Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtirazda İncelemenin Kapsamı
Yazar Konu
siirvehikaye Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 53
Üyelik Tarihi: 10.01.2017
Yorum: #1
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına İtirazda İncelemenin Kapsamı
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bir yargı değildir. Bunedenle, söz mevzusu kararla ilgili olarak hükme ilişkin temyiz benzer biçimde olağan kanun yolu kabul edilmemiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edilebilir (CMK m. 231/12).

İtiraz merciinin incelemesinin kapsamının ne olacağı, itiraza ilişkin CMK dü-zenlemelerinin iyi mi anlaşılması gerektiği mevzularında farklı değerlendirmeler ortaya çıkmaktadır. Bununla bağlantılı olarak, itiraz merciinin kararlarının kati olduğuna dair hüküm karşısında, verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edildiği durumlarda temyiz kanun yolunun bir biçimde devreye sokulmasının mümkün olup olmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna konu olan esas hükümdeki hukuka aykırılıkların yeterince denetlenip denetlenemeyeceği sorunları tartışılmaktadır.

II. Problemi gereği benzer biçimde değerlendirebilmek için, öncelikle konuya ilişkin yasaldüzenlemelerin ortaya konulması gerekmektedir. Burada CMK’ da hükmün açık-lanmasının geri bırakılmasını düzenleyen m. 231’in bazı fıkraları ve itiraz kanun yoluna ilişkin m. 271 örutubet kazanmaktadır:

Sanığa yüklenen kabahattan dolayı meydana getirilen yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha azca süreli hapis veya adli para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanması-nın geri bırakılmasına karar verilebilir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ku-rulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder (CMK m.231/5). Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a)Sanığın daha önce kasıtlı bir kabahattan mahkum olmamış bulunması,

b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davra-nışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c)kabahatun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme yada tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. Sanığın kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-masına karar verilmez (CMK m. 231/6). Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz edilebilir (CMK m. 231/12). Kanunda yazılı olan haller saklı kal-mak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. İtiraz yerinde gö-rülürse merci, bununla birlikte itiraz mevzusu hakkında da karar verir. Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; sadece ilk defa merci tarafınca verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir (CMK m. 271).

III. Yargıtay’ın yaklaşımını bir karar üzerinden ortaya koymak, konunun dahaiyi anlaşılabilmesi bakımından yararlıdır.

1)sulh Ceza Mahkemesi, sanık hakkında; taksirle yaralama suçundan (TCK m. 89/1, 89/2-b,3-b) 3000 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına (TCK m. 62 ve 52/1), şartları oluşmadığından 53/1. Maddesinin uygulanmasına yer olma-dığına, CMK m. 231/5 ve devamı gereğince, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönüne alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl dene-timli serbestlik tedbirine doğal olarak tutulmasına karar verilir.

2)Katılan vekili hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz eder.

3)Dosya üzerinden inceleme yapan itiraz mercii (Asliye Ceza Mahkemesi);

“Katılan vekilinin itirazı yerinde görüldüğünden barış Ceza Mahkemesinin … kararı içeriğindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili bölümlerinin kaldırılmasına ve sonucun,

Hükümlü …’nin taksirle bir ferdin yaralanmasına niçin olmak suçundan dav-ranışına uyan 5237 sayılı TCY’nın 89/1 maddesi ihtarnca suçun niteliğine ve işleniş özelliğine göre takdiren doksan gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Sanığın taksirli davranışı ile katılanın vücudunda kemik kırılmış olması ve duyu ve organlarından birisinin devamlı olarak işlevini yitirmesi nedeniyle 5237 sayılı TCY. Nın 89/2b, 3b maddesi uyarınca cezasında bir kat arttırma yapılarak yüz seksen gün adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Takdiri hafifletici nedenlerle 5237 sayılı TCY.Nın 62/1 maddesi uyarınca sanı-ğın cezasında kişiliğine ve suçun işleniş özelliğine gore takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak yüzelli gün adli para cezası olmak üzere 5237 sayılı TCY.Nın 52/2 maddesi ihtarnca günlüğü takdiren 20 YTL’den hesaplanarak sanığın üçbin YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Koşulları oluşmadığından sanık hakkında 5237 sayılı TCY.Nın 53 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,

Katılan vekili için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifelerine bakılırsa takdiren 250 YTL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınıp katılana verilmesine”

kati olarak karar verir.

4) İtiraz mercii tarafından açıklanan hükme yönelik olarak sanık müdafii tarafınca meydana getirilen temyiz başvurusu, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasısonucunı vermiş bulunan barış Ceza Mahkemesince;

“… Asliye Ceza Mahkemesinin (itiraz merciinin) sonucunın … kati olarak ve-rildiği, ayrıca CYY’nın 271/4 maddesi gereğince de itiraz üzerine verilen kararların kesin olduğu” gerekçesiyle red edilmiştir.

5) Sanık müdafii tarafınca temyiz isteminin reddi kararının da temyizi

üzerine dosyayı inceleyen Yargıtayın ilgili Ceza Dairesince;

“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna karşı itiraz üzerine verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu anlaşıldığından temyiz talebinin reddineilişkin karar kaldırılarak yapılan incelemede;

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna karşı itiraz yasa yoluna baş-vurulması halinde, itiraz merciinin suç ve sanığa ilişkin objektif şartların olma-ması halinde itirazı kabul ederek hükmün açıklanması için dosyayı asıl mahke-mesine göndermesi gerekirken, yazılı şekilde hükmü açıklaması”

isabetsizliğinden sair yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar veril-miştir.

6) Yargıtay C.Başsavcılığınca;

“… İtiraz mercii tarafınca incelenecek olan karar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Merciin inceleme mevzusu, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-ması kararı verilebilmesi için aranan objektif koşulların bulunup bulunmadığı, dene-tim süresinin yasaya uygun belirlenip belirlenmediği ile sınırlı bulunmaktadır. Açıklanmayan hükme yönelik olarak itiraz merciince bir inceleme yapılamayacağı benzer biçimde, bu hususların bu aşamada temyiz yasa yolu ile de incelenmesi mümkün değildir…

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna meydana getirilen itiraz üzerine mercii tarafınca yapılan araştırma sonucunda, itiraz yerinde görülmez ise itirazın reddine karar verilecektir. İtiraz yerinde görülürse itiraz kabul edilip söz konusu karar saptanan hukuka aykırılık gerekçesiyle kaldırılacak ve mevzu hakkında yeniden karar verilmesi için dosya mahkemesine gönderilecektir. 5271 sayılı Yasanın 271/2. Maddesinde yazılı ‘itiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir’ hükmünün, (mercii tarafından itiraz yerinde bulunup, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırıldıktan sonrasında mercii tarafından yargılamayı icra eden mah-keme yerine geçmek suretiyle işin esasına hükmetme, örneğin mahkumiyet sonucuverme şeklinde değerlendirerek) uygulanması mümkün görünmemektedir.

Zira, karma bir hukuki yapıya sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, cezanın bireyselleşmesini sağlayan özgürlüğü bağlayıcı cezanın adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilmesi yada hapis cezasının ertelenmesi hususlarından değerlendirilmesinden önce uygulanması gerekmektedir. Hükmün açıklanma-sının geri bırakılması kararına itiraz üzerine merciince meydana getirilen incelemeler sırasında işin esasına hükmedilmesinin kabulü; merciince itirazın yerinde görülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kaldırılması halinde, mercii tarafından sanık hakkında cezanın bireyselleşmesini sağlayan kurumların tartışılıp değer-lendirilmesi ve yeni bir mahkumiyet hükmü kurulmasını gerektirir. Bu durum,öncelikle doğal yargıç ilkesine aykırı olur. Ek olarak, itiraz mercii tarafından genel kural olarak duruşmasız karar verileceği ve ancak gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcı-sı, müdafi veya vekilin dinlenebileceğinin öngörülmesi, sanığın, mağdurun, katılanın dinlenmesinin mümkün olmaması nedeniyle yargılamanın yüzyüzelik ve doğrudanlık ilkesine ters düşer. Yine, Yasanın 231. Maddenin 10. Ve 11. Fıkralarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi durumunda denetim süresi nihayetinde davanın düşmesine, hükmün açıklanması veya yeni bir mahkumiyet hükmünün ku-rulmasına hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren (yargılamayı yapan mahkeme) tarafından verileceğinin öngörülmesi de, itiraz mercii tarafından itirazın kabulü halinde işin esasına hükmedecek türde karar verilmesine engel teşkil etmektedir. Sakınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kurumun yeni bir müessese olmasından ve konunun kurumun özelliği nazara alınarak ayrıntılı bir şekilde Yasa-nın 231. Maddesinde düzenlenmemesinden meydana gelmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Asliye Ceza Mahkemesinin itirazı yerinde bularak hükmün açıklanması sonucunı kaldırdıktan sonrasında dosyayı yeni bir karar veril-mesi için yargılamayı icra eden sulh Ceza Mahkemesine göndermesi yerine yazılı şekilde karar vermesi hukuka aykırıdır.

Ancak, 5271 sayılı Yasanın 271. Maddesinin 4. Fıkrasında ‘Merciin itiraz üzeri-ne verdiği kararlar kesindir; sadece ilk defa merci tarafından verilen tutuklama karar-larına karşı itiraz yoluna gidilebilir’ denilmek suretiyle merciin, itiraz üzerine verdiği kararların kati olduğu genel bir kural olarak kabul edilmiştir. Bu kaideın tek istisnası ise ilk defa mercii tarafınca tutuklama kararı verilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, istisna içinde yer almaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yapılan itiraz üzerine verilen mercii kararları kesin niteliktedir. Bu kararlarının türü-nün (hüküm olup olmaması), ne şekilde verildiğinin (duruşmalı olarak verilip veril-memesi) aslabir önemi bulunmamaktadır. İtiraz merciince sonucun duruşmalı verilmesi yada yasaya aykırı olarak mahkumiyet kararı kurulması, kararı kesin özellikte olmaktan çıkararak temyizi kabil hale getirmez.

Mercii sonucunın kesin özellikte olması nedeniyle saptanan hukuka aykı-rılığın giderilmesi sadece 5271 sayılı Yasanın 309. Maddesinde düzenlenen ola-ğanüstü yasa yolu olan kanun yararına bozma yasa yoluna başvurmak suretiyle sağlanabilir. Başka bir anlatımla, Özel Dairenin bozma öne sürülen nedeni, kanun yararınabozma yasa yoluna başvurulması için bozma sebebi olabilir.

Bu itibarla, itiraz merciin sonucunın kesin özellikte olup, temyiz edilemeyecek kararlardan bulunması sebebiyle Özel Dairece temyiz isteminin reddine ilişkin sonucun onanmasına karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu kanaatine erişilmiştır.

İtiraz merciinin sonucunın kati nitelikte olup, temyize doğal olarak olmayan kararlardan bulunması karşısında; temyiz isteminin reddi kararının hangi mahkeme tarafından verilmesi gerektiği hususu üzerinde ek olarak değerlendirme yapılmasına gereksinimduyulmamıştır”

görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma sonucunın kaldı-rılmasına ve temyiz isteminin reddine ilişkin … barış Ceza Mahkemesi sonucunın onanmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuştur.

7) Yargıtay Ceza Genel Kurulu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılması suretiyle, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hük-mün itiraz mercii tarafınca açıklanması halinde, aşağıdaki gerekçelerle, Yargıtay Başsavcılığının itirazını reddetmiş ve temyiz kanun yoluna başvurulabileceğini kabul etmiştir:

“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı sonucunda da vurgulandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı meydana getirilen itiraz üzerine, itiraz merciince, 5271 sayılı CYY’nın 231. Maddesinin koşulları ile sınırlı bir araştırma yapılarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usul ve yasaya uygun olduğunun belirlenmesi halinde istemin reddine, 231. Maddede belirtilen objektif ve subjektif koşulların oluşmadığının tespiti halinde ise, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için dosya-nın asıl mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Hükmün muhteviyatında yer edinen hukuka aykırılıklar hükmün açıklanmasının geri bırakıl-ması sonucunın objektif koşullarını etkilemediği sürece itiraz merciince denet-lenemeyeceği gibi, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması da olanaklı değildir.

… Sanık hakkında taksirle yaralama suçundan verilen hükmün açıklanması-nın geri bırakılması kararına yönelik meydana getirilen itiraz üzerine, merciince 5271 sayılı CYY’nın 231. Maddesindeki koşulların bulunup bulunmadığı ile sınırlı bir inceleme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların gerçekleşmedi-ğinin tespiti halinde, hükmün açıklanması için dosyanın, yargılama yapan aslolan mah-kemesine gönderilmesi yerine, bu mahkeme yerine geçerek mahkumiyet hükmününaçıklanması usul ve yasaya aykırı olup, bu nitelikteki bir sonucun C. Başsavcılığı itirazında açıklandıği üzere yalnızca mercii kararı olması sebebiyle kati kalite-te olduğunun kabulü olanaksızdır.

Zira, 5271 sayılı CYY’nın 271. Maddesi gereğince itiraz merciinin ancak itiraz mevzusu ile sınırlı olmak üzere verdiği kararlar kesin niteliktedir. Hükmün açıklan-masının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik yapılan itiraz üzerine, mer-cii tarafınca itirazın kabulüyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken bununla yeti-nilmeyip mahkumiyet hükmünün açıklanmasına karar verilmiş bulunmuş olduğundan,merciince verilen yargı kati özellikte olmayıp, … temyiz yasa yoluna tabidir2.

IV. İtiraz merciinin sonucunın kapsamını belirleyebilmek ve “itiraz yerinde görü-lürse merci, hem de itiraz konusu hakkında da karar verir” şeklindeki hükmü(CMK m. 271/2) doğru anlamlandırabilmek için, hükmün açıklanmasının geri bı-rakılması sonucunın iyi anlaşılması gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bıra-kılması kararının verilebilmesi için, öncelikle, hüküm çeşitlerinden birisi olan mahku-miyet sonucuna hükmedilmesi gerekir. Başka bir ifadeyle, sanığın suçlu olduğu hususu hüküm makamınca kabul edilmiş olmalıdır. Ek olarak bu da yetmemekte, bütün unsur-larıyla, adeta tefhim ve tebliğ edilecekmiş, açıklanacakmış benzer biçimde, bu hükmün kurulması da gerekmektedir. Bundan sonra ise, sanığın bazı şartları taşıması veya gerçekleştirmesi üzerine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilecektir.

Nitekim Yargıtay kararlarına nazaran de, hükmün açıklanmasının geri bırakılma-sının şartları; sanığa ilişkin şartlar ve suça ilişkin şartlar olarak ortaya konmaktadır3.

1) Sanığa ilişkin şartlar, CMK m. 231/6’da yer edinen şartlardır. Bunlar;

a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması,

b)suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, kabahattan önceki hale getirme yada tamamen giderilmesi,

c)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranış-ları göz önünde bulundurularak, sanığın yine suç işlemeyeceği hususunda ka-naate ulaşılmasından ibarettir.

2) kabahata ilişkin şartlar ise;

a)yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve hükmolunan cezasının ise iki yıl yada daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,

b)kabahatun, Anayasanın 174. Maddesinde güvence altına alınan İnkılâp Kanun-larında yer alan kabahatlardan bulunmaması gerekir.

Yargıtay tarafınca kabahata ilişkin şartlar içinde sayılan, “yapılan yargılama so-nucunda, sanık hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilmesi ve hükmolunan cezaise iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması” şartı, mevzumuz açısından örutubet taşımaktadır.

Dikkat edilirse, “mahkumiyet hükmünün bulunması” hükmün açıklanması-nın geri bırakılması kararı verilebilmesi için bir şart, adeta bir önşarttır. İtiraz mer-cii, organik olarak, bu şart yönünden de denetim yapacaktır. Zira merci itiraza konu kararı hem hukuki yönden bununla beraber maddi yönden ele almak ve bütün bu yönlerden kararın hukuk uygunluğunu denetlemek zorundadır. İtiraz kanun yolunda, karara temel teşkil eden deliller ve maddi olgular ile bunu doğuran hukuki vaziyet birlik-te değerlendirilmektedir4. Bu açıdan bakılmış olduğunda, mahkumiyet hükmünün varlığı şartı yönünden denetim, iki yönden incelemeyi lüzumlu kılmaktadır:

a)Doğru bir mahkumiyet kararı verilmiş midir? Verilmesi ihtiyaç duyulan karar mah-kumiyet kararı mı olmalıdır, yoksa örneğin, beraat yada başka bir karar verilebilmesi ihtimali de bulunmakta mıdır?

B)Mahkumiyet kararı, hapis cezasının miktarı itibariyle doğru bir karar mı-dır? Aslen daha farklı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamı dışında kalan bir suç söz konusu olabileceği biçimde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamında bir suç nitelemesi yapılmış olması da mümkün müdür?

Görüldüğü üzere, mahkumiyet hükmünün mevcudiyeti şartı ile ilgili ola-rak itiraz mercii tarafınca yapılabilecek olan bu değerlendirmeler, ilkinde sübu-ta, ikincisinde ise hukuki nitelendirmeye yönelik değerlendirmelerdir. Dolayısıyla, itiraza ilişkin değerlendirmesini dosya üzerinden meydana getirecek olan itiraz mercii, sadece CMK’nın 231. Maddesindeki sanığa ilişkin koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme yapmayacaktır. İtiraz mercii, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna yönelik bir sonuca varabilmek için, mahkumiyet hükmü ile ilişkili olarak, sübuta ve suç vasfına yönelik olarak değerlendirmelerde de bulunabi-lecektir.

Meydana getirilen açıklamalar da göstermektedir ki, itiraz mercii, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme yapabilecektir. Örneğin sanığa yüklenen kabahatun oluşma-ması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar, doğrusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması kararı, verilebilir. Çünkü burada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kabahata ilişkin şartı, doğru bir mahkumiyet hükmünün kurulması şartı gerçekleşmemiş-tir. Ancak bu, Başsavcılık itirazında ifade edilmiş olduğu benzer biçimde, esas mahkemesi yerine geçerek yeni bir yargılama yapmak şeklinde anlaşılmamalıdır. Bu nedenle konunun, doğal olarak ha-kim, yüzyüzelik ve doğrudan doğruyalık benzer biçimde yargılama ilkeleri ile bağlantılı olarak tartışılması gereksizdir.

Aynı şekilde, itiraz mercii, nitelik değişikliği nedeniyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir. Örneğin kasten yaralama olarak nitelendirilen fiilden dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin kasten yaralama kabahatunu değil de kasten öldürme kabahatu-na girişim olarak nitelendirmek suretiyle de itirazın kabulü yönünde karar verebi-lir. Yine, örneğin görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma suçunu değil de, zimmet veya icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu sebebi öne sürülerek, hük-mün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kaldırılmasına karar verebilecektir5.

Bu arada, sözgelimi değerlendirme yasağına mevzu olacak hukuka aykırı bir deli-lin değerlendirilmesi sonucunda mahkumiyet hükmünün kurulmasında olduğu şeklinde, hükmün oluşumuna tesir edebilecek bir hukuka aykırılık itiraz mercii tarafından dik-kate alınmalıdır. Zira mesele bu yönüyle sübuta ilişkin bulunmaktadır. Keza, merci tayini yöntemiyle çözülmemiş olmak kaydıyla, hükmün açıklanması kararı verilmesini engelleyecek bir madde bakımından yetki konusu da merci tarafından incelenebilir. Zira burada suç vasfına yönelik bir inceleme söz konusudur6.

Bununla beraber, itiraz merciinin denetiminin kapsamı sınırsız değildir. Merci, hükmün oluşum sürecindeki her türlü eksikliği, yanlışlığı inceleyemez. Başka bir ifa-deyle, itiraz mercii, mahkumiyet hükmünün ve hukuki nitelendirmenin isabetli olup olmadığı mevzularına ilişkin olmayan, hükmün doğru bir hüküm olup olmadığı husu-su haricinde kalan hiçbir hususu inceleyemez. Bu bağlamda olmak üzere, örneğin fert-selleştirme şeklinde, mahkemenin takdirine ilişkin hususlarda itiraz merciinin değerlendir-mede bulunma yetkisi olmamalıdır. Bu nedenle, sözgelimi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması haricinde kalabilecek bir suçun cezası bireyselleştirme sonucu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kapsamına girmişse, bu husus itiraz mercii tarafınca denetlenmeyecektir. Keza, iddianamedeki bir eksiklik, duruşmadaki bir mesele, vekalet ücreti benzer biçimde mevzular, merciin incelemesi dışında kalan hususlardır.

Yargıtay, itiraz merciinin vazife kapsamını daha sınırlı kabul etmektedir7. Yuka-rıda atıf meydana getirilen YCGK sonucunda da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yalnız sanığa ilişkin öznel şartlarının bulunmadığı, suça ilişkin ob-jektif şartlarının da olduğu kabul edilmekle birlikte, itiraz merciinin bunları sadece şekli yönden denetleyebileceği sonucu çıkmaktadır. Örneğin katılan, kasten yaralama olarak kurulan hükmün aslına bakarsak kasten öldürme kabahatuna girişim olduğu öne sürülen sebebi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna itiraz ettiğinde, Yargıtayın kabulüne bakılırsa, itiraz merciinin bu hususu denetleyememesi gerekmektedir. Yargıtaya bakılırsa itiraz mercii, bir tek, suça ve sanığa ilişkin “objektif” şartlar itibariyle denetim yapabilece-ğinden, hükmün esasına yönelik bir değerlendirme kabul edilmemektedir.

Yargıtay’ın yaklaşımı kabul edildiğinde, açıklanması geri bırakılan hükümdeki esasa yönelik hukuka aykırılıklar; itiraz merciinin yetkisinde sayılmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı üzerinden denetlenemeyeceği benzer biçimde, sanığın yü-kümlülüklere uyması nedeniyle hükmün düştüğü hallerde de, denetim yoluna başvu-rulmuş olmasına karşın hiçbir şekilde denetlenemeyeceklerdir. Uygulamada, itirazın işin esasına yönelik hukuka aykırılıkları görmezden gelecek şekilde sınırlandırılması karşısında, mahkumiyet kararı verilmemesi ihtiyaç duyulan durumlarda dahi mahkemelerin mahkumiyet hükmü kurup bunun açıklanmasını erteledikleri şikayetleri yaygınlaşmış ve bu nedenle kanun değiştirilerek, ancak sanığın kabulü halinde hükmün açıklan-masının geri bırakılması kararı verilebileceği hususu düzenlemeye kavuşturulmuştur8. Bu suretle aynı zamanda, mahkum olmaması gerektiğine inanan sanık bakımından, yargılama makamı kararını temyiz yoluyla denetlettirebilme olanakı ortaya çıkacak ve karara itiraz etmesi gerekmeyebilecektir9.

İtiraz mercii, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucuna yönelik itirazı ya kabul edecek ya da reddedecektir. İster iddia makamı tarafınca ister savunma makamı tarafınca yapılmış olan itirazın kabulü, açıklanması geri bırakılmış olan hükme karşı temyiz kanun yolunun açılmış olması anlamına gelmektedir. Merci tarafından itirazın kabulü, esas yada şekil yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının isabetli olmadığını, bu nedenle bu kararın kaldırıldığını ve hükmün açıklanması icap ettiğini ifade etmektedir. Hükmün merci tarafınca mı yoksa hükmü kurmuş olan mahkeme tarafınca mı açıklanacağı hususu, işin özüy-le doğrudan ilgili değildir. Merci tarafınca, hükmün açıklanmasının geri bırakıl-masına yapılan itirazın reddedilmesinin anlamı ise, hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın kesinleşmesi ve açıklanması geri bırakılan hükme karşı, kural olarak denetim süresince, temyiz kanun yolunun kapatılmış olmasıdır.

Merci tarafından kabul veya ret şeklinde olabilen itirazın kesin olması farklı anlamlara gelmektedir. Kabul edilmiş bulunan itiraz üzerine hüküm açıklanacak-tır. Başka bir ifadeyle, buradaki kesinlik, açıklanması geri bırakılmış olan hükmün artık açıklanmak zorunda olduğudur. Ancak, yargı zaten daha önce kurulmuş olduğundan, itirazın kabulü üzerine, yargılamayı yapmış olan mahkemenin dosyayı yine ele alıp yeni bir hüküm kurması söz konusu değildir. Yargılamayı yapmış bulunan mahkeme, hükmün açıklanması dışında herhangi bir karar veremeyecektir. Örneğin görevi fenaye kullanma kabahatundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkumi-yet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi halinde; itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma kabahatunu değil de, zimmet suçunu oluşturduğu sebebi öne sürülerek hükmün açıklanmasının geri bırakılması ka-rarının kaldırılmasına karar verilmiş olduğu takdirde, yargılamayı yapmış bulunan mahkeme madde bakımından yetkisizlik kararı veremeyecektir. İtiraz mercii de, tekrar yar-gılama yapılması yolunda bir karar veremeyecektir. İtirazın merci tarafınca redde-dilmesi halinde ise, denetim süresince veya mecburiyet yüklenmişse bunun gereği yerine getirildiği sürece, açıklanması geri bırakılmış olan hüküm, iddia yada müdafa makamı tarafından temyiz incelemesine mevzu edilemeyecektir.

Bu açıklamalar, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itirazın ka-bulü yada reddi halinde herhangi bir kanun yoluna başvurma olanakının bulunup bulunmadığı, mümkün olduğu durumda da bunun hangi kanun yolu olacağı husu-sunda da gerekli değerlendirmeleri içermektedir. Hakikaten, itirazın reddi halinde, itiraz merciinin kararı kati olduğu ve buna karşı olağan bir kanun yolu bulunmadığı benzer biçimde, açıklanması geri bırakılan yargı dahi, denetim süresince yahut zorunluluk yüklenmişse bunun gereği yerine getirilmiş olduğu sürece, temyiz kanun yoluna kapalı hale gelecektir. İtirazın kabulü halinde ise; gene itiraz merciinin kararı kesin olduğu için bu karara karşı olağan bir kanun yolu bulunmamakla birlikte, itirazın kabulü üzerine açıklanmak zorunda kalınan hükme karşı temyiz kanun yolu açılmış bulunmaktadır10.

Yukarıda açıklamalar çerçevesinde kabul edildiği takdirde, hükmün açıklan-masının geri bırakılması sonucuna itiraz bakımından, hukuki düzenlemelerden kaynaklanan herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Çünkü itiraz mercii, somutdurumda hükmün açıklanmasının geri bırakılması sonucunın şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini denetleyecek, bunu yaparken de, sadece şartlar yönünden şekli hu-suslara değil, sübuta ve suç vasfına yönelik de değerlendirmelerde bulunabilecektir. Bu husustaki değerlendirme, esas mahkemesi benzer biçimde yeni bir yargılama yapma ve yeni bir hüküm kurma anlamında değildir. Aslen bu durumda merci, sübut yada nitelik konusunu kendisi bizzat incelememekte, (istinaf yada temyiz suretiyle) bu konuların asıl yetkili merciler tarafından incelenmesinin yolunu açmaktadır. İtiraz mercii bu sü-reçte işin esasına giremediği gibi, itirazın kabulü halinde, esas mahkemesi dahi artık işi esastan ele alamayacaktır. Çünkü zaten kurulmuş olan hüküm halen geçerliliğini sürdürmektedir.

İtiraz merciinin yetkisinin kapsamının şekli hususlarla sınırlı olduğu, sübuta ve vasfa ilişkin değerlendirmeleri içermediği veya içermemesi gerektiği düşünülü-yorsa, yapılacak olan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesine ya da itiraz kurumu ile ilgili düzenlemelere müdahale suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına mahsus yeni bir itiraz usulü öngörülmesidir. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.01.2013 tarihinde verdiği bir kararda, itiraz incelemesi-nin kapsamı konusunda genel yaklaşımından vazgeçmiş gözükmektedir. Yargıtayın son yaklaşımı aslına bakarsak sorunu çözmekte ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile ilgili ayrı bir itiraz düzenlemesine ve uygulamasına ihtiyaç olmadığını göstermek-tedir. Hakikaten, anılan karara nazaran; “itiraz mercii, o yer Cumhuriyet savcısının suç vasfına yönelik aleyhe başvurusu üzerine incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi vaka hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli görmüş olduğunde yanıt vermesiiçin itirazı sanık müdafiine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafiini din-lemeli, gene ihtiyaç duyduğu konular varsa lüzumlu araştırma ve incelemeyi yapmalı veya bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da … sonucunın isabetli olup olmadığına karar vermelidir”11.

Cumhur ŞAHİN*

Prof. Dr., Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

KAYNAK: http://www.ankahukuk.com/icerik/hukmun-a...in-kapsami
10.01.2017 14:47
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi