Yeni Yorum Gönder 
 
Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması
Yazar Konu
mavigece Çevrimdışı
Yeni Üye
*
Üye Grubu

Yorum Sayısı: 47
Üyelik Tarihi: 09.01.2017
Yorum: #1
Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması
I. GENEL OLARAK

Banka yada kredi kartlarının fenaye kullanılması kabahatu, TCK’nın Topluma Karşı suçlar başlıklı Üçüncü Kısmının, Bilişim Alanında suçlara1 ayrılan onuncu kısmınde, 245. Maddede düzenlenmiştir. Buna bakılırsa, “(1) Başkasına ait bir banka yada kredi kartını, her ne suretle olursa olsun eline geçiren yada elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi ihtiyaç duyulan kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak yada kullandırtarak kendisine yada başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Başkalarına ilişkin banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek düzmece banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya bulan fert üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(3) sahte oluşturulan yada üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine yada başkasına yarar sağlayan fert, fiil daha ağır ceza gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;

a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,

b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin yada evlat edinen veya evlâtlığın,

c) Aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin,

zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.

(5) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.”

Görüldüğü gibi, TCK’nın 245. Maddesinde banka ve kredi kartlarının fenaye kullanılması başlığı altında üç ayrı suç öngörülmüştür.2 Bunlar:

1- “Başkasına ilişkin bir banka veya kredi kartı ile yarar sağlamak”;

2- “Başkalarına ilişik banka hesaplarıyla ilişkilendirerek düzmece banka veya kredi kartı üretmek, böyle bir kartı satmak, devretmek, satın almak yada kabul etmek”;

3- “sahte oluşturulan yada üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlamak”tır.

II. BAŞKASINA AİT BİR BANKA veya KREDİ KARTI İLE YARAR SAĞLAMA SUÇU

1. Hukuki mevzu ve Mağdur

Banka yada kredi kartlarının fenaye kullanılmasına ilişkin TCK m. 245 ile birden fazla hukukî varlık veya menfaat korunmaktadır. Zira söz konusu maddede öngörülen suçlar, bilişim sistemlerinin düzgün işlemesine ilişkin toplumsal çıkar, kamu güveni, kişilere ait malvarlığına ilişkin çıkar benzer biçimde çeşitli hukukî varlık veya menfaatleri ihlâl etmektedir. İşte böyle birden fazla hukukî varlık veya menfaati ihlâl eden suçlarda, bunlardan yalnızca biri kabahatun hukukî konusunu teşkil eder ve kabahatun hukukî mevzusu, üstmeşhurk ölçütüne nazaran belirlenir.3 Bu belirlemeyi yapacak olan ise, kanunkoyucudur. Kanunkoyucu, çeşitli hukukî varlık yada menfaatleri ihlâl eden suçları, ihlâl edilen hukukî varlık veya menfaatlerden hangisine üstünlük tanımışsa ona nazaran kanunun sistematiğinde bir yere oturtur. Kabahatun hukukî konusu, bu şekilde kati olarak tesbit edildikten sonra, yorumcu bu seçimi kabul etmek ve kabahata ilişkin araştırma ve değerlendirmelerini bu seçim çevreında toplamak zorundadır. 4 Banka yada kredi kartlarının fenaye kullanılmasını düzenleyen 245. Madde, TCK’nın Topluma Karşı kabahatlar Başlıklı Üçüncü Kısmının, Bilişim Alanında kabahatlara İlişkin Onuncu bölümünde yer almıştır. Dolayısıyla, başkasına ilişkin bir banka yada kredi kartı ile yarar sağlamak suçunun hukukî konusu, bilişim sistemlerinin düzgün işlemesindeki topluma ait menfaattir.5

suçun mağduru, hukukî mevzudan hareketle belirlenir. Başka bir deyişle suçun mağduru, hukukî mevzunun sahibidir.6 Buna bakılırsa, TCK m. 245’te öngörülen suçların mağduru, toplumdur.7 İlgili banka yada kredi müesseseu ya da kart sahibi, sadece suçtan zarar gören olabilirler.8

ancak ilgili banka veya kredi müesseseunun mu yoksa kart sahibinin mi kabahattan zarar gören bulunduğunun belirlenebilmesi için somut olayın koşullarının incelenmesi gerekir. Bazı durumlarda bireyler, bazı durumlarda ilgili banka veya kredi kurumu, bazı durumlarda ise her ikisi beraber suçtan zarar gören durumunda olabilirler.

Şöyle ki, banka yada kredi kartı henüz kullanım hakkına sahip kişiye teslim edilmemişken, m. 245/1’de öngörülen fiil gerçekleştirilecek olursa, bu durumda kabahattan zarar gören, kartı çıkaran banka veya kredi kuruluşu olacaktır. Örneğin, kart henüz kullanma hakkı sahibine teslim edilmemişken bir üçüncü ferdin eline geçmiş ve o birey tarafından 1. Fıkrada öngörülen eylem gerçekleştirilmişse, kabahattan zarar gören, ilgili banka veya kredi kurumudur.

Kart hamiline teslim edildikten sonrasında gerçekleştirilen yarar sağlama fiillerinde ise suçtan ziyan olan, kart sahibi olabileceği şeklinde, duruma bakılırsa hem de ilgili banka veya ilgili kredi kuruluşu da olabilecektir. Zira 5464 sayılı Banka ve Kredi Kartları Kanunu’nun 12/1. Maddesi uyarınca, “Kartın ya da 16 ncı maddede belirtilen bilgilerin kaybolması yada çalınması halinde kart hamili, yapacağı bildirimden önceki yirmidört saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan yüzelli Yeni Türk Lirası ile sınırlı olmak üzere sorumludur. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır dikkatsizliğine veya kastına dayanması yada bildirimin yapılmaması hallerinde bu sınır uygulanmaz.” Dolayısıyla, bu aşamada haksız kullanımdan doğan ziyanın, kart hamilinin 150 TL’lik sorumluluğu kapsamında olup olmadığına nazaran suçtan zarar gören belirlenecektir. 150 TL’lik sınır kapsamında değerlendirilen ve bu sınırı aşmayan bir haksız kullanım söz konusu olduğunda veya 150 TL’yi aşsa bile hamilin ağır dikkatsizliğine veya kastına dayanması yada bildirimin yapılmaması nedeniyle mesuliyet sınırlamasının uygulanmadığı hallerde suçtan zarar gören, kart hamilidir. Ancak ziyanın 150 TL’yi aştığı hallerde bu aşan kısım bakımından sorumlu olacağından, banka yada kart çıkaran ilgili kuruluş da kart hamiliyle beraber suçtan zarar gören olacaktır. Zira bu şekilde bir durumda sadece kart hamilinin değil, ilgili banka veya kredi müesseseunun da malvarlığında bir azalma söz mevzusu olmaktadır.

2. Maddî mevzu

Başkasına ilişkin bir banka veya kredi kartı ile yarar sağlama suçu ile kabahattan zarar görenin malvarlığında bir azalma söz konusu olmaktadır. Dolayısıyla bu suç ilgilinin malvarlığı üzerinde işlenmektedir. Buna bakılırsa, başkasına ait bir banka veya kredi kartı ile yarar sağlama kabahatunun maddî mevzusu, suçun üzerinde işlendiği malvarlığıdır. 9

3. Maddî Unsur

Başkasına ait banka yada kredi kartı ile yarar sağlama suçunun maddî unsuru, her ne suretle olursa olsun ele geçirilen veya elde bulundurulan banka veya kredi kartının, kartın sahibinin veya kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kullanılarak veya kullandırtılarak kişinin kendisine yada başkasına yarar sağlamasından ibarettir.

A. Başkasına ilişkin banka yada kredi kartının her ne suretle olursa olsun ele geçirilmesi veya elde bulundurulması

Başkasına ilişik bir banka veya kredi kartı ile yarar sağlama kabahatunun maddî unsurunun oluşması için, banka veya kredi kartının başkasına ait olması gerekir. Ancak, söz konusu kart, üzerinde sahtecilik yapılmış veya sahte belgeler ile elde edilmiş bir kart olmamalıdır. Aksi halde TCK m. 245/1 söz mevzusu olmayacaktır.

Söz mevzusu kabahatun maddî unsurunun gerçekleşmesi bakımından banka veya kredi kartının ele geçirilmesinin veya elde bulundurulmasının hukuka uygun olması veya suç teşkil etmesi önemli değildir.10 Kart, sahibinin rızası haricinde ve/veya suç teşkil eden yöntemlerle elde edilmiş olabileceği gibi, sahibinin rızası ile ele geçirilmiş de olabilir. Her iki biçimde de inceleme konusu suç, diğer koşulları da var ise, oluşacaktır. Örneğin, kişinin ölen babasına ilişkin banka kartını tahsis eden kuruma iade etmeyerek haksız surette elinde tutmaya devam edip ölen babası hesabına yatırılan maaşlarını çekmeye devam etmesi halinde TCK m. 245/1 gerçekleşmiş olacaktır.11

Kartın şifresinin kart sahibinin rızası ile ele geçirildiği hallerde bu kabahatun gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, öğretide tartışmalıdır. Kartın ve şifrenin, sahibinin rızası ile elde edildiği hallerde, bu rızanın kapsamına bakmak gerekir. Eğer söz konusu rıza, faile belirli fakatçlarla kullanmak veya belirli miktarlarda işlem yapmak için verilmiş, buna karşın fail bu fakatçların ya da miktarların haricinde işlem yapmışsa, bu durumda gene m. 245/1’de öngörülen suç oluşabilir. Yeter ki elde edilen yarar, rızaya aykırı olsun. Örneğin, borcuna karşılık olarak 100 lira çekmesi için kartını verdiği arkadaşının 200 lira çekmesi halinde 245/1’de öngörülen suç gerçekleşmiş olur.12

Banka veya kredi kartının ele geçirilmesi veya elde bulundurulması fiili, ek olarak bir suç oluşturuyorsa, daha sonra içtima başlığı altında daha detaylı şekilde değinileceği üzere, fail gerçek içtima kuralları ihtarnca hem gerçekleşen o kabahattan bununla beraber TCK m. 245/1’den dolayı cezalandırılacaktır. Burada bileşik suç hükümlerinin uygulanması mümkün değildir.

Banka yada kredi kartlarının fenaye kullanılması suçunun yanında hırsızlık suçunun da işlendiği hallerde TCK m. 145’te öngörülen kıymet azlığı indiriminin uygulanabilip uygulanamayacağı tartışılmıştır.13 Burada hırsızlık suçunun konusunu oluşturan mal, banka veya kredi kartıdır. Yoksa söz mevzusu kartın temsil etmiş olduğu kıymet, örneğin hesaptaki para yada kredi kartının limiti değildir. Bu yüzden, hırsızlık sonucu elde edilmiş bir banka yada kredi kartının kullanılmasında faile TCK m. 245/1’in yanı sıra hırsızlıktan dolayı ceza verirken malın değerinin azlığı nedeniyle hırsızlık suçunun cezasında indirime gidilip gidilmeyeceği bu açıdan değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, banka yada kredi kartlarının değeri TCK m. 145’in uygulanmasına imkân verecek ölçüde az olduğundan, söz mevzusu indirim faillere uygulanabilecektir.

B. Kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi ihtiyaç duyulan bireyin rızası olmaksızın kartın kullanılması veya kullandırılması

Bu kabahatun maddî unsurunun varlığından söz edilebilmesi için başkasına ait bir kartın her ne surette olursa olsun ele geçirilmesi yetmez. Bu kartın ilgilinin rızasına aykırı olarak kullanılmasına veya kullandırılmasına yönelik davranışlarda bulunulması da gerekir. Dolayısıyla, yolda bulduğu bir cüzdanı alarak başkasına ilişik bir kartı ele geçirmiş olan fert, bu kartı kullanmaya veya kullandırmaya yönelik başkaca bir davranışı yoksa, TCK m. 245/1’de öngörülen kabahata teşebbüsten cezalandırılamaz. Aynı şekilde hırsızlık yaparak ele geçirdiği cüzdanın içindeki kartı kullanmaya yada kullandırmaya yönelik herhangi bir davranışı olmayan kişiyi hırsızlıktan başka bir de TCK m. 245/1’de öngörülen kabahata teşebbüsten görevli tutmamak gerekir.14 doğrudan kartı hırsızlık yaparak ele geçiren kişinin de kartın kullanılmasına yönelik bir davranışı yoksa, ayrıca m. 245/1’de öngörülen suça teşebbüsü söz konusu değildir.15

Bu kabahatun maddî unsurunun oluşması için, kartın kullanılması yada kullandırılması ve yararın bu yolla elde edilmesi gerekir. Ancak, bir tek fizikî olarak kartın kullanılmasının mı gerektiği; yoksa, kart üzerindeki bilgilerin kullanılması yada kullandırılması suretiyle yarar elde edilmesi halinde de araştırma konusu kabahatun oluşup oluşmayacağı tartışmalıdır.16 aslına bakarsanız yalnız fizikî olarak kartın değil, kart üzerindeki bilgilerin kullanılması da kartın kullanılması anlamına gelir. Bundan dolayı fizikî olarak kartın kullanılması yada kullandırılması kadar kart üzerindeki bilgilerin kullanılması yada kullandırılması suretiyle yarar elde edilmesi halinde de araştırma konusu suç oluşacaktır. Örneğin, kredi kartının değil, sadece üzerindeki bilgilerin ele geçirilmesi ve bir tek bu bilgiler ile internet üzerinden işlem yapılarak yarar sağlanması halinde de TCK m. 245/1’de öngörülen suç gerçekleşmiş olur.17 5464 sayılı kanunun 3-e maddesinde kredi kartının, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı yada nakit çekme olanağı elde eden basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını açıkladığinin öngörülmesine rağmen, banka kartlarına ilişkin olarak bu şekilde açık bir düzenlemenin bulunmaması farklı bir sonuca varmayı gerektirmez.

İnceleme konusu kabahatun maddî unsurunun oluşabilmesi için kullanmanın yada kullandırmanın kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken ferdin rızasına aykırı olması gerekir. Bu suç tipi bakımından rızanın yokluğu maddî unsurun içinde öngörüldüğünden artık rızanın varlığı hukuka uygunluk sebebi değil, tipikliği kaldıran bir durumdur.18

C. Ferdin kendisine veya başkasına yarar sağlaması

TCK m. 245/1’de düzenlenen suç, sonuçlu bir kabahattur.19 Suç, yarar sağlandığında tamamlanır.20 sadece bu yararın ne olursa olsun faile ilişik bir yarar olması şart değildir. TCK m. 245/1’de de açıkça öngörüldüğü üzere, burada failden başka bir üçüncü fert lehine yarar sağlanması halinde de söz mevzusu şart gerçekleşmiş olur.

Buradaki kullanmanın ve buna bağlı olarak yararın kartın amacı doğrultusunda bir kullanma ve yarar şeklinde anlaşılması gerekir. Dolayısıyla buradaki yarar, ekonomik bir yarardır. Zira kartın kullanım amacı doğrultusunda kullanılması sonucunda ancak ekonomik bir yarar elde edilebilir. Bu nedenle, örneğin bir kişinin ele geçirdiği başkasına ilişkin limiti çok yüksek olduğu anlaşılan bir kartı göstererek yahut elinde bulundurduğu başkasına ait bir çok kartı göstererek kredibilitesinin yüksekliğinden bahisle çıkar elde etmesi, bu kapsamda değerlendirilmez.

Başkasına ait banka veya kredi kartı ile yarar sağlama kabahatunun maddî unsurunun oluşabilmesi için, yararın elde edilmesi, kartın kullanılmasının sonucu olmalıdır. Yararın elde edilmesi ile kartın kullanılması içinde direkt bir illiyet bağı yoksa, örneğin failin mağduru silahla tehdit ederek bankamatikten para çekmeye zorlaması veya mağdurun çektiği parayı alıp kaçması durumunda, TCK 245/1 değil; sırayla yağma ve hırsızlık kabahatları oluşacaktır.21

D. Kabahatun Tamamlanma Anı

İnceleme konusu suç, fail kendisine yada başkasına bir yarar sağlamış olduğunda tamamlanır. 22 Söz mevzusu yarar, failin tutum alanına girmiş olduğu anda suç tamamlanmış olur.23 Dolayısıyla, örneğin web üzerinden mal siparişi verilmiş ancak henüz faile ulaşmamışsa suç tamamlanmamıştır ve teşebbüs hükümleri söz mevzusu olur.

4. Tinsel Unsur

TCK m. 245/1’de öngörülen suç, yalnız kastla işlenebilen bir suçtur. Kanunda ek olarak özel kast aranmadığından buradaki kast, genel kasttır. Failin kasıtlı sayılabilmesi için ele geçirdiği veya elinde bulundurduğu kartın başkasına ilişik bir banka veya kredi kartı olduğunu ve kart sahibinin yada kartın kendisine verilmesi gereken bireyin rızası olmaksızın bunu kullanarak yada kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağladığını bilmesi ve istemesi gerekir. Dolayısıyla, örneğin, başkasına ilişik kartı kendisine ilişkin zannederek kullanan birey kasıtlı sayılmaz.

5. Suçun Ortaya Çıkış Biçimleri

A. Teşebbüs

İnceleme konusu kabahatun neticelu bir suç olduğu ve fail kendisine yada başkasına yarar sağlamış olduğunda, başka bir deyişle söz konusu yarar failin tasarruf alanına girdiğinde tamamlanacağı belirtilmişti. İşte bu andan önce teşebbüs hükümleri gündeme gelecektir.24 Örneğin, kart kullanılmış ancak yarar sağlanamamışsa suç teşebbüs aşamasında kalır.25 Buna rağmen hesaptaki paranın yada kartın limitinin failin beklediğinden azca olması nedeniyle, failin amaçladığından daha azca yarar elde etmesi halinde, m. 245/1’de öngörülen suç tamamlanmış olur. Öte taraftan, hesapta para olmadığı yada kartta limit bulunmadığı için failin hiç yarar elde edememesi halinde işlenemez suç söz mevzusu olacaktır.26

B. İştirak

Genel iştirak kuralları, başkasına ilişik bir banka yada kredi kartı ile yarar sağlama suçu bakımından da geçerlidir ve bir özellik göstermez. Birden fazla kişi, iştirak halinde, ele geçirdikleri yada elde bulundurdukları başkasına ait bir banka yada kredi kartını kullanarak veya kullandırtarak kendilerine ya da başkalarına çıkar sağlarsa, TCK m. 245/1’den iştiraken sorumlu olacaklardır.

Kartı her ne surette olursa olsun eline geçiren ile bu kartı kullanarak yada kullandırtarak yarar sağlayan farklı kişilerse burada bir ayrım yapılmalıdır. Eğer kartın ele geçirilmesi ayrıca bir suç oluşturuyorsa ve iştirak iradesi bu kabahatu da kapsıyorsa hem kartın ele geçirilmesi için işlenen suçtan hem de m. 245/1’de öngörülen suçtan iştiraken görevli olurlar. Yok eğer iştirak iradesi yalnız 245/1’de öngörülen kabahatu kapsıyorsa, bir tek 245/1’de öngörülen suça iştirakten sorumlu olunacaktır. Eğer kart, suç teşkil etmeyen bir fiille ele geçirilmişse yalnız m. 245/1’de öngörülen suça iştirak söz mevzusu olacaktır.

C. İçtima

Yukarıda da açıklandıği üzere, banka veya kredi kartının ele geçirilmesi yada elde bulundurulması fiili ayrıca bir suç oluşturuyorsa, fail gerçek içtima kuralları ihtarnca hem gerçekleşen o suçtan aynı zamanda TCK m. 245/1’de öngörülen kabahattan dolayı cezalandırılacaktır. Burada bileşik suç hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Zira bileşik suçun söz mevzusu olması için biri ötekinin unsuru veya ağırlaştırıcı sebebini oluşturacak kabahatların kanunda açıkça gösterilmesi gerekir.27 Oysa, söz konusu şart, burada gerçekleşmemiştir.28 Dolayısıyla, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması kabahatu ile kartın ele geçirilmesi için meydana gelen suç (örneğin, hırsızlık, güveni kötüye kullanma, dolandrıcılık, yağma benzer biçimde suçlar) gerçek içtima kurallarınca faile yüklenecektir. Buna nazaran, örneğin, ATM aletine plastik düzenek yerleştirerek kartın sıkışmasını sağlayıp yardım bahanesiyle şifrelerini öğrendikten sonra, kart sahibini şubeye yada yakındaki büfeye göndererek kartı yerinden alıp başka bir bankamatikten kart hamilinin hesabından para çekme olayında fail hem hırsızlık suçundan aynı zamanda m. 245/1’de öngörülen suçtan sorumlu olacak ve gerçek içtima kurallarınca cezalandırılacaktır. Her ne kadar burada dolandırıcılık kabahatunun uygulanması akla gelebilirse de aslına bakarsan ortada hile ile dahi elde edilen bir rıza söz mevzusu değildir. Kart sahibi kartın zilyetliğini faile devretmemiştir. Bu yüzden olayda, TCK m. 245/1’de öngörülen suç ile beraber hırsızlık suçunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.29

Başkasına ilişkin bir banka yada kredi kartı ile yarar sağlama kabahatunun zincirleme suç kurumu yönünden de ayrıca değerlendirilmesi gerekir.30 TCK’nın zincirleme suça ilişkin 43. Maddesinin 1. Fıkrasının ilk cümlesinde “Bir suç işleme sonucunın icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı kabahatun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir.” hükmü yer almaktadır. Aynı fıkranın son cümlesinde ise, mağduru belli bir fert olmayan kabahatlarda da bu fıkra hükmünün uygulanacağı öngörülmüştür. 2. Fıkrada ise, aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek fiille işlenmesi durumunda da birinci fıkra hükmünün uygulanacağı düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde ise, mağduru belli olmayan kabahatlara örnek olarak rüşvet ve çevrenin kasten kirletilmesi kabahatları gösterilmiştir. Ancak söz konusu madde, mağduru belli olmayan suç olarak önde gelen suçlarda zincirleme suçun nasıl uygulanacağı konusunda tereddütlere yol açmaktadır. Zira burada, örneğin rüşvet, çevrenin kasten kirletilmesi şeklinde mağduru belli olmayan suç kapsamında değerlendirilen bir kabahatun bir defa işlenmesi halinde dahi zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin mi; yoksa bu tür kabahatların da ancak birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceğinin mi kastedildiği hakkında farklı değerlendirmeler yapılmıştır.31 Belirtmek gerekir ki zincirleme suç kurumunun ortayüzyılda aynı kabahatun birden fazla işlenmesi halinde verilen çok ağır cezaların hafifletilmesi amacıyla getirilmiş olduğu ve bir fiilden dolayı ancak bir ceza verilebileceğine ilişkin temel ceza hukuku ilkesi göz önünde bulundurularak, söz mevzusu maddenin, mağduru belli olmayan suç olarak değerlendirilen kabahatların da birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği şeklinde yorumlanması uygun olacaktır. Kaldı ki gerekçede mağduru belli olmayan kabahatlara örnek olarak gösterilen rüşvet ve çevrenin kasten kirletilmesi kabahatlarının mağdurunun sırası ile kamu idaresi ve cemiyet olduğu kabul edilince, bir rüşvet alma yada çevreyi kirletme davranışı ile yalnız bir rüşvet ve çevrenin kasten kirletilmesi suçu oluşacak ve dolayısıyla zincirleme suç hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır.32 Daha önce de belirtildiği üzere, başkasına ilişik bir banka yada kredi kartı ile yarar sağlama suçunun mağduru toplumdur. Dolayısıyla, ancak başkasına ilişkin banka veya kredi kartı ile yarar sağlama suçunun birden fazla işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uygulanabilecektir. Buna gore, bir kişiye ilişkin bir banka veya kredi kartı ile aynı işyerinden birden fazla mal veya hizmet alınması yada aynı bankamatikten bir seferde bir miktar para çekilmesi halinde ortada tek bir hareket ve tek bir suç bulunacak ve dolayısıyla zincirleme suç söz mevzusu olmayacaktır. Buna karşın, bir kişiye ait bir banka yada kredi kartı ile farklı işyerlerinden mal yada hizmet alınması ya da farklı zamanlarda para çekilmesi halinde aradan geçen zamanda suç işleme kararında birliğin ortadan kalkıp kalkmadığına bakılmalı, bu birden fazla eylem aynı suç işleme kararına dayanıyorsa zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır. Aynı birey için aynı banka veya farklı bankalar tarafından düzenlenmiş birden fazla kartın kullanılması suretiyle yarar sağlanması halinde de aynı şekilde düşünmek gerekir. Örneğin ele geçirdiği cüzdanın içindeki birden fazla kartı kullanarak aynı bankamatikten para çeken birey, bir defa TCK m. 245/1’de öngörülen suçu gerçekleştirmiş olacaktır. Zira burada tek eylem ve tek suç vardır.33

III. BAŞKALARINA AİT BANKA HESAPLARIYLA İLİŞKİLENDİREREK feyk BANKA yada KREDİ KARTI ÜRETMEK, BÖYLE BİR KARTI SATMAK, DEVRETMEK, SATIN ALMAK yada KABUL ETMEK SUÇU

1. Hukukî mevzu ve Mağdur

Başkasına ilişkin bir banka veya kredi kartı ile yarar sağlama kabahatu incelenirken hukukî mevzu ve mağdur ile ilgili olarak meydana getirilen açıklamalar burada da geçelidir.

TCK m. 245/2’de öngörülen kabahattan zarar görenin ise ek olarak belirlenmesi gerekir. Burada, başkalarına ilişkin banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek feyk banka veya kredi kartı üretmek, bu şekilde bir kartı satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek söz konusu olduğundan ve hemen hemen bu kart da kullanılmamış olduğundan, kabahattan zarar gören, kartın taşıyıcısı değil, kartı çıkarma yetkisine haiz banka veya kredi kuruluşudur.34

2. Maddî mevzu

TCK m. 245/2 ‘de öngörülen kabahatun maddî konusu, banka kartları yada kredi kartlarıdır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 3-d maddesi uyarmanca banka kartı, mevduat hesabı veya özel carî hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı; 3-e maddesi uyarınca ise kredi kartı, nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı yada nakit çekme olanağı elde eden basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını ifade eder. Dolayısıyla, 5464 sayılı kanunda yer edinen banka kartı ve kredi kartı tanımının kapsamına girmeyen çalgılar, bu suçun maddî konusunu oluşturamaz.35 Örneğin şirketler tarafından çalışanlarına yemek yemeleri için verilen kartlar veya mağazalar tarafınca müşterilerine puan toplamaları ve birtakım avantajlar elde etmeleri için verilen kartlar bu kapsamda değerlendirilemez.

3. Maddî Unsur

A. Başkalarına ilişik Banka Hesaplarıyla İlişkilendirilerek feyk Banka yada Kredi Kartı Üretmek, bu şekilde Bir Kartı Satmak, Devretmek, Satın Almak yada Kabul Etmek

Başkalarına ilişik banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka yada kredi kartı üretmek, bu şekilde bir kartı satmak, devretmek, satın almak yada kabul etmek suçu, aslında bir tür belgede sahtecilik suçudur.36 Zira banka veya kredi kartları ceza hukuku yönünden belge niteliğindedir.37

Bu suçun maddi unsurunun oluşması için, maddede seçimlik olarak sayılan hareketlerin konusunu oluşturan banka yada kredi kartının başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Başkalarına ait hesaplarla ilişkilendirmeksizin sayılan hareketlerden birinin yapılması, bu kabahatu oluşturmayacaktır.38

Bu suçun maddî unsurunun oluşması bakımından ya baştan sahte bir kart oluşturulmalı veya geçerli bir kart üzerinde değişimler yapılarak kart sahte hale getirilmeli yada böyle bir kart satılmalı, devredilmeli, satın alınmalı veya kabul edilmelidir.

Belirtmek gerekir ki burada seçimlik hareketli bir suç söz mevzusudur. Dolayısıyla, fıkrada sayılan davranışlardan birden fazlasını birlikte meydana getiren (örneğin bu şekilde bir kartı hem üreten aynı zamanda satan) fert, yalnız bir kez TCK m. 245/2’de öngörülen kabahattan dolayı cezalandırılacaktır.39 Örneğin düzmece bir kart üreten ve daha sonrasında bu kartı satan kişiye bir kez TCK m. 245/2 uygulanacaktır.

TCK m. 245/2’de “Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek feyk banka yada kredi kartı üreten, satan, devreden, müşteri veya gören fert”nin cezalandırılacağı öngörüldüğünden, bireyin gerçeğe aykırı bilgilerle bankaya başvurarak sahte bir kart oluşturulmasını sağlaması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır. Zira fıkrada açıkça sahteciliğin bizzat fail tarafınca yapılması aranmaktadır. Böyle bir durumda, gerçeğe aykırı bilgiler kullanarak gerçek dışı kart çıkarılmasını elde eden ferdin fiili, TCK m. 245/2 kapsamında değil; duruma göre dolandırıcılık veya 5464 sayılı kanunun 37/2. Maddesinde öngörülen gerçeğe aykırı beyan, sözleşme ve eki belgelerde sahtecilik kabahatu kapsamında değerlendirilir.40

B. Suçun Tamamlanma Anı

Bu suçun oluşması için başkalarına ilişkin banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek düzmece bir banka yada kredi kartı üretilmesi veya bu şekilde bir kartın satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi gerekli ve yeterlidir. Söz mevzusu suçun gerçekleşmesi için ayrıca kartın kullanılması veya herhangi bir sonucun gerçekleşmesi aranmamaktadır. Dolayısıyla, failin başkalarına ilişkin banka hesaplarıyla ilişkilendirerek düzmece banka veya kredi kartı üretmesi, böyle bir kartı satması, devretmesi, satın alması yada kabul etmesi sonucunda bir yarar elde etmiş olup olmamasının kabahatun tamamlanması bakımından bir önemi yoktur. Fıkrada sayılan davranışlardan bir yada birkaçının gerçekleştirilmesi, suçun oluşması bakımından yeterlidir. Dolayısıyla, araştırma konusu suç, sırf davranış suçudur. Bununla birlikte davranışın parçalara bölünebildiği durumlarda bu kabahata teşebbüs mümkün olabilir.41

4. Tinsel Unsur

Bu suç da bir tek kastla işlenebilen bir kabahattur. Genel kast yeterlidir. Özel kast aranmaz. Kastın varlığından söz edebilmek için, genel kast kuralları uyarınca, failin kastının fiilin tüm unsurlarını kapsaması gerekir. Başka bir deyişle fail, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek feyk banka veya kredi kartı üretmek, böyle bir kartı satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek bilinç ve iradesine haiz olmalıdır.

5. Suçun Ortaya Çıkış Biçimleri

A. Girişim

TCK m. 245/2’de öngörülen suçun, sırf davranış kabahatu olduğu ve ancak davranışın parçalara bölünebildiği durumlarda bu kabahata girişimün mümkün olduğu belirtilmişti. Teşebbüs aşamasına varmayan davranışlar ise, elbet hazırlık hareketi kapsamında değerlendirileecektir. Örneğin faillerin kart kopyalamak için ATM aletine düzenek yerleştirip beklemeye koyuldukları sırada henüz herhangi bir kart kopyalamadan yakalanmaları halinde TCK m. 245/2’de öngörülen kabahata teşebbüs söz konusu olmayacaktır. Zira burada belirtilen davranışlar hazırlık hareketi mahiyetindedir.

B. İştirak

Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretmek, bu şekilde bir kartı satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek suçu iştirak bakımından bir özellik arz etmez. Genel iştirak kuralları burada da geçerlidir. Bu bakımdan, örneğin kartı üretenle satan veya devreden farklı kişilerse bunlar m. 245/2’de öngörülen suçtan iştiraken sorumlu olurlar. Ancak aralarında iştirak iradesi yoksa herbiri kendi fiilinden sorumlu olacaktır.

C. İçtima

sahte kart üreten veya kart üzerinde sahtecilik icra eden ferdin ayrıca belgede sahtecilik kabahatundan da görevli tutulup tutulmayacağı sorusu akla gelebilir. Ancak, daha önce de belirttiğimiz benzer biçimde, burada özel bir tür belgede sahtecilik söz konusu olduğundan, failin ayrıca belgede sahtecilik suçundan da cezalandırılması mümkün değildir.42

TCK m. 43/1’in son cümlesi, başkasına ilişik banka veya kredi kartını kullanarak yarar sağlama suçu kısmınde, konuyla ilgili olduğu ölçüde, incelenmişti. Orada meydana getirilen değerlendirmeler burada da geçerlidir. Dolayısıyla tek bir sahte kart üretme veya böyle bir kartı satma, devretme, satın alma yada kabul etme davranışı halinde bir suç gerçekleşmiş olacak ve bu nedenle zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Birden fazla feyk kart oluşturulması veya birden fazla kart üzerinde sahtecilik yapılması halinde ise, zincirleme suç için gerekli diğer koşullar da varsa, zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. Zira bu kabahatun mağduru toplum olarak kabul edildiğinden kartların farklı kişilere ilişkin olması veya farklı banka veya kredi kuruluşları tarafından çıkarılmış olmasının zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına bir etkisi yoktur.43

IV. Sahte OLUŞTURULAN yada ÜZERİNDE SAHTECİLİK YAPILAN BİR BANKA veya KREDİ KARTINI KULLANMAK SURETİYLE YARAR SAĞLAMAK SUÇU

1. Hukukî konu ve Mağdur

Başkasına ilişkin bir banka yada kredi kartı ile yarar sağlama kabahatu bahsinde hukukî konu ve mağdur ile ilgili olarak yapılan açıklamalar burada da geçelidir.

TCK m. 245/3’te öngörülen ipotez bakımından suçtan ziyan olan ise, TCK m. 245/1’de olduğu şeklinde somut olayın koşullarına bakılarak belirlenir. Dolayısıyla, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik meydana getirilen bir banka veya kredi kartının kullanılması neticesinde ilgili banka yada kredi kurumunun mu yoksa ilgili bireyin mi yoksa her ikisinin birlikte mi malvarlığında bir azalma olduğuna bakılmalı ve suçtan ziyan olan buna göre belirlenmelidir.

2. Maddî konu

feyk oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiye yarar sağlamak suçunun maddî konusu, başkasına ilişik bir kart ile yarar sağlama suçunun maddî mevzusu ile aynıdır ve yukarıda incelendiğinden burada ek olarak ele alınmayacaktır.

3. Maddî Unsur

sahte oluşturulan yada üzerinde sahtecilik meydana getirilen bir banka yada kredi kartını kullanmak suretiye yarar sağlamak suçunun maddî unsuru, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik meydana getirilen bir banka yada kredi kartının kullanılması suretiyle yarar sağlanmasından ibarettir.

A. Feyk Oluşturulan veya Üzerinde Sahtecilik yapılan Bir Banka yada Kartını Kullanmak

düzmece oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka yada kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçu, esasen TCK m. 245/2’de düzenlenen ipotezle yakından ilgilidir. Zira TCK m. 245/2’de öngörülen türde bir kartın kullanılması suretiyle yarar sağlanması halinde m. 245/3’te öngörülen suç gerçekleşmiş olur.

Ancak TCK m. 245/2’de öngörülen suçtan farklı olarak, kullanılan düzmece kart üzerindeki sahteciliğin ne olursa olsun bizzat fail tarafından veya failin iştirak içinde olduğu birisi tarafınca yapılmış olması gerekmez. Düzmece kart oluşturma yada kart üzerinde sahtecilik yapma fiili, bizzat failin tarafınca veya failin iştirak halinde olduğu birisi tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği gibi, faile tamamen yabancı bir fert tarafından da gerçekleştirilmiş olabilir. Dolayısıyla, bir ferdin ele geçirdiği başkasına ait nüfus cüzdanını kullanarak banka görevlilerince basımını sağladığı kredi kartını kullanarak yarar sağlaması halinde TCK m. 245/3’te öngörülen suç söz mevzusu olacaktır.44

düzmece oluşturulan yada üzerinde sahtecilik yapılan kartı kullanan kişi, bu sahte kart oluşturma veya kart üzerinde sahtecilik yapma fiillerine iştirak etmemişse, ortada bir sorun yoktur ve yalnız TCK m. 245/3’te öngörülen kabahattan dolayı cezalandırılır.

Ancak sahte bir kart oluşturmuş veya mevcut bir kart üzerinde sahtecilik yapmış ve peşinden bu kartı kullanmak suretiyle yarar sağlamış kişinin bir tek TCK m. 245/3’ten dolayı mı yoksa hem m. 245/2’de öngörülen suçtan hem de m. 245/3’te öngörülen suçtan dolayı gerçek içtima kuralları uyarınca mı cezalandırılacağı problemi üzerinde durmak gerekir. Bilindiği üzere, sahtecilik fiillerinin hedefi gene bizzat sahteciliğin kendisi değildir. Hemen her vakit sahteciliğin ötesinde bir amaca ulaşmak için sahtecilik yapılır.45 bu yüzden sahte belge oluşturduktan sonrasında bu sahte belgeyi kullanan birey, hem sahte belge düzenlemekten aynı zamanda feyk belge kullanmaktan dolayı cezalandırılmaz.46 Burada da aynı şekilde düşünmek uygun olacaktır. Dolayısıyla, düzmece kart oluşturan yada kart üzerinde sahtecilik meydana getiren birey, daha sonra bu kartı kullanarak yarar sağlayacak olursa, bir tek TCK m. 245/3’te öngörülen kabahattan dolayı cezalandırılmak gerekecektir.47 Nitekim TCK m. 245/3’te öngörülen cezanın m. 245/2’de öngörülen cezadan fazla olması da bu görüşü destekler niteliktedir. Düzmece kart oluşturan yada kart üzerinde sahtecilik icra eden kişi ile bu kartı kullananarak yarar elde eden bireyin aynı olmaması fakat aralarında iştirak iradesi bulunması halinde ise, mevzu genel iştirak kuralları çerçevesinde değerlendirilmeli ve söz mevzusu kişiler TCK m. 245/3’te öngörülen suça iştirakten sorumlu tutulmalıdırlar. Sadece bunlar arasında iştirak iradesi yoksa, feyk kartı üreten, satan, satın alan, devreden birey TCK m. 245/2’den; bu kartı kullanarak yarar elde eden birey ise TCK m. 245/3’te öngörülen suçtan dolayı cezalandırılır.48

Buradaki kullanma, tıpkı TCK m. 245/1’de öngörülen suçta olduğu benzer biçimde, kartın amacı doğrultusundaki kullanmalardır. Kartın amacı doğrultusunda olmayan kullanmalar, bu suçun maddî unsurunu oluşturmayacaktır.

B. Bu Kullanım ile Yarar Sağlamak

245/3’te düzenlenen suç, neticelu bir suçtur. Suç, yarar sağlandığında tamamlanır. Ancak, her ne kadar maddede açıkça öngörülmüş olmasa da bu yararın mutlaka faile ilişkin bir yarar olması şart değildir. Failden başka bir üçüncü fert lehine yarar sağlanması halinde de söz konusu şart gerçekleşmiş olur.

Buradaki yararın kartın amacı doğrultusunda kullanılması sonucu elde edilen bir yarar şeklinde anlaşılması gerekir. Dolayısıyla buradaki yarar, ekonomik bir yarardır. Zira kartın kullanım amacı doğrultusunda kullanılması sonucunda sadece ekonomik bir yarar elde edilebilir.

Feyk oluşturulan yada üzerinde sahtecilik meydana getirilen bir banka yada kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlamak suçunun oluşabilmesi için, yararın elde edilmesi, kartın kullanılmasının sonucu olmalıdır. Yararın elde edilmesi ile kartın kullanılması içinde direkt bir illiyet bağı yoksa, TCK m. 245/3’te öngörülen suç söz konusu olmayacaktır.

C. Kabahatun Tamamlanma Anı

TCK m. 245/3’te öngörülen suç, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan kart kullanılmak suretiyle yarar elde edilmiş olduğu anda tamamlanır.

4. Suçun Ortaya Çıkış Biçimleri

A. Teşebbüs

İnceleme mevzusu kabahatun feyk oluşturulan yada üzerinde sahtecilik yapılan kart kullanılmak suretiyle bir yarar elde edildiği anda tamamlanacağı belirtilmişti. Dolayısıyla, bu suç sonuçlu bir suçtur ve teşebbüs mümkündür.49

ancak belirtmek gerekir ki feyk bir kartı her ne surette olursa olsun ele ge çirmiş olmak yada elde bulundurmak, başlı başına bu suçun icra hareketlerine başlandığı anlamına gelmez. İcra hareketleri, kartın kullanılmasına yönelik hareketlere başlandığında gündeme gelecek ve sadece bu aşmada girişim söz mevzusu olabilecektir. 50

B. İştirak

düzmece oluşturulan veya üzerinde sahtecilik meydana getirilen bir banka yada kredi kartını kullanmak suretiyle yarar sağlama suçu, iştirak bakımından fazla bir özellik göstermez. Ancak belirtmek gerekir ki, daha önce de değinildiği üzere, sahte kart oluşturan veya kart üzerinde sahtecilik yapan fert ile bu kartı kullananarak yarar sağlayan kişinin aynı olmaması halinde bu kişiler arasında iştirak iradesinin bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Eğer söz mevzusu kişiler içinde iştirak iradesi mevcutsa, bunlar genel iştirak kurakkarı uyarınca, TCK m. 245/3’te öngörülen kabahata iştirakten sorumlu tutulmalıdırlar. Ancak aralarında iştirak iradesi yoksa, sahte kartı üreten, satan, satın alan, devreden birey TCK m. 245/2’de öngörülen kabahattan; bu kartı kullanarak yarar sağlayan birey ise TCK m. 245/3’te öngörülen suçtan dolayı cezalandırılmalıdır.51

C. İçtima

TCK m. 43/1’in son cümlesine ilişkin olarak daha önce yapılan değerlendirmeler burada da geçerlidir. Düzmece oluşturulan yada üzerinde sahtecilik yapılan kart kullanılarak birden fazla mal veya hizmet alınması durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygylanmayacağının her bir somut olayın koşullarına gore değerlendirilmesi gerekir. Örneğin bir işyerine gidip oradan birden fazla mal alınması durumunda ortada tek bir suçun olduğu kabul edilmelidir. Oysa aynı kartla, suç işleme sonucunda birliği ortadan kaldırmayacak şekilde, farklı işyerlerinden mal alınması halinde ise, zincirleme suç söz konusu olacak ve faile TCK m. 245/3 ve 43’ten dolayı ceza verilecektir.52

"Banka Veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yrd. Doç. Dr. Güneş Okuyucu Ergün'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
09.01.2017 21:26
Tüm Mesajlarına Bak Alıntı ile Cevapla
Yeni Yorum Gönder 


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi

İletişim | Adalet ve Hukuk Forumu | Yukarı Git | İçeriğe Git | Arşiv | RSS Beslemesi