Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Disiplin Cezalarına Karşı İtiraz Yolları
Yazar Konu
mavigece
Ziyaretçi

 
Yorum: #1
Disiplin Cezalarına Karşı İtiraz Yolları
Bu çalışmada belediye personellerine verilen disiplin cezalarına karşı başvurabilecekleri itiraz yolları ele alınmıştır.

1-Memurun verilen disiplin cezasına karşı Kurula İtiraz etme hakkı;

Devlet memurları hakkında uygulanan disiplin cezalarına karşı başvuru yollarından önde gelen itiraz ile alakalı düzenlemeler 6111 sayılı Kanunla, 657 sayılı Kanunda yapılan değişikliklerden önceki haliyle Kanunun 135. Ve 136. Maddelerinde yer almıştır. Ancak, 657 sayılı Kanunun 135. Maddesinde yer alan “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, var ise bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabilir. Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” yönündeki hükümler 6111/113 md. Sayılı Kanunla değiştirilerek, disiplin cezalarına karşı müracaat yolları konusunda yeni hükümler getirilmiştir. Devlet Memurları Kanununun 135. Maddesinde düzenlenen yeni hükümlere gore; “Disiplin amirleri tarafınca verilen uyarma, kınama ve aylık tan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, aşama ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz edilebilir. İtirazda süre, sonucun ilgiliye bildirii tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadır. İtirazın kabulü halinde disiplin amirleri kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen kaldırabilirler. Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.” yine aynı Kanunla, DMK’nun 136. Maddesi tamamen yürürlükten kaldırılmış ve burada yer edinen hükümler kısmen değiştirilerek 135. Maddede yer verilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası hariç diğer cezalar için itiraz imkânı sağlanmıştır. Önceki hükümlerde yer edinen üst disiplin amirine itiraz yolu kaldırılarak, itirazların disiplin kurullarına ve yüksek disiplin kuruluna yapılması uygulaması getirilmiştir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı itiraz söz mevzusu olmayıp direkt yönetim mahkemesine iptal davası açılabilir.

Memurların, kendilerine verilen disiplin cezalarına karşı itirazda bulunabilecekleri süre, sonucun kendilerine tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itiraz edilmez ise verilen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz mercileri, itiraz arzuçesi ile karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını vermek zorundadırlar.
Disiplin kurullarının itirazı kabul etmeleri halinde, disiplin amirleri kararlarını gözden geçirerek verdikleri cezayı hafifletebilecekleri şeklinde tamamen de kaldırabilirler. Değişiklikten önce DMK’nun 135. Ve 136. Maddelerinde yeralan hükümlere nazaran, disiplin amirlerince verilen disiplin cezalarına karşı itiraz yoluna müracaat edilmesi halinde, itiraz mercileri kararları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri şeklinde cezayı hafifletebilir yada tamamen kaldırabilmekteydiler. Kanunun 135. Maddesiyle meydana getirilen yeni düzenlemeye gore ise, disiplin kurullarınca itirazın kabul edilmesi halinde, cezanın hafifletilmesi veya tamamen kaldırılması yetkisi cezayı veren disiplin amirine tanınmıştır. Disiplin kurullarının yetkisi yalnız itirazın kabulü yada reddi ile sınırlandırılmıştır. 135 inci maddede ayrıca, itirazın kabul edilmesi halinde cezayı vermiş olan disiplin amirinin kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebileceği veya tamamen kaldırabileceği ifade edilmiş olup, disiplin amirine bu seçenekler dışında başka bir hareket biçimı da bırakılmamıştır.
Devlet Personel Başkanlığı'nın bu mevzuyla ilgili olarak vermiş olduğu ( 5 Temmuz 2011 tarihindeki ve 32 sayılı mütalaalar bülteni) görüşte; “657 sayılı Kanunun 135 inci maddesinde itirazın kabulü halinde disiplin amirlerinin kararı gözden geçirerek daha alt ceza verebilecekleri yada tamamen ortadan kaldırabilecekleri hüküm altına alınmış olup, 657 sayılı Kanunda düzenlenen ceza türlerinden uyarma cezasına itirazın disiplin kurulu tarafınca kabul edilmesi halinde bu sonucun disiplin amirine gönderilmesi gerektiği ve ceza hafifletilemeyeceğinden disiplin amiri tarafınca kaldırılması gerektiği, değerlendirilmektedir.” ifadesine yer verilmiştir.
Disiplin amirlerince verilen cezaya itiraz eden memurun itirazının disiplin kurulları tarafından kabulü halinde disiplin amirince cezanın hafifletilerek verilmesi durumunda memurun bu cezaya da itiraz hakkı bulunmaktadır.

2.Memurun Disiplin cezasının İptali için İdare Mahkemesinde dava açma hakkı;

Devlet memurları hakkında uygulanan disiplin cezalarının yargıya götürülmesine ilişkin Anayasal hüküm, Anayasa’nın 129. Maddesi ile düzenlenmiştir. Anayasa’nın bazı maddelerinin değiştirilmesine imkân elde eden 5982 sayılı Kanun ile birlikte, bütün disiplin cezalarına yargı yolu açılmıştır. Anayasa’nın 129. 122 maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, “Uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi haricinde bırakılamaz” hükmü değiştirilerek Devlet memurlarına uygulanan bütün disiplin cezalarına karşı yargı denetimi elde eden ve yine Anayasa’nın 129. Maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan (Değişik Fıkra:7.5.2010, 5982/13) “Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” hükmü getirilmiştir.

Disiplin cezalarına karşı yargıya başvurma usulüne ilişkin düzenlemeler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununda yer almıştır. İYUK’un 7. Maddesinin birinci fıkrasına göre, disiplin cezalarına karşı cezaların tebliğini izleyen günden itibaren 60 gün içinde dava açılması gerekir. Yetkili mahkeme, disiplin cezasının alan memurun görevli bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesidir. 60 gmeşhurk süre içinde yargı yoluna gidilmemesi halinde süre kesinleşir.

Disiplin cezaları için idari itiraz yoluna başvurulmuş ve itiraz merciince itiraz reddedilmiş olsa bile yargı yoluna müracaat edilebilmesi mümkündür. Ancak disiplin kuruluna itiraz kanalıyla müracaat edilmiş olması dava açma süresini kesmez ve durdurmaz. Bu yüzden idari itiraz yoluna başvuran kişinin yargı yolu hakkını kaybetmemesi için cezanın bildiriinden itibaren 60 gün içinde dava açması gerekmektedir.
Danıştay 12. Dairesi; “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 135. Maddesinde Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazın var ise bir üst disiplin amirine yoksa disiplin kurullarına yapılabileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı yönetimsel yargı yoluna başvurulabileceği yargı altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, dava mevzusu işlemin davacıya 31.7.2000 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davacının bu cezaya karşı 2.8.2000 günü itiraz etmiş olduğu ve itiraza idarece yanıt verilmemesi üzerine Dairemizin 2003/1203 esas sayılı dosyasından anlaşılacağı üzere 4.12.2000 tarihinde disiplin cezasının iptali için dava açıldığı anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Yasanın 11. Maddesiyle getirilen başvuru hakkı, yönetimsel işlemin kaldırılması, geri alınması veya değiştirilmesi amacına yönelik olduğundan, disiplin cezasıyla ilgili özel düzenlemede aylıktan kesme, aşama ilerlemesinin durdurulması veya Devlet memurluğundan çıkarma cezaları için itiraz yolunun düzenlenmemesi, itiraz olunsa bile cezanın kaldırılması, geri alınması yada değiştirilmesi söz konusu olamayacağından, ayılan disiplin cezalarına karşı doğrudan dava açılması gerekmektedir. Olayda davacıya,31.7.2000 tarihinde tebliğ olunan disiplin cezasına karşı yapılan itirazın işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurmayacağı, dolayısıyla dava mevzusu işlemin tebliğ edildiği 31.7.2000 tarihini izleyen günden itibaren atmış gmeşhurk süre geçirildikten sonra 4.12.2000 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmuş olduğu açıktır. Bu durumda, dava açma süresi geçirildikten sonrasında açılan davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarmanca süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir” hükmünü içeren kararıyla itiraz merciine süresinde itiraz edilse bile, 60 gmeşhurk dava açma süresinde idari yargıda dava açılmaması halinde yargı yoluna başvurulamayacağını karara bağlamıştır.

Açılan davanın yönetimsel yargı kararıyla reddedilmesi halinde, idare tarafından yeni bir işlem tesis edilmesine gerek kalmamıştır. Davanın kabul edilerek verilen disiplin cezasının iptal edilmesi halinde ise, verilen cezaya ilişkin her türlü hukuki durum cezanın verildiği dönemden önceki haline rotatif. Verilen iptal ya da yürütmeyi durdurma kararı üzerine disiplin cezasına ilişkin olarak ilgilinin özlük dosyasında yer alan kayıtlar çıkarılır. İptal kararına mevzu disiplin cezasının ilgili bakımından doğurduğu diğer neticelar da ortadan kaldırılır. Örneğin aylıktan kesme cezasında kesilen aylık davacıya ödenir. Yapılmayan kademe ilerlemesi yapılır. Meslekten yada memuriyetten çıkarılan işyar göreve başlatılarak, görevden ayrı kaldığı sürece alamadığı aylık ve öteki özlük hakları ödenir ve bu süreye ilişkin derece ve aşama terfileri yapılır.

2577 sayılı İYUK’un 28. Maddesinde yer edinen hüküm gereğince; yönetim iptal edilen veya yürütmenin durdurulması yönündeki yargı kararını en geç 30 gün içinde işleme koymak ve yargı kararlarının gereklerine göre işlem tesis etmek zorundadır. Yargı kararlarının gereklerini süresinde yerine getirmeyen yönetim ve konuya ilişkin yetkili görevliler maddi ve tinsel tazminat cezalarıyla karşı karşıya kalabileceklerdir.

3-İşçinin disiplin cezasına karşı İş Mahkemesinde dava açma hakkı;

Önce şu husus özellikle belirtilmelidir ki, işveren çalışma düzen ve disiplinin sağlanması amacıyla kuralları önceden belirlenmek koşuluyla çalıştırdığı işçisine disiplin cezası uygulayabilir. Toplu İş Sözleşmeleriyle uygulamada çoğu zaman disiplin cezalarının nevi ve hangi hallerde verilebileceği kurallara bağlanmakta ve yetki de bu konuda oluşturulan disiplin kurullarına verilmektedir. Disiplin kurulları da neticeten idari özellikte bir müessesetur.
Disiplin cezalarının uygulanmasını gerektirir fiillerin ve bu cezaların işçilerin özlük hakları ile ilgili oldukları, onların gerek halen çalıştıkları işte gelişmelerini, parasal yönden ilerlemelerini, hatta çalışma özgürlüğünün naturel bir sonucu olarak çalışmakta olduğu işi bırakıp başka bir işverenin işinde çalışma olanaklarına doğrudan doğruya etkili nitelik taşıdıkları münakaşa konusu yapılmayacak kadar açık bir gerçektir.
Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde belirmiş olduğu takdirde haksız fesih iddiasıyla açılacak eda davacı ( ihbar, kıdem tazminatları şeklinde ) sırasında uygulanan disiplin cezası yargısal denetime doğal olarak olacaktır. Disiplin cezası işten çıkarma şeklinde değil de, vakada olduğu benzer biçimde uyarma veya daha başka bir şekilde belirmiş olursa konum ne olacaktır?

“Dava yolunun kapatılması halinde ihtardan itibaren senelerın geçmesiyle işçi bu cezasının haksızlığını kanıtlama olanaklarını yitirebilir. öteki yandan uyarma cezasının adedinin artmasının daha ağır bir cezayı celbedeceği de toplu iş sözleşmesinde öngörülmüş olabilir. İşçinin her yönden özlük haklarını ilgilendiren bu konuda dava hakkının varlığını kabul etme temel haklardan olan hak arama özgürlüğünün naturel bir sonucudur. Diğer taraftan ede davacı açılabilecek durumda tesbit davası açılamayacağı yolundaki içtihadi kaideın da burada uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira verilen geçersizliğine ve iptaline karar verilmesi isteği bizatihi eda niteliği taşımaktadır. Bir an için davanın eda niteliğini taşımadığının kabulü halinde de işçinin disiplin cezasına karşı gerek o cezanın karşı gerek o cezanın öngörülen koşulları itibariyle hakkaniyete aykırı olduğu ve gerekse o koşulların gerçekleşmediği iddialarıyla dava açılabileceğinin kabulü gerekir. “ (YARGITAY HGK E. 1987/9-639 K. 1987/797 T. 23.10.1987/ HGK E. 1987/9-612 K. 1987/770 T. 23.10.1987)

İşverenin vermiş olduğu disiplin cezasının haksız ve yersiz bulunduğunu düşünen işçinin hakkını aramak üzere yargı yoluna gitmesi gerekmektedir. Yargı yoluyla hak arama hürriyeti konusunda bireysel iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesine engelleyici düzenlemeler konulamaz. Konulmuş olan hükümler ise geçersizdir (Süzek,2011,118). Disiplin cezasına karşı yargı yolunda başvurulacak yer iş mahkemeleridir.
Yargının verilen cezayı başka bir cezayla değiştirmesi yada artırması benzer biçimde bir yetkisi bulunmamaktadır. İşçi tarafından disiplin cezasına ilişkin davada işçinin dava istekçesinde cezanın iptali yahut verilen cezanın indirilmesini istemesi gereklidir (Çil,2007,2444).
Gerçekleştiği iddia edilen eylemin doğruluğunun ispatı bu mevzuda işverene düşmektedir. Bu yüzden disiplin cezasını gerektirdiği düşünülen bir davranışa yönelik ceza verilebilmesi için ispat mükellefiyeti nedeniyle işverenlerin ve disiplin kurullarının yasal olarak geçerli olacak delillere dayanmaları gerekmektedir. Bu niteliğe haiz olmayan deliller mahkeme tarafından kabul görmeyeceğinden verilen ceza iptal edilecektir.
“Hukukumuzda açık bir düzenleme bulunmadığı için, iş mahkemesince işverenin verdiği disiplin cezasının iptali ve işvereni bir işlem meydana getirmeye zorlayıcı özellikte karar verilmesi mümkün değildir. Mahkemece işlemin hatalı olduğunun belirtilmesi yetinilmeli, işverenin yönetim hak ve yetkisinin kısıtlanması veya ortadan kaldırılması anlamına gelecek şekilde hüküm kurulmamalıdır. “(YARGITAY 9. HD E. 2010/33308 K. 2010/36162 T. 6.12.2010)

4- Personelin Kamu Denetçisine başvurma hakkı;

Hukuk sistemimiz için yeni olan KDK, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını hukuka uygunluk ve hakkaniyet bakımından incelemek ve öneriler sunmakla
görevlendirilmiştir. Mevzuatına göre, araştırma ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olduğu kanaatine varılması durumunda tavsiye kararı verilir.Tavsiye kararı; “hatalı davranıldığının kabulü”; “ziyanın tazmini”; “işlem yapılması yada eylemde bulunulması”; “mevzuat değişikliğinin yapılması”; “işlemin geri alınması, kaldırılması, değiştirilmesi yada düzeltilmesi”; “uygulamanın düzeltilmesi”; “uzlaşmaya gidilmesi”; “önlem alınması” önerilerinden bir ya da birkaçını içermektedir. Bu tavsiyeler dışında başka tavsiye kararı da verilebilir. Tavsiye doğrultusunda tesis edilen işlem, alınan önlem veya tavsiye edilen çözümün uygulanabilir görülmemesi durumunda bunun gerekçesi, ilgili merci tarafından otuz gün içinde Kuruma bildirilir . Ret kararı ise, araştırma ve araştırma sonucunda şikâyetin yerinde olmadığı kanaatine varılması durumunda verilmektedir.
Ombudsman tavsiye kararları karşısında kamu yönetimi, “kaldırma”, “değiştirme” ve “geri alma” biçiminde yönetim hukuku enstrumanlarını uygulamaktadır.

Kamu Denetçisine nasıl Başvurulur?

Şikâyet arzuçeleri Kuruma veya Kurumun lüzumlu gördüğü yerlerde açtığı bürolara elden verilebileceği şeklinde posta, elektronik posta yada faks kanalıyla da gönderilebilir. Kurum tarafınca oluşturulan elektronik sistem vasıtasıyla da şikâyet başvurusunda bulunulabilir. Ek olarak, illerde valilikler yada ilçelerde kaymakamlıklar vasıtasıyla elden yada posta yoluyla şikâyet başvurusu yapılabilir. Valilik veya kaymakamlıklar, şikâyetleri tarih ve sayı vermek suretiyle kayıt altına aldıktan sonrasında şikâyet başvurusunu ve var ise eklerini en geç üç iş günü içinde direkt Kuruma gönderir.

Faks veya elektronik posta kanalıyla meydana getirilen şikâyet başvurularına ilişkin dilekçe asılları, onbeş gün içinde Kuruma gönderilmedikçe müracaat geçerli sayılmaz. Kayıtlı elektronik posta kanalıyla meydana getirilen başvurularda bu şart aranmaz.(https://ebasvuru.Ombudsman.Gov.Tr/Giris.Aspx)

Şikâyet başvurusu, Kurumun resmî internet sitesinde piyasaya çıkan Gerçek Kişiler İçin Şikâyet başvuru Formu yada Tüzel Kişiler İçin Şikâyet müracaat Formunun eksiksiz olarak doldurulması suretiyle yapılır. Ayrıca, Kurumun resmî web sitesi http://www.Ombudsman.Gov.Tr/ vasıtasıyla elektronik ortamda şikâyet başvurusu yapılabilir.

Örnek Karar;

KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU(OMBUDSMANLIK)
ŞİKAYET NO:2015/3362
KARAR TARİHİ:04/12/2015

şikayetçiye isnat edilen eylemi düzenleyen kanun yada tüzük maddesinin ve cezai karşılığının yazılı olarak şikayetçiye açıkça bildirilmek suretiyle savunmasının alınmadığı, böylece savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır. Gerek yargı kararlarında gerekse doktrinde “bilinmeyene karşı iddia ve savunmada bulunmasının güçlüğü ve hatta imkânsızlığı ”üzerinde durularak, ilgiliye idarenin işlemini gerekli kılan suçlama konularını açıkça bildirerek savunmasının alınmasının bireylerin idari işlemlere olan itimatını artıracağı böylelikle adil yargılanma hakkının sağlanacağı kuşkusuzdur.

657 sayılı Kanunun 128. Maddesinde emredici şekilde düzenlenmiş 30 gmeşhurk süreye riayet etmeden soruşturmayı üç buçuk ay sonra tamamlayarak ceza vermesi de hukuka aykırılık teşkil etmektedir.Zira süreleri düzenleyen ilgili hüküm yoruma açık olmayacak şekilde açık ve nettir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de biroldukça kararında bireylerin haklarının ön planda olduğuna işaret ederek bayağı bir iddiadan dolayı kişilerin makul olmayan uzun sürelerde yargılanmalarının ve böylelikle baskı altında tutulmalarının insan hakları ihlali olarak değerlendirmiştir.
Danıştay kararı gereği şikayete mevzu kesinleşmiş disiplin cezasının Kurumumuzca iptali mümkün bulunmadığından şikayetçinin bu yöne ilişkin şikayetinin reddine karar vermek gerekmiştir. Zira disiplin Cezası sadece yargı kararı yada Yasama tasarrufuyla iptal olabilecektir.

5-Personelin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkı;

12 Eylül 2010 tarihli halk oylaması ondan sonra Anayasa’da meydana getirilen değişim ile bireysel müracaat ülkemiz için de benimsenmiştir.

Anayasa’nın 148. Maddesinin 3. Fıkrası her insanın, anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafınca ihlal edilmiş olduğu iddiası ile AYM’ye başvurabileceğini öngörmektedir.
Aynı şekilde 6216 sayılı Kanunun 45. Maddesinin 1. Fıkrası da her insanın, anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, AİHS ve buna ek olarak Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin güvence altına alınan haklarının kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğini öngörmüştür. Söz mevzusu Kanun Anayasal hükmü daha da somutlaştırmış ve temel hak ve özgürlüklerin salt AİHS kapsamındakileri değil, Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakileri de bireysel müracaat konusu olarak kabul etmiştir . 6216 sayılı Kanunun 45. Maddesinin ikinci fıkrası, ihlale niçin olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya dikkatsizlik için bireysel müracaat yapılmadan önce, kanunda öngörülmüş idari ve yargısal müracaat yollarının hepsinın tüketilmiş olması icap ettiğini hükme bağlamıştır.
Anayasa Mahkemesinin, bireyin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğine karar vermesi durumunda, yargı kararı sonrası yapılan bir müracaat ise yargılamanın yenilenmesi suretiyle kişinin hakkının tesisi, idari işlem sonrası bir müracaat ise idarenin işlemi bireyin hakkını ihlal etmeyecek şekilde yine işlem tesis etmesi yada tesis edilen işlemi iptal etmesi gerekecektir.

Nasıl Başvurulur?

Bireysel başvuru, Anayasa Mahkemesi’nin (http://www.Anayasa.Gov.Tr/index.Html) internet sitesindeki formu (http://www.Anayasa.Gov.Tr/files/bireyselbasvuru/b_b.Pdf) doldurularak veya ayrı bir dilekçe ile verilebilir. Arzuçe tam ve okunaklı olarak doldurulur ve imzalanır. Mektup, telgraf yada e-mail ile başvuru yapılamaz. Şayet dava vekille temsil olunacaksa, bu durumda dilekçeyi avukat imzalamalıdır. Müracaat formu toplamda ekleri hariç 10 sayfayı geçemeyecektir. Başvuru formu http://www.Anayasa.Gov.Tr adresinden temin edilmektedir. Müracaat arzuçesinde kimlik ve adres
bilgileri, ihlal edilen hak, dayanılan anayasa hükümleri, tüketilen iç hukuk yolları, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarih, uğranılan zarar varsa miktarı, deliller, işlem yada sonucun aslı yada örneği, müracaat harcı makbuzu eklenmelidir.Bireysel başvurunun yapılması, müracaat konusu olan işlemin icrasını durdurmaz.

Örnek karar;
Anayasa Mahkemesinin Kararı
müracaat Numarası: 2013/8758
Karar zamanı: 6/1/2015
Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığı göreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, sadece mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiğini, sendikal faaliyetlere katılması sebebiyle ceza verilmesinin Anayasa’nın 10., 36., 40. Ve 90. Maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğu sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 gün göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C-b maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
Başvurucu hakkında verilen uyarma cezasının sendika hakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işleminin iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için tekrar yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

6- Personelin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine müracaat hakkı;

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1953 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 1954 yılında TBMM tarafınca kabul edilmesiyle beraber bu tarihten sonrasında iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiştir. Sözleşmede tanınan hakların taraf devletlerden biri tarafınca ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan gerçek kişi, iç hukuk yollarını tükettikten sonrasında kişile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde doğrudan dava açabilir. Sadece iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve kati karardan itibaren altı aylık süre içinde Mahkeme’ye başvurabileceği unutulmamalıdır.

Örnek Karar;

“Avukatların halk ile mahkemeler arasındaki aracılar olarak haiz oldukları özel statünün, hakkaniyet dağıtımında kendilerini merkezi bir konuma yerleştirmektedir. Avukatın, müvekkili hakkında delil elde eden memurun davranışlarını eleştirdiği ve duruşmaya sunmuş olduğu açıklamalarından dolayı disiplin cezasına çarptırılmasının İnsan hakları Avrupa sözleşmesinin 10. Maddesindeki düşünceyi açıklama hakkının ihlali olduğuna karar vermiştir.” (müracaat no: 39657/98 karar zamanı: 28.10.2003 –RJD 2003/XI Steur/Hollanda kararı)

KAYNAKÇA;
ARICA, Mehmet Nadir. Kamu Görevlileri Soruşturma Rehberi, Cilt: 1, İlksan Matbaası, Ankara, 2006
BAŞBUĞ, Aydın,”Ücret Kesim Cezası”, Sicil İş Hukuku Dergisi, Haziran 2011, Sayı: 22, s. 200-207.
ÇİL, Şahin, İş Kanunu Şerhi, 2. Cilt, Turhan Kitabevi: Ankara, 2007.
DİLEK, Muzaffer. “Memur Disiplin Hukukunun ve Disiplin Soruşturmasının Temel Esasları”, Türk İdare Dergisi, Sayı: 423, Haziran 1999, ss. 27–64
SÜZEK ,Sarper, İş Hukukunda disiplin Cezaları, Çalışma ve Toplum Dergisi, 2011/1, s.16
İNAL, Mustafa. Sorularla Kamu Görevlileri Soruşturma El Kitabı, Muhasebat Kontrolörleri Derneği Yayını, Ankara, Mart 2006

KARAKOÇ, Güven. “657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa Göre Disiplin Cezaları, Özellikleri, Soruşturma Usulleri ve Uygulamalı Örnekler”, Maliye ve Sigorta Yorumları Dergisi, Yıl:21, Sayı: 500, Kasım 2007, ss. 133–145

"Disiplin Cezalarına Karşı İtiraz Yolları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.M.Lamih Çelik'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 20:59
Alıntı ile Cevapla