Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Kaçakçılık Suçları Ve Kamu Zararı
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Kaçakçılık Suçları Ve Kamu Zararı
Kaçakçılık, bir malın yasalara aykırı olarak, gizli yollardan bir ülkeye sokulması veya bir ülkeden çıkarılmasıdır. Bu işi icra edenlere “kaçakçı” denmektedir. Bu kurumun tarihi geçmişi, egemenliğe kadar dayanmaktadır. Nitekim egemenliğin ortaya çıkması ile birlikte bu erki elinde bulunduran fert, topluluk yahut çağıl dünyada devlet bir takım kurallar koyarak egemenliğini yönetmişlerdir. Dolayısıyla kaçakçılığın geçmişi ticaretle ilgili ilk vergilerin konulmasına yahut ilk ticari düzenlemelere kadar indirilebilir.

Kaçakçılık, gümrük vergisinden kaçmak, ithalat yada ihracat yasağını aşmak için başyaralanan bir yoldur. Tarih boyunca pek az değişen kaçakçılık şekilleri, temelde kaçak malı gümrük denetimlerine takılmayacak bir yolla sınırdan geçirmeye veya kaçak malı başka bir yük içinde, taşıtların gizli saklı bölümlerinde veya kişilerin tahmin edilemeyecek yerlerinde saklayarak gümrük denetimini aldatmaya dayanır.

Kaçakçılığa çoğu zaman yüksek gümrük duvarları yada vergilerle ticari değeri yükselen ürünler (örn: çay, kahve, şeker, sigara, içki, fuel oil v.B.) ya da yasak altına alınan mallar ( örn: uyuşturucu, tabanca, altın, döviz, zamanı eser v.B.) mevzu olur. Son zamanlar –özellikle 20. Yüzyıldan itibaren- insan kaçakçılığı da kaçakçılığa dâhil olmuştur. Bu suç, son zamanların en hızlı büyüyen ve çağdaş köle anlayışına dayanan kabahatudur. İnsanların fuhuş, zorla çalıştırma, organ ticareti ve benzeri saiklerle alınıp satıldığı, yasadışı ticaretlerinin yapıldığı bir piyasa oluşmuştur. İnsan karakterini negatif yönde etkileyen ihtarcılardan en önemlisi bilim insanoğluına bakılırsa para ve maddiyattır. Dolayısıyla bazı insanoğlu dünya yaşamının şehvetlerinden yararlanmak amacıyla daha fazla para için daha çok kirlenerek insan kaçakçılığı suçunu dahi icat etmiştir.

Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, fiil veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel yada eksilmeye niçin olunmasıdır. Mevzuata nazaran devlet bünyesinde kamu görevlileri, kamu kaynaklarının etkili ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, yönetilmesinden, kullanılmasından, korunmasından, kötüye kullanılmaması ve her an hazır bulundurulması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumludur. Kaçakçılık suçları, kamu zararı ile doğrudan muhataptır. Çünkü her kaçakçılık eyleminde kamu düzeni ihlal edilir ve bir kamu zararı meydana gelir.

Kamu ziyanının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden yada öteki gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı’nın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Kamu zararının belirlenmesinde iş, mal yada hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması; mal alınmadan iş veya hizmet yapmış oldurılmadan önce ödeme yapılması; transfer niteliğindeki giderlerde fazla veya yersiz ödemelerde bulunulması; iş, mal yada hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması yada yapmış oldurılması; yönetim gelirinin tarh, tahakkuk yada öğrenim işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapılmaması; mevzuatında öngörülmediği şekilde ödeme yapılması esas alınır.

Kontrol, denetim, araştırma, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, ziyanın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faizi ile birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değeri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış yada bitmiş benzer biçimde gösteren gerçek dışı belge düzenlemek, suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış yada onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya öteki kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dâhil meydana getirilen bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.

Kamu ziyanına yol açanlar bundan dolayı görevli olurlar. Anayasamızın 40. Maddesinin 3. Fıkrasında “ ferdin resmi görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da kanuna göre devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır.” denmektedir. Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. Maddesinin 1. Fıkrasında “ Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Ancak, devlet dairelerine tevdi yada bu dairelerce eğitim veya muhafaza edilen para ve para hükmündeki kıymetli kağıtların ilgili personel tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucunu beklemeden hazine tarafınca hak sahibine ödenir. Kurumun, genel hükümlere nazaran sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.” denmektedir. Görüldüğü benzer biçimde kamu zararına neden olanlar bundan dolayı sorumludurlar. Hazinece ödenen zararlarda rücu hakkı söz konusudur. Rücu hakkı, bir kimsenin alacaklısına ösöylediği şeyi öteki birinden istemeye hakkı olması durumudur. Yargı kararları gereğince ödenen tazminatlar, avukat ücretleri ve mahkeme masrafları sebebiyle meydana gelen hazine zararının tazminine ilişkin rücu davası açılabilmesi için öncelikle zararın miktarı ile ziyanın meydana gelmesinde görevli bulunan kişi yada kişilerin kesin olarak bilinmesi gerekmektedir.

Rücu için dava açmaya yeter derecede data ve belgenin gönderilmesi işi ilgili idaresinin görev ve yetki sorumluluğunda bulunmuş olduğundan, hazine avukatlarının rücu davası açılmasına ilişkin görevi; zararın miktarı ile zarardan sorumlu olan kişilerin kimlik ve adres bilgilerinin dava açmaya imkan verecek şekilde idaresi tarafınca bildirildiği andan itibaren başlamaktadır. Rücu durumunun söz konusu olup olmadığı, idaresince değerlendirilerek, rücu davası aşılmasını gerektirir durumun varlığının tespit edilmesi halinde dava açılmasına esas olacak ödeme belgeleri, mahkeme kararı, rücu edilecek kişilerin kimlik ve tebligata elverişli adres bilgileri ile sair lüzumlu data ve belgelerin, rücu davası açılması yönünde görüşleri ile birlikte Baş Hukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Türk hukuk sisteminde kamu ziyanının tahsili, 19.10.2006 tarih ve 26324 sayılı resmi gazetede piyasaya çıkan “Kamu Zararlarının Tahsillerine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” çıkarılmıştır. Sadece uygulamada tüm bu mevzuatlara karşın rücu hakkı pek uygulanmamaktadır.
Kaçakçılık suçlarında kamu zararı ayrı bir özellik gösterir. Mevzunun önemine binaen Türk Ceza Kanunu’nun yanında kaçakçılık fiilleri ve yapmış oldurımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usul ve esaslarını belirlemek amacıyla 5607 Sayılı “Kaçakçılıkla mücadele Kanunu” düzenlenmiştir. Bu kanun 31.03.2007 tarihinde resmi gazetede yayınlanmıştır.


Kaçakçılıkla savaşım Kanunu kapsamında “kaçakçılık suçu” olarak nitelendirilen fiiller sırasıyla şunlardır:

- Eşyayı, gümrük işlemlerine doğal olarak tutmaksızın Türkiye’ye ithal etmek (Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi hali nitelikli hal)

- Eşyayı, sahte belge kullanmak suretiyle gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin, Türkiye’ye ithal etmek

- Transit rejimi çerçevesinde taşınan özgür dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakmak
- Belli bir fakatç için kullanılmak yada işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, feyk belge ile yurt dışına çıkarmış benzer biçimde işlem yapmak

- Birinci ila dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bu tarz şeylerin konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticari fakatçla satın almak, satışa arz etmek, satmak, taşımak veya saklamak

- Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen yada tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı haricinde başka bir kullanıma tahsis etmek, satmak veya devretmek ya da bu özelliğini bilerek satın almak veya kabul etmek

- İthali kanun gereği yasak olan eşyayı ithal etmek, . İthali yasak eşyayı, bu özelliğini bilerek satın almak, satışa arz etmek, satmak, taşımak veya saklamak

- antrepo yada geçici depolama yerlerindeki serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamen çıkarmak yada değişiklik yapmak

- Geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük denetimü altında işleme rejimi çerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı, gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin özgür dolaşıma sokmak

- Genel düzenleyici idari işlemlerle ithali yasaklanan eşyayı ithal etmek

- İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kurumların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal etmek

- İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı Türkiye’den ihraç etmek

- Genel düzenleyici idari işlemlerle ihracı yasaklanan eşyayı ihraç etmek (İhracı, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine doğal olarak olan eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ihraç etmek nitelikli hal)

- İhracat gerçekleşmediği şekilde gerçekleşmiş şeklinde göstermek ya da meydana gelen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf yada fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon yada parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlamak

- Gümrük vergileri ödenmek suretiyle ihraç edilebilen eşyayı, gümrük işlemlerine doğal olarak tutmaksızın veya aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin Türkiye’den ihraç etmek

Tüm bu fiiller kanun kapsamında kaçakçılık fiili olarak değerlendirilmiş ve her biri ayrı ayrı müeyyideye bağlanmıştır. Bu cezalara bir de arttırıcı nitelikli haller düzenlenmiştir. Buna göre bu fillere bağlanan cezalar: bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde; üç yada daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde; tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde veya yararına olarak işlenmesi halinde; kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve sualşturmakla görevli kişiler tarafınca veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde; , belgede sahtecilik yapılarak işlenmesi halinde belli oranlarda artmaktadır.

Kaçakçılık kabahatlarında; Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmakla görevli olup da bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesine kasten göz yuman birey, işlenen suçun müşterek faili olarak görevli tutulur. Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın, Devletin siyasi, tutumsal yada askeri güvenliğini bozacak ya da çevre veya toplum sağlığını tehdit edecek özellikte olması halinde, eylem daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, verilecek hapis cezası on yıldan az olması imkansız.

Kaçakçılık suçlarında etkin pişmanlık durumu da söz mevzusudur. Kaçakçılık eylemine iştirak eden fert, resmi makamlar tarafınca haber alınmadan önce, fiili, öteki failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. öteki etkin pişmanlık hallerinde ise verilecek ceza indirilir.

Devletin kaçakçılığı izleyen, önleyen ve araştıran birimleri vardır. Mülki amirler, Gümrük Müsteşarlığı çalışanı ile güvenlik Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel, bu Kanunla yapmış oldurım altına alınan fiilleri önleme, seyretme ve araştırmakla yükümlüdür. Kaçakçılığı önleme, seyretme ve sualşturmakla görevli olanlar, operasyon gerektiren kaçakçılık olaylarından haberdar olduklarında kanuni görevlerini yapmaya başlar ve bununla beraber mahallin en büyük mülki amirine de informasyon verirler. Kaçakçılığı önleme, izleme ve sualşturmakla görevli olanların bu Kanun kapsamına giren kabahatlarla ilgili bilgi ve belge talepleri, kamu yada özel, gerçek veya tüzel kişilerce, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla eksiksiz olarak karşılanmak zorundadır. Kaçakçılık olaylarını ihbar edenlerin kimlikleri, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça açıklanamaz. Bu kişiler hakkında tanıkların korunmasına ilişkin hükümler uygulanır.

Görevliler bu durumlarda tutanak tutmak zorundadırlar. Kaçakçılık fiillerinin izlenmesine ilişkin tutanakların; tarih, yer, düzenleyenlerin unvan ve isimleri, hakim kararının tarih ve sayısı ile Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılması durumunda emrin tarih ve sayısını, olay ve kanıtlarını, suç yada kabahat konusu eşya ve taşıma araçlarının ayrıntılı olarak türü, kapsamı, miktar ve nitelikleri ile nerede ve ne suretle el konulduklarını, ilgilinin kimlik, iş ve yerleşim yeri ile varsa ifadesini kapsaması ve imza altına alınması gereklidir.. İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir. İmzadan kaçınma halinde sebepleri tutanağa geçirilir. Görevlilerin ayrıca ihtara uymayanlara tabanca sıkma yetkileri de kanunlarda belirtilen ölçüde bulunmaktadır.

Kaçakçılık kabahatları ekseri olarak ya yolcu beraberinde taşınan bagaj yolu ile ya da deniz taşımacılığı ile gerçekleştirilir. Dolayısıyla kanun koyucu bu iki durumu özel olarak düzenlemiştir. Yolcuların, gümrük mevzuatına göre zati ve hediyelik eşya kapsamı haricinde olup beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma çalgılarında çıkan veya başkasına ilişkin olması durumunda kendi zati eşyasıymış şeklinde gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri, gümrük idarelerince iki kat olarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Söz konusu eşyanın gümrükten kaçırılmak amacına yönelik olarak saklanmış veya gizlenmiş olarak bulunması durumunda gümrük idarelerince eşyanın gümrük vergileri üç kat olarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. Bu tür bir eşya, gümrük vergileri ödenmediği takdirde, gümrüğe terk edilmiş sayılır. Yolcuların, beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası içinde veya taşıma enstrumanlarında çıkan eşyanın ticari mahiyette veya ithali veya ihracının yasak olması halinde 3 üncü madde hükümleri uygulanır.
Deniz taşıtları ile işlenen kaçakçılıkta hukuken geçerli bir mazereti olmadığı şekilde, izinsiz olarak gümrük bölgesine girerek sahile veya bir başka gemiye yanaşan geminin kaptanı, gemide yasak eşya ya da yükleme yada taşıma belgelerinde yer almayan eşya bulunması hallerinde, bu Kanundaki kaçakçılık kabahatuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. Yabancı ülkelerden geldiği biçimde geçerli neden olmaksızın, belgelerinin gösterdiği rota haricinde Türkiye karasularında rastlanan gayrisafi iki yüz tonilato hacminden aşağı taşıtların yüküne el konulur. Yükü bulunmadığı şekilde, yükü olmadığını veya başka bir limana çıkarıldığını veya avarya olduğunu kanıtlayamayan gemi kaptan veya acentesine, tonilato başına yüz Türk Lirası yönetimsel para cezası verilir.

Kaçakçılık kabahatlarında tekerrür durumu söz konusu olduğunda verilecek ceza yarı oranında arttırılır. Fakat İdari para cezasının tamamen yerine getirilmesinden itibaren üç yıl geçtikten sonrasında işlenen kabahat açısından, önceki kabahat, tekerrüre esas teşkil etmez.

Devlet egemen olarak, kendi iradesi haricinde meydana getirilen kaçakçılık olarak isimlendirilen bu eylemlere karışan eşya ile bu eşyaları taşımaya yardımcı çalgıları arama ile tespitinin yapılmasından sonrasında el koyma yetkisini haizdir. Kaçak eşya, her türlü tabanca, cephane, patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğundan şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan öteki çalgılar ile kişilerin üzerlerinde yapılacak arama ve el koymalar, 4/12/2004 tarihindeki ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ihtarnca yerine getirilir. Gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin üzeri, eşyası, yükleri ve çalgıları gümrük denetimü amacıyla gümrük görevlilerince aranabilir. Yapılan arama sonucunda tespit edilen kaçak eşyaya derhal el konulur. Gümrük bölgesine, Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak yada geçmek yasaktır. Bu yerlerde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçları yetkili memurlar tarafından durdurulur ve kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma çalgıları aranır. Meydana getirilen arama sonucunda tespit edilen kaçak eşyaya derhal el konulur.

5607 Sayılı Kaçakçılıkla savaşım Kanununda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne nazaran el konulur. 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması veya sualşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, el konulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafınca soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilmiş gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan tüm harcamalar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır. İkinci fıkra hükmünün uygulanmasındaki değerden, kara taşıtlarında kasko değeri; deniz taşıtlarında, tekne ve makine sigortasına esas teşkil eden değer; sigortasız taşıtlar ile hava ve demiryolu taşıtlarında ise piyasa kıymeti anlaşılır.
Kaçakçılığa mevzu olan eşya ile taşıtlar devletçe muhafaza edilir. Kaçak şüphesiyle el konulan eşya ile alıkonulmuş olan her türlü taşıt ve araç; miktarı, eşeysel, markası, tipi, modeli, seri numarası şeklinde eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla gümrük idaresine teslim edilir. Gümrük idaresi, kaçak eşya ve taşıtların muhafazası için gerekli görülen yerlerde depo temin eder. Alıkonularak gümrük idaresine teslim edilen deniz taşıtları, teminatla teslim alınmaması halinde, muhafaza ve mecburi bakım giderleri sahiplerince veya donatanlarınca karşılanmak üzere gümrük idaresince belirlenen liman işletme müdürlüğüne teslim edilir. Masraflar, sahiplerince ya da donatanlarınca karşılandığı sürece, taşıtın tasfiyesi yoluna gidilmez. El konulmuş olan her türlü eşya ve taşıma enstrumanlarının muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması ve nakliyesi gibi nedenlerle yapılan harcamalar, gümrük idaresince karşılanır. Gümrük idaresinin bu madde gereğince ihtiyacı olan giderler, genel bütçenin ilgili tertibinden karşılanır.

Vergisiz olarak değil de yasak olmasına rağmen ülkeye sokulan eşyalar geldikleri ülkelere uluslar arası hukuk gereği iade edilir. Yabancı ülkelerden gelen yasak eşya, yükleme yada taşıma belgelerinde belirtilerek gümrüğe getirilirse, teminat altında ve gerekli güvenlik tedbirleri alınarak geldiği yere veya diğer bir ülkeye iade ve sevk olunur. Kaçakçılık fiilinin konusunu, cemiyet ve çaşama sağlığı yönünden tehlikeli ve zararlı eşya ile atık maddelerin oluşturması halinde, ilgililer hakkında sualşturma işlemleri başlatılmakla birlikte, bunlar gümrük yetkilileri tarafından derhal getirilmiş olduğu ülkeye iade edilir.

Kaçakçılık suçuna karışmış aracın müsadere edilebilmesi için: Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak yada fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış yada taşınmış olması; Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne nazaran miktar veya hacim bakımından tüm bunlarnı yada ağırlıklı kısmınü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını lüzumlu kılması; Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi yada Türkiye’den çıkması yasak veya cemiyet veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması koşullarından birinin somut vakada var olması gerekir. Ayrıca etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, yalnız suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.

El konulan eşya ile bunları taşıyan enstrumanların mülkiyeti kamuya geçirilir. Bu Kanunda tanımlanan suçların yada kabahatlerin konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere yada mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği eşya, sahibine iade edilemez. Bu eşya, kamu davasının açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde kovuşturmanın neticelanmaması halinde derhal tasfiye edilir. Sadece eşyanın; zarara uğraması, değerinde esaslı ölçüde yitik meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde üç gün; muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde on beş gün içinde, eşyadan numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması halinde ise gerekli tespitler yapmış oldurılarak, soruşturma evresinde egemen, kovuşturma evresinde mahkeme tarafınca tasfiyesine karar verilir. Satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının satış bedeli emanet hesabına alınır. Yargılama sonucunda; Tasfiye edilen eşya yada taşıma enstrumanlarının, müsadere edilmeyip, iadesine karar verilmesi; Mülkiyetin kamuya geçirilmesi sonucuna konu teşkil eden eşyanın ilgilisine iadesine karar verilmesi hallerinde; satış bedeli, satış tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte hak sahibine ödenir.
Kaçakçılık suçlarının yargılamalarında ilgili Gümrük Müdürlüğü davaya katılan olarak müdahil olur. Oluşturulan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi oluşturulan davaya katılan olarak kabul edilir.

Çoğu süre yakalanana eşyanın kaçak olup olmaması ilk bakışta anlaşılamamaktadır. Dolayısıyla adil yargılanmanın da gereği olarak mahkemece yeterli tetkik ve incelemeler yapılır. Kaçakçılık fiillerinin önlenme, izlenme ve araştırılması çerçevesinde vazife yapmak üzere Gümrük Müsteşarlığınca kriminal laboratuarlar kurulur. Bu laboratuarların çalışma usul ve esasları Gümrük Müsteşarlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.


Hayatın olağan akışında kaçak eşya tespiti çok zordur. Bunun için devlet, kaçakçılık durumlarını ortaya çıkaranlara, ihbar edenlere teşvik primleri (ikramiye) ödemektedir. Bu ikramiyelerin fazlaca yüksektir. Dolayısıyla kaçakçılık suçlarının çoğu bu ikramiyeyi almak isteyen muhbirlerin suç duyurusunın değerlendirilmesi ile yapılan aramalarda tespit edilmiştir.
Kaçak zannı ile eşya yakalanması halinde muhbir ve el koyanlara aşağıdaki esas ve usullere nazaran ikramiye ödenir:

a) 10/7/1953 tarihindeki ve 6136 sayılı ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile öteki Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesine aykırılık suçlarından yakalanan tabanca ve mermiler ile Türk Ceza Kanununun 174 üncü maddesine muhalefet kabahatlarından yakalanan maddelerin olay tarihine bakılırsa ulusal savunma Bakanlığınca her yıl belirlenen kıymeti esas alınarak, sahipli yakalanması halinde değerinin yüzde yirmi beşi kamu davasının açılmasını, yüzde yetmiş beşi ise mahkumiyete ilişkin hükmün veya müsadere sonucunın kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmışsa yakalanan eşya değerinin yüzde ellisi müsadere sonucunın kesinleşmesini takip eden üç ay içinde,

b) Uyuşturucu madde yakalamalarında, her türlü uyuşturucu maddenin birim miktarı için Bakanlar Kurulunca tespit edilecek durağan bir sayıın memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak değerinin, sahipli yakalanmış ise yarısı kamu davasının açılmasını, öteki yarısı mahkûmiyete ilişkin hükmün yada müsadere sonucunın kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmış ise tamamı müsadere sonucunın kesinleşmesini takip eden üç ay içinde,

c) Bu maddenin (a) ve (b) bentlerindeki durumlar dışındaki ikramiye ödemelerinde, çıkış ne kadarağı eşyanın FOB, giriş kaçağı eşyanın CIF kıymeti esas alınır. Sahipsiz yakalanan eşyanın değeri, mahallin en büyük mülki amirinin görevlendireceği Maliye Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve sanayi ve ticaret odası temsilcilerinden oluşan üç kişilik kurul tarafından belirlenir. Kaçak eşya sahipli yakalanmışsa kıymetinin yüzde ellisi, sahipsiz yakalanmışsa yüzde yirmi beşi mahkûmiyete, etkin pişmanlıkta kamu davasının açılmamasına, eşyanın müsaderesine veya mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin kararların kesinleşmesini takip eden üç ay içinde,
el koyanların bağlı olduğu müessese bütçesinin ilgili tertibinden ödenir.

(2) Dağıtılacak ikramiyenin yüzde ellisi muhbirlere, yüzde ellisi el koyanlara verilir. İhbarsız soruşturma olaylarında ikramiyenin tamamı el koyanlara ödenir. Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanlara muhbir ikramiyesi ödenmez. El koyma ikramiyesine, ancak kaçak eşyanın yakalanması eylemine bizzat ve fiilen katılan kaçakçılığı önleme, seyretme ve soruşturmakla görevli olanlar hak kazanır.

(3) Bu maddeye nazaran ödenecek ikramiyeler, damga vergisi hariç vergi, fotoğraf ve harca tabi tutulmaz.

(4) Bu madde gereğince el koyanlara verilecek ikramiyenin tutarı olay başına (30000) gösterge rakamının, kamu davasının açılması, mahkûmiyet, müsadere yahut mülkiyetin kamuya geçirilmesi sonucunın kesinleştiği tarihteki memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak meblağı geçemez. Ancak bir yılda ödenecek ikramiye (120000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez.

(5) ortaklaşa operasyonlarda ve kontrollü teslimat uygulamalarında ikramiye ödenmesi ve ikramiye ödemelerine esas birim tutarların tespitine ilişkin esas ve usuller ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin öteki hususlar, Maliye ve ulusal savunma Bakanlıklarının görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
Bu düzenleme oldukca yerindedir ve kaçakçılık suçlarının tespiti açısından yapılan istatistiklere göre de çoğu kere bu ikramiyeler sayesinde failler yakalanmış ve cezalandırılmışlardır.

Kaçakçılık suçlarında kamu zararı ayrı bir özellik göstermektedir. Yasak eşya dışındaki kaçak eşyalar ele geçirildiği süre henüz tüketime sunulamadıkları için devletin bir vergi kaybı söz konusu değildir. Dolayısıyla bu tür durumlarda ve genel olarak kaçakçılık kabahatlarında kamu zararının hesaplanması teknik bir konu olup mutlak surette bilirkişi yardımına başvurulmalıdır. Ek olarak sanığın kamu ziyanının ne kadar olduğu ve ödeme koşullarının iyi mi olacağı mevzusunda detaylı bilgilendirme yapılmalıdır.

Kamu ziyanının sanık tarafından ödenmemesi halinde bir hak kaybı olmamalıdır. Fakat uygulamada mahalli mahkemeler bazen sanığın kamu zararını ödememesinden bahisle bazı haklar bakımından yararlanamaması yönünde kararlar verebilmektedirler. Bu husus özellikle de hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından belirgin görülmektedir. Bu tutum yanlıştır. Nitekim Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 25.03.2008 tarih ve 20-253 sayılı sonucuna bakılırsa; “Kaçakçılık kabahatlarında kamu ziyanının belirlenmesi teknik bir konu olup, yıllara ve eşyanın cinsine göre değişebilen tür ve oranlardaki vergiler ile mali yükleri sanığın belirlemesi ve kendiliğinden kamu ziyanını gidermesi olanaklı değildir. öteki taraftan CMK. 231/9. Madde fıkrasının değerlendirilebilmesi için, sanığın kamu zararını giderip gideremeyeceğini hâkimin bilmesi ve sonucuna nazaran kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler halinde ödemek suretiyle tamamen ödemek koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilemeyeceğini tartışabilmesi gerekmektedir. Bu durumda da kamu ziyanının belirlenerek sanığa bildirilmesi icap ettiğinin mecburi olduğu sonucuna varılmaktadır.” Denmektedir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için “kabahatun işlenmesi ile mağdurun veya kamunun uğradığı ziyanın, aynen iade, kabahattan önceki hale getirme yada tazmin sureti ile tamamen giderilmesi gerekir. Genel yargı bu şekildedir. Sadece Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2009/13 Karar sayılı sonucunda şöyle denmektedir: “zararın aynen iade, , kabahattan önceki hale getirme yada tazmin sureti ile tamamen giderilmesinden anlaşılması ihtiyaç duyulan nedir? Manevi zararlar bu kapsama dâhil midir? Zarar konusunda mahkeme herhangi bir araştırma yapmak zorunda mıdır, zorunda ise bu araştırmanın kapsamı neye nazaran belirlenmelidir? Hukuki sorununa ilişkin olarak ziyanın belirlenmesinde başat ceza yargılamasında şahsi hak davasına yer verilmediği gerçeğini de göz önünde bulundurmak koşulu ile kanaat verici basit bir araştırma yapmalı, hukuk hâkimi benzer biçimde gerçek zararı tam anlamı ile saptamaya çalışmamalıdır.” Denmektedir.

Her ne kadar “yasayı bilmemek mazeret sayılmaz” ilkesi hukuk sistemimizde halen geçerli ise de, özellikle de failin lehine olan hükümler söz mevzusu olduğunda bu hükmün en katı haliyle uygulanması bizi sakıncalı sonuçlara götürecektir. Kaldı ki günlük yaşamın karmaşıklığı içinde her insanın, özellikle de suç faillerinin sosyo kültürel yapılarının değişiklıklar taşıdığı dikkate alındığında yürürlükte olan bütün normları tüm ayrıntıları ile bilebilmesini beklemek yaşamın olağan akışına aykırıdır. Temel kanunlar dışında ceza hükmü içeren ve sayıları binlerle ifade edilen özel kanunlar gündeme ulaştığında bu görüşün haklılığı daha iyi anlaşılmaktadır. Gümrük kaçakçılığı suçlarında kamu zararının belirlenmesi karmaşık bir konudur. Bu mevzu teknik bir mevzu olup yıllara ve eşyanın cinsine gore değişebilen tür ve oranlardaki vergiler ile mali yükleri sanığın belirlemesi ve kendiliğinden kamu zararını gidermesi olanaklı değildir. Kaldı ki, gümrük ne kadarağı eşyanın ele geçmiş olması durumundaki vaka da böyledir. Bu durumlarda devletin vergi kaybı söz konusu olmayıp yalnız eşyanın taşıma, depolama giderleri ile meydana getirilen tebliğ, iletişim giderlerinin oluşan kamu ziyanının dikkate alınması gerekmektedir. Belirtilen suç tipinde yargılamayı meydana getiren egemen dahi, suç sebebiyle oluşan zararı bilememekte, bu mevzuda bilirkişiye başvurmaktadır. Sanığa bu şekilde bir teknik çalışma ve araştırma sonucu belirlenecek zarar miktarını bildirme, ve tüm yasal sonuçlarını hatırlatma ve sonucuna gore kişiselleştirme yapma ceza muhakemesinin amaçlarına daha uygun olan çözüm şeklidir.

"Kaçakçılık Suçları Ve Kamu Zararı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av. Savaş Nurullah Kıylık'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 21:21
Alıntı ile Cevapla