kurul toplantısında tespit edilen değer üzerinden kooperatifin ortağı olur ve o miktar üzerinden ortaklık payına sahip olur.38

Ortaklığın kendiliğinden düşmesi(KoopK.M.27). Ortakların yüklendikleri paylar için
ödeyebilecekleri para meblağını anasözleşme belirtir. (KoopK.M.27/ c.1) Bu fıkradaki tanzim, ortakların taahhüt edecekleri payların minimum tutarının anasözleşmeyle tespitini öngörmektedir.39 Bu durumda 19. Madde gereğince, ortaklaşa iş hisseı açısından anasözleşmede en yüksek had öngörülmemişse her ortak için bu meblağ, 100.- lira ile 500.000.- lira içinde olacaktır. Kooperatif, ana para yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklardan elden yazılı olarak yada taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister.(KoopK.M.27/c.2) Bu durumda ortaklığın düşmesine niçin olacak yükümlülükler iki türlüdür. 1)sermaye yüklemelerinde borçlu olmak. Bu ihtimalde sermaye borcunun kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi söz konusudur. 2)Sair ödemelerle yükümlü olmak. Birleşke çalışmalarına mali kaynak sağlamak üzere ortaklar için söz mevzusu edilebilecek ek yükümlülükler “sair ödemeler” olarak adlandırılır.40 Bu terimin içine, ana para dışında kalan ve ortaksal faaliyetten dünyaya gelen tüm borçlar girmektedir.39 Ek ödeme yüklemi(KoopK.M.31), giriş ödentisi, yıllık ödentiler benzer biçimde ödemeler örnek olarak verilebilir. Ortağın birleşke dışı bir işlemden borcu olması ve bunu yerine getirmemesi halinde KoopK.M.27’deki müeyyideden yararlanılamaz.41 mesela ortağın kooperatife olan bir kira borcunu, aldığı ödüncü, herhangi bir işlemden doğmuş sermaye borcunu ödememesi halinde ortaklığın düşmesi söz mevzusu olması imkansız.42 bu halde ortak, kooperatif için 3. Birey konumundadır. Borcun yerine getirilmemesi durumunda, ortağa bildirim yapılması; elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu ikisinden biri mümkün olmazsa ilanla yapılacaktır. Bu bildirimin noter ve adli tebligat hükümlerine nazaran yapılması gerekmemekle birlikte kanıtlama kolaylığı açısından tercih edilmesinde yarar vardır. Münasip sürenin belirlenmesi mevzusunda ortak açısından sübjektif bir değerlendirme yapılması gerekir. Kısaca iyiniyet kuralları çerçevesinde, ortağın borç miktarı ve bildirimin ortağa yetişme süresi dikkate alınmalıdır. Doğal olarak verilen bu sürenin kooperatifin menfaatlerini de ihlal etmemesi gerekecektir. Çıkarlar dengesi ve iyiniyet esasları çerçevesinde somut olayın özelliklerine bakılırsa değerlendirme yapılacaktır. Münasip sürenin geçirilmesi ancak ortağın ödemede bulunmaması halinde ikinci istemde bulunulur. Bu halde ortağa bildirimin şekli belirtilmemiştir. Sadece talep aynı olduğundan, bunun da birinci istekteki şekilde olması mecburi gözükmektedir.43 İkinci istemden sonra bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Bir aylık süre, nisbi emredici bir hükümdür. Doğrusu ortaklar yararına uzatılabilirse de kısaltılması mümkün değildir. Anasözleşme ile de daha kısa bir süre öngörülemez.Ana para yada sair ödemelerle yükümlü olan ortağın, ortaklığının kendiliğinden düşmesi söz mevzusu olabilmesi için öncelikle kooperatif organlarınca alınan kararların ve getirilen yükümlülüklerin anasözleşme ve kanunlara uygun olması gerekir.44 45 Ortaklığın kendiliğinden düşmesi sonucunun gerçekleşmesi için kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi kafi olup ek olarak bir organın karar almasına gerek kalmamıştır. Fakat, ana sözleşme ile ıskatı bir karar alınması sistemine bağlamak da mümkündür.46 sadece Yargıtay’ın görüşü,27. Maddede her ne kadar “ortaklığın kendiliğinden düşmesi” denilmişse de ortaklığın düşmesi “ortaklıktan çıkarılma” sonucunu gerektirmiş olacağından bunun sadece kooperatif yetkili organlarınca verilecek kararla mümkün olacağı yönündedir.47 48 Bu şekilde bir kabul tarzı bizi hesaplaşma esaslarının da KoopK.M.17 çerçevesinde gerçekleşmesine götürür. Sadece aksi yöndeki görüşe göre49 , ortak, ortaklığın düşmesi anına kadar hisseı için yaptığı ödemelerden yoksun bırakılarak çıkarılır. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya öteki suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez.(KoopK.M.27/f.1.C.4) “doğmuş borçlar” ibaresi ile muaccel borçlar kastedilmektedir. Yoksa anasözleşmenin öngördüğü tüm yapma ve yapmama borçları varlıklarını sürdürmez. Fakat yukarıda “sair ödemeler” mevzusuyla alakalı olarak ele almış olduğumız üzere “diğer suretlerle doğmuş borçlar” ibaresi ile de anasözleşme dışındaki tüm borçlar değil, kooperatifsel nitelik taşıyan borçlar kastedilmektedir. Kooperatifte muaccel hale gelmiş alacağı olan ortakların, bu alacaklarını kesinti veya benzeri borçları ile takas ve mahsup etme olanakları vardır.50
Son olarak belirtmek gerekir ki gereğince bir ortaklıkta, işbirliği sözleşmesinden doğmuş ve ortakların birbirleri yada kendileri ile ortaklaşa iş arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. (BK. 147/f1-4.)
ortaklık payı (KoopK.M.19). Ortaklık hisseı, birim değerlere bölünmüş ana para parçasını belli eder. Pay bir bütündür. İki veya daha fazla parçaya bölünemez. Bundan dolayı bir oranın iki veya daha fazla fert tarafından beraber alınması ve kooperatife üye olması mümkün değildir.51 Yargıtay ise payın bölünmezliği ilkesini kabul etmekle beraber bunu “kooperatife karşı bölünememe” şeklinde ifade etmiştir. Bu durumda kooperatife yönelik haklar TK.M.477 ihtarnca temsilci vasıtasıyla kullanılacaktır.52 ayrıca yine Yargıtay, bölünmüş payın yönetim kurulunca kabul edildikten sonrasında, belli bir sürenin geçmesi halinde ihraç müessesesinin uygulanmasının MK.2’ye aykırı olduğunu ifade etmiştir.53 Kanaatimce Yargıtay kararları isabetsizdir. KoopK. M19/1’in varlığı ve kanunun herhangi bir istisnaya yer vermemesi ile ortakların hakları açısından sorunlara yol açıcı nitelikte oluşu oranın bölünmesine engeldir. Bu vaziyet özellikle katılma hakları açısından sıkıntı yaratacaktır. Mesela oy hakkı açısından mutlak eşitlik ilkesi geçerlidir. Genel kurulda her ortak sadece bir oya sahiptir. şu demek oluyor ki ortaklaşa iş hisseı birden fazla olan ortak daha fazla oy hakkına sahip olması imkansız. Bunun tersi de geçerli olmalı.Kısaca işbirliği payı birden az olan ortak da oy hakkından eşit oranda yararlanmalıdır. Miras yoluyla intikal suretiyle bir oranın birden fazla kişiye ilişik olması ancak anasözleşmede belirtilmesi halinde mümkün olacaktır. O zaman KoopK. M.98’in atfı sebebiyle TK. M.477 uygulanacaktır. Şirkete karşı haklarını sadece bir temsilci aracılığıyla kullanabileceklerdir. KoopK. M.19 uyarınca kooperatife giren her şahıstan en az bir ortaklık hisseı alınması gerekir. Ortaklık hisseı, ortakların kooperatife katılmak için sermaye taahhütlerinin miktarını gösterir ve bu payların toplamı kooperatifin sermayesini meydana getirir.54 Anasözleşmeyle bir ortağın alabileceği pay mevzusunda bir üst sınır getirilebilir. Sadece üst sınır getirilmediyse de ortaklar en çok 5000 pay taahhüt edebilirler. Kooperatif üst müesseselarına iştirak edenler ise minimum 50 pay taahhüt ederler.( KoopK. M.19) Bir ortaklaşa iş oranının değeri 100.- liradır (işbirliği payı değerinin 2009/15233 sa. Karar ile değiştirilen şeklidir.)ve bu değer Bakanlar kurulu sonucuyla artırılabilecektir.(KoopK. M.19/3) 2009 yılında yapılan değişikliğe binaen endüstri ve tecim Bakanlığının 2010/2 No.Lu tebliği uyarmanca payın değeri hakkında mevcut kooperatiflerin anasözleşmelerinde değişikliğe gidilmeden ve genel kurul kararına gerek kalmadan bu kıymet 100.-lira olarak tamamlanacaktır. Tebliğde ek olarak asgari ortaklık hisseı birden fazla olan kooperatiflerde ortaklık hisse değerinin artışına bağlı olarak tediye edilecek ana para meblağının fazla olması halinde anasözleşmede değişikliğe gidilmesi gerektiği vurgulanmıştır.55 Senetle temsil edilmeyen paylar 100 lira saygınlık olunur.(KoopK. M.19/f.4-c.2) Uygulamada ortaklar çıplak payları taahhüt etmekte ve ödemelerine karşılık kooperatifçe kendilerine alıntı verilmek suretiyle hisse sahipliklerini belgelendirmektedirler.56 Hükmün temalış amacı da bu durumlarda oranın değerini belirli hale getirmektir. AO’lardaki hisse senetleri ile kooperatiflerdeki hisse senetleri birbirinden farklıdır. Anonim şirketlerde oranın senede bağlanması halinde pay ile pay senedi içinde kıymetli evrak kurallarına gore hukuki bir ilişki hayata merhaba dediğu biçimde kooperatiflerde çıkacak işbirliği hisseı belgelerinde bu şekilde bir vaziyet söz mevzusu değildir. AO’larda hisse senetlerinin serbestçe el değiştirmesi caizidir. Kooperatiflerde ise pay senetleri ancak ortaklık haklarının devri suretiyle başka bir ortağa devredilebilirler. 57
KoopK.M.18’de düzenlenen ortaklık senedi ile ortaklaşa iş payı belgesi( senedi) birbirine karıştırılmaktadır. Bu karışıklığın sebebi m.19/f.3,c.1 ‘de de “ortaklık senedi” ifadesinin kullanılmasıdır. Doğrusu kooperatiflerde ortaklaşa iş senedi ve pay senedi( belgesi) olmak üzere iki tip senet vardır.
Ortaklaşa iş senedi.Her ortağın üyelik haklarının ada yazılı işbirliği senedi ile temsil olunması şarttır. ( KoopK.M.18/f.1,c.1) işbirliği senedi ortaklaşa iş ödatının kazanılmasına ilişkin bir belge olmayıp ortaklıktan doğmuş hakların kullanılması konusunda bir kanıtlama vasıtasıdır. Ortaklık senetleri kıymetli evrak niteliğinde değildir. Ortaklık senedinin kıymetli evrak niteliğinde olmadığı belirtilerek bu belgenin devri yoluyla ortaklığın devredilemeyeceği açıklığa kavuşturulmak istenmiştir. Zira kooperatiflerde ortaklığın devri istisnai niteliktedir.Ortaklaşa iş senedinde kooperatifin unvanı, sahibinin adı ve soyadı, iş ve konut adresi, kooperatife girdiği ve çıktığı tarihler yazılır ve bu hususlar senet sahibi ile kooperatifi temsile yetkili kimseler tarafından imzalanır.( KoopK.M.18/1.C.2) Kanunda geçen “çıktığı tarih” ifadesinin “ortaklıktan çıkarılma” durumunu kapsamadığına kanaat getirilmemelidir. Çıkarılma tarihinin de senede yazılması yerinde olur. Işbirliği senedine ortağın yatırdığı ve çektiği paralar kaydedilir. Bu kayıtlar kooperatifin ödediği paralara ilişkin ise ortak imza eder. İmzalı ortak senedi alıntı hükmündedir. (KoopK.M.18/f.1-c.3,c.4,c.5) Ortağın kooperatiften aldığı paralar için imzaladığı işbirliği senedi, alıntı hükmünde olacağı şekilde tersi durumda ne olacağı kanunda belirtilmemiştir. Bu durumda ortaklık senedine, kooperatife ortağın yatırdığı paralar için, kooperatifin sorumlu yöneticilerinin imzalarının alınmasına zorlanamayacakları sonucuna varılmalıdır.58
işbirliği senedi, anasözleşmeyi ihtiva etmek suretiyle işbirliği cüzdanı şeklinde düzenlenebilir.
öteki Borçlar
Sır gizleme yükümlülüğü, bağlılık yükümlülüğü, haksız yere ve fenaniyetli alınan risturnun iade yükümlülüğü de ortaklar için yapma veya kaçınma şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Sır saklama yükümlülüğüne yukarıda değinmiştik.
Bağlılık yükümlülüğü. Ortaklar, kooperatifin menfaatlerini gözetme ve bu menfaatlere aykırı davranmama yükümlülüğü altındadır. Kanunda doğrudan düzenlenmeyen bu yargı, affectio societatis unsurundan doğar. Kısaca ortakların müşterek gaye için birlikte hareket etmesi gerekmektedir.Affectio societatis, ortağın pozitif yönde bir harekette bulunması şeklinde söz mevzusu olabileceği gibi ortağın, amacın gerçekleşmesini önleyici hareketlerde bulunmaması yani bir yapmama yükümü de olabilir. Kooperatife karşı negatif propoganda yapmamave rekabete girmeme örnek olarak verilebilir.
Haksız yere ve kötüniyetli alınan risturnun iade yükümlülüğü. KoopK.M98’in atfı ile ortaya çıkmış bir yükümlülüktür. TK’nın 512. Maddesinde bu husus düzenlenmiştir. Sadece burada pek tabii risturn değil, kar payı ve hazırlık devri faizinden bahsedilmiştir.

Sonuç

1163 sayılı Kooperatifler Kanunumuzun incelemiş olduğum “Hak ve Ödevler” kısmındaki hükümler ile bununla alakalı kısımlar büyük ölçüde birleşkeçiliğin temel ilkeleriyle uyum içerisindedir. Sadece denetleme ve data alma haklarının kısıtlı olması eleştiri mevzusu yapılabilir. Kooperatifler Kanunu, bu hususu AO’larla paralel düzenlemiştir sadece kooperatifin ortakları ile ilişkileri ile AO’ların ortakları ile ilişkileri birbirinden çok değişikdır. Bu hakların kısıtlanması Kooperatiflerdeki dayanışma ve itimat ortamını zedeleyebilecektir.
Cümle kurulumundaki hatalar, yanlış kullanılan kavramlar, çelişkili ifadeler karşımıza çıkmaktadır. Bu hatalar büyük oranda yorumla bertaraf edilebiliyorsa da düzeltilmelidir. Örneğin; 19. Maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, “en az bir” ortaklık payı alınması öngörülmüşken, ikinci cümlesinde, anasözleşme en yüksek had tespit ederek” bu had dahilinde birden fazla pay” alınmasına cevaz verebilir şeklinde ifade edilmesi doğru bir anlatım biçimı değildir. Birden fazla pay alabilmek için bunun anasözleşmede gösterilmesinin şart olabileceğini düşündürmektedir. Ek olarak 21/4’te sulh mahkemesine kimin itiraz edeceği açık değildir. 25. Maddede öngörülen cezai müeyyidenin, iş sırrının düzgüsel yolla ya da hukuka aykırı yollara başvurularak öğrenilmesi hususunda bir ayrıma gidilmesi hakkaniyetli olacaktır. Zira TCK m. 239’daki düzenleme bu şekildedir.


"Kooperatiflerde Ortakların Hak Ve Borçları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ecem Söyleten'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 21:28
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Sigortacının Borçları mavigece 0 221 09.01.2017 21:17
Son Yorum: mavigece

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi