Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
İflasın Ertelenmesinde Kayımlık
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
İflasın Ertelenmesinde Kayımlık
Kayyım terimi, Arapça kıyam kelimesinden türemiştir ve uygulamak, yürütmek, işini görmek, kaim olmak ve yerine geçmek gibi anlamları vardır. Kayyım kelimesi için İngilizce caretaker veya guardian, almanca, pfleger, ispanyolca kurator, italyanca cura, fransızca curateur, latince cura terimleri kullanılmaktadır1. Hukukta kayyım, belli bir malın, şirketin yada vakfın yönetilmesi veya belli bir işin görülmesi için tayin edilen kimseyi ifade eder2.

Kayyımlık, TMK’da Aile Hukuku Kitabının 396 ila 494. Maddelerini kapsayan "Vesayet" kısmında düzenlenmiştir. Vesayet hukuku, kişisel yada ekonomik (malvarlıksal) olarak yardım ihtiyacı içerisinde bulunan gerçek yada tüzel kişilere ihtiyaç duyulan korumayı sağlamayı amaçlar. Bu koruma, vesayet organları aracılığıyla tesis edilip, icra olunan vesayeti önlemlerle sağlanır. Ferdin yardım ihtiyacına nazaran, kanunun sınırlı sayıda ve emredici hükümlerle düzenlemiş olduğu farklı yoğunluktaki önlemlerden birisinin seçilmesi gerekir. Bunlar vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık ve koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması benzer biçimde önlemlerdir. Kayyımlık, TMK' da düzenlenen vesayeti önlemlerden sınırlı ve süreli olması yönüyle en hafif, fakat uygulaması en yoğun olan önlemdir3.

II. TMK' DA KAYYIMLIĞIN TÜRLERİ VE KAYYIM İLE VASİ KARŞILAŞTIRMASI

TMK. M. 396’da vesayet organları; vesayet daireleri, vasi ve kayyım şeklinde belirlenmiştir. Kayyımlığın TMK’da düzenlenen türleri temsil kayyımlığı (TMK 426), yönetim kayyımlığı (TMK 427) ve isteğe bağlı kayyımlıktan (TMK 428) ibarettir.

Kayyımın yüklendiği görevin niteliğine göre TMK 'nın belirlediği temel ayırım: temsil kayyımlığı (TMK 426) ve yönetim kayyımlığıdır (TMK 427). TMK 403 'ün sıradan vazife tanımı da kayyımın belirli işleri görmek (temsil kayyımlığı) yada malvarlığını yönetmek için (yönetim kayyımlığı) atanacağı esasına dayanır.

Kayyımlık, kendisine kayyım atanan ferdin kayyımlığın tesisindeki rolüne gore isteğe bağlı kayyımlık (MK 428) ve isteğe bağlı olmayan kayyımlık olarak ikiye ayrılır. MK 428 hükmü haricinde TMK'da öngörülen kayyım tayini olgularından birisinin gerçekleştiği takdirde görevli makam, kayyımlık tesis ederek bir kayyım tayin etmek zorundadır. İsteğe bağlı kayyımlık, talebe bağlı, devamlı ve kapsamlı bir vesayeti önlem oluşuyla, öteki kayyımlık türlerinden ayrılarak sui generis bir kayyımlık türünü oluşturur.

Tesis edilen kayyımlık ile korunacak çıkar sayısı bakımından klasik kayyımlık türlerinde kayyımlık altına alınan bireyin menfaati korunur. Ancak kimi zaman atanan kayyım, kayyımlık altına alınan bireyin yanında belirli bir üçüncü kişinin menfaatini de gözetmekle yükümlü olabilir. Kayyımlığın bu türüne güven kayyımlığı denir. Güven kayyımlığında kayyımın farklı menfaatlerin dengelenmesi gereği, vesayet hukukunun kayyımlığa ilişkin kurallarının uygulanmasını kimi zaman amaca uygun kılmayabilir. Aslında itimat kayyımının göreceği işin veya sağlayacağı yönetimin bir yargısal organ tarafından özel hukuk hükümlerine gore atanacak bir yöneticinin (Sachwalter) sağlaması da pekala mümkündür. Dolayısıyla güven kayyımlığında vesayete ve kayyımlığa ilişkin vesayet hukuku kurallarının daha elastiki uygulanması gerekir. Bu kapsamda itimat kayyımlığı, kayyımın yüklendiği görevin türüne nazaran bir temsil kayyımlığı görünümünde ortaya çıkabileceği gibi, bir yönetim kayyımlığı şeklinde de tesis olunabilir. MK 648 ve 880, İİK. M. 179 vd. Ihtarnca tesis olunan kayyımlık itimat kayyımlığın en belirgin örnekleridir4.

A. Temsil Kayyımlığı

Bir kimsenin belli bir işini görmek veya bir gerçek yada tüzel kişiyi temsil etmek üzere görevlendirilen kimseye temsil kayyımı denir. Temsil kayyımlığı MK. M. 426’da düzenlenmiştir.

Vesayet makamı (barış hukuk mahkemesi) gerek MK. M. 426’da sayılan hallerde gerekse kanunun öteki hükümlerinde belirtilen sebeplerle re’sen veya ilgililerin istemi üzerine temsil kayyımı atar.
MK. M. 426’ya nazaran temsil kayyımı atanması ihtiyaç duyulan haller şunlardır :
a. Ergin bir birey, hastalığı, başka bir yerde bulunması yada benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse,
b. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün yada kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
c. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel var ise.
MK’da temsil kayyımlığını gerektiren başka durumlar da vardır. Örnek olarak şunlar sayılabilir :
a. Çocuk ile ana baba içinde yapılacak borçlandırıcı işlemlerde çocuğu temsil etmek üzere (MK. M. 345)
b. Ana babanın çocuğun mallarına zarar vermesi halinde malları yönetmek üzere (MK. M. 360)
c. Evlilik haricinde dünyaya gelen çocuğun menfaatlerini korumak üzere (MK. M. 301/3, 303/2)
d. Soybağının reddinde çocuğu temsil etmek üzere(MK. M. 291)
e. Babalık davasında çocuğu temsil etmek üzere (MK. M. 301)
f. Taşınmaz rehninde alacaklıları temsil etmek üzere (MK. M. 459)

B. Yönetim Kayyımlığı

Kayyım, herhangi bir kimse tarafınca yönetilmeyen, kısaca yönetimsiz mallar için lüzumlu önlemleri almak üzere atanmış ise “yönetim kayyımlığı” söz konusu olur.

Yönetim kayyımı atanması ihtiyaç duyulan haller MK. M. 427’de sayılmıştır:
a. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse,
b. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek yada bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
c. Bir terekede mirasçılık hakları hemen hemen belli değilse yada ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
d. Bir tüzel birey lüzumlu organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
e. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama yolu sağlanamamışsa.
F.
Kanunda “özellikle aşağıdaki hallerde” yönetim kayyımı atanır denilerek, sayılanların örnek durumunda olduğu, yönetim kayyımı atanmasını gerektiren başka hallerin de bulunabileceği belirtilmiştir.

C. İsteğe Bağlı Kayyımlık

İsteğe bağlı engelleme sebeplerinden biri varsa, ergin bir kişiye kendi isteği üzerine bir kayyım atanabilir. (MK. M. 428)

İsteğe bağlı kısıtlılık sebepleri MK. M. 408’de bu sebeplerle işlerini gerektiği benzer biçimde yönetememek şartına bağlı olarak; yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik, ağır hastalık olarak belirlenmiştir.

İsteğe bağlı kayyımlık hem temsil kayyımlığı aynı zamanda yönetim kayyımlığının bazı özelliklerini taşıyan karma kayyımlık türüdür. Çünkü, isteğe bağlı olarak atanan kayyım hem atandığı kişiyi temsil etmekte hem de onun malvarlığını yönetebilmektedir.

Sayılanlar dışında yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam biçimı, hürriyeti bağlayıcı ceza benzer biçimde kısıtlılık sebepleri var ise isteğe bağlı kayyım atanamaz. Bu durumlarda şartları varsa vasi atanır.

Kayyım ile vasi karşılaştırıldığında başlıca üç fark göze çarpar:
1 - Vasi, vesayet altındaki bireyin kendisini gözetmek, malvarlığını yönetmek ve hukuki işlemlerde onu temsil etmek üzere atanır. Kayyım ise yalnız belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek üzere atanır (TMK. M. 403/2). Yani vasinin yetki ve görev alanı kayyıma nazaran daha geniştir.

2 – Kendisine vasi atanan kimse eylem ehliyetinden yoksundur. Bir kimse için kayyım atanmış olması onun fiil ehliyetinin kısıtlanması sonucunu doğurmaz. Bu fert kayyım atanmadan önce fiil ehliyeti yönünden hangi kategorideyse durumunu korur (TMK. M. 458/1).

3 – Kayyımlık daha çok iradi temsile yaklaşan bir kurumdur. Çünkü, kendisine kayyım atanan fert eylem ehliyetini tamamen yada kısmen kaybetmediği için, kayyım adeta onun bir temsilcisi gibidir.

TTK. M. 324 ve İİK. M. 179 vd. Hükümleri çerçevesinde batkıının ertelenmesine karar verilen ana para şirketleri yada kooperatifler için kayyım atanması zorunludur. Bu çalışmada kayyımlığın özel bir türü olan batkıın ertelenmesinde kayyımlık, bu kayyımlığın MK’da düzenlenen kayyımlık ile karşılaştırılması, iflasın ertelenmesinde atanan kayyımın hukuki durumu, görevleri, yetkileri ve sorumluluğu üzerinde durulacaktır.

III – KAYYIMLIĞIN MEDENİ KANUNDAN DOĞAN HÜKÜMLERİ

MK, "vesayet kurumunu" getirdiği detaylı ve "direkt" hükümler ile düzenlerken; kayyımlık kurumunu yasal danışmanlık kurumu ile birlikte MK 403/III hükmü çerçevesinde geniş ölçüde atıfa dayalı olarak, "dolaylı" bir şekilde düzenleme yoluna gitmiştir. Kanun koyucunun bu tercihinde kayyımlığın devamlı ve geniş kapsamlı vesayeti önlem olan vesayetin yanında sınırlı ve geçici ve bu bağlamda vesayeti önlemler içinde en hafif vesayeti korumayı sağlayıcı niteliği ön planda olmuştur. Hakkaten MK 403/III'e nazaran, TMK'nın vasi hakkında hükümleri, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır. Ancak bu sonuç kayyımlığın vesayet ve yasal danışmanlık kurumuna nazaran ikincil bir öneme sahip bulunduğunu göstermez. Aslen hukuk tekniği olarak, kanun koyucunun bir kısım kısa, açıklıktan yoksun, noksan düzenlemelerin yanında kayyımlığa "global olarak" vesayete ilişkin kuralları uygulanabilir kılması biroldukça yönüyle uygun değildir5.

Vasinin atanması usulü aynen kayyımın atanmasında da uygulanır (MK. 431/1). Kayyım vesayet makamı (sulh hukuk mahk) tarafından atanır. Kayyım ergin olmalı ve bu görevi yababilecek kabiliyette olmalıdır. Gerektiğinde bu görevi birlikte yürütmek veya ayrı ayrı yerine getirmek üzere birden çok birey kayyım atanabilir, sadece, rızaları olmadıkça birden çok kişi beraber kayyımlık yapmaya zorlanamaz (MK. M. 413).
Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır. Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün yönetildiği yada temsil edilen kimsenin payına düşen malların bulunmuş olduğu yer vesayet makamı tarafından atanır. Kayyım veya yasal danışman atanmasına ilişkin karar, ancak vesayet makamının gerekli görmesi halinde duyuru olunur. Temsil kayyımı kendisine verilen işleri vesayet makamının yönergeına aynen uymak suretiyle ifa eder (MK. M. 459).

Yönetim kayyımı, malların yönetimi ve korunması için gerekli olan işlemleri, doğrusu olağan yönetim işlerini bizzat yapabilir (MK. M. 403/1). Bunun haricinde kalan önemli, (olağanüstü) işlem ve önlemler için kayyım atandığı bireyin onayı, eğer bu birey onaylama verebilecek durumda değilse sulh hukuk mahkemesinin izni gerekir6. Burada önemli olan vesayet makamının iznidir. Kayyım kendisini atayan vesayet makamının emirlerine harfiyen uymak zorunda olduğuna nazaran, onaylama verebilecek durumda olsa bile olağanüstü işleri kendisine kayyım atananın tasdikıyla yapamamalıdır.

Yönetim kayyımı, para ve malların bakım ve yönetimi ile ilgili idari işlemleri ve yönetim işlerini meydana getirecek, malların korunması ile ilgili gerekli kararları alacak, bu mevzuda vesayet makamına rapor ve informasyon verecektir. Yönetim kayyımı olağan yönetimin ve korunmanın gerektirdiği işlemler haricinde kendiliğinden iş yapması imkansız; bunun dışındaki işlemler için vesayet makamından izin almak zorundadır7.

Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle kendiliğinden sonlanır. Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla sonlanmış olur. (MK. M. 477). Atamanın duyuru edilmiş olması yada vesayet makamının lüzumlu görmesi hallerinde, kayyımlığın bittiği de duyuru olunur. (MK. M. 478)

Kayyımın tayin ve azline, vesayete ilişik hükümler uygulanır. Kayyımın azlinde vazife asliye hukuk mahkemesinindir. Vasi ya da kayyımın azline ilişkin arzu veya herhangi bir bildiri asliye hukuk mahkemesine intikal ettiğinde, vasi veya kayyımın huzuru ile duruşma açılarak, iddia ve savunma ile ikame edilecek delillerin toplanması ve bunların sonucuna göre karar verilmesi gerekir8.

IV - İFLASIN ERTELENMESİNDE KAYYIMLIK

A. Genel Olarak

sermaye şirketleri ve kooperatiflerde batkıın ertelenmesi İİK’ nın 179, 179/a ve 179/b maddelerinde düzenlenmiştir. TTK m. 377 ile getirilen yeni düzenleme ile İİK' ya direkt atıf yapılarak batkıın ertelenmesinin istenildiği hallerde İİK m. 179 ila 179/b hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. TTK' da borca batıklık halinde uygulanacak bir önlem olarak batkıın ertelenmesinden söz edilip İİK hükümlerine atıf yapılarak yetinilmesi isabetli olmuştur. Zira batkı ve batkıın ertelenmesi sermaye şirketleriyle ilgili olsa da aslına bakarsanız İİK' nın alanına giren konulardır.

TTK ve İİK hükümlerinin konuyla ilgili kısımları şöyledir:
TTK. M. 377 : Yönetim kurulu veya herhangi bir alacaklı yeni nakit ana para konulması dahil nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri gösteren bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak batkıın ertelenmesini isteyebilir. öyleyse İcra ve İflas Kanunu'nun 179 ila 179/b maddeleri uygulanır.”

İİK. M. 179a : “Mahkeme, batkıın ertelenmesi isteminde bulunulması üzerine, envanter düzenlenmesi ve yönetim kurulunun yerine geçmesi veya yönetim kurulu kararlarını onaylanması için derhal bir kayyım atar; ayrıca şirketin ve kooperatifin malvarlığının korunması için lüzumlu öteki önlemleri alır.

Kayyımın atanmasına ilişkin karar, kayyımın mahkemece belirlenmiş görevleri ve temsil yetkisi ile bu tarz şeylerin sınırları ve batkıın ertelenmesine ilişkin talep 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usul ile mahkeme tarafından ilan ve ticaret siciline tescil ettirilir. Mahkeme bu arada erteleme talebini karara bağlar.

İflas ertelenmişse kayyım her üç ayda bir şirketin projeye uygun olarak iyileştirme gösterip göstermediğini mahkemeye rapor eder, mahkeme bu rapor üzerine veya gerek görmüş olduğunde alacağı bilirkişi raporuna göre, erteleme istemini değerlendirir ve iyileştirmenin mümkün olamayacağı kanaatine varırsa erteleme sonucunı kaldırır."

İİK’ nın 179/a hükmü 6102 Sayılı TTK' nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli ile alakalı Kanun ile değiştirilmiştir. Maddedeki temel değişim, iflasın ertelenmesi başvurusu üzerine, mahkeme tarafınca derhal erteleme tedbirlerine hükmedileceği ve şirkete kayyım atanacağı yönündedir. Bu değişim iflasın ertelenmesi müessesesinin amacı bakımından olumlu bir değişiklik olmuştur. Zira iflas ve iflasın ertelenmesi talepli davalarda şirketin borca batık olup olmadığı ve iyileşip iyileşmeyeceğinin mahkeme tarafınca bilirkişi incelemesiyle tespit edilmesi için geçen sürede, bu başvurunun yarattığı tedirginlik sebebiyle şirket hakkında yoğun takipler başlatılmakta, alınan ihtiyati haciz kararları ile şirket malvarlığı dağılmakta, başta sunulan iyileştirme projesi artık işlemez hale gelebilmekteydi. İİK m. 179/a hükmündeki değişiklikten önce de iflasın ertelenme talebi üzerine derhal erteleme tedbirlerine karar verilmesine bir mani yoktu. Sadece bazı mahkemeler tensip tutanağı ile beraber erteleme tedbirlerine hükmederken, bazıları ise iflasın ertelenmesinin maddi ve şekli şartlarının mevcut olduğuna dair bilirkişi raporlarından sonrasında tedbir talepleri hakkında karar vermekteydi. Erteleme tedbirleri konusunda söz konusu uygulama değişiklığı bu yola müracaat edecek şirketlerde tereddütlere sebep olmaktaydı. Bu bakımdan yeni hükümde başvuruyla beraber hemen malvarlığının korunmasına dair tedbirlere hükmedileceği ve şirkete kayyım atanacağı öngörülerek, şirketin bütünlüğünün korunması ve iyileştirme projelerinin uygulanabilirliği sağlanacağından değişikliği pozitif buluyoruz. Mahkeme, erteleme tedbirlerine karar verdikten sonrasında şirketin borca batık olup olmadığı ve sunulan projelerin ciddi ve inandırıcı olup olmadığı bilirkişi marifetiyle sağlıklı şekilde araştırılacak, bu iki şartın varlığı tespit edilirse erteleme tedbirlerinin devamına ve batkıın ertelenmesine, şirketin borca batık olmadığı tespit edilirse erteleme tedbirlerinin kaldırılmasına ve davanın reddine, şirketin borca batık olduğu tespit edilir ancak sunulan proje ciddi ve inandırıcı bulunmaz ise şirketin batkıına karar verilecektir. Dolayısıyla İİK m. 179/a hükmü ile getirilen en önemli yeniliklerden biri, batkıın ertelenmesi talebi üzerine mahkemenin derhal erteleme tedbirine hükmetmesi ve şirkete kayyım atanmasıdır. Böylece borca batık durumdaki şirketler için batkıın ertelenmesi yoluna başvurarak derhal erteleme tedbirlerini almanın da sırada sona geçme usulüyle bu süreçten istedikleri süre çıkmanın da yolu açılmıştır9.
İflasın ertelenmesine ilişkin düzenlemelere göre, ana para şirketleri ve kooperatiflerin aktifi pasifinden fazla ise yönetim kurulu, tasfiye memurları veya bir alacaklının talebi üzerine ayrıca bir takibe gerek olmaksızın iflas kararı verilir. Sadece yönetim ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler ya da alacaklılardan biri, şirket yada kooperatifin mali durumunun iyileştirilmesinin mümkün olduğuna dair nesnel ve gerçek kaynakları ve önlemleri gösteren bir iyileştirme projesini mahkemeye sunarak batkıın ertelenmesini isteyebilir. Sunulan iyileştirme projesi mahkeme tarafından ciddi ve inandırıcı bulunursa iflasın ertelenmesine karar verilir. İflası ertelenen şirkete yada kooperatife kayyım atanır.

ETK m. 324 hükmü düzenlemesinde de kayyım ifadesi yerine "yediemin" ifadesi kullanılmıştı. Sadece İİK'ya 30.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4949 sayılı kanunla eklenen m. 179/b'de açıkça "kayyım" ifadesinin kullanılmış olması ETK düzenlemesi açısından bu tereddütleri gidermiş ve doktrinde bu ifadenin kayyım olarak anlaşılması gerektiği görüşü hakim olmuştu. Kaynak İsvBK. M. 725/4'te ise, Almanca metninde konkordato olduğu şeklinde "komiser (sachwalter)". Fransızca metninde ise "kayyım (curateur)" terimleri kullanılmıştır10.

İİK 179a/II hükmünde ise açıkça "kayyım" ifadesi yer almakta olmasına karşın iflasın ertelenmesine ilişkin düzenleme olan KoopK. M. 63/311'te "yönetim memuru" ifadesi kullanılmıştır. Söz mevzusu hükümde yer edinen ve “yönetim memuru” gibi kavramların kayyım olarak anlaşılması gerektiği kanaatindeyiz. Zira madde hükmünde kastedilen, haciz edilen malların muhafaza altına alınmasında işleyen bir müessese olan teknik anlamda yediemin değildir. Hem alacaklıların haklarını bununla beraber şirketin durumunu gözetmek durumunda olan bireyin hukuki statüsü kayyımlık olmalıdır. Şirket mevcutlarının bir yediemine teslimi çoğunlukla şirketin faaliyetlerine devam etmesini ve iyileşmesini imkansız hale getirir12. TTK m. 377 hükmü TTK açısından bu tartışmayı ortadan kaldırmıştır. KoopK. M. 63'te zikredilen "yönetim memuru" ifadesi ise yukarıda değindiğimiz sebeplerle kayyım olarak anlaşılmalıdır.

B. Kayyımın Atanması

İİK' da 4949 Sayılı Kanun ile meydana getirilen değişiklikten önce kanunda açıkça kayyım atanması zorunluluğuna ilişkin bir düzenleme mevcut değildi. Fakat doktrinde bu kurumun önemi nedeniyle kayyım atanmasının mecburi olduğu edilmekteydi13. 4949 Sayılı Kanun ile İİK m. 179/a' da yapılan değişiklikle ertelemeye karar verilmesi ile beraber kararı veren mahkemeye şirket veya kooperatifin malvarlığını korumak için lüzumlu her türlü tedbiri re' sen almak yükümlülüğü getirilmiştir. Kayyım atanması da bu kapsamda re'sen yapılacak bir işlemdir. Dolayısıyla iflası ertelenen şirkete kayyım atanması mahkemenin takdirine bağlı değildir ve mahkeme talep olmasa dahi erteleme kararı ile beraber re'sen kayyım atamak zorundadır14. Kayyım atanmasının mahkemenin takdir yetkisine bırakılmamış olması doktrinde eleştirilmektedir. Öztek15 ve aynı görüşü savunan yazarlar16 maddenin mutlak ifadesi ile gerekçesinin mahkemenin kayyım tayin mevzusunda takdir hakkına haiz olmadığı sonucuna götürdüğünü kabul etmekle beraber, bazı hallerde kayyım atanmasının üçüncü kişiler nezdinde olumsuz tesir yaratabileceği, şirketin işleyişini yavaşlatabileceği, gereksiz sayılabilecek şekilcilik ve harcama yaratacağı için bu mevzuda takdirin mahkemeye bırakılmasının daha doğru olacağını, mehaz İsv. BK. M. 725/a hükmüne de atıf yaparak savunmaktadır. Deliduman17 Öztek'in görüşlerine kısmen katılarak kayyım atanmasının şirket veya kooperatife masraf çıkardığını kabul etmektedir. Fakat bu harcama, kayyımın şirket ve iyileştirme projesi için ihtiva ettiği önem yanında göz ardı edilebilecektir. Bunun yanı sıra yazar uygulamada kayyım atanmasının üçüncü kişiler nezdide negatif değil aksine olumlu tesir bıraktığının gözlendiğini savunarak bu bağlamda Öztek'e katılmamaktadır. Zira yazara gore üçüncü kişiler bu sayede daha güvenli bir muhatapla karşı karşıya olduklarını düşünmektedirler. Ek olarak hakkında iflas ertelemesi kararı verilen şirketin acil bir işlemi olmayacağı ve kayyımın esas görevinin iyileştirme projesinin uygulanmasını gözetmek ve denetlemek olması sebepleriyle kayyım atanmasının şirketin işlerini yavaşlatması söz mevzusu olmayacaktır. Aynı görüşte olan Çetin'e bakılırsa kayyım atanmasının mecburi olarak düzenlenmesi yerinde olmuştur. Zira erteleme kurumuna sarahat kazandırmak ve erteleme süresi içinde ortaklığı yada kooperatifi yakından gözetip denetlemek için her zaman kayyıma ihtiyaç vardır18.

İİK m. 179/a hükmüne nazaran iflasın ertelenmesine kabul eden mahkeme hem de hukuken aranan koşulları taşıyan bir kişiyi kayyım olarak atayacaktır. Tayin kararında, kayyım olarak atanacak kişinin ad, soyad, adres ve ücret bilgilerinin yanı sıra görev ve yetkilerinin açıkça belirtilmesi zorunludur19.

Kayyım atanmasına ilişkin özel bir yargılama usulünden söz edilmediğinden ve erteleme yargılamasında da uygulanması sebebiyle, HMK. M. 316/e gereğince burada da sıradan yargılama usulü uygulanır ve HMK. M. 103/e gereği adli tatilde de bu geçici hukuki koruma tedbirine karar verilebilir.

Kayyımlık görevi mahkemenin tayin kararıyla değil, kayyımın bu görevi kabul etmesiyle başlar. İİK m. 179/a' da kayyım olarak atanan kimsenin kayyımlık görevini kabul mecburiyeti düzenlenmemiştir. TMK’ daki kayyımlıktan kaçınma sebepleri burada geçerli değildir. Bundan dolayı TMK kapsamında kayyımlığın aksine batkıın ertelenmesi kararı üzerine atanan kayyımın bu görevi kabul mecburiyeti yoktur20.


1. Atama kararının Hukuki Niteliği ve İptali

Doktrindeki bir görüşe göre kayyım atanması kararı, hakkında erteleme kararı verilen şirketin malvarlığının korunması amacına hizmet eden özel bir erteleme tedbiri niteliğindedir21. Bu tedbir geçici özellikte olduğundan kesin bir hukuki koruma sağlamaz. Kayyım atanması kararı bir tek iflasın ertelenmesi prosedürü içinde hakim tarafınca re' sen ve mecburi olarak şirketin malvarlığının korunması ve iyileştirilmesi amacıyla verilir. Kayyım atanmasına ilişkin geçici hukuki koruma tedbiri, batkıın ertelenmesi prosedürü içinde yer alan, ve erteleme kararının kalkması veya batkı kararı ile son gören, düzenleme amaçlı, özel nitelikli bir tedbirdir. Bu tedbirin medeni usul hukukunda olduğundan farklı bir amaca yönelmesi, onun geçicilik niteliğini ortadan kaldırmamaktadır22. Çetin'e gore ise mahkeme kayyım atanması işlemini bayağı yargılama usulü ile ve re' sen araştırma ilkesi çerçevesinde gerçekleştirir. Bu bağlamda mahkemenin kayyım atanmasına ilişkin kararı bir yargısal işlemdir. Öte taraftan mahkemenin atama kararı ile kayyım yeni bir hukuki statüye girdiğinden bu karar inşai bir etkiye sahiptir. Çekişmesiz yargıya ilişkin kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bir çekişmesiz yargı kararı olan kayyım atanmasına ilişkin karar, mahkemece lüzumlu görülmesi halinde ve gerekçe gösterilmek suretiyle re' sen geri alınıp bir başka kişi kayyım olarak atanabilir23.

Mahkemenin kayyım atanmasına ilişkin kararı bir çekişmesiz yargı işlemidir. Şirket yada kooperatifin yetkili organları, ortaklar, alacaklılar batkıın ertelenmesi kararı kaldırılıncaya kadar her aşamada tayin kararına haklı sebeplerle itiraz edebilirler. İtiraz sebepleri kanunda belirtilmemiş olmakla birlikte belirleme sebebine, kayyımlığa engel veya hukuka aykırı bir halin varlığına vs. Dair itirazda bulunulabileceğini söylemek mümkünüdür. İtiraz, batkıın ertelenmesi sürecinde davaya bakan mahkemeye bir dilekçe ile yapılır. İtiraz eden, delillerinin bu arzuçede belirtmelidir24.

Mahkeme itirazı haklı görmezse reddeder, haklı görürse belirleme sonucunı geri alıp kayyımı görevden alabilir. Bu durumda mahkeme şirket yada kooperatife başka bir kayyım atar. Mahkemenin itiraz üzerine verdiği karara karşı tek başına kanun yoluna gidilemez. Fakat erteleme kararı ile yahut iflasın ertelenme süresinin uzatılmasına ilişkin bir kararla beraber itiraz için verilen karara karşı kanun yoluna gidilebilir25.

2. Kayyım Olarak Atanabilecekler

İİK m. 179/a' da kayyım olarak atanacak fert veya kişilerin hangi niteliklere haiz olması gerektiği düzenlenmemiştir. İflasın ertelenmesinde kayyım atama yetkisi mahkemede olduğu gibi, kayyımı seçme hususunda mahkemeye geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Kim veya kimlerin kayyım atanacağı hususunda takdir tamamen mahkemeye aittir26. Bu anlamda kanunkoyucu kayyım seçecek olan mahkemeye büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Kayyım olarak atanacak kişi öncelikle bu görev için ehil kimselerden olmalıdır. Bunun tespitinde kesinlikle aranacak olan koşullar şu şekilde sıralanabilir:

* Kayyım olarak atanacak kişi yahut kişiler öncelikle eylem ehliyetine yani çağdaş hakları kullanabilme ehliyetine haiz olmalıdır27. Ayırt etme gücü bulunan, reşit ve kısıtlı olmayan hepimiz öteki koşulları da taşımak kaydıyla kayyım olarak atanabilir.

* Kayyım olarak atanacak kimse bu görevin icrası için lüzumlu olan informasyon, kabiliyet ve tecrübeye sahip olmalıdır28. Bu tecrübe hem ekonomik hem de hukuki anlamda aranmalıdır. Mahkeme bu deneyim ve becerinin kayıım olarak atanacak kişide var olup olmadığını tespit ederken azami derecede özen göstermekle yükümlüdür. Kanunda kayyım olarak atanacak bireyin hangi meslek grubuna dahil olacağı belirtilmemiştir. İflasın ertelenmesi davalarında kayyım adaylarının üniversitelerden, meslek veya kamu kurumlarından yazıyla sorularak belirlenecek adlar arasından seçilmesi yada mahkeme tarafından re’sen seçilmesi mümkündür. Bundan dolayı kayyımın bir hukukçu, mali müşavir, muhasebeci olmasının yanı sıra mesleği ekonomi ve hukukla ilgili olmayan fakat bu alanda başarılı olan herhangi bir fert de kayyım olarak atanabilecektir29. Kayyımın yönetim organı üyelerinin her süre haiz olmadıkları, kendilerinden beklenen faydayı sağlayacak bir tecrübe, beceri ve informasyon birikimine sahip olması gerektiği ve yalnız bir “muhasebe gardiyanı” olmadığı belirtilmiştir30. Kayyım yada kayyımlarda aranacak nitelikler ile uzmanlık derecesi, şirketin durumuna ve iyileştirme projesinde ortaya konulan hedeflere gore farklılık gösterebilir. Atanacak kayyım(lar) iflası ertelenen şirketin etkinlik konusuna, mali durumun bozukluğunun temel sebeplerine ve mahkemeye sunulan iyileştirme projesinin ana maddelerine gore seçilmelidir. Özellikle yönetim yetkilerinin tümüyle kayyıma bırakıldığı (yönetici kayyımlık) durumlarda şirketin ana iştigal mevzusunda uzmanlığı olan kişi veya kişilerin kayyım olarak atanmasında yarar vardır.

* Kayyım olarak atanacak birey borçlu ve alacaklılardan tümüyle bağlarımsız ve tarafsız olmalıdır31. Kayyım, görevinin niteliği gereği tüm ilgililere karşı kanuni durumlar haricinde eşit davranmak ve objektif yaklaşımlarda bulunmak zorundadır. Kayyım yalnız atanma esnasında değil görevinin devamı sırasında da kayyımlık görevi sona erene kadar yansız olmalıdır. Görevinin devamı esnasında tarafsızlığı sarsılan kayyımın görevden alınması için ilgililer şikayette bulunabilirler.

* Kayyım hem iflası ertelenen şirketin durumunu bununla beraber alacaklıların haklarını gözetmek durumunda olduğundan, hem şirketin bununla birlikte alacaklıların güvendiği, kafi informasyon, edinim ve beceriye haiz, ileri görüşlü, basiretli bir iş adamı gibi hareket edebilen, fert veya kişilerin kayyım olarak seçilmesinde yarar vardır32. Kayyımın yansız olması en önemli koşullardan birisidir. Bu bağlamda Ersoy'a göre33 TMSF' nin tasarruf sahipleri lehine taraf olması sebebiyle kayyım olarak atanması hukuken mümkün değildir. Bununla beraber hem şirketin bununla birlikte (müdahil) alacaklıların aynı fert yada kişiler üzerinde uzlaşmaları kolay değildir. Yargıtay, şirket tarafından yada alacaklılar tarafınca önerilen kayyım adaylarının atanmaması gerektiği yönünde karar vermiştir34.

Yargıtay'a35 ve doktrindeki bazı yazarlara göre36 iflasın ertelenmesi prosedüründe kayyımın bilirkişi olarak seçilip görüş bildirmesi doğru değildir. Zira kayyımın daha önce bilirkişi olarak görüş bildirdiği bir şirket yada kooperatif hakkında tarafsız olmadığı kanaati uyanabileceği şeklinde bu durum kayyımlık görevinin önem ve mahiyeti ile de bağdaşmamaktadır. Bu görüşe katılmayan Kayar'a bakılırsa ise iflasın ertelenmesi davasında bilirkişilik icra eden kimselerin kayyım olarak atanmaları mümkündür. Kayyım olarak vazife meydana getiren kimsenin, şirketin batkıı halinde iflas yönetim memuru olarak atanması da mümkündür. Erteleme döneminde kayyım yalnızca şirketin değil, alacaklıların menfaatini de gözetir. Bu bakımdan batkı idare memuru olarak atanmasında sakınca yoktur. Aksine, kayyımlık görevi süresince şirketin iş ve ilişkilerini bilmiş olduğu için, tecrübesi sebebiyle süre ve harcama bakımından tasarruf sağlar. Erteleme süresi içinde şirketin teklifi üzerine konkordato mühleti verilmesi durumumda, erteleme süresi sonlanmış olur. Bu durumda görevi sonlanmış olan kayyım konkordato komiseri olarak atanabilir.

* Kayyım olarak atanacak kimse özellikle alacaklı ve borçlunun güvenini kazanabilecek iyi ahlaklı ve dürüst bir kişi olmalıdır37. Bu bağlamda kayyımlığa atanılması düşünülen kişinin zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, hileli batkı gibi kabahatlardan ötürü hüküm giymiş olup olmaması bir kriter olarak benimsenebilir38. Bunun yanı sıra kamu hizmetinden yasaklı olanlar ve haysiyetsiz hayat sürenler kayyım olarak atanamazlar.

3. Kayyım Olarak Atanamayacaklar

Kayyım tarafsız, bağımsız ve objektif kriterlere nazaran görevini yerine getirmelidir. Bundan dolayı iflas erteleme kararı alan şirket yada kooperatifin yönetim kurulu yada ortakları, borçluları yada alacaklıları kayyım olarak atanamaz. Zira borçlular yada alacaklılar arasından seçilecek birey ya da kişilerin kayyım olarak atanması diğer tarafın hukuki ve ekonomik menfaatinin gözetilemeyeceği anlamına gelir39. Bu durum da kayyımlık müessesesinin amacı ve niteliği ile bağdaşmaz. Zira kayyım bir kamu görevi icra etmektedir40.

Borçlu ve alacaklıların yanı sıra borçlu ve/yada alacaklılarla veya bir tek bunlardan biriyle hukuki ve/veya ekonomik bakımdan bir ilişki içinde bulunan kişiler de kayyım olarak atanamazlar. Bu durumda özellikle borçlu ana para şirketinin yada kooperatif yönetim kurulunun ya da ortaklarının üçüncü derece dahil fürunun kayyım olarak atanmaları mümkün değildir. Aynı şekilde borçlu veya alacaklılar içinde husumet bulunan kimseler de kayyım olarak atanamazlar41. Zira kayyımlık görevinin tarafsız şekilde icra edilmesi noktasında bu kimselerin kayyım olarak atanması, tarafsızlığa ilişkin kuşkular doğuracaktır. Bunun yanı sıra borçlunun yada alacaklının istihdam ettikleri yada herhangi bir halde yardım ettikleri kişiler de kayyım olarak atanamazlar zira aksi bir vaziyet bağlarımsızlık kriteri açısından şüphe doğuracaktır.

Hakimler ve savcılar Anayasa m. 140/5 gereği kanunda belirtilenler dışında genel ve özel hiçbir vazife alamayacaklarından hakimlerin ve savcıların kayyım olarak atanmaları mümkün değildir42.

İİK' da tüzel kişilerin kayyım olarak atanıp atanamayacağına ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. Doktrinde ise bu husus tartışmalı olmakla birlikte tüzel kişilerin de kayyım olarak atanabileceği görüşü hakimdir43. Bu görüşü korumak için çaba sarfeden yazarlar kanunda tüzel kişilerin kayyım olarak atanmasına engel bir düzenleme bulunmadığından yola çıkarak ilgili alanda uzmanlığını ve deneyimini ispatlamış tüzel kişilerin kayyım olarak atanabileceğini vurgulamaktadırlar. Hatta tüzel kişilerin kayyımlık görevini üstlenmeleri alacaklılar açısından daha güven verici olabilecektir44. Ermenek'e göre45 kanunda engelleyici bir düzenleme bulunmamakla beraber salt kayyımlık hizmetlerini yada benzeri faaliyetleri gerçekleştirmek üzere oluşturulmuş tüzel kişiler bulunmadığı sürece tüzel kişilerin kayyım olarak atanmaları mümkün olmamalıdır. Öztek'e göre46 ise eğer "şartlar gerektiriyorsa" tüzel kişilerin kayyım olarak atanması mümkündür.

Kayyımın seçimi ve atanması konusunda batkıın ertelenmesi sonucunı veren mahkemenin geniş takdir yetkisi bulunmakla birlikte Türk Hukukunda tüzel kişilerin kayyım atanamayacağı kanaatindeyiz. Öncelikle gerek TMK gerek TTK ve İİK’ da yer alan kayyım ile ilgili hükümler incelendiğinde kayyımın gerçek kişiler arasından ve ismen belirtilerek seçilip atanması gerektiği sonucuna ulaşılır. Ek olarak İİK. M. 179/a-2 hükmü gereğince mahkeme yönetim organının yetkilerini tümüyle elinden alıp kayyıma verebileceği gibi yönetim organının karar ve işlemlerinin geçerliliğini kayyım tasdikına bağlı kılmakla da yetinebilir. TTK. M. 356, 623/2 KoopK. M. 55/3 hükümleri gereğince şirket veya kooperatif ortağı olan tüzel kişiler dahi yönetim kurulu üyesi olamamakta, sadece bu tarz şeylerin temsilcisi olan gerçek kişiler yönetim kurulu üyesi olabilmektedirler. İflasın ertelenmesinde yönetim kurulunun yada müdürlerin yerine yada onların karar ve işlemlerini onaylamak üzere kayyım atandığına göre, kayyımın da yönetim kurulu üyeleri yada müdürler için aranan asgari şartları taşıması beklenmelidir. Kaldı ki Ay. M. 38 hükmü uyarınca cezaların şahsiliği ilkesi geçerli olduğundan tüzel birey kayyımın bir usulsüzlük yapması durumunda cezai ehliyeti olmayacaktır47. Zira tüzel kişiler ceza hukuku anlamında suç faili olarak kabul edilemez. Ek olarak bir tüzel ferdin konkordato komiseri seçilememesi için ileri sürülen gerekçelerin kayyım bakımından da geçerli olabileceği savunulabilir. Bu bağlamda kayyımın iyi ahlaklı ve güvenilir bir karakter ihtiva etmesi aranacaktır. Gerçek kişiler için geçerli olan bu özellikler tüzel kişilerde aranamayacağından tüzel kişilerin iyi terbiye sahibi olmasından söz edilemez48. Çetin, kayyımın görevlerinin ve borçlarının sadece gerçek kişiler tarafından gerçekleştirilebileceğini savunmaktadır. Ayrıca yazara gore şirket yada kooperatife ilişkin işlerde tüzel kişiliği temsile yetkili organları oluşturan gerçek kişiler arasında görüş ayrılığı bulunması halinde işlerin sürüncemede kalacağını ifade etmiştir49. Bu sebeplerle iflasın ertelenmesinde kayyım atanırken tüzel kişilerden kayyım ismi yada isim sıralaması istenebilir ise de tüzel kişilerin doğrudan kayyım olarak atanmaması gerektiği kanaatindeyiz.

İflasın ertelenmesine kabul eden mahkeme şirket veya kooperatifin durumunu gözeterek bir veya daha çok sayıda kayyım atayabilir50. İİK' da bu hususta bir düzenleme bulunmamakla beraber birden çok kayyım atanması halinde, mahkeme tarafından içlerinden birinin kayyım heyeti başkanı olarak belirlenmesinde yarar vardır. Kayyım sayısı bakımından bir üst sınır bulunmamakla birlikte kayyım sayısı belirlenirken şirket yada kooperatifin büyüklüğü, iş hacmi, mali durumunun bozulmasının sebepleri ile iyileştirme projesinin içinde ne olduğu dikkate alınmalıdır. Kayyımın, şirketin mali durumunun takip edeni ve iyileştirme projesinin hayata geçirilmesi mevzusunda ihtiyaç duyması halinde bilirkişiye de başvurabileceği dikkate alınarak tercihen tek kayyım atanmalıdır51. Şirketin iş hacmi ve büyüklüğü dikkate alınarak birden fazla kayyım atanması halinde kayyımların farklı meslek gruplarından seçilmesinde yarar vardır.

Türk vatandaşları dışında kayyım atanıp atanamayacağı hususunda İİK' da açık bir düzenleme mevcut değildir. Ermenek'e göre52 yabancıların kanunen kayyım olarak atanıp atanamayacağının tespiti için Ay. M. 70'in birinci ve ikinci fıkrasını beraber değerlendirmek gerekir. Ay. M. 70/1 hükmüne göre "Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına haizdir." İkinci fıkra hükmü ise "Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez." şeklindedir. Eğer birinci fıkra hükmü "Kamu hizmetlerine girme hakkına sadece Türk vatandaşları sahiptir." şeklinde yorumlanırsa yabancıların kayyım atanması mümkün olmayacaktır. Fakat hüküm, ikinci fıkra ile beraber değerlendirilerek kamu hizmetine girmek için yalnızca görevin gerektirdiği niteliklerin göz önünde bulundurulması gerektiği, bunun haricinde genel bir sınırlama yapılamayacağı şeklinde yorumlanmalı ve Türk vatandaşı olmayan kimselerin de kayyım olarak atanmasının mümkün olacağı neticesine varılmalıdır. Zira farklı kanunlarda Türk vatandaşı olma koşulu aranıyorsa bu şart açıkça belirtilmiştir53. Bundan dolayı Türk vatandaşı olmayanların da kayyım olarak atanmasına kanuni bir engel bulunmadığını söylemek mümkündür. Ermenek ile aynı görüşte olmayan Çetin'e göre54 ise Ay., m. 70 hükmünde açıkça "her Türk" ifadesinin yer alma sebebi vatandaşlığa vurgu yapmak içindir. Zira aksi halde "hepimiz veya her fert" ifadesi kullanılabilirdi. Yazara gore kayyımlık bir kamu hizmetidir ve yabancıları kamu hizmetine girme hakkı yalnızca kanında açıkça düzenlenen hallerde mümkündür.

Kanaatimizce yabancıların kayyım olarak atanıp atanamayacağı hususunun tespitinde Ay. M. 70 hükmünün birinci ve ikinci fıkrası birlikte yorumlanmalıdır. Buna bakılırsa ilk fıkra hükmü kamu hizmetine girme hakkına yalnızca Türk yurttaşlarının haiz bulunduğunu, ikinci fıkra ise hizmete girerken kayyım olarak atanacak kişide görevin gerektirdiği niteliklerden başka bir kalite aranmaması icap ettiğini yani kamu görevlisinin hizmete alınmasında görevi ile ilgili olmayan başkaca koşulların kriter olarak benimsenemeyeceği ifade edilmektedir. Dolayısıyla ikinci fıkra kamu hizmeti için göreve alınmada vatandaşlık ile ilgili bir düzenlemeye yer vermemiş, aksine göreve gelecek Türk vatandaşının hangi kriterle göreve alınacağını açıklığa kavuşturmaktadır. Bu nedenle kanaatimizce Ay. M. 70 yorumuyla Türk vatandaşı olamayan kişiler kamu hizmetine giremeyeceğinden kayyım olarak da atanamazlar.

Mahkeme kayyımı seçme ve tayin yetkisini kullanırken şirketin/kooperatifin yada alacaklıların talepleriyle bağlı değildir55. Zira batkıın ertelenmesi kararı ile beraber şirket veya birleşke işlemleri için gerekli her türlü tedbiri re' sen almakla yükümlüdür. Sadece bu durum mahkemenin tarafların atanacak olan kayyıma ilişkin önerilerini kesinlikle nazara almayacağı anlamına gelmemektedir. Mahkeme isterse ilgililerden kayyıma ilişkin görüşlerinin isteyebilir. Fakat bu mevzuda zorunluluk yoktur. Taraflar aralarında mutabakata vardıkları bir kişiyi de kayyım olarak mahkemeye önerebilirler. İlgililerin görüş ve önerilerinin mahkeme açısından hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Mahkeme yansız ve herkesin güvenebileceği, göreve en uygun kayyımı atayacaktır56. Doktrinde karşı görüşte olan Muşul' a göre57 her ne kadar ilgililer mahkemece kayyım olarak atanacak bireyin şahsına esas itibariyle karşı çıkamayacaklar ise de alacaklılar ve borçlu şirket yada kooperatif aralarında bu mevzuda uzman bir kişide anlaşırlarsa iyileştirme projesinin uyum içinde gerçekleştirilmesi açısından mahkeme, önerilen kişiyi yolsuzluk ihtimali haricinde kayyım olarak görevlendirmekten kaçınmamalıdır58.




C. Kayyımın Göreve Başlaması

Kayyımın atanmasına ilişkin karar kayyıma derhal yazılı olarak bildirilmelidir59. Alınan karar neticesinde kayyımın görevinin ne süre başlayacağı hususu doktrinde tartışmalıdır. Doktrindeki hakim görüşe göre kayyımlık görevi kayyımın açıkça ya da zımnen bu görevi kabul etmesiyle başlar60. Aksi görüşte olan yazarlar kararın kayyıma bildirii ile beraber görevinin başlamış sayılacağını savunmaktadırlar61.

Kayyım, görevi hiç kabul etmeyebileceği benzer biçimde göreve başladıktan sonra istifa da edebilir62. Bu durumda mahkeme yeni bir kayyım tayin eder. Kanunda bir belginlik bulunmamakla beraber görevi bulan kayyıma mahkeme tarafınca bir göreve başlama ve yemin tutanağı düzenlenmesinde yarar vardır. Çünkü, bilirkişilik yapanlara dahi yemin verildiğine göre, tıpkı bilirkişi benzer biçimde tam bir tarafsızlık içinde vazife yapacak ve mahkemeye rapor sunacak olan kayyıma da yemin ettirilmelidir. Yemin ve göreve başlama tutanağı düzenlenmesi, kayyımın görevi kabul ettiğinin ve göreve hangi tarihten itibaren başladığının tespiti bakımından da yararlı olur63. Kanaatimizce TMK. M. 403’ün atfıyla m. 422 gereğince, kayyım sonucun kendisine tebliğinden itibaren 10 gün içinde kayyımlıktan kaçınma hakkını kullanabilir. Ayrıca ilgili herkes kayyımın atandığını öğrenmeden itibaren 10 gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğu sebebi öne sürülerek itiraz edebilir. Kayyımı atayan mahkeme itirazları değerlendirir ya reddine veya yeni bir kayyım atanmasına karar verir.

D. İflasın Ertelenmesinde Kayyımın Hukuki Statüsü ve Görevinin Niteliği

İflasın ertelenmesi bağlamında kayyımlığın hukuki statüsüne ilişkin doktrinde çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

Bir görüşe göre64 İİK. M. 179/a' da düzenlenen kayyım, vesayet hukukunun dışında, borçlunun ve alacaklıların menfaatlerini aynı ölçüde gözeten resmi bir devlet organı olarak vazife yapar. Bu yüzden vesayet hukukunun kayyım için uygulanabilir hükümleri İİK 179/a' ya gore atanan kayyım için uygulanamaz. İflasın ertelemesinde kayyım borçlunun ve alacaklının menfaatlerini aynı ölçüde gözeten, devletin resmi bir organıdır, sadece bu resmi sıfatına karşın devlet memuru sayılmaz65.

öteki bir görüşe göre66 ise iflasın ertelenmesinde kayyım, bireysel menfaatin yanı sıra toplumsal bir amaca da hizmet etmek amacıyla görevlendirilir. Zira kayyımın şirket ya da kooperatifi borca batıklıktan kurtarabilmeyi ve iyileştirme projesini hayata geçirebilmeyi fakatçlamasının temel sebebi toplumsal itimatı, istikrarı ve kamu düzenini sağlamak amacıyladır. Bu yüzden kayyımın görevi kamu yararı temeline dayanır. Dolayısıyla TMK’ da vesayet organları kısmında düzenlenen temsil ve yönetim kayyımlığından farklı olarak, iflasın ertelenmesindeki kayyımlık özel statülü bir kayyımlıktır ve daha çok konkordato komiserliğinin statüsüne benzemektedir. Kayyım öncelikli olarak kamu menfaatinin korunması ve toplumsal güvenin sağlanması amacıyla hizmette bulunur. Çetin67 ve Ermenek'e68 gore kayyımın görevinin kamu hizmeti olması, kayyımlığın kamu hizmetinin belirleyici unsurlarından olan asliliği ve sürekliliği de bünyesinde taşıdığını gösterir. Zira kayım esasen Devlet tarafından yerine getirilmesi gereken bir görevi, Devletin öngördüğü yasal prosedür içinde gerçekleştirmektedir. Bu özelliği kayyımlığın aslilik unsurunu ifade eder. Kayyımın her an ilgililerin gereksinimlarına yanıt verebilmesi gereği de kayyımlığın kesintisiz ve süreklilik unsurlarını bünyesinde barındırdığını ortaya koymaktadır. Dolayısıyla yazara bakılırsa kayyımlık klasik bir kamu hizmetinin gerektirdiği asli, sürekli, kesintisiz ve kamu yararı temeline dayalı bir vazife olan kayyımlık konkordato komiseri benzer biçimde bir kamu görevi yapmaktadır.

İflasın ertelenmesi kararı üzerine atanan kayyımın, bir takip hukuku organı yada icra iflas dairesi görevlisi sayılmayacağını da belirtmek gerekir69.

Kanaatimizce iflasın ertelenmesinde gerek borçlunun durumunu gerek alacaklıların haklarını gözetmek amacıyla tesis edilen kayyımlığın aslabir yasal temelinin bulunmaması kabul edilemez70. Bizler iflasın ertelenmesindeki kayyımlığın TMK. M. 427, b. 4’de düzenlenen yönetim kayyımlığına yakın bir kayyımlık olduğu, buradaki kayyımlığın özel bir türünü oluşturduğu, batkıın ertelenmesine ilişkin özel hükümlerde belginlik bulunmayan hallerde TMK’da yer alan kayyımlıkla ilgili genel hükümlerin uygulanması gerektiği kanaatindeyiz. İflasın ertelenmesi halinde atanan kayyımın farklı ve özel durumu bulunmakla birlikte; hukuki durumu, görev ve yetkileriyle ilgili açık ve özel hüküm bulunmayan hallerde TMK. M. 427/b-4’deki yönetim kayyımlığı71 hükümlerine doğal olarak olduğu kanaatindeyiz.

Hakimler çoğu zaman (ihtiyati tedbirler dışında) geçmişte vuku bulan ve davalar kapsamında önlerine gelen somut vakalar hakkında karar verirler. Oysa batkıın ertelenmesinde hakimler kendilerini bir işletmenin yönetilmesi gereği içinde bulurlar. Hakimler böyle bir görev için hazırlıklı olmadıkları şeklinde, statüleri de buna uygun değildir72. Hakikaten, batkıın ertelenmesi davalarında, diğer davalardan farklı olarak, hakimler dosya hakkında bir karar vermekle işten el çekmezler. Aksine, bu dava dosyaları açık kalmakta yoğun bir evrak trafiği ve yargılama süreci devam etmektedir. İflasın ertelenmesine karar verilmeden önce borca batıklığın tespiti, iyileştirme projesinin ciddiliği ve inandırıcılığı ve öteki erteleme şartlarının oluşup oluşmadığı gibi hususlarda, erteleme sonucundan sonra ise davacı şirketin ve müdahil alacaklıların talepleri ve itirazları, kayyım raporları ve erteleme süresinin uzatılması talepleri gibi sebeplerle mahkeme tarafınca sürekli yine yargılama ve değerlendirmeler yapılması gerekmektedir. Kayyım, iflasın ertelenmesi kararı veren hakimlere alışık olmadıkları bir görevin yerine getirilmesinde yardımcı olan kimsedir.








E. Kayyımın Hak ve Yükümlülükleri
1. Kayyımın Hakları
a) Ücret Alma Hakkı
Kayyım yapmış olduğu görevi neticesinde bir ücrete hak kazanır. Kayyımı atayan tecim mahkemesi kayyımın ücretini de belirlemelidir73. Kayyımın ücretini belirleme konusunda mahkeme münhasır yetkiye sahiptir. Bu nedenle kayyımın ücret ve harcamalarına ilişkin borçlu ile yaptığı anlaşmalar geçersizdir74.

Kayyımın atanması hükmünü içeren erteleme kararında kayyımın ücreti ve ödenme zamanları açık biçimde gösterilir. Bu konum kayyımın görevi kabul edip etmemesi ve tarafları ücrete ilişkin olarak yapacakları itirazlar bakımından önemlidir75. Erteleme kararının uzatılması durumunda ise kayyımlık ücreti uzatma sonucunda ek olarak belirtilmelidir76. Çetin'e göre77 uzatılan süre için istenen kayyımlık ücreti peşin olarak yatırılmamış ise ertelemenin uzatılması kararı verilmemelidir. Kayyımın ücreti peşin yatırılmamış ise veya yatırılan ücretin yetersiz olduğu anlaşılırsa kayyım şirketten teminat isteyebilir; hatta görevi kabul etmesini bu koşula bağlayabilir. Kayyıma, ücretini direkt şirket kasasından alma yetkisi de verilebilir78. Kayyıma görevine ilişkin olarak takdir edilen ücretin fahiş bulunduğunu düşünen borçlu ve alacaklılar ücrete sadece erteleme kararı yada ertelemenin uzatılması kararı ile beraber kanun yoluna başvurabilirler.

Kayyımlık ücretinin hangi kriterlere gore belirleneceği hususunda kanunda bir belginlik bulunmamakla birlikte kayyıma takdir edilecek ücretin batkıı ertelenen şirket veya kooperatifin iştigal mevzusu, iş hacmi, borç miktarı, alacaklı sayısı iyileştirme projesinde amaçlanan hedef, kayyımın üstlendiği işin önemi, hacmi, sıkıntılığu, emek ve mesaisi dikkate alınarak belirlenmelidir79. Ayrıca kayyımın ücretinin belirlenmesinde kayyımın yönetim organının yerine mi geçeceği yoksa yalnızca denetim ve onay yetkisine mi haiz olacağı hususu örutubet arz etmektedir80. Ersoy'a göre81 kayyımlık ücret ve masrafları ile ilgili bir tarifenin çıkarılması yerinde olacaktır. Kayyımın görevi kamusal kalite taşıdığı için ücret meblağının belirlenmesinde özel hukuka değil kamu hukukuna ilişkin hükümler uygulanır. Bu yüzden kayyım ücretleri Gelir Vergisi Kanunu’nun 61 vd. Hükümleri gereğince ücret geliri sayılır ve buna bakılırsa vergilendirilir.

Kayyımın ücretini kimden alacağı hususu doktrinde tartışmalıdır. Bazı yazarlara göre82 kayyımın ücretini borçlu şirket yada birleşke ödemek zorundadır. Fakat ücret ödeme borcu ile kayyımın ücreti talep etme hakkı birbirinden farklı şeylerdir. Kayyım, mahkeme sonucuyla atanır ve kayyımın borçlu ile içinde bu karar haricinde haksız fill, sebepsiz zenginleşme, vekaletsiz iş görme benzer biçimde herhangi bir borç doğuracak hukuki ilişki bulunmamaktadır. Bundan dolayı kayyım ücretini doğrudan borçludan talep edemez ancak mahkemeden talep edebilir83. Bu durumda kayyımın ücreti daha sonrasında boçluya rücu edilmek kaydıyla hazine tarafından ödenecektir. Dolayısıyla kayyımın ücret alacağının güvenceı mahkeme olmalıdır. Böylelikle hem kayyım her ücreti ödenmediğinde borçlu ile muhattap olmak zorunda kalmayacak, bununla beraber kayyımın ücretinin tahsilinde sıkıntı yaşanmayacağından bu sebeple görevi bırakma riskiyle de karşılaşılmayacaktır.

Kanaatimizce erteleme sebebiyle lüzumlu harcamalar ve kayyım ücretleri erteleme harcamalarından sayılır ve şirket tarafınca karşılanır. Mahkeme, bu masrafları karşılamak üzere batkıın ertelenmesini isteyen şirket veya alacaklıdan olası masrafların peşin yatırılmasını isteyebilir. Hatta bunu batkıın ertelenmesinin ön koşulu sayabilir84. Yatırılan masrafların yetmemesi halinde erteleme süresi içinde ek masraf ön ödemeı yatırılması da istenebilir. Kayyım vazife yaptığı biçimde kararlaştırılan ücretini alamamış ise kalan ücret alacağı için devlete başvuramaz, kalan ücretini yalnızca şirketten isteyebilir85. İsviçre uygulamasında kayyıma harcama yada avansını direkt şirket yada kooperatiften talep etme imkanının yanı sıra masraf ve ücretini direkt idaresi kendisine verilen şirket veya kooperatifin kasasından karşılama yetkisi verildiği görülmektedir86. Öztek' e göre87 kayyım şirkete taze para getirmediği takdirde ücretini nakit olarak şirket kasasından karşılayamayacaktır. Kanaatimizce kayyıma ücret ve harcamalar için şirket yada kooperatifin kasasındaki nakitleri" kullanabilme yetkisi verilmiş ise kayyım kendi ücretini şirketin kasasından alabilmelidir88.

İflasın ertelenmesi başarısız olursa kayyımın ücretinin masa alacağı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği mevzusunda da doktrinde fikir birliği yoktur. Nitekim Ermenek'e göre89 kayyımın ücret alacağının teminat mahkeme olduğu için kayyımın ücretini her halükarda hazineden ödenecektir. Gömü ise alacağını İİK. M. 206' ya göre imtiyazsız alacaklılarla birlikte alacaktır. Atalay ise90 kayyım tarafından hak edilmiş sadece masraf avansı ile karşılanmamış olan ücret ve masraf alacağının masa alacağı olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunmaktadır.

Doktrindeki hakim görüşe göre91 hemen hemen batkı tasfiyesi başlamadan önceki dönemde meydana getirilen harcamalar masa alacağı olarak kabul edilemeyeceğinden, kayyımın ücret alacağı hukuken masa alacağı olarak nitelendirilemez.

Kayyımın ölümü, azli veya istifası hallerinde daha önce belirlenmiş ücretinden indirim yapılmalıdır92.

B) avans ve teminat İsteme Hakkı

Doktrinde hakim olan görüşe göre93 kayyımlık ücreti peşin olarak yatırılmamış ise yada kayyımın ücretinin ödenmeyeceği hususunda kuşkuları var ise borçlu şirket veya kooperatiften teminat isteyebilir hatta görevini kabul etmesini ücretinin peşin olarak ödenmesi koşuluna bağlayabilir.

Azcaınlıkta olan görüşe gore ise94 kayyım bir kamu görevlisi statüsünde olduğu için ücret alacağı da bir kamu alacağı olarak bizzat mahkeme tarafınca güvence edilip teminat altına alınmalıdır. Eğer kayyımın görevi devam ederken ücret alacağı ödenmez ise ücreti borçluya rücu edilmek kaydıyla gömü tarafından karşılamalıdır.

Erteleme sebebiyle lüzumlu harcamalar ve kayyım ücretleri erteleme harcamalarından sayıldığı için borçlu birleşke yada şirket tarafından karşılamalıdır95. Çetin'e göre96 mahkeme harcama ve ücretlerin yatırılması için borçluya kesin süre verip bu süre içinde yatırılmaması halinde erteleme talebini reddetmelidir. Kanaatimizce bu görüş isabetli olup böylelikle kayyımın istifasına yada teminat yatırılmasına ya da borçlu ile muhatap olmasına lüzum kalmayacaktır.

C) İstifa Hakkı

Kayyımın görevi kabul etme mecburiyeti bulunmadığı şeklinde bu görevi sonuna kadar devam ettirme zorunluluğu da bulunmamaktadır. şundan dolayı kayyım haklı sebeplerle görevinden çekilme edebilir97. Örneğin ağır bir hastalığı yakalanması veya ücretinin ödenmemesi bu sebeplerden sayılabilir. Kayyımın istifası mahkemenin bunu kabulü ile hüküm doğurur. Dolayısıyla istifa eden kayyım, bu kararı mahkeme tarafınca kabul edilinceye kadar görevine devam etmek zorundadır. Aksi takdirde kayyım bir kamu görevi ifa ettiğinden borçlu şirket yada kooperatifin bundan dolayı uğrayacağı zararlardan hukuken görevli tutulabileceği benzer biçimde Çetin'e göre98 TCK m. 6' ya göre görevi dikkatsizlik kabahatundan hakkında işlem de yapılabilir.






2. Kayyımın Yükümlülükleri
a) Kayyımın Görevini Bizzat Yerine Getirme Yükümlülüğü
Kayyım bir kamu görevlisi olduğundan görevini bizzat yerine getirmek zorundadır99. Zira kayımın görev ve yetkilerini üçüncü kişilere devredebileceğine dair kanuni bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kayyım, görevini kısmen yahut tamamen bir başkasına devredemeyeceği gibi görevinden meydana gelen yetkilerini de üçüncü kişilere devredemez.
B) Kendi Kendisiyle Hukuki İşlem Yapma Yasağına Uyma Yükümlülüğü
Kayyım, görevinin ifası sırasında bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Zira kayyımın borçlu ya da alacaklılardan herhangi birisi ile ekonomik ve hukuki açıdan herhangi bir ilişki kurması sakıncalı olup kayyımın tarafsızlığına da şüphe düşürecektir. Dolayısıyla kayyımın borçlu şirket yahut kooperatif ile alacaklıların mallarına ilişkin olarak kendisi yada başkaları adına işlem yapması mümkün değildir100. Kayyımın bu yasağa uymaması halinde meydana getirilen işlem yahut işlemler butlanla sakattır. Bu durumda ilgililer herhangi bir süreye doğal olarak olmaksızın ilgili tecim mahkemesine şikayet ederek butlanın tespitini isteyebilirler101.
Çetin, icra batkı müdürlerini kendilerine ve yakınlarına ilişik işleri görme yasağını öngören İİK m. 10 kuralının kıyasen ve niteliğine uygun düştüğü ölçüde kayyım için de geçerli olduğunu ileri sürerek bu kurala aykırı olarak yapılan işlemlerin iptal ile sakat bulunduğunu ifade etmektedir102.
C) Kayyımın Özen Yükümlülüğü

TMK. M. 466’da ölçme yoluyla, kayyım hakkında da uygulanacak olan özen yükümü düzenlenmiştir. Buna göre, vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdürler.
Doktrinde bazı yazarlar103 tarafından kayyımın kayyımın bağımsız ve yansız olmasının bir neticesi olarak taraflara ve ilgililere eşit davranma yükümlülüğünün bulunduğu, bu yükümlülüğe aykırılık halinde kayyımın hukuki sorumluluğunun söz mevzusu olacağı savunulmakta ise de hepimiz kayımın taraflara eşit davranma yükümlülüğü bulunmadığı kanaatindeyiz. Zira kayyımın görevi borçlu şirket yada kooperatifi ıslah etmektir. Dolayısıyla kayyım görevi ne ise onu yapmalıdır.
D) bilgi Verme ve İhbarda Bulunma Yükümlülüğü
Kayyımın bilgi verme ve ihbarda bulunma yükümlülüğüne ilişkin olarak herhangi bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Kayyım, görevinin ifası esnasında iflasın ertelenmesi sürecinin seyri ve iyileştirme projesinin gerçekleştirilebilirliğine ilişkin olarak mahkemeye bilgi verir. Kayyım, mahkemeye gerekli detayları verirken bununla birlikte ilgilileri de iflasın ertelenmesi sürecine ilişkin olarak bilgilendirmekle yükümlüdür. Ek olarak kayyım, batkıın ertelenmesi sürecinde tarafların suç teşkil eden fiillerini öğrenirse durumu ivedilikle ilgili makamlara bildirme yükümlülüğü altındadır104.
E) Sır gizleme Yükümlülüğü
Kayyım, görevinin resmi niteliği gereği borçlu şirket yada kooperatife ilişkin her türlü bilgiyi temin etme hakkına haizdir. Bu kapsamda kayyım borçlunun iş ve özel yaşamına ilişkin biroldukça sırra vakıf olabilecektir. İşletmenin üretim faaliyetlerinin teknik sırları başta olmak üzere borçlunun alan kişi çevresi, iş hacmi, ticari defter ve belgeleri, ekonomik bağlantıları, teknik buluşları gibi bilgiler bu kapsamda sırlardır. Kayyım, mahkemeyi aydınlatırken ve alacaklıları bilgilendirirken bu sır gizleme yükümlülüğüne ne olursa olsun uymak zorundadır105.
Kayyımın sır saklama yükümlülüğüne aykırı davranışı TCK m. 258106 hükmünde düzenlenen "Göreve ilişkin sırların açıklanması" suçunu teşkil eder.

F. Kayyımın vazife ve Yetkileri

1. Genel Olarak

İflasın ertelenmesi sonucunda mahkeme, kayyımın görev ve yetkilerini detaylı olarak göstermelidir107. Mahkeme, kayyımın vazife ve yetkilerini belirlemede geniş bir takdir hakkına sahiptir108. Zira İİK. M.179/a-I’ de109 kayyıma verilebilecek vazife ve yetkiler örnek olarak sayılmış, tahdidi olarak sınırlandırılmamıştır. Kayyımın yetkileri iki şekilde belirlenebilir. Birincisi, şirket yönetim organının yetkilerini tamamen elinden alarak şirketin kayyım tarafından yönetilmesine karar verilebilir110. Bunun bir uzantısı olarak, yalnızca bazı işlerin yapılması da kayyıma bırakılıp, bunlar dışındaki işlerde yönetim yetkili kılınabilir. Hatta Yargıtay'ın da kabul etmiş olduğu üzere111 mahkeme kayyıma tapu kayıtlarının iptali yada tasarrufun iptali davası açabilme yetkisi de verebilecektir112. İkincisi, şirket yönetim organlarının iş başlangıcında kalması ancak bu organların karar ve işlemlerinin geçerliliğinin kayyımın tasdikına bağlı kılınmasına da karar verilebilir113. Bunun bir uzantısı olarak da bazı işlerin yalnızca kayyım tarafından yapılmasına, öteki işlem ve kararların geçerliliğinin ise kayyımın tasdikına bağlanmasına da karar verebilir. İşin özelliği dikkate alınarak karma bir kayyımlık türü de düşünülebilir114. Bu kapsamda kayyımı atayan mahkeme yönetim organının yetkilerini tamamen elinden alıp kayyıma verebileceği benzer biçimde, yönetim organının işlemlerinin geçerliliğini kayyımın tasdikına da tabi tutabilir yada bir kısım işlemleri kayyımın onaylamaına tabi tutup öteki işlemler için yönetim kurulunu yetkilendirebilir. Hatta mahkeme kayyımı sadece denetim ve gözetim yapmak ve durumu rapor etmekle görevlendirebilir115.

Mahkeme, re' sen yada talep üzerine talep üzerine kayyımı görevden almak, yeni kayyım atamak veya yetkilerini tekrar düzenlemek mevzusunda tam takdir yetkisine sahiptir116. Mahkeme kayyım atarken görev ve yetkilerini ve şirket organları karşısındaki durumunu kararda açıkça belirtmelidir117. Mahkeme kararında ayrıntı yoksa kayyımın geniş yetkili olduğu kabul edilmelidir118. Ancak geniş yetki, geniş mesuliyet anlama gelir. Bu bakımdan kayyım göreve adım atar başlamaz, görev ve yetkileri konusunda mahkemeden ek karar verilmesini talep edebilir. Kayyımın yetki ve görevleri mevzusunda çıkacak bir uyuşmazlıkta ilgililer de mahkemeden bu hususun açıklanmasını isteyebilirler119.

Erteleme süresinde kayyımın vazife ve yetkilerinde bir tereddüt hasıl olursa talep üzerine mahkeme açıklama yapabilir ve ek karar verebilir120. Kayyım iyileştirme projesinin amaca ulaşması için lüzumlu olması üzerine görev ve yetkilerinin daraltılmasını ya da genişletilmesini kendisi de isteyebilir121.

2. Kayyımın Görevleri

Kayyımın görevleri İİK m. 179/a hükmünde tahdidi olarak sayılmayıp ilgili hükümde örnekleme yöntemiyle kayyımın birkaç görevinden bahsedilmiştir. Kayyımın batkıın ertelenmesi sürecindeki görevleri, mahkeme tarafınca kayyıma verilen yetkiler çerçevesinde belirlenecektir. Kayyıma verilecek vazife ve yetkiler yönetim organının kullandığı yetkilerdir. Bunlar tamamen veya kısmen yönetimin elinden alınarak kayyıma verilebilir. Kısaca, şirkete kayyım atanmakla yönetim kurulunun yetkilerinin kısıtlanması amaçlanmıştır. Bu yüzden aşağıda kayyımın üstleneceği görevlere ilişkin incelemelerimiz her kayyım için geçerli olmayıp kayyımın yetkisine göre belirlenecek görevlerdir.

A) Borçlunun Malvarlığının Muhafazası İçin gerekli Önlemleri Almak

İflasın ertelenmesi sürecinde kayyım, şirket veya kooperatifin malvarlığını korumak için gerekli her türlü tedbiri almakla yükümlüdür122. Bu vazife bir tek şirketin aktiflerini korumak yönünde değil, pasiflerini de şirketin ve alacaklıların menfaatini gözeterek azaltmak yönünde olacaktır. Kayyım bunu gerçekleştirirken iyileştirme projesinin göz önünde bulundurmalıdır.

İflasın ertelenmesi sürecinde mahkemenin borçlu şirket yada kooperatife yönelik olarak alacağı muhafaza tedbirlerine ek olarak kayyım da bizzat kendisi şirketin malvarlığının korunması için lüzumlu tedbirleri alacaktır. Bu kapsamda örneğin şirket yahut kooperatifin borçlularının yapacakları ödemeyi kayyıma yapmaları istenebileceği şeklinde şirketin malvarlığına ilişkin tasarruf yetkisinin kayyımın denetimine doğal olarak olması da mümkün olacaktır123.



B) Borçlunun Malvarlığının Defterini Tutmak

ETK m. 324/II düzenlemesinde "…mahkeme, envanter tanzimi veya bir yediemin tayini benzer biçimde şirket mallarının muha
(Bu konu en son: 09.01.2017 Tarihinde, Saat: 21:07 düzenlenmiştir. Düzenleyen: mavigece.)
09.01.2017 21:07
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  İflasın Ertelenmesi Şartları mavigece 0 193 09.01.2017 23:17
Son Yorum: mavigece

Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi