Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İnşaat Hukukunda Yüklenicinin İhbar (Bildirim) Yükümlülüğü
Yazar Konu
siirvehikaye Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 10.01.2017
Yorum: #1
İnşaat Hukukunda Yüklenicinin İhbar (Bildirim) Yükümlülüğü
TBK m 472/32 de aynen;

“eser meydana getirilirken, iş sahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi yahut vakitında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu derhal iş sahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak neticelardan sorumlu olur.”

denilmektedir. Yukarıdaki maddeyi daha sistematik hale getirirsek;

İnşaatın yapımı esnasında,

1)İş (Arsa) sahibinin sağladığı malzemenin ayıplı olması,

2)Eserin yapılması için gösterilen yerin (arsanın) ayıplı
olması,

3)İnşaatın gereği şeklinde (sözleşmeye ve fenne uygun) yapılmasını tehlikeye sokan durumun ortaya çıkması,

4)İnşaatın vakitında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması,

Hususlarından birinin gerçeklemesi halinde yükleniciye suç duyurusu yükümlülüğü getirilmiştir. Yukarıdaki durumlardan birinin gerçekleşmesine karşın, iş (arsa) sahibi durumdan haberdar edilmemişse, doğacak olumsuz neticelardan yüklenici sorumlu olacaktır. Aşağıda bu durumlar incelenecektir. Sadece, inşaatın zamanında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde, ek süre verilmesini gerektiren durumlar bakımından meydana getirilen detaylı inceleme dışında, sorumluluğun hukuki neticeları ve sorumluluk sebebiyle kullanılacak haklar3 inceleme konumuz haricinde bırakılmış, sadece söz konusu madde kapsamında yüklenicinin sorumluluğunu gerektiren durumlar incelenmiştir.

İhbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini yüklenici kanıtlama etmelidir.4 İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğu her türlü delille kanıtlama edilebilir.5

• “Davalı, davacı iş sahibini uyardığı konusunda dosyaya yazılı bir belge ibraz etmediği gibi, bu mevzuda şahit da bildirmemiştir. Davalı yüklenici olduğuna göre BK’nın 357. Maddesi ihtarnca iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Davalı davacıyı uyardığı iddiasını kanıtlayamadığına gore neticelarına katlanmak zorundadır. Mahkemece işçilik kusuru bulunmadığı, kusurun malzemede olduğu, malzemenin de davacı tarafından temin edilmiş olduğu nedeni öne sürülerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.”6

İhbar, iş sahibinin değişen şartlara gore önlem almasını sağlar.7 İş sahibi, bu durumda, TBK m 484 de (BK m 369 da) kendisine tanınan hakkı kullanarak o zamana kadar meydana getirilen kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararını gidermek koşuluyla işin devamına engel olmak isteyebilir.8

İhbara rağmen, iş sahibi, işin devamında ısrar edebilir. O halde yüklenici, işin bedelini ve bu bedele dahil olmayan öteki harcamalarını ve iş sahibinin kusurlu olması halinde fazla zararının tazminini de talep edebilir. Bu durumda iş sahibinin işe devam hususundaki ısrarı hasarı, iş sahibine geçirir.9

Yüklenici, ihbarda bulunmanın bir yararı olmayacağını, arsa sahibinin aslına bakarsanız durumdan haberdar bulunduğunu ve bu duruma bağlı riskleri dikkate almış olduğunı ispatlayarak, ihbar yükümlülüğünün bulunmadığını savunabilir.10

İnşaat sözleşmelerinde uyarlama talebinde bulunmadan önce, olayın arsa sahibine suç duyurusuı gerekmektedir.11

• “Borçlar Yasası'nın 357/son maddesi gereğince, eser yapım edilirken iş sahibinin verdiği malzemelerin yada gösterdiği arsanın kusurlu olduğu anlaşılır yada işin noktası noktasına düzenli olarak meydana getirilmesini tehlikeye koyacak başka bir konum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen iş sahibine bildirmek, eğer bildirmez ise, bunun neticelarına katlanmak zorundadır. Yüklenici, sadakat borcundan kaynaklanan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmişse sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca, yüklenicinin belirtilen suç duyurusu yükümlülüğünü gereği şeklinde yerine getirip getirmediği, işin ayıplı olup olmadığı ve ayıplı ise derecesi yanlar arasındaki sözleşme hükümleri de değerlendirilerek saptanmalıdır. öyleyse, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden, uzman bilirkişi kurulu oluşturularak, yerinde bulgu yapılmak ve yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek bilirkişi kuruluna araştırma yapmış oldurılarak rapor almak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek mahkemece yargı verilmesi gerekirken; eksik araştırma sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.”12

Bu ihbarda arsa sahibine uyarlamanın şekli (ücretin arttırılması, sürenin uzatılması, sözleşmenin feshi gibi) yönünde de taleplerde bulunulmalıdır.13

Mücbir sebeplerin varlığı halinde de uyarlama talebinde bulunmadan önce arsa sahibinin uyarmalması gerekir.14 Aksi biçimde yüklenicinin oluşan riski, susmak suretiyle zımnen üstlendiği ve uyarlamadan feragat ettiği kabul edilmektedir.15

TBK m 472/3 (BK m 357/3) hükmünün kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bakımından uygulanması daha sınırı olandır. Çünkü, kat karşılığı inşaat sözleşmelerinde iş sahibinin bir malzeme vermesi söz konusu değildir. Tüm araç-gereç ve işçilik yükleniciye aittir. Arsa sahibinin yükleniciye binanın imal yada inşaa biçimı hakkında bir emir vermesi veya arsanın kusurunu yükleniciden gizlenmesi mümkün değildir. Çünkü yapıya ruhsat alınırken zemin etüdü yapılmakta, bayındır planı ve alt yapı durumu bilinmektedir16. Arsa sahibinin ruhsat projesi dışındaki isteklerinin ise, yüklenici tarafınca yerine getirilmemesi gerekir. İnşaat işleri ile uğraşan yüklenici basiretli davranmak zorunda ve arsa sahibinin emirleri ile değil de sözleşme ve imar mevzuatı ile bağlı kalmak durumundadır. Aksi biçimde, yüklenicinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesi söz mevzusu olur. Fakat, inşaatın sözleşmede kararlaştırılan şekilde aynen yapılmasını tehlikeye düşürecek durumun doğması üzerine ihbarın yapılması gerektiği kabul edilmelidir.

Şimdi madde kapsamındaki yüklenicinin sorumluluğuna yol açabilecek durumları sırası ile inceleyelim.

1)İŞ (ARSA) SAHİBİNİN SAĞLADIĞI MALZEMENİN AYIPLI OLMASI

İş sahibinin verdiği malzeme ile yapılan işlerde, malzemenin yapılan işe uygun olmadığını yüklenici bilmeli, minimumından bilebilecek durumda olmalıdır.

İşe uygun olmayan malzemenin kullanılması sonucu doğacak tüm zararlardan yüklenici görevli olacaktır.

* “…hatta döşenen boruları dayanıksız ve kalitesiz olması durumunda imalatta kullanılması ise yüklenicinin B.K.357.Maddesinde hükme bağlanan genel suç duyurusu mükellefiyetini yerine getirmediğini başka bir deyişle kusurlu malzemeyi iş sahibini haberdar etmeden imalatta kullanarak eserin ayıplı ortaya çıkmasına işin başlangıcında sebebiyet verdiğini gösterir. Bu durumda yüklenici eserde meydana gelen sonuçlara tahammül etmekle sorumludur.”17

* “…Dava konusu vakada yüklenici iş sahibine sıka ve kireç maddesini aldırmış ve her iki malzemeyi sıvada beraber kullanarak zararlı sonucun doğmasına neden olmuştur. Yüklenici teknik data donanımına sahip bir taraf olarak bu iki malzemenin birlikte kullanılmaması icap ettiğini bilmesi gerekmekte4ir. İş sahibi talimat verse dahi doğacak zararı ortaya koymalı, uyan borcunu yerine getirmelidir. Somut olayda yüklenici zararlı sonuca kendisi neden olmuştur. Neticelarına katlanmalıdır…”18

* “…Somut olayda patlama ve hasarın bilirkişi raporu ve mahkemenin kabulüne göre AO kapak üstü baca dirseklerine ısıl işlem uygulanmadan önce dirsek boruları içinde buharlaşarak genleşen sıvının iç basıncı yükseltmesi sonucu baca dirseği boru donanımında buğuın çıkışına imkan verecek tahliye vanası veya deliğinin bulunmamasından meydana geldiği anlaşılmaktadır. İşinin ehli basiretli bir tacir olması gereken davacı; yüklenicinin işi fen ve tekniğine uygun olarak yapması davalı iş sahibinin verdiği malzemelerdeki borularda sıvı kalıp kalmadığının denetim ile tahliye vanası veya deliklerinin bulunmadığını tesbit ettikten sonra bunları tamamlaması için iş sahibine ihtarda bulunması yada bu noksanları tamamladıktan sonrasında işe devam etmesi gerekir. Bu yüklenicinin objektif özen borcunun gereğidir. Davacının denetim ve uyarı görevini yerine getirmemiş olması nedeniyle davalı iş sahibinin kusurlu olduğunu kabul etmek mümkün değildir. BK'nun 357 /son maddesine bakılırsa uyarı mükellefiyetini yerine getirmeden ve tehlikeyi ortadan kaldıracak önlemleri almadan işe idame eden davacı yüklenici kusurludur. Meydana gelen hasar ve zarardan mesuldür…”19

vakasın özelliğine bakılırsa verilen malzemenin işe uygun olmamasında iş sahibinin de kusuru var ise, bu kusur dikkate alınarak değerlendirme yapılabilir.20

* “…kuyu açma işinde kullanılacak malzemeler davacı iş sahibi tarafınca temin edilmesi öngörülmüştür. 10.7.1985 havale tarihindeki bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, davacının kuyuda kullanılmasını düşündüğü dalgıç motopompun en minik çaplısı dahi 6 inç olup, bunun için kullanılacak sondaj borusunun 8 inç olması gerektiği şekilde, bu boruların kuyuda monte edilmesi çapı itibariyle mümkün değildir. Bu yüzden kuyu ağız borusu 6 inç olan kuyuda 8 inçlik boru kullanılmamış, bulgu sırasında bilirkişi tarafınca müşahade edilen dalgıç pompasının bu borudan indirilmesi imkansız görülmüştür. Öte yandan, davacının temin ettiği plastik borular zorlama neticesinde zarar görebileceğinden, bu işte kullanılmasının istenmesi de hatalıdır. Nitekim benzer işlerde kaynaklı saç borunun kullanılmakta olduğu bilirkişi raporunda vurgulanmıştır. Tüm bu olgular, davacının vakada kusurlu hareket ettiğini açık seçik göstermekte ise de, sondaj işinde teknik bilgiye haiz olduğu ve bunu meslek edindiği kabul edilmesi gereken davalı yüklenicinin de kendisine verilen mazlemenin işin icrasını tehlikeye koyacak niitelikte olduğunu derhal iş sahibine bildirmemek suretiyle kusurlu hareket etmiş olduğu ortadadır. (B.K.357/3. Madde). Bu durumda mahkemece yapılacak iş, B.K.'nun 98. Md. Yollaması ile akitler hakkında uygulanması mümkün olan B.K.'nun 44 üncü madde hükmü gereğince taraflara atfı kabil kusur derecesini bilirkişi aracılığı ile tesbit ettirmek ve sonucuna uygun bir karar vermek olmalıdır…”

Kusurun iyi mi dikkate alınacağı ile ilgili ilkeler aşağıdaki bölümlerde detaylı incelenecektir.

2)yaratıİN YAPILMASI İÇİN GÖSTERİLEN YERİN (ARSANIN) AYIPLI OLMASI

Üzerine inşaat yapılacak arsanın imar durumundaki elverişsizlik arsa sahibine bildirilmelidir.

Arsanın özellikle zemin durumu incelenmeli, doğabilecek olumsuzluk ve riskler hakkında arsa sahibine informasyon verilmelidir.

* “Dava, yaratı sözleşmesinden meydana gelen alacak istemine ilişkindir. Mahkemece alınan 10.03.2004 ve 04.05.2005 tarihindeki bilirkişi kurulu raporlarında; zararın meydana gelmesinde %70 oranında kaçınılmazlık hali bulunduğu kabul edilerek, proje noksanlığından dolayı %5, zemin etüdünün bulunmamasına bağlı %15 ve fenni mesule ilişkin %5 kusur olmak üzere toplam %25 kusur davacı idareye ve imalata bağlı %5 kusur da davalı yükleniciye verilmiştir. Zemin özellikleri araştırılmadan tip projelerin yükleniciye teslimi halinde, bunlardaki eksikliklerin BK.Nun 357. Maddesi ihtarnca davacı idareye bildirilmesi sorumluluğu, yüklenicinin genel ihbar mükellefiyetinin bir gereğidir. Öte yandan, Yapı İşleri Özel Şartnamesinin 15 ve 20. Maddeleri ile BİGŞ.Nin 9, 10, 11 ve 13. Maddeleri de davalı yükleniciye bu mevzuda BK.Nun genel ihbar mükellefiyeti haricinde ek olarak özel suç duyurusu mükellefiyeti de yüklemiştir. Bu durumda, yüklenicinin %5 imalat kusuru haricinde, az yukarıda belirtilen noksanlıklarla ilgili olarak da var ise kusur oranının aralarında bir hukukçunun bulunduğu yeni bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle tesbitiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususun gözden uzak tutulması doğru olmamıştır…”21

Yarım haldeki inşaata başlayan yeni bir yüklenicinin de, yarım haldeki imalatı kontrol etmesi ve imalattaki ayıp-noksanlıkları arsa sahibine bildirmesi gerekmektedir.

* “…Hükme dayanak bilirkişi raporunda "A ve B blokların davalı E... Ltd. Şti. Tarafından yapılan kısımlarından alınan beton örneklerinde mukavemet değerlerinin olması gereken 160 kg/cm2'nin üçte birinden daha azca olduğu, A ve B blokların alt katlarının E... Ltd. Şti.Tarafından yapıldığı" açıklandığinden davalı H... A.Ş.'nin anılan blokların üst katlarına dair ikmal inşaatına başlamadan önce işinin uzmanı basiretli bir tacir olarak daha önceki yüklenici E... Ltd. Şti. Tarafınca meydana getirilen işi inceleyerek, önceki yüklenici tarafınca yapılan alt katlardaki imalatlarda kullanılan betonun mukavemeti dikkate alındığında üst katlarda yapılacak imalatın amacına uygun olmayacağını ve bu durumun akdin gereği benzer biçimde ifasını tehlikeye soktuğunu iş sahibine az yukarda değinilen genel suç duyurusu yükümlülüğü çerçevesinde suç duyurusu etmelidir. Davalı H... A.Ş.'nin davacıya bu şekilde bir ihbarda bulunmuş olduğu iddia ve kanıtlama edilmemiştir. Hal böyle olunca mahkemece, belirlenen tüm maddi zarardan öncelikle davacı kooperatifin kusuru %15 oranıyla gayrimelhuz sebeplere (kaçınılmazlık koşullarına) verilen %5 kusur oranı toplamı olan %20 oranında indirim yapılmalı, geriye kalan maddi zarardan A ve B bloklar yönünden davalı E... Ltd. Şti. Ile beraber Borçlar Yasası'nın 357 /son maddesi uyarınca H... A.Ş.'nin de müteselsilen görevli olduğu, C blok inşaatını davalı H... A.Ş. Yaptığından, bu blok yönünden oluşan zarardan E... Ltd. Şti.'nin görevli olmadığı dikkate alınmalıdır. Mahkemece A ve B bloklar için H... A.Ş.'nin görevli olmadığı kabul edilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır...”22

* “…Mahkemece hükme dayanak meydana getirilen 8.4.1997 ve itirazlar üzerine alınan ek raporda, davalının ikmal inşaatını yüklendiği 5 ve 10 nolu bloklardaki tüm kolon ve krişler süresince çatlaklar bulunduğu, bu taşıyıcı elemanların çekme ve basmaya karşı yeterli dayanıklıkta yapılmadığı, beton kalitesi ve donatının düşük tutulduğu saptanmıştır. Bu hali ile eserin reddi gerekeceği ortada olup yüklenici zemin seçiminden meydana gelen kusur dışındaki kalan zarardan mesuldür. Kaldı ki, işi üstlendikten sonrasında kendisinden önceki yüklenicinin taşıyıcı elemanlardaki hatalı imalatı, basiretli bir tacir ve işinin ehli olması gereken davalı tarafından iş sahibine bildirilmemiş, aksine taşıyıcı elemanlardaki hata ve beton kalitesinin düşüklüğüne karşın iş yapılıp teslim edilmiştir. BK 357/III. Maddesi uyarmanca kendisinden öncesinden oluşsa bile suç duyurusu mükellefiyetini yerine getirmeyen yüklenicinin oluşta 1/2 oranında kusurlu bulunmuş olduğu kabul edilerek iş sahibi davasının sonucuna uygun kabulü yerine yazılı şekilde karar kurulması bozma nedenidir.”23

Özellikle tamir ve tadilat işlerinde, tamir edilecek alandaki uygunsuzluklar iş sahibine bildirilmelidir.

* “…B.K.'nun 357/III. Maddesi gereğince, işin yapılacağı yerin kusurlu olduğu anlaşılır veya eserin noktası noktasına düzenli olarak, gereği benzer biçimde veya vakitında meydana getirilmesini tehlikeye koyacak başka bir konum ortaya çıkarsa yüklenici, bu durumu derhal iş-eser sahibine bildirmek; eğer bildirmezse, bunun sonuçlarına kendisi katlanmak zorundadır. Somut olayda, villaların çatılarındaki su gider delikleriyle, yatay derelerde yağmur sularının albeni ile akışını temin eden su gider delik kotlarının, yalıtımı yapılacak yatay dere kotlarından yüksek olması sebebiyle bu kot farkı giderilmeden, tesviye tabakası yapılmadan, imalatların yapılması halinde akıntıların meydana gelebileceğini davalı yüklenici, anılan yasa hükmü uyarmanca ve "genel suç duyurusu yükümlülüğü" gereğince iş-eser sahibi davacıya bildirmekle yükümlüdür. Davalı belirtilen bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini yasal delillerle kanıtlayamamıştır. Bu hukuksal sebeple, davalının "tesviye tabakası yapmak zorunda olmadığına" ilişkin bilirkişi kurulunun raporu ve mahkemenin kabulü dayanaktan yoksundur…”24

* “…Somut vakada davacının gerçekleştirmiş olduği imalatın ayıplı olmadığı saptanmış ise de, ofis tabanındaki şap yada tesviye betonunun kaliteli olmaması nedeniyle çökmelerin meydana geldiği belirtilmiştir. Dolayısıyla zemindeki şapın ayıplı imali sonucu davacı imalatı bozulmuşsa da, az yukarıda değinildiği üzere işin uzmanı sayılan yüklenici bu hususta iş sahibine uyarı görevini meydana getirdiğinı kanıtlaması durumunda sorumluluktan kurtulur. Oysa uyarı görevi yapıldığına dair herhangi bir kanıt sunulmadığı şeklinde iddia da bulunmamaktadır. öyleyse mahkemece yapılması gereken iş, davacı ziyanının bilirkişiden ek rapor alınarak incelettirilmesi ve sonucuna nazaran hükme varılmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan hukuki değerlendirmede yanılgıya düşülerek ve bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak karar verilmesi doğru olmamış, bozulması uygun görülmüştür…”25

* “…bozukluk dolaplarda değil, dolabın monte edileceği zeminde olsa bile, davalı yüklenici zemindeki kusura karşın dolapları monte ettiğinden ve zemin kusurunu iş sahibine suç duyurusu etmediğinden BK.Nun 357. Maddesi ihtarnca sorumluluktan kurtulamaz. Olayda, akit eylemli olarak feshedildiğinden iş sahibi ödememesi gerektiği biçimde ödediği dolaplar bedeli olan 750 milyon TL.Yı davalıdan isteyebilir. Mahkemece değinilen hususlar gözetilerek 750 milyon TL.Nın davalıdan tahsili ile yetinilmesi gerekirken davanın tümüyle reddi doğru olmamış, kararın çünkü bozulması gerekmiştir.”26

Yapılacak imalatın yerindeki uygunsuzluk iş sahibine bildirilmezse, bu yüzden extra yapılmak zorunda kalınan imalat için bir bedel de talep edilemez.
* “…davacı tarafça extra yapıldığı iddia edilen 30 m3'lük deponun da fazla iş olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Çünkü davacı yüklenici şirket işin uzmanı olduğundan 100 m3'lük depoyu koyacağı yeri doğru olarak seçmek konumundadır. Bu deponun yerinin, davalı idare tarafınca seçildiği düşünülse dahi, bu takdirde de yüklenici şirket BK.Nun 357. Maddesi ihtarnca bu yerin uygun olmadığı konusunda idareyi uyarmak zorundadır. Davacı yüklenici tarafından 30 m3'lük deponun kendi özensizliği sonucu yapılması lüzumlu olduğundan, bu imalatın fazla iş olarak kabul edilmesi mümkün değildir…”27

3)İNŞAATIN GEREĞİ GİBİ (SÖZLEŞMEYE VE FENNE UYGUN) YAPILMASINI TEHLİKEYE SOKAN DURUMUN ORTAYA ÇIKMASI

İmar planındaki değişim sonucu sözleşmede kararlaştırılandan daha azca büyüklükte bağımsız bölüm yapılması gerekiyorsa, arsa sahibine bu konum bildirilmelidir. Aksi biçimde sözleşmede kararlaştırılan ile fiilen meydana getirilen bağımsız bölüm alanları arasındaki fark nedeniyle oluşacak zarardan yüklenici görevli tutulur.

• “Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacak istemlerine ilişkindir. Sözleşme eki olan noter tasdikli avan projede, davacılara verilmesi ihtiyaç duyulan dairenin yüzölçümü gösterilmiştir. Davacılar, anılan dairenin 102 m2 olarak ve de avan projedeki yüzölçümünden minik yapıldığını vurgulamak suretiyle aradaki yüzölçüm farkının - noksan iş bedeli olarak - tahsilini istemişlerdir. Avan proje ile belediyece tasdikli proje arasında, davacılar aleyhine eksiklik olduğu münakaşa konusu değildir. Yapıt sözleşmesine göre; yüklenici, sözleşme eki olan avan projedeki yüzölçüme göre davacı tarafın dairesini yapıp teslim etmek yükümlülüğü altındadır. İmar mevzuatı, bu dairenin, avan projedeki yüzölçüme nazaran yapılmasına engel ise yüklenicinin, bu engeli BK’nın 357/III. Maddesi ihtarnca davacı arsa sahiplerine derhal bildirmesi ve inşaatın belediyece tasdikli projeye göre yapılması için arsa sahiplerinin iradelerini istihsal etmesi gerekir; aksi takdirde, bunun neticelara katlanmak zorundadır. Somut olayda, davalı yüklenici, anılan madde ihtarnca genel ihbar mükellefiyetini yerine getirdiğini iddia ve kanıtlamış değildir. Bu durumda, mesaha küçüklüğü sebebiyle davacıların noksan iş niteliğindeki zararlarının tahsiline hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu kalem isteklerinin reddi doğru olmamıştır.”28

Yüklenici, kendisine imalat için lüzumlu plan ve projelerin verilmesini talep etmeden, imalata devam ederse bunun negatif sonuçlarına katlanmalıdır.

* “Taraflar arasındaki uyuşmazlık; D. İlçesi Yat Limanı içinde 2500 kişilik anfitiyatro inşaatının statik projesine uygun olarak yapılmaması sebebiyle davalı yüklenici namına tekrar yaptırılan imalatın bedelinin tahsili isteminden kaynaklanmıştır. Mahkemece statik projelerin davalıya verilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa işin ehli olan davalı yüklenicinin statik projeleri davacı işverenden istemesi yada statik proje bulunmadan yapılacak imalatın mahzurları bakımından davacıyı uyarması gerekirken bu konudaki suç duyurusu külfetini yerine getirmeden imalat yapmakla bilirkişi raporunda da açıklandıği şeklinde oluşan ayıplı eserin düzeltilmesi için işsahibince yapılan masrafları karşılamak zorundadır. Bundan dolayı mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak davalı namına meydana getirilen imalat için davacının yaptığı harcamanın miktarı ve kadri marufunda olup olmadığı belirlenerek ve iş bedelinden ödenmeyen kısım var ise mahsup edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.”29

Yüklenici, iş sahibinin talep etmiş olduğu yöntemin doğru olmadığını anlamalı ve ona doğru yöntemin ne olacağını hatırlatmalıdır. Aksi halde iş sahibi, yapılan imalatın sökülüp, usulüne uygun yapılması harcamalarını veya ösöylediği bedelin iadesini ve bunlardan biri ile beraber hatalı yöntemin niçin olduğu zararların tazminini talep edebilir.

* “…Dava, davacıya ilişkin iki katlı evin damına, davalı tarafından meydana getirilen izolasyon imalatının ayıplı olmasından kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, yapılacak işin uzmanı olup, yüklenilen işi amacına, tekniğine ve sözleşmesine uygun olarak gerçekleştirmek zorundadır. Kullanılan malzemenin veya iş sahibine ait yerin kusurlu olduğunun anlaşılması halinde, yüklenici BK'nın 357. Maddesi ihtarnca durumu derhal iş sahibine haberdar etmelidir. Aksi takdirde bu tarz şeylerin neticelerine tahammül etmekle mükelleftir. Davalı, davacıya ait binaya kararlaştırılan şekilde izolasyon yapılması halinde işin amacına ulaşamayacağını ve davacıyı bundan haberdar ettiğini savunmakta ise de, bu savunmasını doğrulayan bir kanıt sunmamıştır. Meydana getirilen imalatın tekniğine uygun bulunmadığı ve yine sökülüp yapılması gerektiği tespit raporu ve mahkemece alınan bilirkişi raporu ile saptanmıştır. Bu durumda mahkemece, davalıya işin bedeli olarak ödenen miktarın davacıya iadesine, davalıya başkaca borçlu bulunmadığının tespitine ve su sızıntısı sebebiyle davacıya ait evin kartonpiyerlerinde oluşan zararın tespiti ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”30

Eğer yüklenici, uyarı yükümlülüğünü yerine getirmişse sorumluluğu söz mevzusu olmaz.

* “…Davalı iş sahibince geçici kabulün yapılmamasının sebebi dikilen direklerde eğilme, yanal deplasman ve kılcal çatlak şeklinde ayıpların oluşması ve bu ayıplardan davacı yüklenicinin görevli tutulmasıdır. Davacı yüklenici, direklerdeki ayıpların kusurundan değil, teknik şartname ve TSE standartlarındaki eksiklikten kaynaklandığını, ihaleden önce davalı iş sahibince hazırlanmış bir proje bulunmadığından tip projeyi ve uygulama projesini ihale evrakında yer alan şartnamelere göre hazırladığını, onaylanmasını takiben de bu projelere gore işe başladığını, dikilen 10-12 adet direkte travers montajından sonrasında travers yönünde eğilmeler oluşması üzerine 24.7.2000 tarihli yazı ile davalı iş sahibini uyardığını, davalının 27.7.2000 tarihindeki cevabi yazı ile onaylı proje doğrultusunda tesis faaliyetine devam edilmesi yönünde talimat verdiğini, bu talimat üzerine işi onaylı projesine ve sözleşme eki teknik şartnamelere nazaran tamamladığını, ayıplardan bir sorumluluğu bulunmadığını savunmuştur. Yargılamada alınan bilirkişi kurulu raporunda meydana getirilen imalatın sözleşme eki teknik şartnamelere ve TSE 997 standardına uygun olduğu, imalattaki ayıpların ihale evrakında yer edinen teknik şartname ile TSE 997 standardının ihale mevzusu işe uygun olmamasından, davalı iş sahibince ihale şartnamesinin teknik olarak yanlış hazırlanmasından kaynaklandığı, uyarı görevini yerine getirdiğinden davacı yüklenicinin bir kusurunun ve ayıplar sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığı, işin geçici ve kati kabullerini yapmanın mahkemenin görevi dışında olup, bu işlemlerin davalı iş sahibince yapılması gerektiği, kati hesabın da tarafların mutabakatı ile çıkarılması gerektiği bildirilmiş, alacak-borç hesabı yapılmamıştır… Dolayısıyla davalı iş sahibi davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan ayıpları Davacı yüklenici, davalı iş sahibine verdiği 24.7.2000 tarihindeki yazı ile ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğinden teknik şartname ve TSE standardının noksan ve yetersiz oluşundan meydana gelen ayıplardan sorumlu tutulamaz. Gerekçe göstererek eserin kabulünden kaçınamaz. Bilirkişilerce yapılan işler sözleşme ve eklerine uygun bulunduğundan ve eserin reddi koşulları oluşmadığından mevcut hale gore işin geçici ve kesin kabullerinin davalı iş sahibince yapılması, kesin hesabının da çıkarılması gerekir…”31

Yüklenici kendisine verilen projenin veya teknik şartnamenin, imalatın gerçekleştirilmesine uygun olmadığını, yetersiz kaldığını anlamalı, bilmeli ve bu hususta iş sahibini uyarmalıdır.32 Çünkü, işin ehli olmayan iş sahibi bunları bilemeyebilir. Yüklenici ise, data, deneyim ve tecrübesi olan kişidir.

* “…Mahkemece dış cephe cam mozaik kaplama imalatındaki gizli ayıpların giderilme bedelinden davacı iş sahibi idarenin kusuru sebebiyle %30 oranında indirim yapılmıştır. Bilirkişilerce iş sahibinin kusuru teknik şartnamenin yetersiz oluşuna dayandırılmıştır. Bilirkişi kurulu raporunda, ısı farklılıklarından dolayı geniş yüzeyli alanlarda yapışma ve genleşmeye karşı ilave ek tedbirler alınması, özel katkılı yapıştırıcılar kullanılması ve ilave genleşme derzleri açılması gerektiği, bu yönlerden teknik şartnamedeki tarifin yetersiz olduğu belirtilerek davacı yönetim hasarın oluşumunda %30 oranında kusurlu bulunmuştur. Davalı yüklenicinin BK'nın 357/III. Maddesi uyarınca genel, sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin ( BİGŞ )13. Maddesi ihtarnca özel suç duyurusu yükümlülüğü vardır. BK'nın 357/III. Maddesine bakılırsa yüklenici imalatın noktası noktasına muntazaman icrasını tehlikeye koyacak bir hal hadis olursa iş sahibini bundan derhal haberdar etmeye mecburdur. Aksi takdirde bu tarz şeylerin neticelerini tahammül etmekle mükelleftir. Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 13. Maddesine göre de yüklenici kendisine verilen projelerin, teknik belgelerin, teslim edilen işyerinin, malzemenin veya talimatın sözleşme ve eklerinde bulunan hükümlere aykırı bulunduğunu yada teknik ve sanat kurallarına uymadığını ileri sürerse bu husustaki karşı görüşlerini teslim ediliş veya yönerge alış tarihinden başlayarak 15 gün içinde hem denetim teşkilatına, bununla beraber idareye yazı ile bildirmek zorundadır. Bu süre aşılınca müteahhidin itiraz hakkı kalmaz. Müteahhidin iddia ve itirazlarına karşın idare işi kendi istediği gibi yaptırdığı takdirde müteahhit bu uygulamanın sonunda doğabilecek sorumluluktan kurtulur. Somut vakada davalı yüklenici teknik şartnamedeki tarifin yetersiz olduğu teknik şartnamede belirtilen malzemenin ve yapım usulünün aksine imalatta özel katkılı yapıştırıcılar kullanılması ve ilave genleşme derzleri açılması gerektiği yönünde idareyi uyardığını ispatlayamamıştır. Bundan dolayı idareye kusur atfı mümkün değildir. Mahkemece davacı idareye %30 oranında kusur verilerek ve hesaplanan miktardan bu oranda indirim yapılarak sonuca gidilmesi doğru olmamış, sonucun bu yüzden de davacı idare yararına bozulması gerekmiştir.”33

* “… davalının davacılara ilişkin otelin soğutma ve ısıtma sistemlerinin yapımını 31.5.1986 tarihindeki sözleşme ile yükümlendiğini, ancak işin süresinde bitirilmediğini ve otelin 19.12.1986 tarihinde açılabildiğini, çalışma sırasında da kompresör ve motorların çok gürültü çıkarması sebebiyle kaymakamlıkça sadece belirli saatlerde çalıştırılmasına izin verildiğini, bundan dolayı otelin gereği gibi ısınamadığını, ek olarak 4 odada boruların patladığını, döşemın çalıştırılamadığını… davalı, proje sistemi davacıların seçtiğini, onların seçimine nazaran işi yaptıklarını, kusurun davacılarda olduğunu, sistemin çalışır teslim edildiğini, ancak kullanımda hata olması sonucu arızalandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece kanıtlar toplanmış, sistemin ıslah edilmez nitelikte gizli ayıplı olduğu, yine yapılması gerekeceği, 1987 tutarlarına göre bu işlemin 55.000.000 liraya çıkabileceği saptanmış, eski sistemin hurda değerinin 6.100.000 lira olduğu göz önünde alınarak toplam dilek olan 30.000.000 liradan hurda malzeme kıymeti de düşülerek geri kalan paranın ödenmesine karar verilmiştir… Sistemi tercih eden ve projeyi yaptıran davacıların, projenin hatalı olduğunu bilebilecek durumda olmadığı açıktır. Data, edinim ve durumu itibariyle bu işlerden anlaması lüzumlu yüklenicinin, projeyi denetim ederek, işin yapılmaya elverişli olup olmadığını saptaması, proje, fen ve sanat kurallarına aykırı ise bunu iş sahibine ihbar etmesi gereklidir. Vakasımızda kusurlu projeyi yüklenici iş sahibine teslim etmemiştir. Bundan dolayı doğacak zararlardan mesuldür…”34

* “…Dosyada yer alan 26.9.2001 günlü bilirkişi raporundan davacının mimarı proje ile betonarme projeler arasındaki uyumsuzluğu bir yana bırakarak imalata devam edip, bina balkonlarında 35. Santimetre.Lik taşkınlık yaptığı, bundan dolayı inşaatın ilgili belediyece mühürlenerek durdurulduğu, bunun üzerine de 29.5.2000 tarihinde davalı iş sahibinin sözleşmeyi feshettiği anlaşılmaktadır. İşinin uzmanı olması ihtiyaç duyulan yüklenicinin eseri sözleşmeye, projelerine ve kamu düzeni ile ilgili bayındır mevzuatına uygun yapması asıldır. BK.Nun 357.Maddesi hükmünce işin devam etmiş olduğu sırada projeler iş sahibince verilse bile iş sahibinin verdiği malzemenin kusurlu olduğu anlaşılırsa, yüklenicinin bu durumu iş sahibine bildirmesi gerekir. Aksi takdirde yüklenici neticelarına katlanmakla mükelleftir. Vakada, yüklenici, mimari ve betonarme projeler arasındaki uyumsuzluğa karşın durumu iş sahibi kooperatife bildirmeyerek imalata devam etmek suretiyle neticeta iş sahibine mali külfet getirir şekilde, iş ürettiğinden ve bu haliyle ortaya çıkan eser yapımının İdari merci olan belediyece durdurulmasına niçin olduğundan fesihte kusurludur…”35


Yukarıdaki olaylarda yüklenici zararın hepsindan görevli tutulurken, öteki bazı durumlarda, iş sahibinin verdiği veya kabul etmiş olduğu hatalı projeye nazaran imalatı yapan yüklenicinin ikinci derecede kusurlu bulunduğunun kabul edilmesi veya iş sahibinin kusurunun da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

* “…Davacı idarenin yaptığı bulgu ve bulgu ilavesi ile bulmuş olduğu 22.500.000 TL. Ihale bedeli üzerinden % 10 tenzilatla köprü inşaatını yüklenen davalının 30.10.1985 tarihinde işi tamamladıği ve idarece 11.4.1986 tarihinde geçici kabulünün yapıldığı ancak 15.4.1986 tarihinde yağan yağmur sonucu oluşan fezeyanın köprü ayağının çökmesine ve iki tabliyenin kırılmasına niçin olduğu hususu tartışmasızdır. Meydana gelen bu vakaı inceleyen bilirkişiler köprü yerinin iyi seçilmediği ve projenin bu köprünün yapımı için kafi olmadığı sebepleri ile köprünün yıkıldığını saptamışlardır. Gerçekten yer tesbiti ve proje idarece yapılmış olmakla köprünün yıkılmasında idarenin 1. Aşama kusurlu olarak kabulü doğrudur. Ancak, Borçlar Kanunun 357. Maddesi hükmünce, müteahhit köprü yerinin isabetli olup olmadığını ve kendisine verilen projenin fenne ve amaca uygun ve muntazam şekilde icrasını tehlikeye koyacak bir halin varlığını tesbit ederse durumu iş sahibine derhal haberdar etmek mecburiğundadır. Oysa davacı idarenin kusur sebepleri davalı yüklenici tarafınca, inşaat öncesi ve inşaat sırasında incelenmemiş ve böylece ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmakla davalının da ikinci derecede müterafık kusurlu olarak görevli tutulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davalının anılan yasa hükmünden meydana gelen sorumluluğunun oranı ile olay zamanı itibariyle idarenin gerçek zarar miktarı bilirkişilerden alınacak raporla saptanarak zarardan davalının mütefarık kusur oranına isabet edecek miktara yargı kurulmasından ibaretir. Mahkemenin bu hususları gözetmeden davayı reddetmesi doğru görülmemiştir.”36

* “Davalının üstlendiği iş doğalgaza dönüşümün yapımıdır. Sözleşme tarihi saygınlıkıyla ülkede çok yeni olan bu işin amacına ne aşama yaklaşacağı, iyi mi bir sonuç vereceği hemen hemen kesinlık kazanmış ve yerleşmiş değildir. İşin teknik ağırlıklı olduğu da kuşkusuzdur. Bunlardır ki, işin ehli olan yüklenici şirket projenin çizimini de üstlenmiştir. Yüklenicinin BK'nun 357. Maddesi hükmünce yapılacak işin neticeları bakımından özellikle malzemenin seçiminde iş sahibini bilgilendirmesi gerekir. Sözleşmenin 5. Maddesinde belirtildiği gibi, sorumluluğu üstlenip malzemeyi seçen işsahibi 184.000 Kcal/h kapasiteli kazanı tercih etmiştir. Yanlar arasındaki karşılık de götürü olarak, bu seçim dikkate alınarak kararlaştırılmıştır. Neticeta konulan kazanın amacına uygun düşmediği ise bilirkişi incelemesi ile sabittir. Bu durumda: Proje tanzimi de üstlenerek, yapmış olup teslim etmiş olduğu eser amacına uygun olmadığından yüklenici kusurludur. Ne varki; mevcut kazanın iş sahibi tarafından tercih edildiği de sözleşmeden anlaşılmakla BK'nun 361. Maddesi hükmünce iş sahibinin de kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Daha yüksek kapasitede kazanın tercihi halinde kararlaştırılan götürü bedelin de daha yüksek olacağı doğaldır. O halde bilirkişiden görüş alınarak, icabında endüstri odasından da fiyat sorularak sözleşme tarihinde konulması gereken kazan ile konulmuş olan kazan fiyatları arasındaki farkın saptanması, bu bedelin davalıya ödenmesi koşuluyla kazanın değiştirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hükme varılması isabetli ve hakkaniyete uygun olmamıştır…”37

Eğer zararlı sonucun doğmasında yüklenicinin bir fonksiyonu yoksa sorumluluğuna gidilemez.

* “…Yüklenici eseri meydana getirirken özen borcu gereği iş sahibini bilgilendirme ve aydınlatmakla yükümlü olduğu benzer biçimde iş sahibinin verdiği malzemenin, projenin veya gösterdiği arsanın kusurlu bulunduğunu görünce veya işin devamına engel bir hal ile karşılaşırsa derhal iş sahibini uyarmak ve yapılması ihtiyaç duyulan hususta onu bilgilendirmekle yükümlüdür. Tüm bu genel açıklamalardan sonra somut vakaya gelince; 2.6.2009 tarihli sözleşme uyarmanca zemin ve bodrum dairesinin iç ve dış izolasyon imalatına yüklenici tarafınca 5 yıl garanti verilmiş, garanti süresinde eserde meydana gelen ayıpların giderilmesi iş sahibinin 25.3.2009 tarihli uyarııyla yükleniciye bildirilmiştir. Garanti süresinde ortaya çıkan imalat ayıplarından yüklenicinin görevli olduğu kuşkusuz ise de, mahallinde uzman bilirkişiyle meydana getirilen inceleme sonucu alınan raporlarda, imalatın sözleşmesine uygun tamamlandığı, ancak yeraltı su seviyesi yüksek olduğu için, bina duvarları ve kolonların yerin rutubetini alması sonucu duvarlarda ve iç kolonlarda, boya ile sıva kabarmalarına, dökülmelere, yeşillenmelere niçin olduğu belirtilmiştir. Görülüyor ki eserdeki ayıplar yeraltı su seviyesinin yüksek olmasından meydana gelmektedir. Sözleşmede zemin izolasyonu yapmak yüklenicinin görevi olmadığı benzer biçimde yeraltı suyu konusunda da iş sahibince ihtarlmamış, aksine zemindeki karolar sökülerek yenilenmesi kabul edilmiştir. Yani binanın inşaası esnasında yapılması ihmal edilen zemin izolasyonu ayıbı sebebiyle yüklenicinin iş sahibini uyarmakla görevli olduğu söylenemez. Bu halde edimini sözleşmeye uygun ifa ettiği teknik bilirkişi incelemesiyle saptanan yüklenicinin, iş bedelini istemekte haklı olduğu kabul edilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan hukuki değerlendirmede bilirkişi görüşüyle bağlı kalınarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından karar, bozulmalıdır.”38

* “…Yanlar arasındaki sözleşmede tarafların, yüklenmiş oldukları edimlerinin kapsamı belirlenmiştir. Sözleşmede işin süresi, taraflarca sözleşme tarihinden başlamak üzere 15 gün olarak kararlaştırılmıştır. Tarafların açıklamaları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde yüklenici davacı tarafından yapılan işin tamamlanıp davalıya tesliminden derhal sonra davalı tarafından hafriyat kazısına başlandığı; davalının edimi kapsamında olan ve davacı tarafından meydana getirilen işin güvenlik ve mukavemetini sağlayacak başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması işinin 28 gmeşhurk priz müddetini beklemeden davalı yanca hafriyat kazısı işine başlanması sonucu mini kazıkların çöktüğü sonucuna varılmaktadır. B.K.'nun 357. Maddesi hükmü gereğince davacının, davalıya karşı “genel ihbar yükümlülüğü” söz mevzusu ise de; davacının yaptığı işin yapım süresi içinde işin gereği benzer biçimde yada vakitında meydana getirilmesini tehlikeye koyacak bir durum ortaya çıkmadığından ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden söz edilemez. Kaldı ki, davalı, başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması gereken süre ve zamanı bilebilecek durumdadır. Davacı yanca meydana getirilen işin, ayıplı yapıldığı da davalı tarafınca yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Ayıp, yasa ve sözleşme hükümlerine gore bir malda yahut eserde bulunması gereken niteliklerin bulunmaması; bulunmaması ihtiyaç duyulan bozuklukların da bulunmasıdır. Davacı tarafından meydana getirilen mini kazık-ankraj imalatının “kabul edilemeyecek derecede” ayıplı olduğu yahut bedelde indirimi gerektirecek yada ayıpların giderilme bedelinin istenmesini gerektirecek derecede olduğu bilirkişilerce meydana getirilen incelemeler sonucunda da saptanamamıştır. Belirlenen vaziyet bu olunca da; davalı, 818 Sayılı BK'nın 360. Maddesi hükmünde düzenlenen haklardan herhangi birisini kullanamaz. 09.07.2007 tarihindeki bilirkişi kurulu raporu ile buna ek rapor hüküm verilmesine elverişli olarak görülmüştür. Çünkü yukarda açıklandığı üzere; davacının yaptığı işlerin ayıplı olduğu kanıtlanamadığı gibi; zararlı sonucun oluşumunda etkili kusurunun varlığı da tespit olunamamıştır. Davalının, davacı tarafınca kendisince yapılması ihtiyaç duyulan başlık ve göğüsleme kirişlerinin yapılması imalatı ile ilgili teknik data verme ediminin yerine getirilmediğine yönelik savunması da kabul edilemez. Çünkü yanlar arasındaki sözleşme hükümleri incelendiğinde; davacının sözü edilen edimi yüklenmediği açıklıkla anlaşılmaktadır. Davacı, yüklendiği edimini ifa ettiğinden hak edilen ve istenebilir olan iş bedelinin tahsilini davalıdan talep edebilir…”39

Yukarıdaki kararlar beraber değerlendirildiğinde, yüklenicinin sorumluluğunun vakasın özelliği dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği sonucuna varılır.40 Buna göre meydana getirilen işin niteliği, kapsamı41, yüklenicinin data, tecrübe, kapasite ve diğer özellikleri, iş sahibinin yapım işindeki fonksiyon ve konumu42, denetim ve denetim teşkilatının varlığı benzer biçimde hususlar dikkate alındığında;

a)İhbar yükümlülüğünü gerektiren husus, çok açık bir şekilde anlaşılır nitelikteyse, yüklenici tamamen kusurlu sayılmalıdır. Örneğin projeye aykırılığın derecesi yüksek, bir başka anlatımla aykırılık kolayca anlaşılabilir nitelikteyse, daha da somutlaştırırsak, projede teras çatıda yalıtım öngörülmemişse, yalıtım yapılması gerektiği mevzusunda, inşaat işinden anlamış olmayan iş sahibine ihtarda bulunmayan yüklenici, doğacak zararların tüm bunlarndan (Örneğin, alt kattaki bağlarımsız bölümün tavanının kabarmasından, elektrik döşemının arızalanmasından vs. ) sorumlu olmalıdır. Aynı şekilde, temel kazısında, zeminden çamur çıkması sonucu, kendisine verilen projedeki temel sisteminin zemine uygun olmadığını anlayan yüklenici, durumu derhal iş sahibine suç duyurusu etmelidir.43

b)İhbar yükümlülüğünü gerektiren hususun anlaşılması rahat değilse, yüklenici, iş sahibi yada üçüncü kişilerin (örneğin denetim mühendisi, denetim kurumu vs.) kusurları oranında sorumluluğun belirlenmesi mümkün olabilir. Örneğin, proje mühendisi çatıdaki bir bölüme taşıyıcı kirişlerden birini koymayı unutmuş; imalat esnasında kontrol mühendisi ve yüklenici de lüzumlu özeni göstermeyerek bu eksikliğin farkına varmamış ve aşırı kar yükü sonucu çatı çökmüşse, oluşan zararlı neticetan sorumluluğun tespitinde, projeci, iş sahibi, kontrol mühendisi, yapı denetim şirketi ve yüklenicinin kusurları dikkate alınabilir.

C)Eğer suç duyurusu yükümlülüğünü gerektiren hususun anlaşılması, yükleniciden beklenemeyecek nitelikteyse, yüklenicinin olumsuz sonuçlardan sorumlu olmadığı kabul edilmelidir. Örneğin hiç bir benzeri ve örneği olmayan özgün bir mimari proje bakılırsa yapılacak uzay kafes sistemli çelik yapıdaki projelendirme hatasının uygulayıcı tarafından anlaşılması mümkün olmayabilir. Projedeki hatanın, ancak detaylı bir sistem tahkiki ile anlaşılabildiği durumda, doğacak zararlı neticelardan proje müellifi görevli tutulmalıdır.

Karşılık karşılığı meydana getirilen inşaatın depremde yıkılması sonucu uğranılan zararın yükleniciden tahsiline yönelik davada, TBK m 472 (BK m 357) ihtarnca ihbar yükümlülüğünü getirmeyen yükleniciden kendisine (yükleniciye) ödenen bedelin iadesinin talep edilebileceğine karar verilmiştir.

* “Dava, eser sözleşmesinden meydana gelen ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak olarak yapılan binanın depremde ağır hasar görüp yıkılması nedeniyle uğranılan zararın yüklenici ve proje müellifinden tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece inşaat tapusuz yerde ruhsatsız ve kaçak yapılıp imara uygun hale getirilmesi mümkün olmadığından sübut bulmayan davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı kooperatif ile davalı yüklenici şirket arasında imzalanan adi yazılı düzenlenmiş tarihsiz Konut Yapı Özel sözleşmesi karşılık karşılığıdır. 3194 sayılı İmar Kanunu'na bakılırsa istisnalar dışında inşaata başlamadan önce tüm yapılar için inşaat ruhsatı alınması zorunludur. Sözleşmede inşaat ruhsatı alma yükümlülüğünün kime ilişik olduğu belirtilmediği benzer biçimde arsa sahibi tarafınca yükleniciye bu konuda vekaletname verildiği de ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. O halde inşaat ruhsatı alma görevi arsa sahibine ait ise de; davalı yüklenici işinin ehli basiretli bir tacir benzer biçimde eseri fen ve teknik kurallara gore meydana getirmeyi üstlendiğinden ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak inşaat yapılamayacağını bilmesi gerekir. Yüklenici BK’nın 357. Maddesi hükmüne nazaran ruhsatsız, imara aykırı ve kaçak inşaat yapılamayacağına dair uyarı görevini yerine getirmeden inşaata başlamamalı ve sürdürmemelidir. Aksi halde uyarı görevini yerine getirmeyen yüklenici neticelarından görevli olur. Bu durumda mahkemece davalı yüklenicinin uyarı görevini yerine getirip getirmediği araştırılarak, yerine getirdiğinin kanıtlanamaması durumunda davacı arsa sahipleri ödedikleri iş bedelini geri istemekte haklı olacaklarından bu miktarın saptanarak yükleniciden tahsiline karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve yanlış değerlendirme sonucu yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, sonucun bozulması gerekmiştir.”44

Kanımca yukarıdaki vakada, inşaatın tapusuz bir alanda ve ruhsatsız yapılması söz mevzusu olduğundan kati hükümsüzlük (butlan) (TBK m 27) (BK m 20) söz konusudur. Her iki tarafın da bilgisi dahilinde inşaatın yapıldığı anlaşılmaktadır. İnşaatın tapusuz yerde, kaçak yapıldığını iş sahibinin bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki Kararda inşaat ruhsatı alma yükümlülüğünün de iş sahibine ilişik olduğu açıklanmıştır. TBK m 81 (BK m 65) de, hukuka yada ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şeyin geri istenemeyeceği açıklandığinden, açılan dava reddedilmeliydi.45

4)İNŞAATIN ZAMANINDA TESLİMİNİ TEHLİKEYE SOKAN BİR DURUMUN ORTAYA ÇIKMASI

İnşaatın süreında teslimini tehlikeye sokan bir durumu iş (arsa) sahibine suç duyurusu etmeyen yüklenici, bunun negatif her türlü sonucuna katlanacaktır. Örneğin, teslimdeki gecikmede hiçbir kusuru olmasa bile, bu gecikmeden iş (arsa) sahibini haberdar etmeyen yüklenici, iş sahibinin bundan dolayı gerekli önlemleri alamaması nedeniyle uğradığı zararları tazmin edecektir.46
Daha önce de belirttiğim benzer biçimde, inşaatın vakitında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde, ek süre verilmesini gerektiren durumlar bakımından detaylı inceleme yapılacaktır. İhbarın yapılmaması halinde ek süre verilmesinin şartları dışındaki sorumluluk araştırma konumuz haricinde bırakılmıştır.
Bu husustaki incelemeyi, kat karşılığı ve bedel karşılığı inşaatlar bakımından iki alt başlık altında yapalım.


4.1-KAT KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMELERİ BAKIMINDAN TESLİM SÜRESİNİN UZAMASI47

Uygulamada geç teslimin niçin olduğu hukuki sonuçları bertaraf etmek amacıyla yüklenicilerin, teslim süresinin uzaması gerektiğine dair savunmalarına çoğunlukla rastlamaktayız. Bu savunmalara kıymet verilmesi için, gecikmenin arsa sahibi nezdinde olup olmadığı, arsa sahibinden kaynaklanıyorsa, arsa sahibine ihbarın yapılıp yapılmadığı, arsa sahibi dışındaki nedenlerle oluşan uzama süresinde yükleniciye bir kusur yüklenip yüklenemeyeceği şeklinde hususlar değerlendirilmelidir.

Bu konudaki Yargıtay uygulamasına aşağıdaki örnekler verilebilir.

Arsanın boş ve ayıpsız teslimi borcu arsa sahibine aittir. Arsa üzerindeki binanın, gecekondunun, atölyenin vs. Yıkımı ve arsanın teslimi borcunun yerine getirilmemesi nedeniyle ihtiyaç duyulan sürenin dikkate alınması gerekir. 48

Arsanın komşu parsele tecavüzlü olduğunun sonradan anlaşılması halinde, tecavüzün giderilerek, parselin inşaat yapımına uygun hale getirilmesine kadar işleyecek sürenin teslim süresine ilavesi gerekir.49

deprem sebebiyle inşaatların durdurulması söz mevzusu olduğunda, bu sürenin idareden öğrenilerek teslim süresine eklenmesi gerekir.50 deprem sebebiyle inşaatlar durdurulmasa bile, depremin ruhsal etkisi dikkate alınarak makul bir ek süre belirlenmelidir.51

deprem nedeniyle veya başka nedenle değişen mevzuat sonucu, daha fazla imalat, özellikle de güçlendirme yapılması söz konusu olduğunda, bu imalatın yapım süresinin, teslim süresine eklenmesi gerekir.52

Yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması nedeniyle, belediye tarafınca inşaatın devamına izin verilmemesi halinde, yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan gecikmenin teslim süresine eklenmesi gerekir.53

İmar planı veya bayındır uygulamasının kesinleşmesindeki gecikmenin de teslim süresine eklenmesi gerekir.54

Arsa sahibinin muvafakatı ile yapılan imar planı ve proje tadilatlarında, resmi mercilerde geçen süreler dikkate alınacaktır.55

Taşınmazdaki belediye veya hazine hissesinin alımı ile ilgili olarak idare tarafınca yaratılan gecikmenin (satışların belli bir süre durdurulması şeklinde) dikkate alınması gerekir.56

Jeolojik etüdlerin tamamlanmaması nedeniyle yapı kullanma izni veya inşaat ruhsatı verilmemesi halinde de, yükleniciden kaynaklanmayan bu gecikmenin dikkate alınması gerekir.57

Aynı şekilde idarenin geçici olarak inşaatları durdurma kararı veya idareden kaynaklı gecikmeler dikkate alınmalıdır.58
Sözleşme dışı (fazladan) meydana getirilen imalatların teslim süresine etkisi dikkate alınmalıdır.59

İnşaatın yapımını engelleyecek şekilde, üçüncü bir bireyin açtığı davanın, davada verilen önlem sonucunın yada yönetimsel yönden aldığı men kararının teslim süresine etkisinin dikkate alınacağı açıktır.60

Uygulamada yüklenicinin inşaatın süresinin uzamasına yol açan vakaları ileri sürmesi ihtimali için, inşaatın sözleşmedeki bitim tarihine yukarıdaki olguların sebep olduğu gecikme süresi eklenip ona nazaran inşaatın teslim edilmesi gereken tarih belirlenmektedir.

Yargıtay, yukarıdaki örneklerde inşaatın süreında teslimini tehlikeye sokan durumun arsa sahibine ihbar edilip edilmediğini irdelemeksizin teslim süresinin uzadığını kabul etmiştir.

Oysa inşaatın süreında teslimini tehlikeye sokan bir durumun ortaya çıkması halinde ek süre verilmesinin lüzumlu olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir.

1)Kanımca, öncelikle gecikmeye neden olan durumun arsa sahibinin sorumluluğunda kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Arsa sahibinden kaynaklanan gecikmeyi, arsa sahibinin önleme imkanı varsa, suç duyurusu yapılması zorunludur. Bu suç duyurusun geç yapılması (zamanında yapılmaması) sonucunda oluşan gecikmeye yada suç duyurusun yapılmaması nedeniyle teslim süresindeki uzamaya yüklenici katlanmalıdır.

Örneğin, bayındır mevzuatından kaynaklanan başvurunun yapılması konusunda arsa sahibini uyarmayan yüklenici, geç teslim sebebiyle dünyaya gelen zarardan mesuldür.

* “…Taraflar arasındaki düzenleme şeklinde 6.12.2005 tarihindeki arsa hisseı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarmanca, eski 354 Sayılı parsel, yeni 44412 ve 44413 ada 1 ve 2 Sayılı parseller üzerine yapılacak inşaatın imar planlarının onayından itibaren 6 ay içinde yapı ruhsatının alınacağı ve bu tarihten itibaren 24 ay içinde yapı kullanım izin belgesi alınmış olarak teslimi kararlaştırılmıştır. İmar planının onaylanarak 17.1.2008 tarihinde tapuya tescil edildiği sabittir. Bu tarihten itibaren sözleşme uyarınca 6 ay içinde kısaca en geç 17.7.2008 tarihine kadar yapı ruhsatının alınması zorunludur. Mahkemece her ne kadar arsa sahibince kamu ortaklaşa iş payı için geç başvuru yapıldığından bahisle bunun alınması için ihtiyaç duyulan dehemmiyet işin süresine ilave edilmiş ise de,yüklenicinin T.B.K.Nın 472/III ( 818 Sayılı B.K.M. 357/III. ) maddesi uyarmanca arsa sahibini uyaran ve bayındır planı tescil tarihini takiben kop düzenlemesi için işlem yapması gerektiğini arsa sahibine bildirdiğini ispata yarayacak herhangi bir kanıt sunulmadığından aradan geçen süreden dolayı arsa sahibini sorumlu tutmak mümkün değildir. Bundan dolayı işin süresi olarak kararlaştırılan 24 ayın 17.7.2008 evveliyatına eklendikten sonra inşaatın teslimi gereken tarihin hesaplanması gerekir…”61

Arsanın sözleşmeye uygun teslimi konusunda çıkan engeli arsa sahibine bildirmeyen yüklenici de bunun sonuçlarına katlanmalıdır.

* “Davacılar vekili müvekkillerine ait 15/8 pafta, 1014 ada 5 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kat karşılığı inşaat yapılması mevzusunda davalı ile 18.5.2007 tarihindeki sözleşme imzaladıklarını, inşaatın ruhsatın alınmasından itibaren 16 ay içerisinde tamamlanıp teslimi gerekirken hiçbir iş yapılmadığını ileri sürerek sözleşmenin feshini ve tapu kaydı üzerine konulmuş olan inşaat şerhinin kaldırılmasını talep ve dava etmiş, mahkemece asıl davanın ve davalı yanca imalat bedelinin tahsili amacıyla açılan karşı davanın reddine karar verilmiş, verilen karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Yanlar içinde sözleşmenin yapıldığı aynı tarihte davalının mühendisi olan F. Ö.'e tapu kayıtlarının intikali, yola terk, kat mülkiyetinin kurulması ve inşaat yapımı mevzusunda her türlü yetkiyi içeren vekaletnamenin verildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmede arsa üzerinde gecekondu bulunmuş olduğu ve bu binanın arsa sahiplerince yıkılarak yükleniciye arsanın boş olarak teslim edileceğine dair bir hükme yer verilmemiş ve vekilin azledildiği tarihe kadar, hatta bundan sonrasında da inşaatın ruhsatının neden alınamadığı mevzusunda davacılara bildirimde bulunulmamış, gecekondunun yıkımı da talep edilmemiştir. Yüklenici işin uzmanı ödatıyla inşaat yapacağı arsanın durumunu görmek, inşaata engel hususlar var ise bunları sözleşmeye geçirmek yada engellerin ortaya çıkmasından itibaren makul bir süre içerisinde arsa sahiplerine durumu bildirip, var ise inşaata engel hususların ortadan kaldırılmasını talep etmekle yükümlüdür. Dosya kapsamında davanın açıldığı tarihe kadar yüklenici tarafınca aslabir uyarı yapılmadığı, inşaat ruhsatının alınmadığı ve önemli bir imalat da gerçekleştirilmediği görülmektedir. Sözleşmede kararlaştırılan inşaat süresi ve davanın açıldığı tarih itibariyle kalan süre dikkate alındığında davalının temerrüdünün gerçekleştiği ve davacıların akdin feshi istemlerinin haklı olduğu sonucuna varılmaktadır. Zira mahkemece arsa sahiplerince oluşturulan sözleşmenin feshi ve tapudaki inşaat şerhinin terkinine dair davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.”62

Sonuç olarak, inşaatın vakitında bitirilmesi için arsa sahibinin yapması ihtiyaç duyulan işlemler bakımından uyarmalması gerekmektedir. Bu uyarının yapılmamasının veya geç yapılmasının sonuçlarına, özellikle de sözleşmede belirtilen teslim süresinin geçmesi nedeniyle doğan gecikme tazminatına yüklenici katlanmalıdır.

Arsa sahibinden kaynaklanan gecikmeyi, arsa sahibinin önleme imkanı yoksa bir başka anlatımla ihbar yapılsa bile teslimdeki gecikme önlenemeyecekse, bu gecikmeden yüklenici sorumlu tutulmayacaktır.

2)Arsa sahibine yüklenemeyen nedenlerle teslimde gecikme oluşmuşsa, bu gecikmedeki yüklenici kusurunun tespit edilmesi gerekir. Şayet yüklenici kusurlu ise, gecikmeden görevli olacaktır. Yüklenicinin kusurunun olmadığı uzama sürelerinin ise teslim süresine eklenmesi gerekir.

Sözleşmede öngörülmemiş, ancak sonradan zorunluluk sebebiyle meydana getirilen tevhit, ifraz, imar uygulaması şeklinde işlemler için geçecek süre dikkate alınmaktadır.63

• “Yanlar arasındaki 4.10.1992 tarihindeki Düzenleme kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile davalı yüklenici davacının da hissedar olduğu 12 parsel ile 11 parselin tevhidi sonucu meydana gelecek yeni parsel üzerine zemin dahil beş katlı bina inşaatını üstlenmiş, sözleşmede inşaatın mukavele tarihinden itibaren 24 ayda bitirileceği, bitirilmediği taktirde müteahhidin o tarihteki rayiç kira bedellerini ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Karşıyaka Belediyesi İmar Müdürlüğü'nün dosyada mevcut 23.10.1996 gün, 5/2415 Sayılı cevabi yazısına bakılırsa 11 ve 12 parselin tevhidi ile oluşan 39 parsel üzerinden taşınmaza 27.11.1992 tarihinde yeni inşaat ruhsatı düzenlenmiş, 9.2.1993 tarih 5/245 Sayı ile de tadilat müracatı yapılmıştır. Sözleşmeye gore tevhit işlemi gerçekleştirilmeden inşaata başlanması mümkün olmadığından davalı yüklenicinin tevhidin gerçekleştirilmesinde ve tevhitle oluşan 39 parsele inşaat ruhsatı alınarak inşaata başlanmasında bir gecikmesi olup olmadığı araştırılmadan ifa süresinin 4.10.1991 sözleşme tarihinden başlatılması doğru görülmemiş, davalı savunmasında inşaatta sözleşme dışı işler yapıldığını, bunun da sürenin uzamasına etkili olduğunu ileri sürdüğü biçimde bu yön üzerinde de yeterince araştırma ve araştırma yapılmayarak hüküm tesis edilmiştir. Mahkeme sonucunda her ne kadar tevhit işleminden önce inşaata ruhsat alındığı, davalının sözleşme dışı yaptığı bir işin de bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu hususları doğrulayan bir kanıt dosyada yer olmadığından dayanaksız bulunmuş, yukarda değinilen yönlerden kafi araştırma ve araştırma yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi sebebiyle karar bozmayı gerektirmiştir.”64

Fakat, birleştirme, salgı, imar uygulaması, isim tashihi, intikallerin yapılması benzer biçimde işlemlerden, sözleşmeyle yüklenici görevli tutulmuş ve bu işlemler dikkate alınarak teslim süresi belirlenmişse, sadece idareden kaynaklanan olağanüstü gecikmelerin dikkate alınması gerekir.65

Arsa sahibinin insiyatifi haricinde ve yüklenicinin bir kusuru olmaksızın meydana gelen gecikmeden yüklenici sorumlu değildir.

Arsanın boş ve ayıpsız teslimi borcu arsa sahibine aittir. Arsa üzerindeki binanın, gecekondunun, atölyenin vs. Yıkımı ile ilgili yükleniciye vekaletname verilmiş veya bu işlemlerin yükleniciye ilişkin olduğu açıkça sözleşmede kararlaştırılmışsa, arsa üzerindeki bu imalatların kaldırılması ile ilgili gecikmeden yüklenici sorumlu olacaktır. Fakat, yüklenicinin bir ihmal ve kusuru olmaksızın, üçüncü ferdin dava açarak, yıkımın durdurulması ile ilgili tedbir kararı alması halinde, bu kararın yürürlükte olduğu sürenin teslim süresine eklenmesi gerekir. Sadece arsa sahibi durumun kendisine süresinde ihbarı halinde, tedbiri kaldırabileceğini kanıtlarsa, muhtemel kalkma süresi dışındaki önlem süresinin, teslim süresine eklenmesi söz mevzusu olmayacaktır. Örneğin üçüncü kişi bayındır uygulamasını iptal ettirmiş ve daha sonra da oluşan yolsuz tescilin düzeltilmesi davasında önlem kararı almış, yüklenicinin arsa sahibine durumu geç bildirmesinden sonrasında, arsa sahibi, bayındır uygulaması iptal nedeninin parsel bazında bulunduğunu, kendisini etkilemediğini belirterek tedbiri kaldırmışsa, suç duyurusun yapılması gerektiği süre ile yapıldığı süre arasındaki gecikmeden yüklenici görevli tutulmalıdır.

Zelzele sebebiyle inşaatların durdurulması söz konusu olduğunda, bu sürenin idareden öğrenilerek teslim süresine eklenmesi gerekir. Deprem nedeniyle inşaatlar durdurulmasa bile, depremin ruhsal etkisi dikkate alınarak makul bir ek süre belirlenmelidir. Bu benzer biçimde durumlarda kusurlu olmayan yüklenicinin gecikmeden görevli tutulması mümkün değildir.

Zelzele sebebiyle yada başka nedenle değişen mevzuat sonucu, daha fazla imalat, özellikle de güçlendirme yapılması söz mevzusu olduğunda, bu imalatın yapım süresinin, teslim süresine eklenmesi gerekir. Çünkü, fazla imalat, kamu düzeni ile ilgili bayındır mevzuatından kaynaklanmakta olup, sözleşme tarihinde öngörülebilir değildir. Durumun arsa sahibine ihbarı da sonucu değiştirmemektedir.

Yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması nedeniyle, belediye tarafından inşaatın devamına izin verilmemesi halinde, yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan gecikmenin teslim süresine eklenmesi gerekir. Burada, bir tek yapı denetim şirketinin faaliyetinin durdurulması bahane edilerek, inşaatın teslim süresinin uzadığı savunmasına itibar edilmemelidir. YDHK m 8 uyarınca denetim faaliyeti geçici olarak durdurulan veya izin belgesi iptal edilen yapı denetim kuruluşu ile alakalı bu karar ilgili idareye bildirilir ve denetimini üstlendiği yapıların devamına izin verilmez. Bu durumda, yapım faaliyetine devam edilebilmesi için yapı sahibince başka bir yapı denetim müesseseunun görevlendirilmesi zorunludur. Eğer yüklenici, yapı denetim müesseseunun faaliyetinin geçici veya tamamen durdurulması, üzerine makul bir süre içinde yeni bir yapı denetim müesseseu ile sözleşme imzalanmasını sağlamazsa, makul süreyi aşan gecikmeden sorumlu olacaktır. Ayrıca, yapı denetimi kurumunun faaliyetinin durdurulmasının, fiilen inşaatın da durdurulmasına niçin bulunduğunu yüklenici kanıtlamalıdır. Örneğin, inşaatın ince işlerinin (sıvasının, fayanslarının, boyasının vs.) yapıldığı sırada, yapı denetim kurumunun faaliyetinin geçici olarak üç ay süreyle durdurulması yükleniciye ek süre isteme hakkını vermeyebilir.

Arsanın komşu parsele tecavüzlü olduğu sözleşme tarihinde belirli ve bu tecavüzün giderilmesini yüklenici üstlenmiş ise, sadece yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle inşaatın uzama süresi, teslim süresine eklenmelidir. Ancak saldırıün sonradan bayındır uygulaması ile oluşması halinde, tecavüzün giderilerek, parselin inşaat yapımına uygun hale getirilmesine kadar işleyecek sürenin teslim süresine ilavesi gerekir. Saldırı, bundan haberi olmayan arsa sahibine süreında suç duyurusu edilseydi, bundan dünyaya gelen gecikme önlenebilecekse, geç ihbardan dünyaya gelen gecikmeden yüklenici görevli olacaktır.

Jeolojik etütler, bayındır planı yada bayındır uygulamasının kesinleşmesindeki gecikmenin de teslim süresine eklenmesi gerekir. Burada da olayın özelliği dikkate alınmalıdır. Sözleşmenin imzalandığı sırada henüz imar planı veya bayındır uygulaması kesinleşmemiş ve bunlardan sözleşme ile yüklenici görevli tutulmuşsa, yüklenicinin kusuru dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Plan yapılması veya değişikliği ile ilgili teklifi belediye meclisine sunan, sadece teklifin komisyonda beklemesine uzun süre ses çıkarmayan ve takibini yapmayan yüklenicinin gecikmeden sorumu tutulacağı açıktır. Fakat, plan teklifi mecliste kabul edilmesine rağmen, üçüncü bireyin açtığı imar planı iptali davasında verilen yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle yürürlüğe giremiyorsa, kusuru olmayan yüklenici gecikmeden sorumlu tutulamaz.

Arsa sahibinin muvafakatı ile yapılan imar planı ve proje tadilatlarında da, resmi mercilerde geçen sürelerin, taşınmazdaki belediye yada hazine hissesinin alımı ilgili olarak yönetim tarafından yaratılan gecikmenin (satışların belli bir süre durdurulması şeklinde), idarenin geçici olarak inşaatları durdurma ka
(Bu konu en son: 10.01.2017 Tarihinde, Saat: 09:23 düzenlenmiştir. Düzenleyen: siirvehikaye.)
10.01.2017 09:23
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi