Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İnfazın Gevşetilmesinde İzin Kavramı
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
İnfazın Gevşetilmesinde İzin Kavramı
Özgürlükleri elinden alınan her hükümlü, toplumda bozmuş olduğu toplumsal hakkaniyet sağlanana kadar işlemiş olduğu suçun ağırlığına bakılırsa bir infaz kurumunda cezasını çeker. Cezası infaz edilen hükümlü; izin, hastahaneye, Cumhuriyet Başsavcılığına yada duruşmaya sevk, eğitim, öğretim, işyurdu, cezanın ertelenmesi, salıverilme, nakil, deprem, sel gibi naturel afet ve yangın halleri dışında ve yetkili makamca verilmiş yazılı bir emir olmadıkça kapalı kurumun dışına çıkarılamaz. (CeGTİK m.92/1) Kanunda sayılan bu haller haricinde, CMK md. 250 deki örgütlü suçların doğruluğunun tespitindeki işlemde kural dışı olmak üzere hükümlünün kuruluş dışına çıkarılması söz mevzusu değildir.

Bir hükümlünün dış dünya ile ilişkisini güçlendirmenin en naturel yolu, izindir.[1] Çünkü izin, hükümlüyü senelerce çekmiş olduğu mahpusluğun niçin olduğu asosyallikten kurtarmış olur. Ve gene mahpusluğu esnasında ırak kaldığı sosyal çevre ile tekrar kaynaşmasını sağlar. Tahliyesiyle beraber yaşayabileceği işsizlik sorununa kısmi çözüm üretmek için kullanılan bir enstrumantır. İznin öteki bir artısı ise, hükümlünün yakın derecedeki aile bireylerinin başına kanunda belirtilen esaslar dahilinde madden veya manen bir zarar gelmesi durumunda, mahpus bulunan hükümlünün çekeceği düşünsel işkenceyi ve çaresizliği kısmen de olsa gidermesidir.

Biz burada ilgili kanun maddesinin vermiş olduğu yetkilerden sadece hükümlünün izin hakkı kavramı üzerinde duracağız. Dışsal Serbestlik olarak addettiğimiz konuyu mazeret izni, özel izin, iş izni olarak üçe ayırıp iyi mi suiistimal edildiğini ve suiistimalinde ne şeklinde yaptırımların bulunduğunu da mevzu olarak da işleyeceğiz.


I ) HÜKÜMLÜLERE VERİLEN DIŞSAL SERBESTLİK

Hükümlülere verilen dışsal serbestlik, kanun tarafından mazaret izni, özel izin ve iş arama izni olmak üzere üç farklı şekilde düzenlenmiştir. (CeGTİK md. 93) Mazaret izni verilen hükümlüler duruma nazaran muhafız gözetiminde yada özgürçe; özel izin veya iş arama izni verilen hükümlüler ise, serbest olarak izne gidebilirler.[2] Her tür iznin nitelikleri, vermeye yetkili makamları, koşulları arasında farklılıklar bulunmaktadır.[3] Tutuklulara veya hükmen tutuklu sayılanlara izin verilmesi durumu söz konusu olmadığı benzer biçimde, tehlikeli statüde olan hükümlüler içinde izin verilemez. Ayrıca izinde geçen süreler hükümlülükte geçmiş sayılır. ( Tüzük md. 139/2 ) §

1) MAZARET İZNİ

Kapalı ve açık infaz kurumlarında tutulan hükümlüler, hükümlülük sürelerinin beşte birini (1/5) iyi halde geçirmeleri durumunda ve de kendi isteği dahilin de ölüm – hastalık – naturel afetler nedeniyle zarar gören yakın derecedeki akrabalarını görmek için izin alabilirler.(CeGTİK md. 93/1)[4]§ Hükümlülük süresinin iyi halli olarak 1/5’i tutuklu olarak evvelce geçirilmiş ise, tutuklulukta geçen bu süreninde hesaba katılması şarttır.[5]

Müebbet ağır hapis cezasına yargı giymiş olanların mazeret izninden yararlanabilmeleri için yedi yıl üç aylarını iyi hal ile geçirmiş olmaları gerektiğine (CİK m. 14/son) dair hükme benzer bir düzenlemenin CEGTİK m. 94’te yer almaması önemli bir eksikliktir.[6] Gerçektende bu vaziyet ceza infaz kurumlarının sosyalleştirme yönünden bir eksikliğinin olmasına neden olmaktadır. Bu sorunun eski kanunda olduğu şeklinde müebbet ağır hükümlüler lehine düzeltilmesi gerektiği düşüncesine sahibiz.

A) Ölüm Halinde Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş yada çocuğunun ölümü sebebiyle ceza infaz kurumu en üst
amirinin önerisi ve Cumhuriyet Başsavcılığının tasdikı ile, ölüm halinde mazeret izni hükümlüye verilebilir. Hükümlünün yukarıdaki çok yakın derecedeki akrabaları için kanunun madde metninde herhangi bir izahat mevcut değildir. Kanaatimize nazaran hükümlünün üvey ana, baba ve kardeşi için ve de yine resmi olmayan eşi ile, gene resmi olmayan eşinden doğmuş çocuğu için de aynı durumun söz konusu olması, hükümlüye ölüm izninin verilmesini gerektirir.

Hükümlünün yakın derecedeki aile efradına yönelik olarak meydana gelen üzücü olaylar neticesinde, hükümlüye yol haricinde 10 gün kadar izin verilir.(CeGTİK md. 94/1-b) Gidilecek mesafe de göz önünde bulundurularak gidiş - geliş için toplamda 4 günü geçmeyecek şekilde yol izni verilmektedir. (Tüzük md. 138/2) Uygulamada izne gönderilecek her hükümlüye dört gün yol süresi verilmekte[7]dir.

Yakın derecedeki aile bireyleri ile, hükümlü arasındaki akrabalık bağlarıntısı nüfus kaydıyla ispatlanmaktadır. Bununla birlikte vefat eden kişinin kanunda geçen kişilerden biri olup olmadığı ve ölüm vakasının gerçekleşip gerçekleşmediği belgelendirilmek zorundadır. Bu ya ölen kişiye ilişkin üzerinde nüfus müdürünün imzası ve okunaklı mührü bulunan nüfus kayıt örneği ile yada C. Savcısının ölen ferdin bulunmuş olduğu yer C. Savcılığı aracılığıyla yapacağı araştırma ile belirlenmelidir.[8]

b) Ağır Hastalık veya Yaşam Tehlikesi Halinde Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş veya çocuğunun yaşamsal çekince oluşturacak derecede önemli
ve ağır hastalık halinin meydana gelmesi durumunda yol hariç 1 günden 10 güne kadar hastalıkla ilgili olarak izin verilebilir.(CeGTİK md. 94/1b) en çok 4 gün olmak üzere yol izni de ek olarak verilir.( Tüzük md. 138/2) Burada da hükümlünün bizzat kendisinin bir başvuru arzuçesi ile talepte bulunması gerekir.

Hastalanan yakın derecedeki akrabanın hastalığının belgelendirilmesi gerekir.(CeGTİK md. 94/1b) yine kural olarak akrabalık ilişkisi ve kanunda yer alan mertebesi nüfus kayıtla ispatlanmış bir belgenin varlığı ile kanıtlanmaktadır. (Tüzük md. 138/4b) Mazeret iznine sebep olan mevcut konum C. Savcıları arasındaki bildirişim ve araştırma ile saptanmaktadır. Hükümlü disiplin cezası almamış olmalı yada hükümlü disiplin cezası almış ise tüzük hükümlerine göre kaldırılmış olmalıdır.[9] Hükümlünün mahpusluğu boyunca iyi halli olması zorunludur. Yukarıda sayılan durumlar hükümlüde mevcut olduğunda hastalık sebebi ile mazaret iznine, idarenin vermiş olduğu karar doğrultusunda hükümlü sahip olur.

Hükümlü, söz konusu olaylar ile ilgili olarak izin talep istekçesiyle birlikte müessese müdürüne başvurur. Kuruluş müdürü dilekçeyi C. Savcısına, savcıda arzuçede geçen mevcut durumu/durumları araştırdıktan sonrasında şartların gerçekleştiğini belirlerse; arzuçe ve ekleriyle beraber hakkaniyet Bakanlığına gönderir. Hakkaniyet Bakanlığı’ndan onay vardığında hükümlü hastalık nedeniyle mazaret iznini hakketmiş olur.

C) doğal Afet Dolayısıyla Mazeret İzni

Ana, baba, eş, kardeş yada çocuğunun meydana gelen bir doğal afete uğramış olmaları
nedeniyle hükümlüye 1 günden en çok 4 güne kadar yol, 1 günden 10 güne kadar da doğal afet dolayısıyla izin verilebilir. (CeGTİK md.94/1b, Tüzük md. 138/2) Afete maruz kalan akrabanın akrabalık derecesi ve durumu nüfus kaydı yoluyla belirlenir. Yine C. Savcıları içinde yapılacak olan resmi yazışmalarla yada bildirişimle naturel afetin varlığı tespit edilir.

Afet sebebiyle mazeret izni talebinde bulunan hükümlü dilekçesini kurumuna vererek resmiyet kazandırır. Kuruluş müdürü istekçeyi C. Savcısına gönderir. C. Savcısı da mevcut koşulların oluşup oluşmadığını ve afetin olduğu yer C. Savcısı ile yapacağı yazışmalarla veya bildirişimle de afetin varlığının olup olmadığını belirler. Koşulların gerçekleşmesi halinde, C. Savcısı arzuçeyi hakkaniyet Bakanlığı’na gönderir. Hakkaniyet bakanlığından tasdik alan arzuçe, hükümlüye izne çıkmasına hak kazandırır.

D) Mazaret İzninde Göz Önünde Bulundurulması ihtiyaç duyulan Koşullar

· Hükümlünün, hükümlülük süresinin 1/5’ini iyi halle geçirmiş olmasına,
· Mazeret iznine niçin olacak konunun hükümlünün kanunda geçen yakın derecedeki akraba olan ana, baba, eş, kardeş yada çocuğu ile ilgili olması ve bu durumun resmi belge ile belgelendirilmesine,
· Mazeret iznine neden olacak konunun varlığının resmi belgeyle tesbit edilmiş olmasına,
· Kapalı cezaevinde bulunan hükümlülerin refakatçi eşliğinde izne ayrılması, refakatçinin harcırah ve yol giderlerinin hükümlü tarafından karşılanması hususuna,
· Hükümlünün izin mahalline gitmesinde sakınca olup olmadığına dair zabıta soruşturmaının yapmış oldurılmış olmasına,
· Mazeret iznine mevzu olan olay hastalık nedeniyle ise, bu konuyla ilgili resmi belgenin en az iki uzman tabip tarafınca imzalanmış olmasına,
· Gidilecek yerin yol ve hava şartlarının uygun olmasına,
· Hükümlünün daha önce mazeret ve özel izne gidip gitmediğinin tarihleri ile birlikte belirtilmiş olmasına,[10]
· Hükümlünün mazeret izin talebi, Cumhuriyet başsavcılığınca uygun görülmemesi hâlinde durum, gerekçesiyle beraber hükümlüye bildirilmesine,
· Ve son olarak da hükümlünün bir istekçeyle mazeret izin talebinde bulunmuş olmasına dikkat edilir.

2 ) ÖZEL İZİN

Açık kurumlarda bulunanlarla, kapalı kurumda olup da açık kurumlara ayrılmaya hak kazandığı biçimde, nakledileceği kurumun kapasitesi ve/veya hükümlünün yaşı ve sağlığı benzer biçimde nedenlerle açık kurumlara gidemeyenler ile çocuk eğitim evlerinde bulunanlara, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini yada güçlendirmelerini ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak amacıyla kuruluş en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayı ile yılda en çok üç defa olmak üzere her defasında yol hariç üç güne kadar izin verilebilir. (CeGTİK md 95, Tüzük md. 140/1 ) Gidilecek mesafe göz önünde bulundurularak gidiş geliş için toplam dört günü geçmemek üzere yol izni verilir. ( Tüzük md. 140/6 ) Hükümlülerin özel izinlerini nasıl kullanacakları Tüzüğün 140. Maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.[11]

Kaçmayacağı yönünde hakkında kanaat oluşanlar ile işyurdu çalışmaları ve diğer iyileştirme programlarına uyum göstermiş olanlardan;

a) Hükümlülük süresi onbeş yıl ve daha çok kalanlara yılda bir kere,

b) Hükümlülük süresi on yıldan onbeş yıla kadar kalanlara yılda iki kere,

c) Hükümlülük süresi on yıldan azca kalanlara yılda üç kez izin verilir. ( Tüzük md. 140/2 )

Belirlenen sürelere uygun olarak izne gönderilen hükümlüler, aynı yıl içinde, infaz ettikleri ceza süreleri dikkate alındığında yeni izin hakları elde ederlerse, bir kere daha izne gidebilme imkânından yararlanırlar. ( Tüzük md. 140/7 )

İzinler o güne kadar infaz edilen sürenin hükümlülük süresinden indirilerek bulunacak süreye göre hesaplanır. (Tüzük md. 140/3 )

Haklarında özel izin kullanılmasına karar verilen hükümlülere kurumdan ayrılmadan önce kurum idaresince "izin belgesi" düzenlenerek verilir. Bu belge, hükümlünün iznini geçireceği yer Cumhuriyet başsavcılığınca onaylanır. (Tüzük md. 140/4 ) ayrıca hükümlüler izinlerini kullanırlarken refakatçiler olmadan özgürçe gidip gelebileceklerdir. (Tüzük md. 140/5)

Kanun ve Tüzük hükümleri beraber değerlendirildiğinde, hükümlülerin özel izni hak ettikleri tarihin, açığa ayrılmaya ilişkin idare ve gözlem kurulu karar tarihi olduğu anlaşılmaktadır. [12]

Hükümlünün, özel izni kullanabilmesinin şartlarından bir diğeri de istekçe ile kuruma başvurması ve kuruluş müdürünün de C. Savcısına bu istekçeyi iletmesi gerekir. C. Savcısı istenen iznin niteliğine uygun koşulların varlığının mevcut olması durumunda özel iznin verilmesine salık verir. Bura da gene hükümlünün mahpusluk periyodunu iyi hal ile geçirmesi de gerekir.

3 ) İŞ ARAMA İZNİ

Ceza infaz kurumlarında hükümlülük sürelerinin en az altı ayını kesintisiz geçirmiş ve koşullu salıverilmelerine bir ay kalmış hükümlülere olağan yaşantılarına döndüklerinde uyum problemi ile karşılaşmamaları ve iş bulma olanakları sağlanmak üzere kuruluş en üst amirinin önerisi ve C. Başsavcılığının tasdikı ile çalışma günleri içinde sekiz saate kadar izin verilebilir. (CeGTİK md 96, Tüzük md. 141/1 ) Madde hükmünden anlaşılacağı üzere kapalı, ve açık infaz kurumlarında bulunan hükümlüler bu izin türünden yararlanabilirler.[13]

İzin süreleri, hükümlünün kalmakta olduğu kurumun bulunduğu il sınırları içinde kalan işyerleri ve yardım kurumları ile görüşme süresi göz önüne alınarak saptanır. (Tüzük md. 141/2) İş arama izninde de hükümlüler refakatçi olmadan serbestçe gidip gelebileceklerdir. (Tüzük md. 140/5)

Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü veya Bürosu kendi yetki alanındaki yerlerde mevcut olan işyerlerinde boş iş kolları için bir liste hazırlar. ( Den. Ser. Yar. Mer. Kor. Kur. Yön. Md. 37 ) Kendisine iş arama izni verilen hükümlünün C. Başsavcılığınca şube müdürlüğü veya büroya başvurması istenir. [14] ek olarak şube müdürlüğü veya büroya bilgi verilir.[15] İş arama iznini kullanmak için ceza infaz kurumundan ayrılan hükümlünün şube müdürlüğü yada büroya başvurmaması halinde vaziyet gereği yapılmak üzere C. Başsavcılığına bildirilir.[16]

Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü yada Bürosu, kendi yetki alanı içerisindeki gerek özel gerekse kamu alanında bulunan işyerlerindeki boşluklara nazaran hükümlüye yön verir. Hükümlünün bu işyerleri ile bildirişime geçmesini sağlar ve işyerlerine de hükümlü hakkında gerekli bilgiyi verir.

İzin süresi içinde ve sonunda şube müdürlüğü yada büroca önerilen iş yerlerine hükümlünün herhangi bir başvuru yapıp yapmadığı ile başvuru sonucu sorularak defterin ilgili kısmına kaydedilir. Hükümlünün başvurmaması halinde vaziyet gereği yapılmak üzere C. Başsavcılığına bildirilir ve defterdeki kayıt kapatılır. [17]



II ) VERİLEN DIŞSAL SERBESTLİĞİN SUİSTİMALİ

1) İzinden Hiç Dönmeme veya 2 Günden Fazla/azca Süre Geçtikten sonrasında Dönme

İzinden dönmeyen yada iki günden fazla bir süre geçtikten sonra dönen hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanununun 292.* ve izleyen maddelerinde yazılı hükümler uygulanır. ( CeGTİK md. 97/1 ) Hangi tür izin olursa olsun izin süresini iki gün (48 saat) ve daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında “firar” kabahatundan işlem yapılmaz.[18] İzin süresinin iki gün veya daha azca bir süre geçiren hükümlüler hakkında disiplin işlemi yapılır. Fakat izinli iken firar eden hükümlüye tekrar izin verilmez. ( CeGTİK md. 97/2 )

Görüldüğü şeklinde izinden dönmeyen hükümlüler için iznin sona erdiği tarih ve saatten itibaren görevlilerce 2 gün beklenip gelmediğinin tesbiti halinde firar zaptı tutulup yetkili C. Savcılığına iletilmelidir.[19]


2) Hastalık yada mecburi Nedenlerle Dönüşün İmkansız Olması

Hastalık veya mecburi bir nedenle dönüşün imkansız hale gelmesi durumunda hükümlü izin belgesiyle bulunduğu yer C. Başsavcılığına başvurur.[20] Ve bulunduğu yerin infaz kurumuna alınarak durumu en seri komünikasyon enstrumanlarıyla kurumuna bildirilir.( CeGTİK md. 142/3 ) Hastalığın tedavisinin tamamlanması yada zorunlu nedenin ortadan kalkması hâlinde, hükümlü dış güvenlik görevlisi nezaretinde izne ayrılmış ise, yine dış güvenlik görevlisi nezaretinde, aksi takdirde serbest olarak izne ayrıldığı kuruma gönderilir. ( CeGTİK md. 142/4 ) İzne gidiş veya dönüş sırasında yolda herhangi bir mecburi nedenin doğması hâlinde, hükümlü en yakın kuruma alınır, bu konum izne ayrıldığı kuruma derhâl bildirilir. ( CeGTİK md. 142/5 )

İzin dönüşlerinde, yolda geçecek kafi süreyi dikkate almayan hükümlülerin, ikinci fıkrada belirtilen süreler içerisinde ( İzin süresini iki gün yada daha az bir süre geçiren hükümlüler hakkında ) gecikmeleri durumunda, mazeretlerine bakılmaksızın haklarında disiplin işlemi yapılır. ( CeGTİK md. 142/6 )

Burada firar suçunun oluşum geçmişine de değinmek gerekmektedir. Bilindiği benzer biçimde mütemadi suçlarda, suç tarihi kesintinin bitti andan itibaren adım atar. Hükümlünün kaçma suçunu işlemesi kesintisiz bir suç olduğundan, kesinti hükümlünün yakalanmasıyla başlar. Bura da söz konusu kabahatun oluşum zamanı ne olacaktır sorunu gündeme gelmektedir. Uygulamada; firar tarihini; sanığın yeniden yakalandığı tarih olarak benimsemiştir. [21] Ve Yargıtayın’da bu yönde görüşleri mevcuttur.


SONUÇ

Hükümlülere verilen izinlerin, onların toplumla bütünleşmesini elde eden araçlardan bir kaçı olduğu şüphesiz bir gerçektir. Fakat her ne kadar cemiyet ve hükümlü için iyi bir kaynaşma aracı olsa da, uygulamadaki bazı sorunlar bunu engellemekte, zorlaştırmakta hatta yetersiz kılmaktadır. Örneğin refakatçinin, hükümlü ile; izinli olduğu günler süresince ona eşlik etmesi ve harcırahı dahil yol harcamalarının hükümlü tarafınca karşılanması bizce yanlış bir uygulamadır. Bilindiği şeklinde özgürlüğü elinden alınan çoğu hükümlünün, aynı zamanda ekonomik sorunları ortaya çıkmaktadır. Bu ferdin mahpusluktan önce ailesini de geçirmek için çaba sarfeden bir kişi olduğu düşünülürse, bu durumun ne kadar yanlış bir uygulama olduğu açıkça ortadadır. Gene hükümlünün, infaz kurumunun bulunduğu yer il sınırları içinde iş arama izni alması da öteki bir sorunsal noktadır. Zira işlemiş olduğu suç nedeniyle ikametgâhını değişiklik yapmak ve başka bir yerde iş aramak isteyen hükümlü bu izin türünden faydalanamayacaktır. Oysa Denetimli Serbestlik Şb. Md. Lükleri yada büroları aktif hale getirilerek yakın illerde de iş görüşmeleri düzenleyebilir.

Hükümlülere verilen izinlerle ilgili mevcut mevzuatımız, “ailesi yabancı bir ülkede ikamet eden hükümlü hakkında”[22], hak ettiği izinlerle ilgili bir çözüm ortaya koymaması da başka bir yanlış uygulamadır. Türkiye’de ikametgâhı olmayan yabancı bir mahkûmun yakın derecedeki akrabalarının, başına mazeret izninde geçen hallerden biri gelmesi durumunda, hükümlünün elde etmiş olduğu izni kullanamaması ayrı bir sorundur.

"İnfazın Gevşetilmesinde İzin Kavramı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Halil İbrahim Kılıç'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 22:23
Alıntı ile Cevapla